Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/724 E. 2026/1013 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/724
Karar No
2026/1013
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/724

KARAR NO: 2026/1013

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 10/02/2026

NUMARASI: 2026/40 Esas 2026/124 Karar

DAVANIN KONUSU: Konkordatonun Feshi

KARAR TARİHİ: 08/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:

Davacılar vekili dava dilekçesi ile; Bakırköy .... ATM'nin 09/10/2025 tarih ve 2024/314 Esas sayılı dosyasında borçlu davalı şirketin konkordato talebinin tasdikine karar verildiğini ancak teyit edilen konkordato projesindeki ödeme tablosuna göre ödemelerin yapılmadığını, borçlu şirketin konkordato projesi uyarınca tasdik olunan projede 15/10/2025, 01/11/2025,01/12/2025 tarihli ödemeleri vadesinde ödediğini ve fakat 01/01/2026 tarihinde ödemekle yükümlü olduğu ödemeleri ödemediğini, kalan taksitleri de ödemeyeceğini, ayrıca şirketin faaliyetlerine devam etmemekte olup gayrimenkul ve menkul mallarını da .... kişilere muvazaalı bir şekilde devrettiğini, borçlu şirket, tasdik edilmiş konkordato projesine uymamak suretiyle, borçlarını ödeme kabiliyetini fiilen kaybetmiş olup borca batık durumda bulunduğunu, konkordato projesinde öngörülen edimlerin yerine getirilmemesi, borçlunun mali durumunun iyileşmediğini, aksine alacaklıları oyalamak amacıyla konkordato korumasını kötüye kullandığını, bu haliyle borçlunun, İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca iflasının ertelenmesini veya konkordatonun devamını haklı kılacak herhangi bir hukuki veya fiili durumu kalmadığını, tasdik edilen konkordatonun feshini gerektiren bu ağır ihlaller, aynı zamanda borçlunun ödeme aczi içinde bulunduğunun ve iflas şartlarının oluştuğunun açık göstergesi olduğunu beyanla borçlunun tasdik edilmiş konkordato projesine uymaması nedeniyle konkordatonun feshine, konkordatonun feshi halinde borçlunun iflasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin borçlu tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı borçlu şirkete usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece ; ...Mahkememizin 2024/314 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; borçlu vekilinin 15/01/2026 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği, bu doğrultuda verilen 15/01/2026 tarihli ek karar ile Mahkememizce daha önce verilen 09/10/2025 tarih ve 2024/314 Esas, 2025/885 Karar sayılı tasdik kararının, hükümden sonra gerçekleşen feragat sebebiyle hukuki sonuç doğurmayacağının tespit edilerek davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, feshe konu edilebilecek geçerli ve yürürlükte bir konkordato tasdik kararının ortadan kalktığı, dolayısıyla konkordatonun kısmen feshi talebinin inceleme konusu yapılmasını mümkün kılan hukuki zemin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Konkordatonun bir alacaklı tarafından feshinden söz edilebilmesi için tasdik edilmiş ve hukuki varlığını sürdüren bir konkordato projesinin mevcut olması gerektiğinden, yargılama devam ederken tasdik kararının ortadan kalkması karşısında davanın konusuz kaldığı kabul edilmiştir. Bu nedenle davanın esası hakkında bir hüküm kurulmasına hukuki olanak bulunmamaktadır.

Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 331/1. maddesi uyarınca, davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, yargılama giderlerinin davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre takdir edilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamı ve kayyım raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı alacaklıların konkordato projesi kapsamında alacaklarının süresinde ve tam olarak ifa edilmemesi nedeniyle konkordatonun kısmen feshi talebinde bulunmakta hukuki yararlarının bulunduğu, yargılamanın konkordatonun tasdikine karar veren görevli ve yetkili mahkemede açıldığı, ayrıca dava tarihi itibariyle borçlu şirketin ödeme yükümlülüklerini gecikmeli olarak yerine getirdiği anlaşılmıştır. Bu itibarla davacıların dava açmakta haklı olduklarının kabulü gerekmektedir.

Sonuç olarak; her ne kadar yargılama sırasında tasdik kararının ortadan kalkması nedeniyle dava konusuz kalmış ise de, dava tarihi itibariyle konkordatonun kısmen feshi şartlarının davacılar yönünden oluştuğu değerlendirildiğinden, HMK’nın 331. maddesi gereğince yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak" Davalı hakkında verilen konkordatonun tasdikine ilişkin kararın, davacı vekilinin davadan feragat ettiği ve davanın feragat nedeniyle reddine, 09/10/2025 tarih ve 2025/885 sayılı kararın geçersiz olduğunun tespitine karar verildiğinden, davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili yasal süresinde sunmuş oldukları istinaf dilekçesi ile; İİK’nın 177. maddesinde alacaklının talebi ile doğrudan doğruya iflas halleri düzenlendiğini, kanun koyucu, borçluya karşı iflas takibi yapılması halinde alacağın tahsilinin tehlikeye gireceği veya borçlunun borcunu ödemeyeceğinin kuvvetle muhtemel kabul edildiği (borçlunun borcunu ödemesinin zaten mümkün olamayacağına inanıldığı) bazı halleri doğrudan iflas sebebi kabul ettiğini, borçlu şirket borçlarını sürüncemede bırakmak maksadıyla gayrimenkul ve menkul mallarını da .... kişilere muvazaalı bir şekilde devrettiğini, .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyada 25.03.2026 tarihinde çıkılan hacizde borçlunun adresine gidilerek borçlu şirketin taşınır mallarına haciz uygulanmak istendiğini, fakat gidilen adreste boş evrak kolisi ve birkaç masa sandalye harici taşınır mala rastlanılmadığını, borçlu şirketin taşınır mallarını, hacizden kaçırdığını, Yargıtay borca batık olmadığı halde işyerini kapatarak malvarlığı bulunmadığını bildiren borçluyu taahhütlerinden kurtulmak için kaçtığını ve hileli muamelelerde bulunduğu, bu sebeple borçlunun doğrudan iflas koşullarının oluştuğu kabul edildiğini, borca batıklığı gözler önünde olan ve alacaklıların hiçbir şekilde alacağını tahsil edemeyen ve anlatılanlar gibi nice muvazaalı devirler yapan borçlu hakkında iflas talebimizin değerlendirilmeye alınması hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;

Dava, İcra ve İflas Kanunun 308/e maddesi gereğince konkordatonun kısmen feshi ile birlikte davalı şirketin İİK 177/1-2 bentleri uyarınca iflası istemine ilişkindir.

Konkordatonun kısmen feshi 28/2/2018 tarihinde 7101 sayılı Yasa'nın 37. maddesiyle 2004 sayılı İİK'ya eklenen 308/e maddesinde "Kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı konkordato uyarınca kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir. Fesih talebi üzerine verilecek hükmün tebliğinden itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir.Bölge adliye mahkemesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir" biçiminde düzenlenmiştir. İflas davası için yetkili ticaret mahkemesi de borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir ( İİK 154/ III c.2).Yasal düzenleme kapsamında davanın, aynı zamanda borçlunun muamele merkezinin bulunduğu, konkordatonun tasdikine karar veren mahkemede açıldığı tespit edilmiştir.

İİK'nın 308/e maddesine göre kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı konkordatonun kendisi yönünden feshini isteyebilir.Konkordatonun bir alacaklı tarafından feshinden söz edebilmek için öncelikle tasdik edilmiş bir konkordato projesinin bulunması gerekmektedir. Konkordatoya tabi borcun yani konkordato alacağının proje gereğince ifa edilmemiş olması davanın sebebini teşkil eder. Alacaklının konkordatonun feshini isteyebilmesi için borçluya yeni bir mühlet vermesine gerek olmadığı gibi, borçluyu ayrıca temerrüde düşürülmesine de gerek yoktur.

Öte yandan, ödeme, konkordato şartları çerçevesinde tam yapılmalıdır. Eksik ödeme yada borcun takside bağlanmış olması halinde, borçlunun bir taksidi zamanında ödememiş olması başlı başına fesih sebebidir. (Konkordato ve İflas, Mahmut Coşkun, Seçkin Yayınları 2.baskı, sayfa 250) Öte yandan dava sırasında yapılacak ödemeyle konusuz bırakılamaz; bunun için [konkordato alacağının değil] alacağın tamamının ödenmesi gerekir, zira ancak bu halde alacaklı, fesih davasıyla varmayı amaçladığı sonuca ulaşmış olur. (Selçuk Öztek, Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku, .... Baskı, Ankara 2023, s. 724,725)

2004 sayılı İİK'nın 177.maddesinde, "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı altında, "Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas, Alacaklının talebi" düzenlenmiştir. 177/1.fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen 4 bent ise sırasıyla;

1- Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa;

2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa;

...-308 inci maddede ki hal varsa;

4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır. Buna göre İİK'nın 177 maddesi uyarınca borçlunun iflasa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin mevcut olması halinde mahkeme, borçlunun iflasına resen karar verebilecektir.

Somut olayda; Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/10/2025 tarih ve 2024/314 Esas 2025/885 K. Sayılı ilamı davalı borçlu.... Şti.'nin konkordato talebinin kabulü ile konkordatonun tasdikine karar verilmiş ise de borçlu vekilinin 15/01/2026 tarihli dilekçesi ile davadan feragat etmesi nedeniyle mahkemenin 15/01/2026 tarihli ek kararı ile mahkemece daha önce verilen 09/10/2025 tarih ve 2024/314 Esas, 2025/885 Karar sayılı tasdik kararının, hükümden sonra gerçekleşen feragat sebebiyle hukuki sonuç doğurmayacağının tespit edilerek davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda ifade edildiği üzere konkordatonun bir alacaklı tarafından feshinden söz edebilmek için öncelikle tasdik edilmiş bir konkordato projesinin bulunması gerekmektedir. Ancak borçlu şirket hakkında verilen konkordatonun tasdiki feragat nedeniyle ortadan kalkması nedeniyle davanın konusuz kaldığı anlaşılmaktadır.

Öte yandan davacılar vekili dava dilekçesinde, borçlu şirket hakkında hakkında verilen konkordatonun kısmen feshi ile birlikte borçlu şirketin, tasdik edilmiş konkordato projesine uymamak suretiyle borçlarını ödeme kabiliyetini fiilen kaybettiğini, ayrıca şirketin faaliyetlerine devam etmeyerek olup gayrimenkul ve menkul mallarını da .... kişilere muvazaalı bir şekilde devrettiğini, borca batık durumda bulunduğunu, bu haliyle borçlunun, İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca iflasının ertelenmesini veya konkordatonun devamını haklı kılacak herhangi bir hukuki veya fiili durumu kalmadığını ve tasdik edilen konkordatonun feshini gerektiren bu ağır ihlaller, aynı zamanda borçlunun ödeme aczi içinde bulunduğunu ve iflas şartlarının oluştuğunu belirterek İİK 177. Maddesinin 1 ve 2. bentleri uyarınca borçlu şirketin iflasına karar verilmesi talep edilmesine rağmen davacıların iflas talebi hakkında bir karar verilmediği anlaşılmıştır.

Aynı yargılama sınırları içinde birden fazla bağımsız davanın bulunması hali olarak nitelendirilen dava birleşmesini iki guruba ayırmak mümkündür. Bunlardan birincisi, davacı veya davalı yanda veyahut hem davacı hem de davalı yanda, taraf çokluğu olması sebebiyle doğan “ subjektif dava birleşmesi”; diğeri ise aynı yargılama sınırları içinde ve taraflardan birinin diğerine karşı birden fazla davasının bulunması halinden doğan “ objektif dava birleşmesidir”. ( Yavuz Alangoya, Medeni Usul Hukukunda Dava Ortaklığı,S:30, Aynı yönde, Sabri Şakir Ansay, Hukuk Yargılama Usulleri, S:83,129.) Objektif ve Subjektif dava birleşmesinde görünüşte tek bir dava dilekçesi bulunmasına rağmen aslında dava dilekçesinde belirtilen davacı ve davalı yönünden ayrı ayrı birbirinden bağımsız birden fazla asli talep kadar bağımsız dava vardır.

Dosya kapsamında yapılan incelemede, somut uyuşmazlıkta davadaki talepler itibariyle davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, davacılardan dava açılırken her bir davacı yönünden ve her bir dava yönünden ayrı ayrı başvurma ve peşin karar ve ilam harcı alınması gerekmektedir.

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi "(1) sayılı tarifede yazılı nispi harçlar aşağıdaki zamanlarda ödenir. a) (Değişik: 23/7/2010-6009/18 md.) Karar ve ilam harcı; karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir...", 30. maddesi "Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.", 32. maddesi ise "Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır." şeklinde düzenlenmiştir.

İş bu nedenle, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 32. maddeleri uyarınca yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe, müteakip işlemler yapılamayacağı, mahkemece, eksik harcın re'sen tamamlatılması için anılan Kanun'un 30. maddesi uyarınca davacıya süre verilerek re'sen eksik harcın tamamlatılması, harç ikmal edildiğinde, yargılamaya devam edilmesi, aksi halde dosyanın işlemden kaldırılması, üç ay içinde davanın yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmektedir.

Kabule göre de; 6100 sayılı HMK'nın 297/2 bendinde "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesi yer almaktadır. Yasa maddesinin bu açık hükmüne göre, mahkemelerce taleplerden her biri hakkında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm kurulması gerekmekte olup bu husus kamu düzenine ilişkindir.

Açıklanan nedenlerle; hangi davacı için yatırıldığı anlaşılamayan sadece bir davacı ve tek dava yönünden gerekli harçların yatırılmış olduğu anlaşılmakla, yukarıda yer alan bilgiler ışığında Harçlar Yasasının 30 ve 32. maddeleri uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvurusunun sair sebepler incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 355.ve 353/1.a.6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yaptıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine dair karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun sair hususlar incelenmeksizin KABULÜ ile, BAKIRKÖY .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ..../02/2026 tarihli ve 2026/.... Esas 2026/..... Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,

...-Davacılar tarafından ayrı ayrı yatırılan başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, karar harçlarının istemi halinde ayrı ayrı davacılara iadesine,

4-Davacıların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/724, K. 2026/1013, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-724-e-2026-1013-k-073709d7d666