Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/409 E. 2026/1368 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/409
Karar No
2026/1368
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/409 - 2026/1368 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ)

ESAS NO : 2026/409 KARAR NO : 2026/1368

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06.01.2026 tarihli Ek Karar. ESAS-KARAR NUMARASI : 2024/858E., 2025/1002K.

DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davası KARAR TARİHİ : 18/06/2026 YAZIM TARİHİ : 23/06/2026

Konkordato talep edenler vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Ülke ekonomisinde yaşanan ekonomik belirsizlikler ve enflasyon ve bunun sonucu olarak finansman maliyetlerinin yükselmesi ve bu maliyetlerin fiyatlara direkt olarak yansıtılamaması neticesinde borçlarının kat kat artmakta ve işlerin çekilmez hale geldiğini, karlılık oranlarındaki azalışlar, proje süresince oluşan enflasyon verilen taahhütlerin beklenen düzeyde gerçekleşmemesine sebep verdiği hatta satışa sunulan ürünlerin satış sonrasında aynı fiyatlar ile temin edilememekte olup birçok üründe teminin zorlaştığı ve karlılıkların azaldığı, bu durumun geçici bir durum olduğunu yapılan araştırma ve değerlendirmelerde bunca yaşanan zorluğa rağmen şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi durumunda ek finansman kaynağına ihtiyaç duyulmadan nihai satışlar sonucu tüm borçlarını kapatabilecek düzeye geleceğinin görüldüğünü, kısacası haciz ve icra baskısı altına girmeden şirketin ticari faaliyetleri ile borçlarını ödeyebilmesi konusunda zamana ihtiyacı bulunduğunu, bu vesile ile konkordato projesi hazırlanmak suretiyle konkordato talep etme zarureti hasıl olduğunu, konkordato projesinin tasdikinden itibaren 36 aylık bir süreç içerisinde alacakların tamamının vadelendirilmesi talep edildiğini ileri sürerek yararlarına geçici mühlet kararı verilmesini, akabinde de kesin mühlet kararı ve konkordatonun tasdiki kararı verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince "...Yapılan inceleme neticesinde; davacılar yararına 25/07/2024 tarihinde İİK'un 287/1 maddesi gereği geçici mühlet kararı verilmiş, borçlunun malvarlığının muhafazası içinde tüm tedbirler alınmıştır. Davacılara verilen 3 aylık geçici mühlet süresi dolmadan mahkememizce geçici mühletin 1 ay uzatılması, kesin mühlet hakkında bir karar vermek için İİK'un 289/2 maddesi uyarınca duruşma açılmış, borçlular ve geçici konkordato komiserler kurulu heyeti duruşmaya çağırılmış ve beyanları alınmış, 25/11/2024 tarihinden itibaren 1 yıl süreyle kesin mühlet verilmiştir. Davacılar, dava dilekçesinde ve ekinde sunduğu konkordato ön projesinde; borcun ödenmesinde konkordato tasdik kararının kesinleşmesinden itibaren 36 aylık bir süreçte, eşit taksit ile ödeme teklifinde bulundukları görülmüştür. Konkordato komiserler kurulu tarafından kesin mühlet içerisinde 05/11/2025 tarihli nihai rapor sunulmuştur. Konkordato komiserler kurulu raporunda özetle; davacı şirketlerin birbirlerine özellikle kambiyo senetlerinden kaynaklı olarak hem borçlu hem alacaklı olduğu, konkordato ön projelerine göre, tüm şirketlerin borçların ödenmesinde kullanılacak kaynakların bilanço içi tahsilatlar ve faaliyetler karlarından elde edilecek gelirler olarak gösterildiği, borçların tasfiyesinde kullanılacak bilanço içi kalemlerin 30/09/2025 tarihi itibariyle de mühlet tarihinden 13 ay geçmesine rağmen önemli bir oranda tahsilatı gerçekleşmediği, borçların tasfiyesinde kullanılacak diğer proje kaynağı olan faaliyet gelirlerinin gelinen süreçte oluşmadığı, davacı şirketlerden ... A.Ş, ... Tic. LTD ŞTİ ve ... Ticaretin borca batık durumda bulunduğu, davacı ...LTD ŞTİ'nin borca batık olmadığı, gelinen süreçte son dönem mali verileri ile daha açık hale geldiği üzere davacıların ön projelerini gerçekleştirme imkanlarının bulunmadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla İİK'nun 292.maddesi gereğince kesin mühlet içerisinde konkordatonun başarıya ulaşma şansının olmadığı anlaşıldığından kesin mühletin kaldırılmasına, ...Şirketi dışındaki davacılar hakkında iflas koşullarının oluştuğu gözetilerek bu davacılar hakkında İİK'nun 292.maddenin ilk fıkrasına göre iflas kararı verilmiş..." gerekçesiyle iflas kararı verilmiştir. Konkordato talep edenler vekili istinaf dilekçesinde özetle: Alacaklılar toplantısı gerçekleştirilmeden verilen konkordatonun reddi ve iflas kararlarının usul ve yasaya aykırı olması, kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflâsın açılmasının gerekli olduğunun anlaşılması durumunda mahkemece borçlu şirket yetkilisinin, iflasa karar verilecek olan duruşmaya çağrılması ve dinlenilmesi gerektiği nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, 2004 sayılı İİK'un 7101 sayılı yasa ile değişik 285 vd. maddeleri uyarınca konkordato (geçici mühlet kararı verilmesi, akabinde kesin mühlet kararı verilmesi ve neticesinde konkordatonun tasdiki) taleplidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 344. maddesi "Harç ve giderlerin yatırılması" başlıklı olup "İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır." hükmünü haizdir. Aynı Kanun'un 90. maddesinde, sürelerin kanunda belirtildiği veya hakim tarafından tespit edileceği, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hakimin kanundaki süreleri artıramayacağı veya eksiltemeyeceği, 92/2. maddesinde ise; sürenin hafta, ay veya yıl olarak belirlendiği hallerde başladığı güne son hafta, ay veya yıl içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde biteceği belirtilmiştir. HMK'nin 346. maddesi uyarınca kararı veren mahkeme tarafından istinaf dilekçesinin reddine karar verilebilecektir. Bölge adliye mahkemeleri tarafından istinaf incelemesi yapılabilmesi için, istinaf harç ve giderlerinin istinaf eden tarafından mutlaka tam olarak yatırılması gerekir. Somut olayda, yapılan yargılama sonucunda açılan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından 25/11/2025 tarihinde söz konusu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi sunulmuş ancak istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının yatırılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece; davacı vekilinin istifası üzerine davacı asillere istifa dilekçesi tebliğ edilmiş ardından söz konusu eksikliklerin ikmali için 27/11/2025 tarihli 6100 sayılı HMK'nın 344. maddesine göre düzenlenmiş istinaf harç ve masraflarının tamamlanması ( istinaf nispi karar harcı tutarı ve gider miktarını kalem kalem gösterir- söz konusu tutarların nereye yatırılacağını belirtir şekilde) bakımından usule uygun ihtaratlı muhtıra gönderildiği ve muhtıranın davacı asillere ayrı ayrı yapılan ihtarların tebliğ edildiği görülmüştür. Davacılar tarafından ikmal edilmesi gerekli harcın süresi içinde yatırılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, bu kez 0601/2026 tarihli ek karar ile 6100 sayılı HMK'nın 344. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf isteğinden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda; ilk derece Mahkemesince, istinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafın istinaf nispi karar harcının ve gider miktarının yatırılmaması üzerine 6100 sayılı HMK'nın 344. Maddesinde düzenlenen prosedürün işletilmesi ve sonucunda istinaf başvurusundan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu durumda İlk Derece Mahkemesinin istinaf başvurusunun reddine yönelik ek kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, ek karara yönelik konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1- Konkordato talep edenler vekilinin 06.01.2026 tarihli ek karara ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-) Alınması gereken 732,-TL istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından tekrar harç alınmasına yer olmadığına, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İİK'nin 164 ncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 18/06/2026

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/409, K. 2026/1368, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-409-e-2026-1368-k-494186af54fd