Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/785 E. 2026/990 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/785
- Karar No
- 2026/990
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/785 Esas
KARAR NO:2026/990
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:05/03/2026
NUMARASI:2024/350 Esas, 2026/273 Karar
DAVA:İFLAS (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
KARAR TARİHİ:02/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar ..., ..., ... ve ... vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin, müvekkillerine maket üzerinden Esenyurt ilçesindeki "..." isimli projesinden konut satışları gerçekleştirdiğini, 10 yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen ne dairelerini ne de paralarını alamayan müvekkillerinin, ödediği paranın iadesi için açtığı davaları kazandığını, ilamlı icra takibi başlatılarak icra emri tebliğine rağmen ödeme yapmayan davalının mallarını muvazaalı devirlere konu ederek kaçırdığını, proje üzerindeki ipotek ve hacizler incelendiğinde davalı şirketin borca batık olduğunun görüleceğini belirterek ilamlı icra takibi kapsamında icra emrinin tebliğine rağmen borcun ödenmemesi sebebiyle iflas davalarının kabulü ile, davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ... tarafından açılan Bakırköy 7. Tüketici Mahkemesinin 2022/335 Esas sayılı dosyasında verilen kararın, istinaf süreleri başlamadığından henüz kesinleşmediğini, bu nedenle doğrudan iflas şartlarının oluşmadığını, davacılar tarafından iflas yolu ile yapılmış bir icra takibi bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, yine davacılar tarafından harç, gider avansı ve iflas avansı yatırılmadığından davanın, dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, mücbir sebep teşkil eden imar uygulamalarının iptal edilmesi, inşaatların mühürlenmesi gibi sebeplerin sözleşmelerde belirtilen teslim süresini de etkileyerek uzattığını, müvekkil şirket aciz halinde olmadığından, ödemelerini daimi şekilde tatil etmediğinden, sabit iş yerleri olduğundan ve ticari faaliyetleri devam ettiğinden iflas şartlarının gerçekleşmediğini, mal varlığı, borcundan çok daha fazla olan müvekkilinin ödemelerini de yaptığını, davacılar kötü niyetli olup hak arama özgürlüğünü kötüye kullandığını, bu durumun ise açıkça dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek davanın usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; davanın İİK'nun 177/4 maddesine dayandığı, geçici mühlet kararı verilen İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2025/499 Esas sayılı dosyasının sonuçları itibariyle bu dosyayı doğrudan etkilediğinden bekletici mesele yapıldığı, ancak bu dosyanın UYAP sisteminden yapılan sorgulamasında 04/03/2026 tarihi itibariyle konkordato talebinin reddine karar verilerek tedbirlerin kaldırılması sebebiyle kararın kesinleşmesinin beklenmesine gerek görülmediği, somut olayda davacılar tarafından açılan davalar kapsamında verilen kararların ilamlı icraya konu edildiği, ancak tebliğ olunan icra emirlerine rağmen borcun ödenmediği, bu haliyle ilama dayalı borcun ödenmemesi nedeniyle İİK'nun 177/4 maddesi uyarınca depo kararı verilmeksizin davalının doğrudan iflası için gerekli şartların oluştuğu gerekçelerine istinaden davanın kabulü ile, İİK'nun 177. maddesi uyarınca davalı şirketin iflasına, iflasın 05/03/2026 günü, saat 11:48 itibariyle açılmasına dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; bekletici mesele yapılan konkordato dosyasının kesinleşmesi beklenmeden iflas kararı verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil şirketin aciz halinde olmadığını, ödemelerini tatil etmediğini ve malvarlığının borçlarını karşılamaya fazlasıyla yeterli olduğunu, davaya konu alacakların doğduğu Innovia 4. ... projesinin teslimatında yaşanan gecikmelerin, müvekkil şirketin kusuru ve iradesi dışında gelişen mücbir sebepler ile idari işlemlerden kaynaklandığını, mahkemenin doğrudan iflas şartlarını yanlış yorumladığını, zira borçlunun aktiflerini, pasiflerini, nakit akışını, ticari faaliyetlerini araştırmak zorunda olduğunu, bunlar yapılmadan verilen kararın ise eksik incelemeye dayandığını ve hukuka aykırı olduğunu, iflasın son çare olduğunu ve bu nedenle, iflas kararı verilirken ölçülülük ilkesinin gözetilmesi gerektiğini, İİK'nun 177/4 hükmünün mutlak ve otomatik bir iflas sebebi olmadığını, davacılar tarafından iflas yolu ile yapılmış bir icra takibi bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, davacıların kötü niyetli olduğunu ve hak arama özgürlüğünü kötüye kullandığını, bu durumun açıkça dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, İİK'nun 177. maddesi uyarınca doğrudan doğruya iflas istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.İşbu eldeki iflas davası, İİK'nun 177/1-4. bendi uyarınca, ilama müstenit alacağın icra emri ile istenildiği halde ödenmemesine dayalı olarak açılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, işbu eldeki dava ile birleştirilen diğer davalar tefrik edilerek doğrudan iflas koşullarının oluştuğundan bahisle davalı şirketin iflasına karar verilmiş olup hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Uyuşmazlık, İİK'nun 177/1-4. bendi kapsamında dayanılan iflas sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediği, buna göre davalı şirketin doğrudan doğruya iflasına ilişkin koşulların oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.2004 sayılı İİK'nun "Usul" başlıklı 181. maddesinde yer alan "159, 160, 164 ve 166. maddelerinin bu fasıl hükmüne göre vuku gelen iflaslara da tatbik olunur." düzenlemesi ve diğer emredici kurallar kapsamında, işin esasına geçilmeksizin resen incelenmesi uygun görülen hususlar incelenmiştir. Bu kapsamda, iflas davasının İİK'nun 154/3. fıkrası gereğince, borçlu şirketin dava tarihi itibariyle muamele merkezinin bulunduğu mutlak yetkili yer ticaret mahkemesinde açıldığı ve iflas avansının karşılanmış olduğu anlaşılmış ise de, iflas talebi mahkemece ilan edilmemiştir.Doğrudan doğruya iflas davası dilekçesini alan ticaret mahkemesinin, hemen (ilk önce) iflas talebini (yani, alacaklının doğrudan doğruya iflas davası açmış olduğunu) ilan etmesi gerekir (m.177 son fıkra, m.178, II, m.166,II) (Prof. Dr. BAKİ KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s.1152).İİK'nun 177/2 maddesinde, bu Kanunun 178. maddesinin ikinci fikrasının burada da uygulanacağı belirtilmiş olup atıf yapılan Kanunun 178/2 fıkrası ise " İflas talebi l66 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. Alacaklılar iflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde davaya müdahale veya itiraz ederek, borçlunun iflas talebini, hakkındaki takipleri ertelemek ve borçlarını ödemeyi geciktirmek için yaptığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler." şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda, dava, İİK'nun 177/1-4. bendi uyarınca, davalının doğrudan doğruya iflasına karar verilmesi istemiyle açılmış ise de, iflas talebinin İİK'nun 166. maddesinde öngörülen usule uygun olarak ilan edilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle mahkemece, öncelikle İİK'nun 166. madde hükmüne uygun olarak ilanların yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yargılama usulüne ilişkin emredici nitelikte olan bahsi geçen hükme aykırı olarak iflas talebi ilan edilmeden yargılamaya devamla yazılı olduğu şekilde davalı şirketin iflasına karar verilmesi isabetli olmamıştır.Öte yandan, mahkemece, davalı şirket hakkındaki konkordato yargılamasının yapıldığı İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/499 Esas sayılı dosyasının, sonuçları itibariyle eldeki dosyayı doğrudan etkilediğinden bahisle sonucunun bekletici mesele yapılmasına karar verilmiş ise de, karar celsesinde, bu ara karardan gerekçesi açıklanıp dönülmeden hüküm tesis edilmiş, gerekçeli kararda ise, sadece konkordato talebinin reddedilmesine dayalı gerekçe ile bekletici mesele yapılmasından vazgeçilerek yargılamaya devam olunduğu belirtilmiştir. Bu durumda kabul şekline göre, konkordato talebinin reddine karar verilmesinin eldeki davaya etkisinin ne olacağının etraflıca değerlendirilip tartışılması ve bunun sonucuna göre ise kararın kesinleşmesinin gerekip gerekmediği tespit edildikten sonra iflas talebi hakkında karar verilmesi gerekir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, esası incelenmeden ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/350 Esas, 2026/273 Karar sayılı ve 05/03/2026 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
5-Davalı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.4 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/07/2026