Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1477 E. 2026/1177 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1477
- Karar No
- 2026/1177
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/1477 Esas
KARAR NO:2026/1177
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:27/03/2025
NUMARASI:2022/209 ESAS 2025/109 KARAR
DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ:09/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...nin diğer müvekkili şirketin kurucusu ve ortağı olduğunu, müvekkili şirketin 1992 yılından bu yana yazılım sektöründe önde gelen lider firmalardan biri olduğunu, davalılardan ...'in 1992-2013 yılları arasında müvekkili şirketin küçük ortağı olduğunu, bu davalının diğer davalıları organize ederek müvekkili şirketten ayrıldığını, dava dışı ... firmasını gizli olarak devraldığını, müvekkillerinin uzun yıllar süren ve ciddi emek harcayarak programladığı, eser sahibi ve mali haklar sahibi olduğu "..." isimli yazılım programını iltibas yaratacak şekilde kaynak kodları, arayüz, tasarım ve iş akışı yönünden aynı olan "..." isimli programı piyasaya sürdüklerini, bunun üzerine Kapatılan Bakırköy 2. FSHHM'nin 2014/75 D.iş sayılı dosyası ile tespit yaptırdıklarını, alınan tespit raporu sonrasında Bakırköy 1. FSHHM'nin 2017/213 (Kapatılan Bakırköy 2. FSHHM'nin 2015/43 esas) esas sayılı dosyası ile davalılar ve dava dışı ... firmasına tecavüzün men'i maddi ve manevi tazminat talepli dava açtıklarını, bu dosya üzerinden ihtiyati tedbir kararı verildiğini, ancak davalıların ısrarla tedbir kararına aykırı hareket ettiklerinden, bu defa davalı ... .... Şti. Firmasını kurarak bu firma üzerinden ... isimli programı sattıklarını, fakat dava dışı ... isimli firma üzerinden fatura kestiklerini beyanla; öncelikle "..." adlı yazılım programının üretim ve satışının durdurulması ile ürünün kopyalanmasına yardımcı vasıtaların kullanımının engellenmesine, dosyanın Bakırköy 1. FSHHM'nin 2017/213 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, eser ve mali hak sahipliğinden kaynaklanan haklarını ihlal ettiğinden tecavüzün tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 100.000 TL manevi tazminatın 1.000 TL maddi tazminatın ve tecavüz süresince elde edilen kâra karşılık olarak şimdilik 1.000 TL'nin davalılardan tahsilini, hükmün ilanını talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların, davayı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na dayandırdıklarını, buna göre çekişmenin konusu olan “...” isimli yazılımın eser olduğunu ve kendilerinin de eser sahibi olduklarını kanıtlamak zorunda olduklarını, davacıların yazılımın eser sayılabilmesi için gerekli ve zorunlu olan sübjektif ve objektif koşulları ortaya koymadıkları gibi, dava dilekçelerinde “...” isimli yazılımın ne içeriği, ne de bu yazılımın eser sahibi olduklarına ilişkin bir beyanda bulunmadıklarını, eser sahipliklerini kanıtlayan bir belge de sunmadıklarını, davacılardan ...’nin dava konusu yazılımın sahibi olduğuna ilişkin bir verinin dosyada bulunmadığını, davacılar eser sahipliğini kanıtlayamadığından davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davalılardan ... .... Şti.’nin tek ortağının müvekkillerinden ... olduğunun görüldüğünü, dolayısıyla diğer gerçek kişi davalılar– ..., ..., ..., ... ve ...'in bu şirketin ortağı ya da iş göreni olmadıklarını, müvekkilleri yönünden açılan davanın da pasif husumet yokluğu yönünden reddinin gerektiğini, aynı şekilde, ...’in sadece davalı ... Şti’nin ortağının olmasının, ona bu davanın yöneltilmesi için yeterli bir gerekçe olmadığını, davanın pasif husumet eksikliği sebebiyle reddinin gerektiğini, davacıların anılan gerçek kişiler aleyhine davayı yöneltmelerinin tek sebebinin dosyayı Bakırköy 1. FSHHM’nin 2017/213 E. sayılı dosyası ile birleştirmeye çalışarak dosyanın sürüncemede bırakmak olduğunu, davacıların somut delillerinin bulunmadığını, talep ve sonuçlarının net olmadığını, bu hususun açıklatılması gerektiğini, dava dilekçesinde sürekli olarak ... Şti. ile dava konusu olay arasında mevcut olmayan bir bağı var gibi göstermeye çalışıldığını, davanın ... şirketi ile bir ilgisi olmadığını bu hususun İstanbul 16. Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nin 11.06.2018 tarihli 2018/690 E. ve 2018/1368 K. Sayılı bozma kararı ile de tespit edildiğini, dava dilekçesinde huzurdaki dava ile alakası olmayan bir Değişik İş dosyasından alınmış ve “...” ile “...” isimli programlar arasında iltibas olabileceğine ilişkin bir bilirkişi raporundan bahsolunarak; dava dışı ... şirketinin yazılımdan bahsedilmişse de, bu yazılım programı ile huzurdaki dava arasında herhangi bir bağ mevcut olmadığını, davacıların, maddi tazminat istemlerini FSEK md. 68’e dayandırdıklarını şimdilik 1.000.00 TL tazminat istediklerini, oysa bu madde ile tazminat öngörülmediğini, davacıların “varsayımsal bedeli”, yani mutad ya da rayiç bedeli belirtmeleri gerekirken, belirtmediklerini, fahiş ve maddi olguyla bedel isteği arasındaki nedensellik ilişkisinin ortaya koyulmadığını beyanla davalarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/12/2019 Tarih 2018/327 E. - 2019/527 K. Kararı, Dairemizin 2020/1379 Esas 2022/1612 Karar 06/10/2022 tarihli kararı ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/209 Esas 2025/109 Karar 27.03.2025 Tarihli kararı:"...Mahkememizce kaldırma ilamı öncesi 22.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda; "...davacının duruşmada ve dilekçelerinde ... isimli programın Tübitak'tan destek aldığını belirttiğini, bu konuda belge sunulmadığını, ancak dosyaya eklenen bilirkişi raporları incelendiğinde Bakırköy 1. FSHHM'nin 2017/213 E sayılı dosyasında bilirkişi raporunun 4. Sayfasında “Tubitak 'ın Mahkeme'ye gönderdiği 24.04.2015 tarihli bilgilendirme yazısında ... isimli yazılımın geliştirilmesine yönelik bir proje başvurusunun olmadığı, ...'ın daha önce desteklenen bir başka projesindeki platformun bu yazılımın geliştirme aşamasında kullanılabileceği değerlendirilerek kurumca desteklenmediği belirtilmiştir.” ifadesine yer verildiğini,...davacı tarafın raporun yazımı aşamasında henüz dosyaya kaynak kodları sunmadığını, ancak dilekçelerinde heyetteki bilgisayar mühendisi bilirkişilerin tespitlerini gerçekleştirdiği Bakırköy 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/75 D.iş dosyası ile Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/213 E. sayılı dosyasına atıfta bulunduklarını, aslında HMK'ya göre bir delili başka bir dosyada sunulması, huzurdaki dosyada yeniden sunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını, her dosyanın birbirinden bağımsız olduğundan, her dosyada iddia sahibi iddiasını destekleyecek delilleri ortaya koyması gerektiğini, her ne kadar dosyamızda kaynak kodlar henüz sunulmamışsa da, Davacı'nın atıfta bulunduğu dosyalardaki delil tespitleri de heyet üyelerince yazıldığından, arşivlerinde bu dosyalardaki kaynak kodlar bulunduğunu ve bu şekilde incelemelerin sürdürülebildiğini... davacı .... Şti.'ne ait “...” isimli yazılımın uzun zaman önce tamamlanmış, piyasaya sürülmüş ve yıllardır satışta olduğu, başka bir eserin haklarını ihlal ettiği yönünde bir iddianın da bulunmadığı, buradan hareketle yazılımın eser niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği, yazılımın destek aldığı Tübitak kayıtlarında, davacı ..."nin adının yazılımcı kadrosu içerisinde geçmediği, bu nedenle davacı ...'nin idari yönetici niteliğinde bir ortak olduğu ve ... isimli yazılımın eser sahibi olan yazılımcı kadrosu içerisinde olmadığı, ... yazılımının daha önceki kaynak kodları ile davalının sunmuş olduğu ... isimli yazılımın kodları incelendiğinde, ...’ın c# dili ile, ...’in ise ... yazılım diliyle üretilmiş olduğu, syntax(yazma kuralları) ve algoritma yapıları bakımından birbirinden farklı olan bu dillerle yazılan iki yazılımın kaynak kod metinlerinde herhangi bir benzerliğin bulunmadığı, tasarımsal öğelerin FSEK’in koruma kapsamı dışında bıraktığı unsurlardan olduğu (FSEK. md. 2/IV), taraflara ait yazılımların ekranları karşılaştırıldığında, ekranlarda benzerliklerin bulunduğu, ancak bu benzerlikte aynı alanda işlev verilmesi ve yaygın kullanılan yazılımsal uygulamaların da etkili olduğu, buradan hareketle tasarımların birbirinden kopyalanmış olduğunun söylenemeyeceği..." sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce kaldırma ilamı sonrası alınan 04/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu bilgisayar programının FSEK kapsamında ilim ve edebiyat eseri mahiyetinde olduğu, bilimsel, teknik ve bilişsel gerçekler muvacehesinde, huzurdaki dava konusu olan yazılım örnekleri arasında tesadüfi benzerlik veya esinlenmeyi aşan, birebir kopyalanmış ve sonrasında, yukarıda izah edilmeye çalışıldığı üzere muhtelif niceliklerinde başkalaştırmaya gidilmek veya eklenti/çıkarımlar yapılmak suretiyle aynılıktan küçük oranda uzaklaşmış olabilecekse de esas unsurları yönünden aynı köke ait, aynı düşünsel etkinliğin ve onu tasarlayanının hususiyetinin tezahürü olduğunun; eldeki bulgular ışığında bilirkişilikte kaim kanaat olduğu, yapılan analiz sonucunda benzerliğin ötesinde bire bir aynılıktan dolayı ... projesinde 711 dosya %90 üzeri benzerlik olduğu ve bu surette eserin kopyalanmış olduğu, eserin kopyalanmış olmasının eser sahibinin mali ve manevi haklarını ihlal edeceği, görüş ve kanaat belirtilmiştir.Mahkememizce kaldırma ilamı sonrası alınan 27/02/2025 tarihli ek raporunda, sayın mahkemece verilen ara kararı gereğince, dosya kapsamı yeniden heyetimizce değerlendirilmiş olup, yapılan inceleme sonucunda kök raporumuzdaki tespitlerimizde bir değişiklik olmadığı ve aynı şekilde tekrar olunduğu, her ne kadar BAM kararında “davalı tarafa ait ... isimli yazılım programının kaynak kodları ve ... isimli programın kaynak kodları ile davacı ... yazılım programının karşılaştırılarak, ... yazılımının önceki yazılımdan bağımsız olup olmadığı, davacının yazılımının kaynak kodlarına tecavüz edilip edilmediğinin belirlenmesi” istenmiş ise de; aynı dilde üretilmiş olmaları hasebiyle halihazırda Kök raporumuzda detayları ile irdelenmiş olan ... ve ... adlı yazılımların AYNILIK düzeyinde olduklarının Kök Raporumuzda tespiti olunduğu ve fakat ... ile ... uygulamalarının farklı dillerde yazılmış olmaları nedeniyle metin tabanlı nicel benzerlik kontrolünün yapılamadığı; davacı yanın, iddialarına konu kıldığı aynılığın, kendi yazılımı ve dosyada dijital medya içinde bulunan davalı yazılımı yönünden hangi modül ve satır aralığında olduğuna dair somut bir sunumda bulunmaksızın, yüksek hacimli kod içeren bütün bir yazılım paketi üzerinde anlamsal ve mantıksal yönden karşılaştırma yapılmasının mümkün olmadığı görüş ve kanaati belirtilmiştir.İstinaf kaldırma ilamında belirtilen eksiklikler giderilmiş ve yukarıda özetlenen 27/02/2025 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı, sunulan deliller, İstinaf kaldırma ilamı ve bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı .... Şti.'ne ait “...” isimli yazılımın uzun zaman önce tamamlanmış, piyasaya sürülmüş ve yıllardır satışta olduğu, başka bir eserin haklarını ihlal ettiği yönünde bir iddianın da bulunmadığı, buradan hareketle yazılımın eser niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği, yazılımın destek aldığı Tübitak kayıtlarında, davacı ..."nin adının yazılımcı kadrosu içerisinde geçmediği, bu nedenle davacı ...'nin idari yönetici niteliğinde bir ortak olduğu ve ... isimli yazılımın eser sahibi olan yazılımcı kadrosu içerisinde olmadığı,dava konusu ile şirketler arasındaki organik bağ ve TMK m. 50 kapsamında davalıların husumet itirazının yerinde olmadığı, ... yazılımının daha önceki kaynak kodları ile davalının sunmuş olduğu ... isimli yazılımın kodları incelendiğinde, ...’ın c# dili ile, ...’in ise ... yazılım diliyle üretilmiş olduğu, syntax(yazma kuralları) ve algoritma yapıları bakımından birbirinden farklı olan bu dillerle yazılan iki yazılımın kaynak kod metinlerinde herhangi bir benzerliğin bulunmadığı, ... adlı yazılımın ... veya ... adlı yazılıma göreceli olarak kod değerlendirmesinin mümkün olmadığı; zira yazılım destekli intihal taramasının ancak aynı dildeki içerikler üzerinde icrasının anlamlı çıktılar üretebileceğinin teknik anlamda tespit olunduğu, dolayısı ile dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre ... adlı yazılımın ... isimli yazılımın devamı niteliğinde olduğunun tespit olunamadığı, tasarımsal öğelerin FSEK’in koruma kapsamı dışında bıraktığı unsurlardan olduğu (FSEK. md. 2/IV), taraflarca hazırlama ilkesine tabi davada davalı yazılımının davacıya ait Sentezli ve yazılımından kopyalandığının tespit edilemediği anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere,
1-Davanın tümden REDDİNE,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Huzurdaki davada dava konusu "..." isimli yazılım programının "..." isimli programın devamı olup olmadığı hususu olduğunu, Her iki programın kaynak kodları incelenmesi gerektiğini, ... ve ... isimli programların karşılaştırmasının yapılması gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırıldığını, İstinaf bozma ilamına konu edilen dosyadaki eksiklikler giderilmeden hüküm kurulması hukuka aykırı olduğunu, nitekim dosyada istinaf bozma ilamı sonrası alınan bilirkişi ek raporunda ... ve ... isimli programların farklı dilde yazılmış olması sebebiyle kaynak kodlarının karşılaştırmasının yapılamayacağı belirtilirken, diğer yandan da bu karşılaştırmanın derinlemesine bir araştırma gerektiğinden bahisle karşılaştırma yapamadıkları beyan edildiğini, Oysa taraflarınca bir başka yerel mahkeme dosyası arasında yer alan kaynak kodlar temin edilerek dosyaya ibraz edildiğini, Bilirkişilerin hangi satır ve modül aralığında benzerlik olduğuna dair tarafımızdan görüş sunulması gerektiğine dair tespitinin yersiz olduğunu, zira bu bilirkişinin uzmanlık alanı olup, söz konusu karşılaştırmanın taraflarınca yapılabilmesinin olanaksız olduğunu, Bilirkişiler adeta "bu iş çok çaba ve emek gerektirir" deyip yeterli incelemeyi yapmaktan kaçındıklarını, farklı bir heyetten rapor alınması taleplerinin ise hiç bir gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığını, Zira raporda bir yandan bir eserin farklı dilde yazılmasının o eseri farklı kılmayacağından söz edilmiş, diğer yandan işin detaylı inceleme gerektirdiğinden bahsedilirken, bu tür bir araştırmanın da davacı lehine delil toplamak anlamına geleceğinden bahsedildiğini, Öte yandan gerek Bakırköy 2. FSEK Mahkemesinin 2014/75 Değişik İş dosyasından alınan bilirkişi raporunda gerekse istinaf bozma ilamı sonrasında alınan kök raporda ... programının dava konusu ... programının birebir kopyası olduğu tespit edildiğini ve Bakırköy 2. FSEK Mahkemesinin 2015/43 E. Sayılı dosyasından ... programının kullanımının, satışının durdurulmasına dair tedbir kararı verildiğini, fakat davalılar bu tedbire de aykırı hareket ederek programın satışına ve kullanımına devam ettiklerini, taraflarınca Nisan/2017 yılında disiplin hapsi talebiyle Bakırköy 2. FSEK Mahkemesine müracaat neticesinde, Ağustos 2017'de söz konusu ... Şirketi kurulmuş ve ... programının satışı başladığını, Oysa günümüz teknolojisinde dahi bir yazılım programının yazılması, hazırlanması, çeşitli deneme ve kontrollerden geçerek satışa hazır hale gelmesi, alt yapısının oluşturulması en az 6-7 yıl sürdüğünü, şahısların 2017/Nisan ayına kadar halen ... programını kullandıkları Bakırköy 2. FSEK Mahkemesi dosyası ile sabit olduğunu, 2017/Ağustos ayında, 2-3 aylık zaman zarfı içerisinde bu nitelikteki bir programın sıfırdan hazırlandığı ve satışa hazır hale getirildiği iddiası hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, söz konusu program tamamen ... programının farklı dilde ve fakat aynıyla kopyalanarak, sırf mahkemenin tedbir kararını delmek amacıyla oluşturulduğunu, Müvekkili ...'nin eser sahibi olamayacağı yönündeki tespitlere bakıldığında tarafsız tespitler olmadığının görüleceğini,. Müvekkil ... 20 yıldan uzun süredir faaliyet gösteren ve sektörde öncü firma konumuna gelen şirketin kurucusudur ve bilgisayar mühendisi olarak tüm yazılımlara katkı sağladığını, Müvekkili ... ... isimli programa ait ilk kodları ve algoritmaları yazan kişi olduğunu, Programın %70-80 mantığı onun yapmış olduğu algoritma ve metodlardan oluştuğunu, bu haliyle programa katkısının son derece büyük olduğu tartışmasız olduğundan, müvekkili şirketin sahibi ve tek yetkilisi olduğundan, söz konusu mali hakların ihlali sebebiyle kendisinin de doğrudan zarar gördüğü hususunda en ufak bir tereddüt bulunmadığından eser sahibi olduğunu, Müvekkili şirkete ait ... programının da kodlarını bizzat müvekkilinin yazdığını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, FSEK'ten kaynaklanan hakların ihlali iddiasına dayalı tecavüzün tespiti, men'i, FSEK 68. Ve 70/3. maddesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından yukarıda özetlendiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Kaldırma ilamı sonrası alınan 04/03/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Dava konusu bilgisayar programının FSEK kapsamında ilim ve edebiyat eseri mahiyetinde olduğu, bilimsel, teknik ve bilişsel gerçekler muvacehesinde, huzurdaki dava konusu olan yazılım örnekleri arasında tesadüfi benzerlik veya esinlenmeyi aşan, birebir kopyalanmış ve sonrasında, yukarıda izah edilmeye çalışıldığı üzere muhtelif niceliklerinde başkalaştırmaya gidilmek veya eklenti/çıkarımlar yapılmak suretiyle aynılıktan küçük oranda uzaklaşmış olabilecekse de esas unsurları yönünden aynı köke ait, aynı düşünsel etkinliğin ve onu tasarlayanının hususiyetinin tezahürü olduğunun; eldeki bulgular ışığında bilirkişilikte kaim kanaat olduğu, yapılan analiz sonucunda benzerliğin ötesinde bire bir aynılıktan dolayı ... projesinde 711 dosya %90 üzeri benzerlik olduğu ve bu surette eserin kopyalanmış olduğu, eserin kopyalanmış olmasının eser sahibinin mali ve manevi haklarını ihlal edeceği, görüş ve kanaat belirtilmiştir.
Kaldırma ilamı sonrası alınan 27/02/2025 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; A. Sayın mahkemece verilen ara kararı gereğince, dosya kapsamı yeniden heyetimizce değerlendirilmiş olup, yapılan inceleme sonucunda kök raporumuzdaki tespitlerimizde bir değişiklik olmadığı ve aynı şekilde tekrar olunduğu, B. Her ne kadar BAM kararında “davalı tarafa ait ... isimli yazılım programının kaynak kodları ve ... isimli programın kaynak kodları ile davacı ... yazılım programının karşılaştırılarak, ... yazılımının önceki yazılımdan bağımsız olup olmadığı, davacının yazılımının kaynak kodlarına tecavüz edilip edilmediğinin belirlenmesi” istenmiş ise de; aynı dilde üretilmiş olmaları hasebiyle halihazırda Kök raporumuzda detayları ile irdelenmiş olan ... ve ... adlı yazılımların AYNILIK düzeyinde olduklarının Kök Raporumuzda tespiti olunduğu ve fakat ... ile ... uygulamalarının farklı dillerde yazılmış olmaları nedeniyle metin tabanlı nicel benzerlik kontrolünün yapılamadığı; davacı yanın, iddialarına konu kıldığı aynılığın, kendi yazılımı ve dosyada dijital medya içinde bulunan davalı yazılımı yönünden hangi modül ve satır aralığında olduğuna dair somut bir sunumda bulunmaksızın, yüksek hacimli kod içeren bütün bir yazılım paketi üzerinde anlamsal ve mantıksal yönden karşılaştırma yapılmasının mümkün olmadığı, görüş ve kanaati belirtilmiştir.Davacılar tarafından; Davacı müvekkillerinin "..." isimli bilgisayar programının eser sahibi olduklarını, davalılardan ...'in müvekkillerinin eski çalışanı olduğunu, müvekkiline ait yazılımının kaynak kodlarını kopyalayarak "..." isimli yazılım programının önce ... şirketi üzerinden üretim ve satışını yaptıklarını, müvekkillerinin Bakırköy 1. FSHHM'nin 2017/213 Esas sayılı dosyası ile dava açıp tedbir kararı alındıktan sonra, aynı programın devamı niteliğinde olan "..." yazılım programının üretilerek satıldığının ileri sürülerek huzurdaki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince her ne kadar yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yazılıma ilişkin kaynak kodların USB bellek içerisinde davacı tarafından dosyaya sunulmasına karşın, Dairemiz'in 06.10.2022 tarihli kaldırma ilamında belirtildiği şekilde Bakırköy 1. FSHHM'nin 2017/213 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporlarının değerlendirilmediği, yazılımın destek aldığı Tübitak kayıtlarının dosyaya getirtilmediği gibi sunulu bilirkişi raporunda "yazılımlar arasında dil farklılığı nedeniyle metin tabanlı intihal testinin başarıya ulaşamadığı, yazılım destekli intihal taramasının ancak aynı dildeki içerikler üzerinde icrasının anlamlı çıktılar üretebileceği, iki yazılımda bu yönden aynılık tespitinin ancak derin “araştırma” ve analiz sonucunda elde edilebileceği, iddia sahibi davacı yanın, dosyada halihazırda sunulu olan davalı kodu üzerinde modül adı ve satır aralıkları vermek suretiyle somut dayanakları olmadıkça bilirkişiliğin taraf yerine böylesi bir araştırmayı icra edemeyeceği" tespit ve değerlendirmelerinde bulunduğu görülmekle, 6100 sayılı HMK 31. ve 143. Maddeleri gereği davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacı tarafa bilirkişi raporunda belirtilen eksiklikleri tamamlamak üzere kesin süre verilmesi ve neticesine göre ek bilirkişi raporu ya da yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alarak, sunulu tüm deliller değerlendirilmek suretiyle inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının KALDIRILMASINA, gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, Karar kaldırma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK nın 353/ 1- a-6 maddesi gereğince kısmen KABULÜNE,
2-İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27.03.2025 Tarih ve 2022/209 Esas, 2025/109 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,
4-Karar kaldırma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacılara iadesine,
6- İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 170,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.853,10 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.09/07/2026