İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/2298 E. 2026/7 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/2298
Karar No
2026/7
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/2298 Esas KARAR NO :2026/7 Karar

DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:28/07/2026 KARAR TARİHİ:29/07/2026

Davacı tarafından mahkememizde açılan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasında dava konusu çeki haklı kılacak hiçbir hukuki ilişkinin bulunmadığını, Müvekkili ... ve ... ... ŞİRKETi ile davalılar arasında, 3.000.000,00 TL gibi ciddi bir bedeli açıklayabilecek herhangi bir ticari ilişki, mal veya hizmet alımı, ödünç ilişkisi ya da başkaca bir temel borç ilişkisi mevcut olmadığını, Dava konusu çekin silahla tehdit ve cebir altında düzenlettirildiğini, Dava dışı 3. kişi ...'ın davalı ... ile birlikte hareket etmek suretiyle, olay tarihi olan 18.03.2026 günü müvekkiline ateşli silah gösterdiğini ve müvekkilini doğrudan öldürmekle tehdit ederek dava konusu çekin düzenlenmesini sağladığını, Söz konusu tehditin yalnızca müvekkiline yöneltilmediğini, davalı sıfatıyla yer alan ...'un da aynı cebir ve tehdit ortamında bulunduğunu, her iki kişininde iradelerine aykırı biçimde hareket etmek zorunda bırakıldığını, mevcut olayın ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/... soruşturma sayılı dosyası kapsamında soruşturulduğunu, Müvekkili ...'ın ... İl Jandarma Komutanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde ifade verdiğini, şikâyetçi olduğunu ve ifadesinde çekleri ölüm tehdidi altında zorla verdiğini beyan ettiğini, soruşturma kapsamında yürütülen operasyon neticesinde, müvekkilini tehdit eden ...'ın .... Sulh Ceza Hâkimliği'nin 2026/... Sayılı Kararı ile ilgili suçlar yönünden tutuklandığını, Dosya kapsamında elde edilen tape kayıtlarının çekin düzenlenmesine ilişkin tehdit görüşmelerini doğrudan içerdiğini, Bu kayıtların müvekkilinin iddiasının soyut bir beyandan ibaret olmadığını; aksine resmî delillerle desteklendiğini, dosyadaki gizlilik kararı nedeniyle belge temininin mümkün olamadığını, çeklere jandarma tarafından el konulduğu bilgisinin alındığını ancak banka nezdinde herhangi bir tedbir kaydı bulunmadığının tespit edildiğini, Müvekkili tarafından yapılan araştırmada, ... İl Jandarma Komutanlığı'nca dava konusu çeklerin dava dışı ... tarafından tehditle alınmış olması sebebiyle suç unsuru teşkil ettiğinden savcılık tarafından muhafaza altına alındığının bilgisi verildiğini, Ancak, ... Bankası A.Ş. nezdinde yapılan sorgulamada, çek üzerinde herhangi bir ödeme yasağı, tedbir veya kısıtlama kaydının bulunmadığının bildirildiğini, Dolayısıyla çekin ibrazı ve ödenmesi önünde hâlihazırda hiçbir hukuki engel bulunmadığını, çekin vadesinin 30.07.2026 oldugunu, telafisi imkânsız zarar doğmasının an meselesi olduğunu, ciro silsilesininde cebir altında oluşturulduğunu, müvekkilin bilgisi dışında olduğunu, dava konusu çekin dava dışı ...'ın tehdidi altında davalı ...'a ciro edildiğini, ancak ciro silsilesinin tamamının cebir, tehdit ve korkutma altında oluşturulduğundan, çekin sonraki el değiştirmeleri ve hâlihazırdaki son hamili konusunda müvekkilinin bilgisi bulunmadığını, mevcut olayda Yaklaşık ispat koşulunun fazlasıyla karşılandığını, yürüyen bir ceza soruşturması, tape kayıtları, alınmış ifadeler, jandarma işlemleri ve bir davalı hakkında verilmiş tutuklama kararı mevcut olduğunu, Tutuklama, kuvvetli suç şüphesinin adlî makamlarca kabul edildiğini, çekin vadesine 2 gün kaldığını, Tedbir talebinin HMK M. 390/2 uyarınca karşı taraf dinlenmeksizin karara bağlanmasını Teminat hususunda HMK m. 392/1 uyarınca, durum ve koşulların gerektirdiği hâllerde mahkemenin teminat alınmamasına karar verebileceğini, Somut olayda talebinin, resmî makamlarca yürütülen bir ceza soruşturmasına ve verilmiş bir tutuklama kararına dayandığını, kötüniyetli ya da mesnetsiz bir tedbir talebi söz konusu olmadığını, Bu nedenle öncelikle teminatsız tedbir kararı verilmesini, aksi kanaatte olunması hâlinde ise dava değeri gözetilerek makul ve sembolik bir teminata hükmedilmesini, teminatın nakdî olarak yatırılamaması hâlinde kesin süre verilmesini, Arabuluculuk dava şartı olmadığı için arabulucuya başvurulmadığını, Bu nedenlerle öncelikle ve ivedilikle, karşı taraf dinlenmeksizin ihtiyati tedbir kararı verilerek: ... ... Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne ait ... seri numaralı, 30.07.2026 tarihli, 3.000.000,00 TL bedelli çekin muhatap banka tarafından ödenmesinin yasaklanmasına, Anılan çekin devrinin, cirosunun ve her türlü tasarrufa konu edilmesinin önlenmesine, çekin karşılıksız kalması hâlinde 5941 sayılı Kanun m. 5 kapsamında karşılıksızdır işlemi yapılmamasına ve müvekkili hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı uygulanmamasına, verilecek tedbir kararının muhatap bankaya, ilgili tüm şubelerine ve ... Bankalar Birliği Risk Merkezi'ne derhâl bildirilmesine, Teminat hususunda öncelikle muafiyetine, aksi hâlde makul bir teminata hükmedilmesine, Yargılama neticesinde, dava konusu çekin cebir ve tehdit (korkutma) altında, ve müvekkillerinin davalılara herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, çekin iptaline ve müvekkiline iadesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, menfi tespit isteminden ibarettir. Dava konusu, "... ... Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne ait ... seri numaralı, 30.07.2026 tarihli, 3.000.000,00 TL bedelli" çek yönünden davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti mahiyetinde olduğu görülmüştür. Dava şartları bakımından HMK.nın 114 ve 115. maddeleri bakımından re'sen yapılan inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir. HUAK m. 18/A (2) hükmünde dava şartı arabuluculuğa mutlaka dava açmadan önce başvurulması zorunlu tutulmuştur. HMK 114/2 ye göre (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. denilerek özel kanunlarla da özel dava şartı getirildiğinden resen inceleme yapılacağı sabittir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2020 gün, 2020/932 Esas sayılı, 2020/5773 Karar sayılı ilamı; "Davacı tarafından yukarıda anılan mevzuat uyarınca dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurduğundan bahsettiği ancak buna ilişkin tutanağın sunulmadığı da görülmüştür. Uyuşmazlığın giderilmesinde uyuşmazlık, davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya ibraz edilmemesi halinde bu belgelere UYAP sisteminden ulaşılabilmesi nedeniyle suretinin yeterli olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi taktirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir'' hükmüyle davacının arabulucuk faaliyetine ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dosyasına sunulmasını ''dava şartı'' olarak kabul etmiş, bu şartın gerçekleşmemesi halinde de müeyyidesinin ne olacağını açıkça kural altına almıştır. Bu yönüyle emredici nitelikte olan norm, hakime taktir yetkisi tanımamıştır. şeklindedir. 6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi; " (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. " şeklindedir. Yine 7155 sayılı Yasa ile değişik 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi hukmü ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindedir. "...Davacı tarafça sunulan tutanağa göre anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak düzenlenmeden dava açıldığı açık olduğundan 6325 sayılı kanunun 18/A-2. Fıkrasının birinci cümlesinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının bu yönlere ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir." İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi, 2021/815 Esas, 2021/894 Karar. Somut olayda; davacı tarafça dava açılmadan önce özel dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığının açıkça belirtildiği, dava konusu uyuşmazlığın menfi tespit istemine ilişkin olduğu, buna ilişkin davalarda zorunlu arabuluculuğa tâbi olduğu ve dava şartı olarak kabul edildiği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı, bu nedenle işbu dosyada dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşıldığından davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın ARABULUCULUK ÖZEL DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan toplam 51.232,50-TL harçtan mahsubu ile 50.500,50-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı taraflara İADESİNE, 3-Davacı taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı taraflara İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.29/07/2026

Başkan ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Katip ... ¸e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/2298, K. 2026/7, T. 29.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-2298-e-2026-7-k-f657f1aca353