Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1530 E. 2026/1065 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1530
- Karar No
- 2026/1065
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/1530 Esas
KARAR NO:2026/1065
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:19/12/2024
NUMARASI:2024/90 Esas, 2024/235 Karar
DAVANIN KONUSU:Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
KARAR TARİHİ:01/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait olan ... markalarının ilk olarak 1996 yılında sakız, çikolata ve şekerleme ürünleri ile 1926 yılından beri sürdürdüğü faaliyetleri ile ... A.Ş. tarafından yaratılıp tasarlandığını, ... markalarının tek ve gerçek sahibi olduklarını, ... esas unsurlu markaların ilk olarak 18/03/2009 tarihinde ve ... sayı ile TürkPatent nezdinde tescil ettirildiğini, müvekkili adına ... ibareli çok sayıda tescilli marka olduğunu, Türkiye’nin yanı sıra dünya çapında da tanınmış olan ... ibareli markalarının WIPO nezdinde de toplam 41 ülkede tescilli olduklarını, davalıların müvekkilinin ilgili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlamak suretiyle tamamen kötüniyetli olarak müvekkiline ait ... markasını özgün şekilde yarattıkları yazım stili ve renkleri ile birlikte ve renklerin sıralaması dahi bire bir olacak şekilde ... olarak kopyalayıp tescilsiz kullandıklarını, davalılardan ...’ya ait ... ve ... sayılı tescillerinin de kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalıların ... markalarına ilişkin hukuka aykırı ve kötü niyetli kullanımlarının müvekkili marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespiti ile bu eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı ... adına kayıtlı ... ve ... sayılı kötü niyetli ... marka tescillerinin SMK m.6/9, 6/5 ve 6/6 uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkine kararının verilmesi
talep ve dava edilmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ... AŞ.’den markaların devralınmasına ilişkin işleminin TTK 356 hükmüne aykırı olduğunu, davacı markaların sahibi olmadığından marka hakkına istinaden işbu davayı açmasının mümkün olmadığını, davacı ürünü açısından ... ibaresinin orijinal olmadığını, davacı dışında çok sayıda kişinin alan adı olarak dahi ... ibaresini davacıdan çok önce
kullandığını, davacının dava konusu ettiği renkler ve stil ile ilgili olarak 2009’dan beri markanın
tescilli olduğuna ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğunu, ... adına kayıtlı ... sayılı ... markasının faaliyette bulunduğu tekstil alanı ile ilgili 25. sınıfta yer alan emtialar için tescil ettirildiğini, 19/11/2015 koruma tarihli ... markasının da 35. sınıf için tescilli olduğunu ve SMK m.7 kapsamında tescilli markalarına istinaden müvekkilinin markalarının kullanıldığını, markaların tescilli olduğu sürece haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin söylenemeyeceğini, SMK m.155/2 uygulanmasının mümkün olmadığını, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, ... markasının davacının markasından önce müvekkili tarafından tescil ettirildiğini, davacı markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetler ve tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekilinin istinafı üzerine ilk derece mahkemesince verilen bu karar; Dairemizin 2022/1274 E. - 2024/778 K. sayılı ilamı ile kaldırılmıştır.İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sırasındaki önceki beyanlarını tekrar ederek; dosya kapsamında tanzim olunan 04/08/2020 ve 06/10/2021 tarihli bilirkişi raporları dikkat ve değerlendirmeye alınmadan, iki rapor ile 19/03/2021 tarihli raporun arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, ilk derece mahkemesi kararında, İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi'nin 2022/1274E. ve 2024/778K. sayılı kaldırma kararı yönünden hiçbir değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i istemi ile marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.İlk derece mahkemesinin davanın kabulüne dair 2021/112-42 E-K.sayılı kararı; Dairemizin 2022/1274 E. - 2024/778 K. sayılı ilamı ile; davalı ... adına TPMK nezdinde ... numarası ile tescilli markanın 11/10/2012 tarihinde tescil edildiği, davanın ise 12/07/2019 tarihinde açıldığı halde, söz konusu markaya ilişkin hükümsüzlük davasının süresinde açılıp açılmadığı; markaya tecavüz iddiası yönünden de, ... numaralı markaya karşı davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayıp uğramadığı; yine kabule göre davacı kümülatif korumadan yaralanamayacağından, eylemin hem marka hakkına tecavüz hem de haksız rekabete neden olduğu yönündeki gerekçesi yerinde görülmediği gerekçesiyle kaldırılmıştır.İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; "davaya konu ve davacının sonradan tescil sahibi olduğu markanın ülkemizdeki kullanım durumu gözetildiğinde, ... ibaresinin 2000'li yılların başından beri markasal olarak Türkiye sınırları içerisinde yaygın olarak kullanıldığı, her ne kadar dosya kapsamında alınan ilk ve son raporlarda davacı tarafından dosyaya sunulan ambalaj, reklam görsellerinin tarihlerinin net olmadığına dair bilirkişiler görüş bildirmiş iseler de, delillerin incelenmesinde davacı tarafından sunulan görsellerin üzerinde tarih bulunduğu gibi, dava dışı ... A.Ş. tarafından ... numara ile marka başvurusunda bulunulduğu, ... Gıda'nın katılmış olduğu fuar ve organizasyonlarda ... markalı ürünlerinde bulunduğu ve ödül alan ürünler arasında sergilendiği, ... ibareli ürünlerin ... A.Ş. tarafından satışa sunulduğu tarihlerde bu ürünlerin bakkal, market vb. yerlerde satışa sunulduğu da bilinen bir gerçek olup markanın özellikle çocuklar ve ebeveynleri bakımından ciddi bir ayırt ediciliği olduğu, Türkiye çapında tanınmış bir marka olduğu gözetilerek bu husuta 19/03/2021 tarihli rapordaki tespitlere itibar edildiği, diğer raporlardaki tanınmışlığa ilişkin yapılan tespitler yukarıda açıklanan nedenler mucibince yerinde görülmediği ve dava konusu ... ibareli markanın davalının tescilli markalarının başvuru tarihlerinde tanınmış bir marka olduğu, tarafların marka ibareleri karşılaştırıldığında yukarıda belirtildiği üzere davaya dayanak davacı markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı markalarının da "..." ibaresinden oluştuğu, marka ibareleri yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının fiili olarak "..." ibaresini her bir harf farklı renkte olacak şekilde renklendirme yaparak kullandığı, bu renklendirme şekliyle "..." ibaresinin ... numaralı markada tescil edildiği, dosyaya sunulan deliller ve raporlardaki tespitlerden davalı tarafça kullanımların davacı adına tescilli markası ve kullanımındaki gibi sıralaması aynı şekilde aynı veya benzer renklerle harflerin renklendirilerek kullanıldığı, tarafların kullanımlarının çocuk ürünlerine ilişkin olduğu, çocuklara hitap edildiği, davalının yukarıda belirtilen şekilde kullanımlarının karıştırılma ihtimalini arttırdığı, yukarıda açıklandığı üzere ... ibareli markanın davalının tescilli markalarının başvuru tarihlerinde tanınmış bir marka olduğu, davalının fiili kullanımlarının davacı adına tescilli markası ve fiili kullanımı yönünden ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde davalının marka başvurusunun kötüniyetli olduğu yönünde kanaat oluştuğu tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde 6769 sayılı SMK'nun 6/5 ve 6/9 maddeleri kapsamında hükümsüzlük koşullarının bulunduğu, davalı markalarının tescilli olduğu sınıf, ürün ve hizmetler, davacı markasının tescilli olduğu sınıf, ürün ve hizmetlerden farklı olsa da 6/5 ve 6/9 maddeleri kapsamında tescilli olan ürün ve hizmetlerin aynı veya benzerliğine bakılmaksızın hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiği, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden değerlendirme yapıldığında yukarıda açıklandığı üzere davacı markasının tanınmış marka olduğu, davalının fiili kullanımlarının davacı adına tescilli markası ve fiili kullanımı yönünden ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, tarafların kullanımlarının çocuk ürünlerine ilişkin olduğu, çocuklara hitap edildiği, davacı adına tescilli markası ve fiili kullanımı yönünden ayırt edilemeyecek kadar benzer şekildeki davalının fiili kullanımlarının ve hitap edilen tüketici kitlesinin aynı olmasının karıştırılma ihtimalini arttırdığı, davalı markalarının tescilli olduğu sınıf, ürün ve hizmetler, davacı markasının tescilli olduğu sınıf, ürün ve hizmetlerden farklı olsa da 6769 sayılı 7/2-c maddesinde "Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması." düzenlendiği şekilde davalı kullanımlarının tecavüz oluşturacağı, davalı adına tescilli markalar bulunsa bile 6769 sayılı SMK'nun 155.maddesi kapsamında davacı markalarının başvuru ve tescil tarihi önce olduğundan savunma olarak ileri sürülemeyeceği, davalının marka hakkına tecavüz oluşturan kullanımlarının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/5691 Esas 2024/1745 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere 6102 sayılı TTK'nun 55/4 maddesi kapsamında haksız rekabet de oluşturacağı, yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere davalının marka başvurusu ve tescilinin kötüniyetli olduğu yönünde değerlendirme yapıldığı bu nedenle 6769 sayılı SMK'nun 25/6 maddesinde düzenlenen beş yıllık hak düşürücü sürenin aynı madde kapsamında somut olayda uygulanamayacağı, yine kötüniyetli başvuru, tescil ve kullanımın tespiti kapsamında sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğranıldığı yönünde değerlendirme yapılamayacağı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kaldırma kararı öncesi yapılan yargılama sırasında, 22/06/2021 tarihli duruşmada verilen 1 no'lu ara karar ile; dosya kapsamında alınan raporlar arasında çelişki bulunduğu gözetilerek, dosyanın mahkemece resen seçilecek bir marka vekili, bir marka ve haksız rekabet alanında uzman akedemisyen, bir gıda ve oyuncak sektörü ve bir tekstil sektörü bilirkişisine tevdii ile, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi maksadıyla bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş, bu ara karar doğrultusunda, bilirkişi heyeti tarfından 06/10/2021 tarihli rapor dosyaya sunulmuştur.İlk derece mahkemesince 08/04/2020 ve 19/03/2021 tarihli bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu belirtilerek, çelişkilerin giderilmesi için alınan 06/10/2021 tarihli 3.rapordaki tanınmışlığa ilişkin tespitlere değil, çelişkili raporlardan biri olan 19/03/2021 tarihli rapordaki tespitlere itibar edilerek, diğer raporlardaki tanınmışlığa ilişkin yapılan tespitler yerinde görülmediği belirtilmiştir. Mahkemece 2 rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için 3.rapor alındıktan sonra, alınan 3.rapora itibar edilmeyip, çelişkili olduğu belirtilen raporlardan birine itibar edilmesi doğru değildir. Çelişkilerin giderilmesi için alınan 3.rapor, çelişkileri gidermeyip hüküm kurmaya elverişli değilse, mahkemece yapılacak iş, çelişkili raporlardan birine itibar etmek değil, çelişkilerin giderilmesi için yeniden rapor almaktır. Kaldı ki alınan 3 rapor da mahkemenin ilk kararı öncesi alınmış olup, ilk kararda alınan 3.raporun yetersiz veya denetime elverişsiz olduğu yönünde bir değerlendirme yer almamıştır.İlk derece mahkemesince alınan 3.rapordaki tanınmışlığa ilişkin görüşlere itibar edilememe nedeni olarak; davacı markasının tanınmışlığına ilişkin olarak, "davacı tarafından sunulan görsellerin üzerinde tarih bulunduğu gibi, dava dışı ... A.Ş. tarafından ... numara ile marka başvurusunda bulunulduğu, ... Gıda'nın katılmış olduğu fuar ve organizasyonlarda ... markalı ürünlerinde bulunduğu ve ödül alan ürünler arasında sergilendiği, ... ibareli ürünlerin ... A.Ş. tarafından satışa sunulduğu tarihlerde bu ürünlerin bakkal, market vb. yerlerde satışa sunulduğu da bilinen bir gerçek olup markanın özellikle çocuklar ve ebeveynleri bakımından ciddi bir ayırt ediciliği olduğu" gösterilmiştir. Ancak bir markanın tanınmış marka olup olmadığı hususu, hakimin hukuki bilgisiyle tespit edilebilecek bir husus olmayıp, bu husus davacının sunduğu deliller üzerinde yapılacak uzman bilirkişi heyetine denetime elverişli rapor düzenlettirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi suretiyle belirlenebilecektir. (Emsal Yargıtay 11.HD'nin 2009/822 E- 2010/11233 K.ve 2017/1345 E- 2018/7216 K.sayılı kararları) Bu nedenle ilk derece mahkemesince çelişkili rapora dayalı olarak tanınmışlık değerlendirmesi yapması doğru görülmemiştir.İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası, SMK'nın 6/5.maddesi uyarınca yapılan değerlendirmede, "dava konusu ... ibareli markanın davalının tescilli markalarının başvuru tarihlerinde tanınmış bir marka olduğu, tarafların marka ibareleri karşılaştırıldığında yukarıda belirtildiği üzere davaya dayanak davacı markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı markalarının da "..." ibaresinden oluştuğu, marka ibareleri yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının fiili olarak "..." ibaresini her bir harf farklı renkte olacak şekilde renklendirme yaparak kullandığı, bu renklendirme şekliyle "..." ibaresinin ... numaralı markada tescil edildiği, dosyaya sunulan deliller ve raporlardaki tespitlerden davalı tarafça kullanımların davacı adına tescilli markası ve kullanımındaki gibi sıralaması aynı şekilde aynı veya benzer renklerle harflerin renklendirilerek kullanıldığı, tarafların kullanımlarının çocuk ürünlerine ilişkin olduğu, çocuklara hitap edildiği, davalının yukarıda belirtilen şekilde kullanımlarının karıştırılma ihtimalini arttırdığı, yukarıda açıklandığı üzere ... ibareli markanın davalının tescilli markalarının başvuru tarihlerinde tanınmış bir marka olduğu, davalının fiili kullanımlarının davacı adına tescilli markası ve fiili kullanımı yönünden ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde davalının marka başvurusunun kötüniyetli olduğu yönünde kanaat oluştuğu" belirtilmiştir. Yargıtay uygulamalarına göre, tek başına tanınmış markanın aynısı veya benzerinin kötü niyetli marka başvurusu olarak kabulü mümkün değildir. (Emsal Yargıtay 11.HD'nin 2017/1345 E- 2018/7216 K.,2018/951 E- 2019/2796K., 2019/4412 E- 2020/3605 K., sayılı kararları) Yine Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları doğrultusunda bir markanın aynısını ya da benzerinin marka olarak tescil ettirilmesi tek başına kötüniyetli başvuru olarak değerlendirilemez. (Emsal Yargıtay 11.HD'nin 2020/1842 E--2021/1878 K., 2021/249 E- 2022/4017 K.sayılı kararları) Bir marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle tescil ettirildiği her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay'ın uygulamalarında daha çok güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle marka tescilleri kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edilmektedir. Kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyet tescil başvurusu anında varolmalıdır. Tescilden uzun süre sonraki kullanımlarda, markanın tescil olunduğu gibi değilde başkalarının markalarına yanaşılarak yapılan kullanımlar marka hakkına tecavüz teşkil edebilirse de, tek başına kötüniyetli tescile delalet etmez. (Emsal Yargıtay 11.HD'nin 2019/5187 E- 2020/3833 K.sayılı kararı) Bu nedenle ilk derece mahkemesince, davacının sunduğu delillere göre, davalının tescil başvurusu sırasında kötü niyetli olup olmadığının tespiti gerekirken, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına aykırı şekilde, davacı markasının tanınmış marka olduğu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu ve davacının fiili olarak "..." ibaresini her bir harf farklı renkte olacak şekilde renklendirme yaparak kullandığından hareketle, kötü niyetli tescil değerlendirmesi yapılması doğru olmayıp, Dairemizin kaldırma kararı gereği gibi yerine getirilmeksizin, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.Dairemizin Kaldırma kararında belirtildiği üzere, somut olay bakımından SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığından, (Emsal Yargıtay 11.HD'nin 2019/5189 E- 2022/1852 K., 2024/851-9019 E-K.,2024-633-8994 E-K.,2024-843-8594 E-K., 2024-979-9243 E-K.,2024-1191-9150 E-K., 2024/1330-9148 E-K., 2024/691-9077-E-K.,2024-851-9019 E-K., 2024/1044 - 9316 E-K., 2024/135 -9315 E-K., 2024/966-9244 E-K., 2024/2788 E-2025/1005 K., 2024/598 E- 2025/833 K., 2024/2235 E-2025/695 K., 2025/3824 E- 2026/1123 K., 2025/3950 E- 2026/1036 K., 2025/4442 E- 2026/1021 K., 2025/3955 E- 2026/930 K.,2025/3824 E- 2026/1123 K., 2025/3848 E- 2026/1125 K., 2025/4275 E- 2026/1283 K., 2025/4025 E- 2026/1332 K., 2025/4707 E- 2026/1490 K., 2026/1555-1815 E-K., 2026/55-/1826 E-K., K.sayılı kararları) kabule göre, ilk derece mahkemesinin, eylemin hem marka hakkına tecavüz hem de haksız rekabete neden olduğu yönündeki gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine; kaldırma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE,
2-İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 19/12/2024 gün ve 20124/90-235 E-K. sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalılara iadesine,
6- İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 430,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 2.113,10 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.01/07/2026