Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/778 E. 2026/1047 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/778
- Karar No
- 2026/1047
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/778 Esas
KARAR NO:2026/1047
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:08/05/2025
NUMARASI:2024/931 Esas, 2025/428 Karar
DAVANIN KONUSU:İFLAS (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
KARAR TARİHİ:09/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ve yetkilisinin ayrı ayrı borca batık durumda ve bu borçlarının tamamını da ödemekten aciz halinde olduklarını, davalıların müştereken ya da ayrı ayrı olmak üzere hiç bir şartta iflaslarını talep etmediği gibi müvekkilinden sonra dahi başka firmalarla ticaret yaparak onları da zarara uğratmaya devam ettiğini, davalılardan olan alacakları için başlatılan İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyasının bugüne kadar tahsil edilemediğini, davalıların borçlarını ödememek adına adreslerini terk ettiklerini, bu durumun haciz tutanağı ile sabit olduğunu, davalı borçlulara daha önceleri adreslerinde yapılan menkul hacizlerinde de talimat dosyası içeriğinden de anlaşılacağı üzere haciz edilen taşınırlar yedi emin olarak bırakılmasına rağmen bu taşınır malları başka firmaya sattığı gerek haciz tutanağı ve gerekse de haciz mahallinde malları satın alan şirket tarafından faturası ibraz edilmekle anlaşıldığını, davalıların İİK 177/1 de düzenlenen kanun maddesini acıkça ihlal ettiklerini, borçlular aleyhinde İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün .... Sayılı dosyasından ilamlı takip başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, borçlular vekiline ödeme emri tebliğ edilmesine ve yasal süresi geçmesine rağmen borcun tam anlamıyla ödenmediğini, bu durumda İİK 177/4 Maddesindeki şartın da oluştuğunu belirterek davalıların İİK 177/1 ve iik 177/4 uyarınca ayrı ayrı iflaslarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin borca batık olmadığını, müvekkili şirketin borcunu ödememe gayesinin bulunmadığını, müvekkili şirketin en basit tabir ile borcunu şuan için ödeyemediğini, müvekkili şirketin adresini terk etmediğini, adresini terk etmeye mecbur kaldığını çünkü kirasını ve aidatını ödeyemediği bir adreste işgalci konumuna düşmemek adına adresini tahliye ettiğini, mevcut ekonomik koşullardan anlaşılacağı üzere nakit para bulunması çok zor bir dönem yaşandığını ve bu durumun her geçen gün daha kötüye gittiğini, hatta bu durumun alacaklı- davacı tarafça da bilindiğinden icra dosyasına yatırılmış olan teminat kullanılamadığından müvekkili ile geçen yıl protokol yapılıp teminatın yarısının erken tahsil edilmesi için anlaşma yapıldığını, müvekkilinin borca batık olmadığından ve borçlarını karşılayacak menkul ve gayrimenkullerinin bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; İİK m.177, f.1, bent. hükmünde, borçlunun malum yerleşim yerinin olmaması, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçması,alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunması veya bunlara teşebbüs etmesi yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklaması halinde borçlunun doğrudan doğruya iflasına karar verileceğinin düzenlendiği, dosyada mevcut Emniyet Müdürlüğü yazısına ve Mahkemece çıkartılan tebligatların TK'nın 35.maddesine göre tebliğ edilmesi hususları değerlendirildiğinde şirketin malum yerleşim yerinin bulunmadığı sabit olduğundan, şirketin İİK m.177, 1 hükmüne göre iflasına karar verilebileceği, davacı vekili, davalı şirketin,İİK'nın 177/4.maddesi uyarıncada iflasına karar verilmesini istemiş ise de söz konusu icra takibine konu mahkeme kararının istinaf tarafından kaldırıldığı gözönüne alındığında bu yönden iflas koşulunun oluşmadığı ancak; şirketin malum yerleşim yerinin bulunmamasına bağlı olarak İİK m.177, f.1, bent.hükmüne göre iflas koşullarının oluştuğu, davalı şirket aleyhine başlatılan takipler ile celp edilen beyannameler üzerinden tespit edilen verilerin, şirketin ödemelerini tatil ettiğinin emareleri olduğu, ayrıca davalı şirketin yerleşim yerinin bulunmadığı, davalı şirketin İİK m.177, f.1, bent 2. hükmüne göre iflas koşulları uyarınca iflasına, davalı ... aleyhine açılan davanın ise İİK'nın 160.maddesi yollamasıyla HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca iflas avansına ilişkin özel dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.Dairemizin 2024/1099 Esas, 2024/1255 Karar sayılı 31.10.2024 tarihli kararı ile; davacının dayandığı diğer iflas nedenlerine ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmadan önce, davacının alacaklı olup olmadığı tespit edilmesi gerektiği, bu nedenle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı tespit edilmeden yazılı gerekçe ile iflas kararı verilmesi isabetli olmadığı gerekçesi ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararından sonra Mahkemece; Davanın, İİK'nın 177. Maddesinin 1 ve 4. Fıkra hükümlerine dayalı davalının doğrudan iflası istemine ilişkin olduğu, davacı tarafından davalı şirket aleyhine girişilen icra takibinin kesinleştiği ve davacının kesinleşen icra takibine istinaden davalı şirketten alacaklı olduğu, davacı vekilinin ,davalı şirketin,İİK'nın 177/4.maddesi uyarıncada iflasına karar verilmesini istemiş ise de söz konusu icra takibine konu mahkeme kararının istinaf tarafından kaldırıldığı gözönüne alındığında bu yönden iflas koşulunun oluşmadığı ancak; şirketin malum yerleşim yerinin bulunmamasına bağlı olarak İİK m.177, f.1, bent.hükmüne göre iflas koşulları oluştuğu,dosya içeriğine göre, davalı şirket aleyhine başlatılan takipler ile celp edilen beyannameler üzerinden tespit edilen verilerin, şirketin ödemelerini tatil ettiğinin emareleri olduğu,ayrıca davalı şirket vekilinin,şirketin faaliyet gösterdiği adresi bildiremediği gibi zabıta araştırması ve vergi yoklama fişine göre davalı şirketin adresini terketmesi nedeniyle yerleşim yerinin bulunmadığı gerekçesi ile davalı şirketin İİK m.177, f.1, bent 2. hükmüne göre iflas koşulları uyarınca iflasına, istinaf ilamında belirtildiği gibi, Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/10/2023 tarih ve 2023/627 esas,2023/1055 karar sayılı ilamına karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.Hukuk Dairesinin 02/05/2024 tarih ve 2024/112 esas,2024/481 karar sayılı ilamı ile esastan reddine karar verildiği, davacının alacaklılık sıfatının Asıl, Birleşen Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/873 esas ve birleşen Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/991 esas sayılı dosyaları yönünden verilen kararların kesin olması nedeniyle sabit olduğu, davalı... aleyhine açılan davanın kesinleştiği anlaşıldığından bu davalı hakkında açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
DAİREMİZİN 09/10/2025 TARİHLİ 2025/952 Esas 2025/1283 KARAR SAYILI KARARI İLE; İİK 177-1. bendinde borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa doğrudan doğruya iflas isteme nedeni olduğu, yerleşim yerinin belli olmamasının sadece gerçek kişiler için doğrudan doğruya iflas sebebi olduğu, tüzel kişi tacirlerin "yerleşim yerleri" tüzüklerinde belli olduğu için bu hükme dayanarak tüzel kişilerin doğrudan iflasları istenemeyeceği (Konkordato ve İflas, ... 3. baskı syf 799) bununla birlikte borçlunun, alacaklıların takibinden kurtulmak maksadıyla, ticarethanesini kapatarak hiç bir adres bırakmadan ortadan kaybolması halinde, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçtığının kabul edileceği, Somut davada, davalı şirketin ticaret sicil kaydındaki adreste bulunmadığı her iki tarafında kabulünde olup, uyuşmazlık konusu değildir. Ancak iş bu davada, davalı şirketin sistemde kayıtlı UETS adresine dava dilekçesi ile tensip zaptının tebliğe çıkarıldığı ve davalı şirketin iş bu davada vekili ile temsil edildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla iş bu davada, borçlunun yerleşim yerinin belli olmaması iddiasına dayalı iflas nedeni geçerli olmadığı gibi, davalının hiç bir adres bırakmadan ortadan kaybolduğundan da söz edilemez. Yine mahkeme gerekçesinde şirketin faaliyet gösterdiği adresi bildiremediği gibi zabıta araştırması ve vergi yoklama fişine göre davalı şirketin adresini terketmesi nedeniyle yerleşim yerinin bulunmadığına yönelik tespitin de yerinde olmadığı, diğer taraftan, Mahkemece, davacı vekilince iflas nedeni olarak dayanılmadığı halde, şirketin ödemelerini tatil ettiği emareleri olduğu gerekçesi ile İİK m 177, f 1, bent 2. hükmüne göre iflas koşulları olduğu yönündeki gerekçesinin de yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesince, davacının dayandığı İİK 177/4. maddesi uyarınca iflas koşullarının oluşup oluşmadığının gerekçede tartışalarak, bu yönden iflas koşulunun oluşmadığı belirtildiği, kararın bu yönüyle davacı vekilince istinaf edilmediği, İİK 177-1.bendindeki koşulların oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı ... hakkında verilen 11.07.2024 tarihli hükmün kesinleştiği anlaşıldığından bu davalı yönünden yeniden hüküm kurulmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesini kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, iflas davasının reddine karar verilmiştir.Karar yasal sürede davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY 6 HUKUK DAİRESİNİN 12.02.2026 TARİH 2026/72 E- 2026/514 KARAR SAYILI KARARI İLE; Her ne kadar, istinaf incelemesinde yerleşim yerinin belli olmamasının sadece gerçek kişiler için doğrudan doğruya iflas sebebi olduğu, tüzel kişi tacirlerin "yerleşim yerleri" tüzüklerinde belli olduğu için bu hükme dayanarak tüzel kişilerin doğrudan iflasları istenemeyeceği bununla birlikte borçlunun, alacaklıların takibinden kurtulmak maksadıyla, ticarethanesini kapatarak hiç bir adres bırakmadan ortadan kaybolması halinde, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçtığının kabul edileceği. somut davada, davalı şirketin sistemde kayıtlı UETS adresine dava dilekçesi ile tensip zaptının tebliğe çıkarıldığı ve davalı şirketin iş bu davada vekili ile temsil edildiği dolayısıyla iş bu davada, borçlunun yerleşim yerinin belli olmaması iddiasına dayalı iflas nedeni geçerli olmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin kabulü ile karar kaldırılarak davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, 30.11.2023 tarihli Bakırköy 14. İcra Dairesi ... talimat sayılı dosyasından borçluların adreslerini terk ettiklerinin bu dosyadan düzenlenen haciz tutanağı ile de sabit olduğu, borçlu firmanın ticaret sicililinde kayıtlı güncel adresinde faaliyet göstermediği, yapılan emniyet araştırması, vergi yoklama fişine göre şirketin adresinde bulunmadığı, ticaret sicil kaydındaki adresi terk ettiği, yeni adresinin de bilinmediği, şirket adresinde 15.05.2023 tarihinde haciz işlemi yapıldığı, haczedilen menkul malların şirket muhasebecisine yediemin olarak bırakıldığı, ancak 30.11.2023 tarihinde haciz mahalline gelindiğinde hacizli menkullerin bulunmadığı tüm bu hususların İİK. 177/1. maddesinde belirtildiği üzere borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçtığı, hacizli menkul malları kaçırarak alacaklıların haklarını ihlâl eder şekilde hileli işlemlerde bulunduğu, malları sakladığı, her ne kadar borçlu şirket adresine UETSC (Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi) ile elektronik tebligat yapılmış ise de, bu sistem yalnızca mahkeme, icra daireleri, noterler ve diğer kamu kurumlarının resmi tebligatlarının PTT aracılığıyla dijital ortamda yapılması sağlanmakta olup, UETS adresinin fiziki ikametgâh adresi sayılamayacağı, gerçek kişiler için ikametgâh adresinin Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünde kayıtlı, tüzel kişiler için ise ticaret sicilindeki adresler resmi ikametgâh adresi sayılacağı, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin borçlu şirketin ikametgâh adresinin belirli olduğu yönündeki gerekçesi de doğru olmadığı, haciz tutanağından adreste .... Şti.'nin faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla borçlu şirketin yerleşim yerinin bulunmadığı, ticari faaliyetinin tespit edilemediği, ticareti fiilen terk ettiği, İİK 177/1 bendindeki koşulların oluştuğu ile istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince, işin esasına girilerek, iflas şartlarının oluşup oluşmadığının tartışılması gerekirken, hatalı gerekçelerle istemin usulden reddi doğru olmadığı gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK'nun 177/1-4 maddesine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkindirYargıtay 6. Hukuk Dairesinin 12/02/2026 tarih ve 2026/72 Esas, 2026/514 Karar sayılı bozma kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan bozma ilamına uyulmasına karar verilerek bu doğrultuda aşağıdaki şekilde inceleme yapılmıştır.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK'nın 177. maddesinde, "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı altında, "Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas, Alacaklının talebi" düzenlenmiştir. 177/1. fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen 4 bent ise sırasıyla;
1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar,alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa;
2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa;
3-308 inci maddede ki hal varsa;
4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır.Alacaklı, doğrudan doğruya iflas davasında alacağının varlığını ispat etmek zorundadır.Bundan başka, alacaklı dayandığı doğrudan doğruya iflas sebebini de ispat etmekle yükümlüdür (Prof. Dr. BAKİ KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s.1153). İİK'nın 177. maddesi "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı ve "Evvelce Takibe Hacet Kalmaksızın İflas" alt başlığı altında kaleme alınmış olup maddede belirtilen hallerde evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilmek, alacaklıya tanınmış bir hak olarak düzenlenmiştir. Yani bu madde uyarınca doğrudan iflas talebinde bulunabilmek için alacaklı sıfatına sahip olmak gerekir. Dairemizce Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/627 E sayılı dosyasına müzekkere yazılarak Mahkememizin 2023/627 Esas, 2023/1055 Karar sayılı kararının Yargıtay'dan dönüp dönmediği, kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmiş ise kesinleşmiş karardan bir suretin Uyap sistemi üzerinden gönderilmesinin istenildiği, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/07/2026 tarihli müzekkere cevabı ile 2023/627 Esas, 2023/1055 Karar sayılı kararının kesinleştiği belirtilerek kesinleşme şerhi ve gerekçeli karardan bir suret yazı ekinde gönderilmiştir. Bu durumda davacının iflas talebinde bulunabilmek için alacaklı sıfatına haiz olduğu anlaşılmıştır.Somut davada ileri sürülen doğrudan doğruya ( takipsiz ) iflas nedenleri, İİK ‘nın 177/1. fıkrasının 1 ve 4. Bentleridir. Doğrudan doğruya iflas hallerinin düzenlendiği İİK’nın 177. maddesi gereğince, bu maddede belirtilen hallerin bulunması halinde evvelce takibe gerek kalmaksızın borçlunun iflası istenebilir. Bunlardan birisi de borçlunun malum yerleşim yeri olmaması,taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçması, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunması veya bunlara teşebbüs etmesi yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklamasıdır.Bakırköy 14. İcra Dairesi ... talimat sayılı dosyasından düzenlenen 30.11.2023 tarihli haciz tutanağı ile borçlunun adresini terk ettiğinin sabit olduğu, borçlu firmanın ticaret sicililinde kayıtlı güncel adresinde faaliyet göstermediği, yapılan emniyet araştırması, vergi yoklama fişine göre şirketin adresinde bulunmadığı, ticaret sicil kaydındaki adresi terk ettiği, yeni adresinin de bilinmediği, şirket adresinde 15.05.2023 tarihinde haciz işlemi yapıldığı, haczedilen menkul malların şirket muhasebecisine yediemin olarak bırakıldığı, 30.11.2023 tarihinde haciz mahalline gelindiğinde hacizli menkullerin bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. İİK. 177/1. maddesinde belirtildiği üzere, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçtığı, hacizli menkul malları kaçırarak alacaklıların haklarını ihlâl eder şekilde hileli işlemlerde bulunduğu, malları sakladığı ve bu hali ile İİK 177/1 bendindeki koşulların oluştuğu anlaşılmıştır.Diğer taraftan her ne kadar borçlu şirket adresine UETSC (Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi) ile elektronik tebligat yapılmış ise de, bu sistemin yalnızca mahkeme, icra daireleri, noterler ve diğer kamu kurumlarının resmi tebligatlarının PTT aracılığıyla dijital ortamda yapılması sağlanmakta olup, UETS adresi fiziki ikametgâh adresi sayılamayacağı, 30.11.2023 tarihli haciz tutanağından adreste .... Şti.'nin faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla borçlu şirketin yerleşim yerinin bulunmadığı, ticari faaliyetinin tespit edilemediği, ticareti fiilen terk ettiği ve İİK 177/1 bendindeki koşulların oluştuğu anlaşılmakla davalı ... Şti'nin iflasına karar vermek gerekmiştir. Davalı ... hakkında verilen 11.07.2024 tarihli hükmün kesinleştiği anlaşıldığından bu davalı yönünden yeniden hüküm kurulmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının davasının kabulü ile davalı ... Şti'nin iflasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacının davalı şirket aleyhine açtığı davanın KABULÜ İLE, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil numarası ile kayıtlı ...Şirketinin 09/07/2026 tarih, saat: 14:50 itibariyle İFLASINA,
2-Davalı şirketin iflasının Bakırköy İflas Müdürlüğüne bildirilmesine,
3-Davalı şirketin iflasının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine,
4-Davalı şirketin iflasına yönelik ilanların İcra İflas Müdürlüğü tarafından İİK'nun 166.maddesi gereğince ilanına,
5-Dosyada bulunan iflas avanslarının ilk derece mahkemesince Bakırköy İcra ve İflas Müdürlüğüne aktarılmasına,
6-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
7-Davacı tarafından ödenen 269,85 TL başvurma harcı ve 269,85 TL peşin harç olmak üzere toplam 539,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-Davacı tarafından karşılanan 851,75 TL yargılama gideri, 4.080,00 TL ilan masrafı olmak üzere toplam 4.931,75 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
9-Davalı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince taktir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
İstinaf Giderleri Yönünden;
11-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
12-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
13-Davacı tarafından yapılan 702,50 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
14-İstinaf yargılamasının Yargıtay bozma ilamı sonrasında duruşmalı olarak gerçekleştirilmiş olması nedeniyle, kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 42.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
15-6100 sayılı HMK'nın 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dair, davacının yokluğundan, davalılar vekilinin yüzüne karşı, İİK'nun 164. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'da Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/07/2026