Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1068 E. 2026/1028 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1068
- Karar No
- 2026/1028
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1068
KARAR NO: 2026/1028
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2026/332 Esas ve 03/06/2026 tarihli ara karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesi)
KARAR TARİHİ: 08/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın ...'den bu yana deri ürünleri imalat edip ve sattığını, müvekkili firmanın .... A.Ş.'ye ait ... firmasıyla akdedilen "Satıcı İş Ortaklığı Ve İlan Sözleşmesi" kapsamında 3 Mart 2020 Tarihinden beri "..." adıyla e-ticaret yaptığını, şirket ortaklarının ise... ve ...olduğunu, müvekkilinin davalı platformda satışa sunduğu ürünlerin, faaliyet konusu olan, deriden yapılma çanta, cüzdan, ceket gibi giyim ve aksesuar ürünleri olduğunu, davalı platform, 13 mart 2026 tarihinde müvekkili şirketin mağazasını, "... Limited Şirketi" ile ilişkili olduğu ve bu şirketin sahte fatura kullandığı iddiasıyla süresiz olarak kapattığını, bu işlemin tamamen maddi hataya ve hukuki dayanaktan yoksun bir "ilişkilendirmeye" dayandığını, Elektronik ortamda ticarete ilişkin tarafların hak ve yükümlülükleri,
Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcı Ve Elektronik Ticaret Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik kapsamında düzenlendiğini, davalı platformun söz konusu hükümler uyarınca tek taraflı sözleşmeyi feshetme imkanı olmadığını, e-ticaret yapmak isteyen firmalarla sözleşme yapma zorunluluğunun olduğunu, davalı platformun şirket yetkilileri faaliyet alanları ve adresleri farklı olan bir firmayla ilişki kurup kapatmasının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkili şirketin 6 yılı aşkın süredir emekle inşa ettiği ... ID numaralı mağazası üzerinden 55.000’den fazla takipçiye ve binlerce olumlu müşteri yorumuna ulaştığını,
Müvekkilinin bir üretim firması olduğunu, mevcut siparişlerin ham madde ödemeleri, işçi maaşları, kira ve vergi yükümlülükleri bu mağazadan gelen nakit akışı ile karşılandığını, mağazanın kapatılması ve paralara el konulması, müvekkili şirketin finansal dengesini altüst ederek iflas riskini beraberinde getirdiğini, Mağazanın kapalı kaldığı süre boyunca '...' avantajlarının yitirildiğini, mağaza puanının askıya alındığını, arama sonuçlarındaki organik sıralamada (ranking) kalıcı hasar olduğunu, mağaza açılsa dahi telafisi imkansız bir pazar payı kaybı yaşanacağını belirterek ... ID numaralı mağazanın (puan, takipçi ve yorum verileriyle birlikte) yargılama sonuna kadar teminatsız olarak tedbiren açılmasına ve blokajdaki bedeller üzerindeki kısıtlamanın kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemenin 03/06/2026 tarihli kararı; "...Her ne kadar yukarıda açıklanan hususlar muvacehesinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de; muarazanın meni davasında sonuca tedbiren ulaşılmasının mümkün olmadığından ihtiyati tedbir talebinin şu aşamada reddine..." karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kanuni düzenlemeler uyarınca ispat yükünün davalı şirkete ait olduğunu, davalı firmanın nesnel ölçütlerle taraflar arasındaki sözleşmeyi sonlandırdığını ispat etmesi gerektiğini, hal böyleyken nesnel ölçütler sunamayan davalı taraf karşısında yaklaşık ispatı sağlandığının da kabulünün gerektiğini, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Ve Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcı Ve Elektronik Ticaret Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik uyarınca davalı tarafın nesnel ölçüt koymadan, keyfi ve soyut gerekçelerle sözleşmeyi feshedemeyeceğini, davalının somut bir gerekçe olmaksızın sözleşmeyi feshettiğini, davalı platformun tek taraflı fesih yetkisi olmamakla beraber, ahde vefa ilkesi gereği sözleşmeye aynen devam etmek zorunda bulunduğunu, mağazanın derhal açılmasının müvekkilinin ticari hayatını sürdürebilmesi için elzem olduğunu beyan ederek, kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İhtiyati tedbir, HMK'da "Geçici Hukuki Korumalar" başlığı altında 389-399 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Geçici hukuki korumalardan biri olan ihtiyati tedbir; kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş, geçici nitelikte geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.
6100 sayılı HMK'nın 389/1 maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'', HMK'nın 390/1 maddesinde "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.", HMK'nın 390/3 maddesinde "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'', HMK'nın 391/1 maddesinde "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" düzenlemelerine yer verilmiştir.
İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarından biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır. (m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir.
Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.
İhtiyati tedbirler, hakkın yada hak sahibinin karşı karşıya olduğu somut ve güncel tehlikenin bertaraf edilmesini, bu tehlikenin yol açabileceği telafisi mümkün olmayan zararların veya tehlikenin önlenmesini yada durdurulmasını amaçlar. Tehlikenin bertaraf edilmesi şeklinde ifade edilebilecek kurumsal amacın ihtiyati tedbirlerin işlevsel amaçları ile somutlaştırılması, ihtiyati tedbirlerin türleri, koşulları ve içeriğinin belirlenmesine de yön verecektir. İşlevsel olarak ihtiyati tedbirlerin amacının ilk bakışta bir teminat ve koruma sağlama olduğu söylenebilir.
Ancak bu, her zaman doğru değildir. İhtiyati tedbire duyulan ihtiyaç ve onun zaman içinde gösterdiği gelişme ile farklı hukuki sorunlarda farklı uygulama alanları bulması sebebiyle müddeabihi nasıl dava sonunda icra edilebilir halde kalması için güvence altına alınmasının yanında, hukuki ilişkinin düzenlenmesi ve talebin geçici icrası da ihtiyati tedbirin işlevsel amaçları haline gelmiştir. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2462, 2463).
İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini, keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir (m. 390/3). Yani, ispatı gereken hususların tam olarak değil; kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir... yaklaşık ispat ispatsızlık veya sadece talepte bulunanın beyanlarıyla yetinileceği anlamına gelmemektedir. Talep eden, ispat ölçüsü düşürülmüş olsa dahi, bir ispat faaliyetinde bulunmak, bu çerçevede delillere dayanmak ve tam olmasa da iddia ettiği hususların gerçekliğini kuvvetle muhtemel olduğunu gösterecek şekilde ispat etmek durumundadır.
Şu halde, ispat ölçüsünün düşürülmesi, tedbirin koşullarının, özellikle tedbire esas olan hakkın hüküm altına alınabilmesi için maddi hukuk kurallarında öngörülen koşul vakıaların bir kısmının incelenmeyeceği ya da üstün körü inceleneceği anlamına gelmemektedir. Zira ispat ölçüsü, incelemenin kapsamına değil, hakimdeki usuli kanaatin derecesine ilişkindir... Şüphesiz, talep eden bir ispat faaliyetinde bulunmuşsa bunu tam ispat seviyesinde aramamak gerekir; fakat tamamen ispatsız veya delile dayanmayan bir faaliyet de afaki tehlike olgusuna dayanılarak yeterli kabul edilemez (Pekcanıtez Usul, Cilt.III, s.2476, 2477).
İhtiyati tedbirin teminat amaçlı, düzenleme amaçlı ve eda amaçlı olmak üzere üç ana amacı gerçekleştirmek üzere verilmesi mümkündür.
Düzenleme amaçlı ihtiyati tedbir türünde geçici bir durum adli yoldan düzenlenmekte, ihtiyati tedbir hukuki ilişkiyi yeniden inşa etmektedir. Düzenleme amaçlı ihtiyati tedbirlerde gelecekte yerine getirilecek bir edimin teminat altına alınmasından çok hukuki barışın muhafazası hedef alınmaktadır. Eda amaçlı ihtiyati tedbir ise, bir hakkı geçici olarak gerçekleştirmeye yöneliktir. Yani alacaklının geçici olarak tatmini söz konusudur.
Davalı e-ticaret pazar yeri ve hizmet sağlayıcısı, davacı ise davalının sağladığı platformda e-ticaret faaliyeti yürüterek müşterilere e-ticaret hizmeti veren satıcıdır. Davacı taraf, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini ileri sürmekte, davalı ise davacının sözleşme ve platforma kurallarına aykırı davrandığının tespit edilmesi üzerine bu tespitin gerek sözleşmeye aykırılı olması nedeniyle yapılan işlemlerin hakkı nedene dayandığını savunmaktadır.
Somut olayda; dosya kapsamında yer alan kayıtların ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispata elverişli olmadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının ve istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08/07/2026