Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/739 E. 2026/1145 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/739
- Karar No
- 2026/1145
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/739
KARAR NO: 2026/1145
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 06/04/2026 (Ara Karar)
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kuruluşunun 1950’li
yılların başına dayandığını, ..., ..., ... ..., ... ... ..., ... gibi popüler lokasyonlarda mağazalara sahip olan tekstil sektörünün önde gelen
firmalarından biri olduğunu, “...” ve “TRİKO ...” markalarını 1950’li yılların başından beri kesintisiz bir şekilde kullandığını, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli hak sahibi olduğunu, davalılardan ... Mağazacılık Anonim Şirketi'nin 2022 yılına kadar yalnızca çorap
üretimi ile ilgili faaliyet göstermekteyken, 2022 yılının sonlarında ürün gamını ve faaliyet alanını genişletmiş ve “...” ibaresini tescilsiz bir şekilde ve
müvekkili şirketin tescilli ve tanınmış “...” markalarına yakınlaştırarak çevrim içi ve fiziki
mağazacılık/satış hizmetleri üzerinde kullanmaya başladığını, davalı ...'in davalı ... ...Anonim
Şirketi’ni kurduğunu, dava konusu tecavüz ve haksız rekabet teşkil
eden eylemlerine ... ... şirketi ile de devam ettiğini beyan ederek teminatsız olarak ya da uygun görülecek miktarda bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, “...” ibaresinin tescilsiz bir şekilde ve markasal biçimde 35. sınıfta
yer alan çevrim içi ve fiziki her türlü mağazacılık/satış hizmetleri üzerindeki
kullanımının önlenmesine,
söz konusu işaretleri taşıyan tabela ve katalogların davalının “Halaskargazi Mah. Rumeli
Cad. Silahtar Han, No:53 İç Kapı No:1 Şişli/İstanbul” adresindeki mağazasındaki
kullanımına el konulmasına, toplanmasına ve dava sonuna kadar emin bir yerde
muhafaza altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 06/04/2026 tarihli 2026/55 Esas sayılı Ara kararı ile; davacı vekilinin bu aşamada yargılama gerektiren ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Müvekkilinin tescilli ve tanınmış “...” markalarından ve “...” çekirdek unsurlu ticaret unvanından doğan haklarına karşı davalılar tarafından 35. sınıfta yer alan çevrimiçi ve fiziki mağazacılık /satış hizmetleri üzerinde TESCİLSİZ bir şekilde gerçekleştirilen “...” ibareli markasal kullanımları olduğunu, Davalılardan ...'in kurmuş olduğu ... ... şirketi aracılığıyla, 35. Sınıfta tescilli herhangi bir markası bulunmamasına rağmen, 2025 yılının sonlarına doğru Müvekkilinin ...'ndaki mağazasına yaklaşık 100 m mesafede “...” markası altında ilk mağazasını açtığını ve “...” markası altında satış hizmetleri sunmaya başladığını, www.misirli.com.tr uzantılı internet sitesi üzerinden, 35. sınıfta tescili bulunmadığı halde, “...” markası altında çevrim içi mağazacılık/satış hizmetleri sunduğunu, triko kazak satışı olmadığı halde internet sitesinin ana sayfasında kazak giyen kadın görseline dahi yer verdiğini, triko ürünleri ile tanınan ve alanında lider bir firma olan Müvekkiline ait resmi internet sitesi yarattığını, “TRİKO ...” markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, Müvekkilinin ticaret unvanının davalılardan ... Ünderwear and Socks Mağazacılık Anonim Şirketi'nden çok daha uzun yıllar önce İTO nezdinde tescil edildiğini, davalıların dava konusu 35. sınıf hizmetler üzerinde tescilli bir markasının bulunmadığı, davaya konu kullanımların tamamen tescilsiz kullanımlar olduğunu, ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olup, Müvekkilinin markalarına ayniyet derecesinde benzer olduğunu, bağımsız bir araştırma firması tarafından yapılan tüketici anketi ile de, tüketicilerin dava konusu kullanımları Müvekkilin markası ile karıştırdığını, davalının kötüniyetli olduğunu, davalıların 35. sınıfta yer alan “fiziki ve çevrimiçi her türlü satış hizmetleri” üzerindeki tescilsiz “...” ibareli markasal kullanımları ile “...” çekirdek unsurlu ticaret unvanının Müvekkilinin tescilli “...” markaları ile “...” çekirdek unsurlu ticaret unvanı aleyhine marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığı ve işbu mütecaviz kullanımların verilecek bir tedbir kararı ile engellenmemesi halinde gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağını,
-Müvekkilinin “...” markalarının TÜRKPATENT nezdinde 35. sınıf hizmetleri de kapsayacak şekilde birçok sınıf üzerinde tescilli olduğunu, davalının kullanımının tescilsiz olduğunu, Davalıların davaya ve aynı zamanda tedbire konu markasal kullanımlarının, müvekkilinin tescilli ve tanınmış “...” ve “TRİKO ...” markalarına görsel, işitsel ve konsept olarak ayniyet derecesinde benzer markalarının hem de davaya konu kullanımların esas ve tek ayırt edici unsuru “...” ibaresi olup, “..." şeklindeki kullanımlarda Müvekkilinin yazı tipine ve stiline yakın bir yazı tipi de kullanıldığını, Davalıların Müvekkilinin markaları sebebiyle TÜRKPATENT tarafından re'sen ya da Müvekkilinin itirazları sonucu reddedildiğini, bu başvuruların 35. sınıftaki satış/mağazacılık hizmetlerinde tescile ulaştığı düşünülse bile, SMK m. 155 gereğince de bu tescillerin davalılara yine de bir koruma sağlamayacağını, davalıların tescilsiz bir şekilde “...” markalarını kullandığı hizmetler, müvekkillerinin “...” ibareli markalarının tescilli olduğu 35. sınıf hizmetler ile birebir aynı olduğunu, bir kişinin ürün markasını mağazacılık hizmetinde kullanması, başkasının 35. sınıfta marka tescili veya eski kullanımı yoksa mümkün olduğunu, tescil ve kullanım sonucunda aynı marka için farklı ürün ve hizmet kimlikleri oluşmuşsa, ürün sınıfındaki üreticinin kendi markasıyla mağaza açması, mağazacılık hizmetlerini sunan kişiyle karıştırılmasına yol açacağını, davalıların işbu kullanımları tamamen Müvekkilinin markası ile seri marka imajı yaratan, Müvekkilinin alt markası ya da Müvekkili ile bağlantılı marka zannını yaratan kullanımlar olduğunu, markaların fiiliyatta da karıştırıldığını gösteren delilleri sunduklarını, AGS Global anket sonuçlarının da davalıların işbu dava konusu kullanımlarını tüketiciler nezdinde fiiliyatta iltibas yarattığını gösterdiğini,
-Davalılar hakkında yapılan haberlerde dahi Müvekkilinin mağaza görselleri kullanıldığını, marka tecavüzü yaratmasının yanı sıra, müvekkilinin aynı zamanda iş mahsulü olan markaları ve ticaret unvanı aleyhine haksız rekabet de teşkil ettiğini,
-Davalılardan ... ...ANONİM ŞİRKETİ, 2025 yılında İstanbul Ticaret Odası nezdinde işbu ticaret unvanını haksız surette tescil ettirdiğini, Müvekkilinin “TRİKO ... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ” şeklindeki ticaret unvanı ise 1983 yılından beri tescilli olduğu gibi “...” markaları da 1955 yılından bu yana tescilli olduğunu, davalının markasındaki çekirdek unsuru olan “...” ibaresi ve tanınmış “...” markasını birebir ve çekirdek unsur olarak içerdiğini, haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin ticaret unvanı ve tanınmış “...” markalarından haberdar olduğu halde; müvekkilin itibarından yararlanmak ve haksız yarar sağlamak amacıyla kötü niyetli bir şekilde Müvekkilinin ticaret unvanı ile son derece benzer “... ...ANONİM ŞİRKETİ” şeklindeki ticaret unvanını müvekkilinin kurulduğu tarihten çok daha sonraki bir tarihte haksız surette tescil ettirdiğini, markasal biçimde kullanımı da marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğini, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerek yaklaşık ispatın gerçekleşmediği gerekse iddiaların yargılamaya muhtaç olduğu şeklindeki gerekçelerin yerinde olmadığını kararın kaldırılarak tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; TRİKO ... SAN. VE TİC. A.Ş. ile müvekkillerden ... MAĞAZACILIK A.Ş. arasında, ... ibaresinin müvekkili tarafından kullanımına dair marka hakkına tecavüzün tespiti davası bulunduğunu ve işbu dava halen derdest olduğunu, İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/92 E. Sayılı dosyasının ön inceleme zaptının dosyada mübrez olduğunu, davacı tarafın gerçek amacının; hukuki koruma elde etmekten ziyade, müvekkilinin ticari faaliyetlerini sekteye uğratmak olduğunu, müvekkilinin hak sahibi olduğu “...” markalarının tescilinin 1972 senesine dayandığını, Davacının markaları ise her türlü iddiasının aksine 1982 senesinde tescil edildiğini, müvekkilinin hak sahibi olduğu “...” markası, davacının markalarından 10 sene önce tescil edilmiş olduğundan; müvekkilinin "...” ibareli markalar üzerinde asıl ve gerçek hak sahibi olduğunu, İstanbul 1. FSHHM'nin 2023/92 E. Sayılı dosyasından alınan tüm bilirkişi raporlarıyla da bu husus sabit olduğunu, ... “...” ibaresi ile birçok markaya sahip olup; işbu markaların seri marka olarak değerlendirilmesi gerektiğini, seri marka yapısına dahil olan sonraki markaların da önceki markaların yarattığı hukuki ve fiili koruma alanından faydalandığını, müvekkilinin markalarında ayırt edicilik vasfını taşıyan ibarenin “...” olduğunu, müvekkilinin bazı markalarında ve kullanımlarında yer alan 1927, mam, kah, thermal, organic, ... gibi diğer ibareler tamamlayıcı/yardımcı unsur olarak yer aldığını, markada esas unsuru ... olduğunu, “... ...” ile “...” arasında hiçbir yazım stili benzerliğinin olmadığını, bir markanın yazım stili yuvarlak köşeli olup; diğeri keskin köşelere sahip olduğunu, birinin eki (1951) yanında, diğerinin eki (...) altında olduğunu, müvekkilinin markasında yer alan “...” ibaresinin yuvarlak köşeli/kıvrımlı stili, 1972 yılındaki markanın yazım stiliyle de uyumlu olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde, davacının mal ve hizmetleri ile müvekkilinin mal ve hizmetlerinin farklı olduğunu, davacı tarafın işbu dosyadaki tutum ve talepleri birlikte değerlendirildiğinde; esas amacının hukuki menfaatini korumaktan ziyade, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini engellemek ve piyasa faaliyet alanını daraltmak olduğunu, müvekkili şirketin, ....A.Ş ile grup şirketi olduğunu, ... ...A.Ş. 2025 yılında kurulmuş bir şirket olup, ... ... ile Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olan “...” markalarının gerçek hak sahibi olan ... arasında lisans sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye göre ... ...; ... adına tescilli “...” markalarını ticari faaliyetlerinde, “...” markasını içeren ürünlerinin üretimi, satışı, pazarlanması ve tanıtımı amaçlarıyla kullanabileceğini, bu şirketlerin, hak sahibi olduğu markalar ile 2004 yılından bu yana onlarca ülkede faaliyet gösterdiğini, www.misirli.com.tr ve www.aytug.com adresleri üzerinden de satış faaliyeti yerine getirildiğini, özgün tasarımları ve çalışmaları ile sektörde öncü nitelikte olan ...'ın kendi markası ve tescilli birçok ürünü bulunduğunu, ... Adına Türk Patent Ve Marka Kurumu Nezdinde Tescilli Markaların bir kısmı her ne kadar 82 başvuru numaralı olarak gözükmekteyse de işbu markaların esas tescil tarihleri 27.03.1972 olduğunu, Davacının sunmuş olduğu belgeler, ...’nun ticari işletmesi ile ilgili olup; davacının kuruluş belgelerine bakıldığında, ...’nun kurucular içerisinde yer almadığını, davacının kuruluş belgelerine bakıldığında, işbu kuruluşun 1983 tarihinde gerçekleştiğini, davacının köklerinin .... senesine dayandığına dair dosyada herhangi bir belge olmadığını, hiçbir belgede, davacının ya da...’nun ticari hayatında “...” ibaresini markasal anlamda ya da ticari unvanı olarak kullandığına dair herhangi bir ibare geçmediğini, ... ticari unvanı olarak “...” ibaresini bile kullanmadığını adı-soyadı ile ticari faaliyetlerini yürüttüğünü Türk Patent Ve Marka Kurumu Kayıtlarında, ... Ve ...Sayılı Markaların Tescil Tarihleri ..... Ve ..... –müvekkilin Tescillerinden 10 Ve 18 Sene Sonrası olduğunu, ...'in hak sahibi olduğu “...” ibareli markaların tescili ..... senesine dayandığından ve davacının marka tescilleri işbu tarihten 10 sene sonra gerçekleştiğinden; ...'ın markalarının önceki tarihli tescil sebebiyle “...” markaları üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, ...'in günümüzde hak sahibi olduğu "..." ibareli markaların ilk sahibinin “........ ... ... .... A.Ş.” olup, işbu markalar, daha sonrasında ...’a devredildiğini, ... tarafından markaların ... ve ...’ye devri sonrasında ..., anılı markaları ... Ve ...’den 01.04.2022 tarihinde satın aldığını ve anılı markalara işbu tarihten sonra ivme kazandırdığını, Davacı, Büyükçekmece’deki savcılık dosyasından takipsizlik kararı aldığını, İst. 1. FSHHM’nin 2024/24 E. Sayılı dosyası üzerinden haksız yere ihtiyati tedbir almaya çalıştığını, ancak davacının bu dosyadaki tedbir talepleri de hukuka uygun olarak reddedildiğini, işbu dosya akabinde İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2023/92 E. Sayılı dosyası ile birleştiğini, davacının haksız yere sürekli olarak hukuk davası açması, savcılık şikayetinde bulunması ve ihtarname çekmesi yahut müvekkilinin ticari faaliyetlerini yürüttüğü üçüncü kişilere ya da basına sürekli yazı göndermesi, gerek müvekkili şirketleri gerekse de yetkililerini ciddi olarak rahatsız ettiğini, Davacı; ...’nın ya da ...’nda mağazası olduğu sokağın sahibi olmadığını, müvekkili şirketler, hakları 1972’ye dayanan ve kullanımı meşru olan “...” markası ile dilediği yerde mağaza açma hakkına sahip olduğunu, esasen müvekkillerinin ticari faaliyetlerinden davacı faydalandığını, piyasadaki her “...” ibareli ürün müvekkiline ait olmadığını, birçok farklı kişi ve kurum hukuksuz bir şekilde müvekkilinin işbu ibaresini kullanmakta olduğunu, müvekkilinin de bu hukuksuzlukla mücadele içerisinde olduğunu, davacının beyanlarının muhatabının müvekkili de olamayacağını, davacı tarafından yapılan anket çalışması tek taraflı olmakla; sadece davacı lehine düzenlenmiş bir çalışması olduğunu, davacının kötü niyetli, gerçeğe aykırı hiçbir beyanına itibar edilmemesi gerektiğini, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Talep; SMK'nın 159. maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz iddiasına dayalı olarak ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
6769 sayılı Kanun'un 159.maddesinde ihtiyati tedbirler düzenlenmekte olup, madde hükmü "(1) Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkiniğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." şeklinde olup, söz konusu ihtiyati tedbir kararı, davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engelleyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil, bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması, herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi şeklinde verilebilir. Bu kanunda hüküm bulunmadığı durumda 6100 sayılı HMK hükümleri uygulanır.
HMK 389.maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelecek bir değişiklik nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir.
Davacı tarafça marka tecavüzü ve haksız rekabete ilişkin olarak, öncelik hakkı ve kötüniyet iddialarına dayanılmış olup, SMK 6/3 maddesi hükmüne göre, Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olması için ilgili olduğu piyasada ciddi bir şekilde kullanım yoluyla bilinir hale gelmiş olması anlaşılmalıdır. Markanın tescilinden önce bu markanın piyasada ilgili sınıflarda uzun yıllar kullanıldığına ve bu yolla bilinir hale getirildiğine dair iddianın fatura, katalog ya da benzer somut delillerle ispatı gereklidir.
Dosya kapsamına göre, davalının, davacıya ait "..." esas unsurlu markalarına tecavüz edip etmediğinin tespiti gerekmekle, davacının önceki kullanım, tanınmış marka ve kötüniyet iddialarının incelenmesinin yargılamayı gerektirdiği, davalı tarafça İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/92 E. Sayılı dosyasından aldırılan raporun sunulu olduğu, davalının de "..." esas unsurlu marka üzerinde üstün hak sahipliği iddiasının bulunduğu, tüm bu hususların yargılama gerektirdiği, her iki tarafın da üstün hak iddiasında bulunduğu ve delillerini sundukları, bu aşamada davacı tarafından dosyaya sunulan delillerle davalı kullanımlarının tedbiren önlenmesi isteminin kabulüne olanak verecek şekilde yaklaşık ispat şartının sağlanmadığı, HMK 389.maddesindeki yasal koşulların mevcut olmadığı, mahkemece davalının online ve fiziki tüm mecralarda kullanımlarının önlenmesi yönündeki tedbir taleplerinin reddi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı, davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../04/2026 tarih 2026/... E. sayılı Ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026