Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1451 E. 2026/1067 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1451
Karar No
2026/1067
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/1451 Esas

KARAR NO:2026/1067

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:11/06/2025

NUMARASI:2024/230 Esas, 2025/128 Karar

DAVANIN KONUSU:Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarım Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:01/07/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan şirket adına Türk Patent nezdinde ... nolu çoklu tasarımın tescilli olduğunu, davalıların üretip satışa sunduğu ayakkabıların müvekkilinin tescilli tasarımına tecavüz ettiğini, müvekkilinin ... nolu tasarımının davalı taraflarca haksız suretle kullanıldığını; ilgili hususun Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/461D. iş sayılı dosyalarından alınan rapor ile tespit edildiğini, davalı ...'nın taklit tasarımları üretip, satmak sureti ile müvekkilin tescilli tasarımlarına tecavüz ettiğine şüphe bulunmadığını, davalı ...'nın taklit tasarımları gerek mağazasında gerekse online alışveriş sitesinde satışa sunduğunu, davalıların tasarım tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiileri neticesinde müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, müvekkilinin tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, giderilmesine, tecavüz suretiyle imal edilen ürünlere ve imalatında kullanılan araçlara kataloglara el konulmasına, imhasına, ... alan adına erişiminin engellenmesine ve yayının kaldırılmasına, manevi zararın karşılanması için 100.000-TL, uğranılan maddi zararların karşılanması için HMK 107.maddesi uyarınca, şimdilik, her bir davalıdan ayrı ayrı 1.000- TL maddi tazminatın tespit tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilken tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalılar cevap dilekçesi vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekilinin istinafı üzerine ilk derece mahkemesince verilen bu karar; Dairemizin 2023/248 E. - 2024/1633 K. sayılı ilamı ile kaldırılmıştır.İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; davacı ayakkabı tabanı tasarımı ile davalı yana ait ürünleri benzer olmakla birlikte, taraflar arasında, davalının davacı tasarımından haberdar olmasının kendisinden beklenebileceği hiçbir yakınlık ya da ticari ilişki bulunmadığı, aksi yönde davacı vekilinin duruşma beyanlarına mukabil, delil sunma süresi içerisinde bu hususta davacı tarafça bir delil sunulmamış olduğu, yine, davacı ürününün tanınmış olduğu ya da piyasada satışının yaygın olduğuna ilişkin yeterli bir delilin dosyada bulunmadığı, davacının beyan ve delillerinin genel olarak davacının ticari hacmi ile "..." unsurlu markasına ilişkin olduğu, sunulan bu delillerden davaya dayanak ayakkabı tabanı tasarımının piyasada tanınmış olduğu sonucuna ulaşılamadığı, davacının, davalıların kusurunu ispatlamakla yükümlü olduğu, ancak delil sunma süresinde sunduğu deliller çerçevesinde bu ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği, delil sunma süresi geçtikten sonra, kusur durumunu ispata yarayacak delillerini sunması yönünde davacıya yönlendirme niteliğini taşıyacak ara karar kurulmasının mümkün olmadığı, istinaf kararı sonrası davacı vekilinin sunduğu 12/03/2025 tarihli dilekçede de kusurun varlığına (taraflar arası ticari ilişki yahut tasarımın bilinirlik düzeyi) delalet edebilecek bir delil ya da iddianın yer almaması karşısında, davalıların kusurunun ispatlanamadığı, davalıların üretici olmayıp, üretici firma ile yaptıkları sözleşmede söz konusu firmanın üretiminin tescilli bir tasarıma dayalı olduğu hususunu teyit ettikten sonra, başka türlü haberdar olmalarının kendilerinden beklenmesini gerektirir bir delil dosyada olmaksızın, bu tasarımdan önceki tarihli tescilli tüm tasarımları araştırarak benzerlik değerlendirmesi yapmalarının kendilerinden beklenemeyeceği, somut olayda davalıların kusurlarının ispatlanamadığı, haksız rekabete ilişkin iddialar yönünden TTK'nun 55/1-a-4 bendinin somut olayda uygulama yeri olmayacağı, özel kanun olan SMK'nun uygulanması ve özel kanun hükümlerinin korumasının yeterli olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalıların davacıya ait ... tescil numaralı tasarımından doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile; bu tecavüzün men ve ref'ine, bu kapsamda tecavüz oluşturan ve bilirkişi raporu ile görsellerine yer verilen davalılar uhdesindeki ürünlere ve bu ürünlerin bulunduğu kataloglara el konularak hüküm kesinleştiğinde imhasına, davalılar tarafından üretim yapıldığına ilişkin yeterli delil elde edilemediğinden üretim araçları hakkındaki talebin reddine, ...-...-... adresine erişimin engellenmesine, maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, haksız rekabet davasının reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde;davalı ile müvekkili şirket arasında ticari ilişkinin var olması sebebiyle davacının tasarımdan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, davalının müvekkili şirketin ürettiği ayakkabıların birçok kez alım satımını yaptığını, tescilin aleniyeti ve basiretli tacir hükümlerine göre bilemeyecek durumda olduklarının, hayatın olağan akışına ve hukuka aykırı bir değerlendirme olacağını, davalının basiretli tacir olmasından ötürü, üretimini yahut satışını yapacağı ürünü, tasarımı araştırarak benzerlik değerlendirmesi yapması sektörü gereği bir zorunluluk olup arama motoruna sadece "ışıklı çocuk ayakkabısı "yazdıklarında dahi ilk çıkan modellerin müvekkil markasına ait modeller olduğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesince dosyaya delil ibraz edilmediğinden kaynaklı olarak tazminat talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmayıp açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalıların tasarım tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiilleri neticesinde müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, tazminata ilişkin olarak TBK kapsamında kusur sorumluluğuna gidildiğini, marka hakkına tecavüzde kusur aranmazken tazminat açısından kusurun gerektiği, ancak davalıların kusurlu olmadığının kabul edildiğini, eski KHK döneminde madde içerisinde açıkça kusur geçirilmişken SMK maddesinde kusurdan bahsedilmediğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da hesaplamaya gidilerek Yargıtay 11.HD'nin 2020/1211 E. 2021/4183 K. sayılı kararı uyarınca tasarım hakkına tecavüzün tespiti, men ve ref'i davalarında mütecavizin kusurunun aranmayacağını, yerel mahkeme tarafından bilirkişi raporunda müvekkilinin talep edebileceği lisans bedelinin 53.005,32-TL olarak hesaplandığını, davalıların kast boyutundaki kusuru mahkemece kabul edilmeyecekse dahi, ihmali olarak kusurlu olduklarının, müvekkilinin tasarımını bilecek düzeyde ve basiretli tacir olduğu gözetildiğinden, ihmali hareketle kusurlu sorumlu olduklarının ortada olduğunu, yerel mahkemenin buna karşın bölge adliye mahkemesi kararına uymayarak davanın kısmen kabulüne karar verdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, tescilli tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, el koyma, imhası ve maddi manevi tazminat talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Dairemizin kaldırma kararında da belirtildiği üzere, herhangi bir tescilli sınai mülkiyet hakkına tecavüz halinde, tecavüzün varlığının tespiti ve önlenmesi ile ref’i davalarında tecavüze konu malları ticari amaçla elinde bulunduranların kusurlu olması şartı aranmazken, maddi ve manevi tazminat davalarında mutlaka davalıların kusurlu, diğer bir anlatımla elinde bulunan malların tescilli bir sınai mülkiyet hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu bilmesi veya bilebilecek durumda olmasının gerektiği, hangi hallerde tecavüz konusu malı elinde bulunduranların kusurlu olduğunun kabulü ise, bu kişilerin üretici veya üreticilerle sıkı irtibat halinde olan kişiler olup olmadığı gibi hususların dikkate alınması gerektiği, (Emsal Yargıtay 11.HD'nin 2020/8380-3948 E-K sayılı kararı) somut olayda davalıların kusurunun ispatlanamadığı, davalıların üretici olmayıp, üretici firma ile yaptıkları sözleşmede söz konusu firmanın üretiminin tescilli bir tasarıma dayalı olduğu hususunu teyit ettikten sonra, başka türlü haberdar olmalarının kendilerinden beklenmesini gerektirir bir delil bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.01/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1451, K. 2026/1067, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1451-e-2026-1067-k-53fbeb39aaad