Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1089 E. 2026/1073 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1089
- Karar No
- 2026/1073
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/1089 Esas
KARAR NO:2026/1073
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:27/03/2025
NUMARASI:2023/103 ESAS 2025/104 KARAR
DAVANIN KONUSU:Marka (Maddi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ:02/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 1956 senesinde İstanbul'da faaliyete başladığını, 1974'ten beri ... ... ... (...) firmasından ... dedektörleri ve 1991'den beri de x-ışınlı kontrol sistemleri ithal ettiğini ve bu cihazların montaj, servis ve garanti hizmetlerini yürüttüğünü, müvekkili şirketin sektörün gelişmesine sunduğu katkıların yanı sıra "..." markasını Türkiye'de tanınmış ve güven içeren bir marka haline getirdiğini, davacı şirketin "..." markası ürünlerin Türkiye'de tek yetkili satıcı sıfatına sahip olduğu, ayrıca ürünlerin kurulumu, çalışanların ve kullanıcıların eğitimi, garanti hizmetleri ve garanti sonrası hizmetlerin gerçekleştirilmesi / uygulanması konularında da tek yetkili olduğunu, davacı şirketin tek satıcı sıfatını koruyabilmek için yatırım ve ödemeler yaptığı ve lisans hakkı için yüksek bedeller ödemek zorunda kaldığını, aynı sektör içinde faaliyet gösteren tüm hususlar hakkında bilgi sahibi olduğu düşünülen davalı şirketin haksız olarak "..." markalı taklit ürünleri temin etmeye ve satmaya başladığını, ürünlerin gerek perakende gerek ihale usulü ile satışlarında kendisini yetkili satıcı olarak tanıttığını, müvekkili şirketin tanınmışlığından haksız olarak yararlandığını, müvekkilinin "..." ve "... ... ...'' marka haklarına tecavüz ettiğini, müvekkilini zarara uğrattığını, ... tescil nolu "..." ibareli ve ... tescil nolu "... ... ..." ibareli markaların ... ... adına tescilli olduğunu, söz konusu markalar için 01/01/2014 tarihli marka lisans sözleşmesi ile müvekkili şirkete Türkiye sınırları içinde inhisarı lisans hakkı tanındığını, sözleşmenin 4.maddesinde müvekkili şirkete tüm dava ve talep hakkı tanındığını iddia ederek, davalının ... tescil nolu "..." ibareli markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, haksız kullanımın durdurulmasına, men'ine, fiili zarara karşılık 10.000 TL, yoksun kalının kazanç açısından 10.000 TL, markanın itibarının zedelenmesi yönünden 10.000 TL olmak üzere 30.000 TL tazminat ile haksız rekabetten kaynaklanan eylemler nedeniyle 10.000 TL tazminatın davalıdan tahsili ile hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin...marka kargo tipi X-Ray cihazları üretimi konusunda Türkiye'deki ilk ve tek üretici olduğunu, bunun dışında güvenlik sistemleri ile ilgili olarak yurt dışı ve yurt içi tedarikçilerinden resmi olarak ithal ettiği ve/veya satın aldığı başka marka ürünlerin de yaklaşık 30 yıllık tecrübesi ile satış, pazarlama ve servis hizmetlerini verdiğini, müvekkili şirketin bu başarıyı kaliteli ve uygun fiyatlı ürün satmak yanında satış sonrası tüm marka güvenlik cihazlarına vermiş olduğu hızlı ve kaliteli servis nedeni ile sağladığını, davacının aynı sektörde çalışan başka markaların satış ve pazarlaması işi ile iştigal ettiğini, sektörel anlamda müvekkili şirketin ticari rakibi olduğunu, ancak davacının ... marka sahte ürünleri haksız olarak kullandıkları ve bu şekilde taklit ürünleri satarak haksız rekabette bulundukları iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin resmi yollardan ithal ettiği ürünlerin tamamen orijinal olduğunu, taklit ya da sahte ürün satışı yapmadığını, müvekkilinin sahte markalı ürünleri haksız olarak kullanmadığı gibi herhangi bir şekilde taklit de etmediğini, müvekkilinin tümü ile orijinal ürünlerin satış ve pazarlamasını yaptığını, aksi halde kamu kurumları ile çalışmasının, ihaleye katılma şartlarını yerine getirmesinin mümkün olmadığını, davacının tek satıcı olduğunu iddia ettiği ... marka ürünlerinin Türkiye'de tek başına satışını yapabileceği iddiasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili tarafından verilen fiyatın rekabete aykırı olmadığını, davacının fiyatının müvekkilinden yüksek olmasının müvekkilinin sahte veya taklit ürün sattığını göstermeyeceğini, davacının iddiasını dayandırdığı müvekkilinde bulunan bir makine ambalajındaki seri numarası ile piyasada kullanılan bir makinenin seri numarasının aynı olmasının markaya tecavüzün olduğunu göstermeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/10/2020 2017/498 Esas - 2020/299 Karar sayılı kararı, Dairemiz'in 10/03/2023 Tarih 2021/779 Esas 2023/441 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmasına karar verilmiştir.
YENİDEN YAPILAN YARGILAMADA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27.03.2025 Tarih 2023/103 Esas 2025/104 Karar: "...Bakırköy 1. FSHCM'nin 20/03/2019 tarihli 2018/313 E-2019/250 K sayılı kararıyla; sanıklar ... ve ... hakkında, başkasının marka hakkına tecavüz suçundan açılan ceza davasında, ürünlerin orijinal olmadığına dair delil elde edilemediği, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanıkların beraatine karar verildiği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı İstinaf kaldırma ilamı ve anılan ilam sonrası alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin kaldırma kararı ile ... Şirketinden, davaya konu cihazların ithalatının yapıldığı ... ... şirketinin gerçekten yetkili distribütör olup olmadığının sorulması ve davalı şirket defter ve kayıtlarında inceleme yapılarak ürünlerin marka hakkı sahibi tarafından piyasaya sürüldükten sonra paralel ithalat ile Türkiye' ye getirilip getirilmediği konusunda tespit yapılması ve bunun sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine işaret edildiği, mahkememizce öncelikle ... şirketinden istinabe sureti ile ... şirketinin yetkili distribütör olup olmadığının sorulduğu ve söz konusu istinabede dava dışı ... şirketinin, davalı şirketin davaya konu cihazları ithal ettiği ... şirketinin ihracat konusunda herhangi bir yasal kısıtlamaya tabi olmayan yetkili distbürörleri olduğunu beyan ettikleri, mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemede de davalı şirket nezdinde Gümrük beyannameleri, ithalat kayıtları, stok kayıtları, satış kayıtları üzerinde yapılan incelemede ... marka ürün ve tedarik ve satışına yer verildiği, söz konusu ithalatın " ..." yurtdışı firmasından sağlandığı ve ticarete konu edildiği, böylelikle davalının eyleminin paralel ithalat kapsamında kaldığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklanacağı üzere, 1-Davanın tümden REDDİNE,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalının ticaretini yaptığı ve dava konusu olan ticari malların, davalı tarafından 4458 sayılı Gümrük Kanunu'na ve 5067 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet ederek ülk sınırlarına dahil edildiğini, kanuna aykırı ve suç teşkil eden bu durum, davalının ve yöneticilerinin şüpheli olduğu Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen derdest soruşturma mevcut olduğunu, soruşturmanın akıbeti beklenmeksizin esas hakkında red kararı verilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı 2020/3546 soruşturma esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, davaya konu ticari malların (... markalı ... dedöktörlerin) davalı şirket tarafından Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisine getirtilmesi aşamasında, davalı şirketin gümrük müdürlüğü'ne verdiği beyannamedeki tespit edilen ve suç teşkil eden gümrük ve ilgili mevzuata açıkça aykırı durumun mevcudiyeti 8/10/2020 tarihli dilekçe ile gümrükler genel müdürlüğü'ne ihbar edildiğini,. akabinde ticaret bakanlığı gümrükler genel müdürlüğü daire başkanı tarafından verilen 2/12/2020 tarihli cevaplı yazıya göre idari tahkikat devam ettiğini, bu hususun da bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davalı aleyhine Gümrük Genel Müdürlüğü'nde ... sayılı numara ile idari tahkikat devam ettiğini, Ticaret Bakanlığı'nın yürüttüğü idari tahkikatın ve Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü ceza-i tahkikat mevcut iken dosyanın karara bağlanmasının başlı başına eksik inceleme olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince kararının tam olarak bu sebeple bozduğunu, ...'den ithal edilen her bir ürün için 2015-2016 yıllarında %20 gümrük vergisi ve bunun üzerinde KDV ödemesi yapıldığını, İtalya'dan ithal edilen her bir ürün için sadece KDV ödemesi yapılmakta ayrıca gümrük vergisi ödenmemekte olduğunu, Binlerce adet ürünlerde bu oran çok ciddi fark yaratmakta haksız rekabet oluşturduğunu, işbu davanın konusunun marka hakkına tecavüz ve / veya haksız rekabetin tespit ve durdurulması da olup, ithalat ve gümrük işlemlerindeki usul ve esaslara uymak zorunda olduklarını, TTK m. 55/1e uyarınca "İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur." düzenlemesi kapsamında davalı şirketin ithalat ve gümrük işlemlerindeki usulsüzlükleri haksız rekabet oluşturduğunu, ... şirketine ait güvenlik cihazlarının tümü ... üretilmesine, menşei ... olmasına rağmen davalının satışını yaptığı ürünler gümrük vergi mevzuatına aykırı olarak Amerika menşei değiştirilerek İtalya menşeili olarak gösterildiğini, dava konusu eşyalar ... marka kapı dedektörleri olup, ... .... ürünleri yalnız ve yalnız ...'de üretildiğini, Halbuki davaya konu malların İTALYA menşei olarak göstererek hukuka aykırı bir şekilde ülkeye sokulduğunu, İlk Derece Mahkemesince yeterli araştırma yapılmadığını, ithalat ve gümrük belgeleri incelenmediğini, ürünlerinin menşei ülkesi incelenmediğini, davaya konu ürünlerin seri numaralarının firmanın veri tabanında olmadığının bildirilmesine rağmen tüm bu hususlar değerlendirilmeden ilk derece Mahkemesi kararında direndiğini, müvekkili şirketin Türkiye'de ... markasının tek yetkili satıcısı olduğunu, somut uyuşmazlıkta paralel ithalat olarak değerlendirme yapılabilmesi söz konusu olamayacağını, istinabe yoluyla alınan cevabı yazıda 3 soru sorulduğunu 1. ve 3. Sorularının cevapları Mahkemece hiçbir şekilde dikkatte alınmadığını, istinabe cevabında davaya konu ürünlerin sadece Amerika da üretildiğini ve ilgili cihazların seri numaralarının veri tabanında olmadığını bildirdiğini, karşılığı olmayan seri numaraları ile piyasaya sürülmesi malların orijinal olmadığını gösterdiğini, orijinal olduğu bir an düşünülse de seri numaralarının değiştirilerek ... menşei olan ürünlerin sırf gümrük vergisinin olmadığı İtalya'dan kanunu dolanarak ithal etmeleri marka ve haksız rekabet hukukuna aykırı davalı şirketin sorumluluğunu gerektiren bir davranış teşkil ettiğini, dosya kapsamında mevcut olan iddiayı ispatlayan çok sayıda birlirkişi raporu mevcut olduğunu, mahkeme'nin orijinallik ve paralel ithalat tespitleri marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet bakımından yerinde olmadığını, bilirkişiler tarafından gerçekleştirile orijinallik incelemesi ve tespiti "mahaldeki ürünlerin ve çiplerin bulunduğu haznenin fotoğraflarının çekilmesi ve mahalden ayrıldıktan sonra bu fotoğrafların kıyaslanmasıyla" gerçekleştirildiğini, inceleme teknik açıdan yeterli olmadığını, müvekkilin marka lisans sözleşmesi ile davalının ticaretini yaptığı "..." markalı mallar üzerinde marka hakkı baki olduğunu, marka hakkının tüketilmesi söz konusu olmadığını, Davalı fiillerinin açıkça haksız rekabet olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ile maddi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili, istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının "..." markalı ürünlerin Türkiye'de satışı için münhasır lisans sahibi olduğunu, davalı tarafından "..." markalı dedektör ürününün satış ve pazarlanmasının yapılmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı tarafından satışı yapılan ürünlerin ... firmasının İtalya distribütörü ... şirketinden satın alınarak yasal yollardan Türkiye'ye getirilerek satıldığını, paralel ithalata konu ürünler yönünden marka hakkının tükenmesi ilkesinin geçerli olduğunu ileri sürdüğü anlaşılmıştır.Davalı vekilince 07.05.2019 tarihli dilekçe ekinde dosyaya sunulan Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2018/7313 E.- 2019/250 K. sayılı kararında; Katılan ....STİ, sanıklar ..., ... olduğu, "Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca iş bölümü gereği görev alam dışında kalan "Resmi Belgede Sahtecilik, Nitelikli Dolandırıcılık ve İhaleye Fesat Karıştırma" suçları yönünden Genel Hazırlık Bürosunca gereğinin takdir ve ifası için evrakın — teftikine karar verilerek İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/85 Esas sayılı dosyasında alman bilirkişi raporuna göre sanıklar hakkında başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle satışa arz etmek veya satmak suçundan cezalandırılmaları talep edilerek haklarında kamu davası açıldığı, sanıklara bu şekilde sanıkların taklit ürün sattıklarına veya ithal ettiklerine ilişkin bir delil dosya kapsamında bulunmadığı , hukuk dosyasında bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor alındığı , yerinde inceleme yapan bilirkişinin orjinal ürün ile karşılaştırma yapmadan sunulan fatura ve ticari deftere göre marka hakkının ihlali suçunun işlendiği kanaatini bildirdiği, bu şekilde sanıkların iş yerinde ele geçirilmiş taklit ürün bulunmadığı , hukuk mahkemesindeki dosyada da orjinal ürün ile birebir. karşılaştırma yapılarak numune ürünün taklit olduğunun belirlenmediği anlaşılmakla , bu şekilde sanıkların savunmalarının aksini gösterir, sanıkları katılan firmanın lisans alan olduğu markanın bulunduğu dedektör taklit olanlarını satarak yüklenen suçu işlediklerine ve dedektörlerinin orjinal olmadığına ilişkin her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş olup böylelikle toplanan bütün deliller yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair kesin; tam ve inandırıcı olarak mahkememizde vicdani kanı oluşturmamakla “şüpheden sanık yararlanır ilkesi “(in dubio pro reo) uyarınca sanıkların aynı ayrı beraatlarına karar vermek “gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, İ-Her ne kadar sanıklar hakkında şikayetçi firmanın lisans sözleşmesi bulunan markayı taşıyan ürünleri sattıklarından bahisle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 30/1 maddesi uyarınca cezalandırılmaları talep edilerek haklarında kamu davası açılmış ise de ; tüm dosya kapsamında toplanan delillerden ele geçirilen taklit ürün bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın hukuki mahiyette olduğu kanaatine ulaşıldığından sanıkların mahkumiyetleri için yeterli her türlü şüpheden uzak somut kesin ve inandırıcı delil elde edilememekle 5271 sayılı CMK nun 223/2-e maddesi uyarınca sanıkların ayrı ayrı BERAATLERİNE, 2- Her ne kadar iddianamede 5237 sayılı TCK'nun 54. Maddesi talep edilmiş ise de ele geçirilen ürün bulunmadığından bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,..." karar verildiği görülmüştür.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Dairemiz'in 10/03/2023 Tarih 2021/779 Esas 2023/441 Karar sayılı ilamı gereği eksikliklerin tamamlandığı, kaldırma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporunda, davalının işyerinde yapılan inceleme ile 2014-2017 aralığındaki tedarik faturaları, cari hesap dökümleri ve Gümrük beyannamelerini içerir 840 adet/set ürün tedarik edildiği, işbu tedariklerin dava dışı ... firmasından ithal edildiği, yapılan tedarik (ithalat) alımlarının muhasebe kayıtlarına işlendiği, ancak davalı muhasebe kayıtlarının ürün seri numarası ya da garanti belgeleri bazında kayıt yapılmadığının tespit edildiği, dava dışı ... şirketine istinabe yoluyla yazılan müzekkereye verilen cevapta, davalı şirketin davaya konu cihazları ithal ettiği ... şirketinin ihracat konusunda herhangi bir yasal kısıtlamaya tabi olmayan yetkili distribürörleri olduğunu beyan edildiği, ürünlerin yetkili distiribütörden alındığı, dosya kapsamında ürünlerin orjinal olmadığına ilişkin bir tespit de bulunmadığı dikkate alındığında, ürün seri numaralarının marka tescil sahibi ilk satıcı firma olan ... ... ... (...)firmasının ürün veri tabanında bulunup bulunmadığının araştırılmasının uyuşmazlığa katkısının bulunmadığı, davalı eyleminin paralel ithalat kapsamında kaldığı, idari tahkikat sonucu beklenmesinin uyuşmazlığın esasına katkı sağlamayacağı anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi yerinde olup, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/07/2026