Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/498 E. 2026/1293 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/498
Karar No
2026/1293
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/498

KARAR NO : 2026/1293

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/11/2022

NUMARASI : 2017/686 Esas 2022/940 Karar

DAVA: Tazminat

DAVA TARİHİ: 19/09/2014

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/07/2026

Davanın kısmen kabulüne -reddine ilişkin kararın davacı ve davalılar ... ... AŞ dışındaki davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA : Davacı vekili ; davacı müvekkilinin yıllar önce kimliğini kaybettiğini, kimlik bilgileri kullanılarak dava dışı .... ... Ltd. Şti. kurulduğunu, şirket adına davalı bankalarda çek hesapları açılarak birçok çek karnesi alındığını, çeklerin karşılıksız çıktığını, karşılıksız çıkan çekler nedeniyle müvekkili aleyhine ceza mahkemelerinde davalar açıldığını, hükümler verildiğini, infazların durdurulduğunu, yargılamanın yenilenmesine başvurulmak zorunda kalındığını, müvekkilinin defalarca gözaltına alındığını, müvekkilinin bu sahtecilik nedeniyle 5 yıldır herhangi bir işte çalışamadığını, maddi kayıplarının olduğunu, manevi yönden yıllardır ızdırap ve üzüntü çektiğini belirterek 10.000- TL maddi ve 100.000- TL manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 35.000-TL arttırmış, 23.787-TL de 20/12/2010 tarihinden ıslah tarihine kadar yasal işlemiş faiz de talep ettiğini belirterek işlemiş faiz isteğini harçlandırmıştır.

CEVAPLAR:1-Davalı ... AŞ vekili ; davanın her bir davalı açısından tefrik edilmesini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, müvekkili bankanın hesap açılırken ve çek karnesi verilirken kanuni mükellefiyetlere uygun hareket ettiğini, davacının zararı olduğuna ilişkin hiçbir somut kanıt ileri sürülmediğini, varsa bir zararın davacının kendi kusuruyla sebebiyet verdiğini, davanın sahte kimlik ile şirket adına sirküler düzenleyen Düzce Noterliğine ihbar edilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davalı ... ... AŞ vekili; müvekkili bankaya atfedilecek bir kusur olmadığını, çek karnesi verilirken gerekli araştırmaların yapıldığını, müvekkili bankanın müşteri çeki verirken firmanın yazılmış çeki veya protesto olmuş bir senedine bakıldığını, T.C. ... Bankasından gerekli sorgulamaların yapıldığını, müvekkili banka tarafından basiretli bir tacir olarak yapması gerekenleri yaptığını, olayda bankanın kusurunun, hukuka aykırılık unsurunun, illiyet rabıtasının ve zararın ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi talep olunmuştur.

3-Davalı ... AŞ vekili; müvekkili bankanın çek hesabı açarken, çek karnesi verirken bu işleme gereken özeni gösterdiğini, davacının nüfus cüzdanını kaybetmesini emniyete, nüfus dairesine bildirmiş olsaydı şirketin ve çek hesabının açılmasını önleyebileceğini, çek hesabı açılırken ibraz edilen belgelerin gerçeğe aykırılığının, belgelerin sahteliğinin Düzce Şubesince tespit edilemediğini, Düzce şubesinde bulunan nüfus bilgilerinden davacı ... ve ... şahıslar hakkında Düzce Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/281 sayılı dosyasıyla kamu davası açıldığını, bu davanın derdest olduğunu, çek hesabıyla ilgili işlemlerde müvekkili bankanın üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini belirterek ihmal ve kusurların olmaması nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

4-Davalı ...AŞ vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili bankanın çek hesabı açılırken gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, tüm zorunlu belgeleri talep ettiğini, kusuru olmadığını, ibraz edilen bilgi ve belgelerin kontrolünü yapması gereken yerin Düzce Vergi Dairesi olduğunu, müvekkili bankaca verilen çek karnelerinden dolayı ceza davası açıldığının tespit edilemediğini, davacının şahsi menfaatlerinin zarara uğradığı için müvekkili bankanın ağır kusurlu olması gerektiğini, oysa müvekkili bankaya atfedilecek bir kusurun olmadığını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.

5-Davalı...AŞ vekili ; açılan maddi ve manevi zarar ile müvekkili bankasının illiyet bağı olmadığından açılan davanın öncelikle husumet yönünden reddini, müvekkili bankanın Düzce şubesi ile dava dışı .... .... Ltd. Şti. arasında bankacılık hizmetleri sözleşmesi imzalandığını, tüm belgeler firma yetkilisince her biri ilgili makamca onaylı olarak müvekkili banka şubesine sunulduğunu, belge ve bilgilerin doğruluğuna kanaat getirildikten ve gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra ilgili şirkete çek karnesinin verildiği ve hesapların açıldığını, nüfus müdürlüğü ve ... tarafından verilen belgelere dayanılarak çek hesabı açılmış olduğundan bankanın sorumluluğunu gerektiren illiyet bağı kesilmiş olduğundan bankanın zarardan sorumlu tutulamayacağını, manevi tazminat isteme şartları da oluşmadığından açılan davanın reddini talep etmiştir.

6-Davalı ... AŞ vekili; bankaya sunulan belgelerin gerçek olduğunu ,müvekkili bankanın gereken belgeleri müşteriden talep ederek çek hesabını açtığı ,davacı tarafından zamanında talep edilmeyen zararın istenemeyeceğini,olay ortaya çıktıktan sonra keşideci şirket hakkında soruşturma devam ettiğinden çeklere karşılıksız şerhi verilmediğini beyan ederek davalı müvekkili hakkındaki davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk Derece Mahkemesince; ilk olarak Davalı bankaların çek karnesi verir iken, 3167 sayılı çek yasasındaki yükümlülüklerini şeklen yerine getirdikleri, ancak aynı yasada belirtilen çek karnesi verilecek kişinin ekonomik, sosyal ve moral (ahlaki) niteliklerini araştırmadıkları, bu konuda yasanın istediği, dikkat, basiret ve özeni göstermedikleri,çek karnesi vermenin kredi vermek anlamında olduğu yasa hükmü ile belirlendiği, davalı bankalar sahte kimlik ibraz edecek kadar moralitesi - ticari ahlakı zayıf bir kişiye kredi vermiş olduklarını, davalı bankaların sadece şekil şartlarına uyarak çek karnesi (yani kredi) vermeleri de ayrı bir özen ve basiret ve yukarıda belirtilen anlamda bir istihbarat noksanlığı olarak kabul edildiğini, mahkemece bilirkişiler tarafından yapılan hesaplama da dikkate alındığı gerekçesiyle; davacının davasının kısmen kabulü ile; davacının maddi tazminat talebi hakkında; toplam 45.000- TL maddi tazminatın (10.000-TL sine dava 35.000 TL sine ise ıslah tarihinden itibaren) ve takdiren 30.000 -TL manevi tazminatın müteselsilen davalılardan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

Kaldırma kararından sonra mahkeme;"Mahkememizce verilen 05/10/2016 tarihli kararla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karar İstanbul BAM 12.HDnin 2017/156 E., 2017/410 K. Sayılı ilamıyla kaldırılmasından sonrası yargılamaya devam edilmiş ve bu kapsamda bilirkişilerden raporlar alındığı,alınan 02/08/2022 tarihli rapor ile davacının zararının BAM kaldırma kararı doğrultusunda yapılan hesaplamaya göre 53.813,32 TL olarak hesaplandığı, alınan bu rapor ve ek raporun hüküm kurmaya elverişli görüldüğü ve hükme esas alındığı, davacının zararının içeriği sahte olan yeni nüfus cüzdanının verilmesinden kaynaklandığı, bu kapsamda piyasa dolandırıcılığı yapan kişinin ve nüfus müdürlüğünün de davaya konu zarardan sorumlu olduğu, davalıların sorumluluğunun yüzde 50'yi aşamayacağı, davacının zararının karşılıksız çekler nedeniyle oluştuğu bu nedenle zarardan yüzde 50 sorumluluk esasına göre karşılıksız çeki bulunan bankaların sorumlu olduğu, ... Banka ait karşılıksız çek bulunmadığından davacının zararına katkısı ispat edilemeyen bu davalıya karşı açılan davanın reddine karar verilmiş, diğer davalılara karşı açılan dava ise 53.812,32 TL'nin yarısından davada taraf olmayan ... bankasının payı çıkarıldıktan sonra kalan 26.233,99-TL üzerinden kabul edilmiş, davaya konu sahtecilik eylemi sonrası manevi zarar gören davacı lehine hükümde gösterilen tutarda manevi tazminat hükmedilmiş, davacının ıslah dilekçesinde belirttiği 23.787 TL işleyen faiz yargılama gideri hesaplaması yapılırken davacı aleyhine değerlendirilmediği belirtilerek ... ...’a karşı açılan davanın reddine, Diğer davalılara karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 26.233,99-TL maddi tazminatın 10.000-TL’sinin dava tarihi, 16.233,99-TL’sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,30.000-TL manevi tazminatın ... ... dışındaki davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ : 1-Davacı vekili; dava tarihinin 20/12/2010 olduğu halde hatalı olarak 19/09/2014 tarihi yazıldığı, gerekçeli kararın hüküm kısmında maddi tazminat taleplerinin 45.000-TL olduğu halde kısmen kabul edilmiş gibi, red miktarı üzerinden aleyhe vekalet ücreti hükmedildiğini, oysa kısmen kabul edilen manevi tazminat olduğunu, müvekkili aleyhinde açılan 70 adet İcra dosyası ve 81 adet ceza dosyası hakkında dava ve takip açıldığını, müvekkilinin kimliğini kaybetmediğini, bilgilerin rızası dışında kullanılarak sahte kimlik oluşturulduğunu, bu nedenle %50 kusur oranını kabul etmediklerini, bilirkişilerce hazırlanan rapordaki vekaletnamelerin karıştırıldığını, avukat ...'a verilen vekaletnamenin 07/04/2005 tarihli olduğunu, müvekkilinin uzmanlık alanının trafik müşavirliği olduğunu, sigorta işi takipçiliği işinin aylık getirisinin 2.500- ila 3.000-TL civarında olduğunu, dava konusu olaylar sebebiyle müvekkili çalışamadığından asıl uzmanlık alanında çalışmış olsaydı aylık 3.000-TL maaş üzerinden hesaplama yapılması gerekirken bu hususların dikkate alınmadığını, ceza davalarına konu edilen toplam 88 adet çekten 37 adetin ...'na, 21 adetin ...Bankasına, 9 adetin Türkiye ...'a, 2 adetin ... Bankasına, 17 adetin ... Bankasına, 1 adetin ... ...'a, 1 adetin ...AŞ:ne ait olduğunu, bu çekler nedeniyle ceza davası açıldığını, hayatının kabusa döndüğünü, verilen kararlar nedeniyle oluşan sabıka kayıtları sebebiyle işe giremediğini belirterek kararın kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davalı ... AŞ vekili; söz konusu dava dışı firmaya çek karnesi verilmeden önce gerekli tüm kontrollerin yapıldığını, müvekkili bankanın, işbu hesabı açarken ve çek defterinin kullanılmasına müsaade etmeden önce, şirket yetkilisinden bankacılık mevzuatının öngördüğü belge ve bilgileri talep ettiğini, Şirkete ait belgelerin ibrazı ile müvekkili banka şubesi tarafından Düzce Ticaret ve Sanayi Odası nezdinde yapılmış olan araştırmalarda, firmanın Ticaret Sicil Defteri'nde 13.08.2003 tarihinde, ... oda sicil numarası ile faaliyete bulunduğu ve şirket temsilcisinin ... olduğunun öğrenildiğini, bu hususta, Düzce Ticaret ve Sanayi Odası'ndan 13.08.2009 tarihli faaliyet belgesi ve sicil tasdiknamesi alındığını, bunun yanında, müvekkili banka şubesi tarafından söz konusu hesaplar açılırken firma yetkilisi ...'tan Düzce Ticaret ve Sanayi Odası'ndan faaliyet belgesi, imza sirküleri, nüfus cüzdanı aslı ile vergi levhası gibi belge asılları istendiği ve temin edildiğini, müvekkili bankanın kusurlu olmadığını, davacının kusurlu olduğunu, davacının kusuru nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, davacının zararı ile müvekkili bankanın illiyet bağının bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, manevi tazminata karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi talep olunmuştur.

3-Davalı ... AŞ vekili; davacı tarafın maddi tazminat ile ilgili herhangi bir belge sunulmadığı davacı vekilinin beyanlarıyla sigorta prim belgelerine istinaden davacı tarafın aylık 1.500-TL ücretle 5 yıl aralıksız olarak çalışacağı varsayımına göre maddi tazminat hesabı yapıldığını, çek karnesi alan .... .... Ltd. Şti. Yetkilisi olan dava dışı ...'un müvekkili bankaya ibraz ettiği sahte belgelerin banka personelinin ihval kabiliyeti karşısında müvekkil davalı bankanın hukuki sorumluluğunun ortadan kalktığını, zararı ispat edecek belgeleri davacının sunarak ispat edemediğini,dosyada mübrez 02.08.2022 tarihli yeni bilirkişi katılımıyla alınan bilirkişi ek raporunda, bankanın basiret ve özen yükümlülüğünün gereğini yerine getirmiş olması halinde, gerçek veya şeklen olmakla birlikte içeriği sahte olan belgelerle açılan hesap ve verilen çek karnelerine konu çeklerin karşılıksız çıkmasından dolayı meydana gelen zararlardan sorumluluğu olmayacağı; somut olaydaki gibi sahtecilik ile ilgili olarak bankanın herhangi bir ilgisinin bulunmaması ve Çek Kanunu m. 2/1 kapsamında öngörülen özen yükümlülüğünü ihlal anlamına gelecek bir davranışın yokluğu halinde, illiyet bağı kesildiği için bankanın sorumluluğuna gidilemesinin mümkün olmayacağının belirlendiğini, esasen 02.08.2022 tarihli rapor içeriğinde, davacının iddia ettiği zararının müsebbibinin, içeriği sahte nüfus cüzdanını düzenleyen Nüfus Müdürlüğü ve ona bağlı Muhtarlık olduğu, bu nedenle özen yükümlülüğünü yerine getiren müvekkil Banka açısından illiyet bağının bulunmadığına işaret edildiğini, davacıya açılan kamu davalarının manevi tazminat sebebi olmayacağını, ancak olsa olsa maddi tazminat konusu olabileceğini belirterek yapılan yargılamada davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

4-Davalı ...AŞ vekili; zamanaşımı itirazının, husumet itirazının, bilirkişi raporlarına yapılan itirazlarının, illiyet bağının kesilmesine ilişkin itirazların değerlendirilmediğini, müşterek ve müteselsil sorumluluk tayininde hata yapıldığını, kusur durumuna ilişkin belirleme eksik ve hatalı yapıldığını, dosya kapsamında davacıya verilen çek yaprakları toplamı bakımından müvekkil Banka tarafından verilen toplam çek yaprağı en az sayıda olduğunu, ayrıca iddiaya konu zararın ortaya çıkmasında -davaya konu iddiaları kabul anlamına gelmemek kaydıyla- karşılıksız çıkan çek adetlerine bakılması gerektiğini, karşılıksız çıkan çek sayısına bakıldığında ise müvekkil Bankanın sadece 1 adet çeki karşılıksızdır işlemi gördüğünü, usul hataları yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

5-Davalı ... AŞ vekili; Müvekkil bankanın dava konusu olaydaki inceleme sorumluluğunu yasal düzenlemeler çerçevesinde yerine getirdiğini, bu anlamda, 3167 Sayılı Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanunun 2. Ve 3. Maddeleri uyarınca müvekkil banka tarafından gerekli istihbarat çalışması yapılarak gerekli belgeler temin edildiği ve bu belgelerin gerekli özen ve titizlikle incelendiğini, kaldı ki davacının kaybolan kimliğinin yerine başvuru yapıldığı ve ilgili Nüfus Müdürlüğü tarafından da yeni bir kimlik verildiği, yalnızca 'içeriği sahte' olan kimliğin müvekkil banka tarafından tespiti imkansız olup, aynı sahte kimlik ile toplam altı banka nezdinde aynı türden işlemlerin yapılmış olması da sahte kimliğin iğfal kabiliyetinin bulunduğunu gösterdiğini, bu yönden müvekkil bankanın kusursuzluğu aşikar olup mesnetsiz ve dayanaksız iş bu davanın Sayın Yüksek Mahkemece tümden reddi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

6-Davalı ... AŞ vekili; zamanaşımı ve ıslaha ilişkin itirazların değerlendirilmediğini, davacının zarar iddiasına sebep teşkil eden işlemlerde kullanılan evrakın sahte olmadığı, resmi makamlardan alınmış ve gerçek usulüne uygun düzenlenmiş resmi nitelikte belgeler olduğunu, illiyet bağının kesildiğini, davacının çeklerine karşılıksız işlemi yapılmadığını, bankanın araştırma sorumluluğunu yerine getirdiğini, kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE :Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraflarca istinafı üzerine Dairemizin 2017/156 esas, 2017/410 karar sayılı ilamıyla "Uyuşmazlık;Davacı ...'un nüfus bilgileri kullanılarak elde edilen nüfus cüzdanıyla dava dışı .... ... Ltd. Şti. 'nin kurulduğu, bu şirketin adına çek hesabı açılarak davalı bankalarca çek karneleri verildiği, keşide edilen çeklerin karşılıksız çıkması üzerine nüfus bilgileri kullanılan davacı hakkında karşılıksız çeklerden dolayı ceza ve hukuk davaları açıldığı, bu açılan davalar nedeniyle davacı tarafın 5 yıl işsiz kalması iddiası ile uğranılan maddi zarar ile manevi zararın davalı bankalardan tahsili istemine ilişkindir.

5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2.maddesinde bankalar çek hesabı açılmasıyla ilgili olarak bu kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığının araştırılacağı, ilgili kişinin sosyal ve ekonomik durumunun araştırılmasında gerekli basiret ve özeni göstereceği düzenlenmiştir. Yürürlükten kaldırılan 3167 sayılı Çek Kanunu'un 3.maddesinde de çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklılık ve engel durumu bulunup bulunmadığının araştırılacağı, kişinin ekonomik ve sosyal durumu gibi hususların belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni göstereceği düzenlenmiştir.

Somut olayda davacının kimlik bilgileri kullanılarak bir şirket kurulmak suretiyle çek hesabı açıldığı alınan çek karneleri ile karşılıksız çekler keşide edilerek davacı hakkında hukuk ve ceza davaları açılmasına sebebiyet verildiği dosya kapsamıyla sabittir. Davacı yönünden bu durum bir haksız fiildir. O halde; tarafların kusurları ve diğer talepleri değerlendirilirken haksız fiil hükümleri göz önünde bulundurularak inceleme yapılması gerekmektedir. Haksız fiilde bir kişinin sorumlu olabilmesi için zararla fiil arasında uygun illiyet bağının ve özel durumlar hariç olmak üzere zarar verenin kusuru ile zarar görenin varsa bölüşük kusurunun tespiti gereklidir. Ayrıca Türk Hukuk Sisteminde gerçek zarar ilkesi benimsendiğinden davacının gerçek zararını ispat etmesi gerekmektedir. Eğer zarar ispat edilemiyorsa; TBK 'nun 50.maddesi uyarınca hakim olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyeceği düzenlenmiştir.

Somut olayda; davacı adına halen Düzce Ağır Ceza mahkemesinin 2009/281 esas sayılı dosyasında yargılanan sanıklar tarafından kimliği kaybettiğinden bahisle nüfus müdürlüğüne başvurulduğu; bu şahsın resmi ile davacı adına kimlik belgesi alındığı bu kimlik kullanılmak suretiyle şirket kurulduğu ve bu şirket adına bankalara başvurularak çek karneleri alındığı, davacı da şirket yetkilisi göründüğünden dosyada bulunan karar örneklerine göre pek çok dosyada ceza kovuşturmasına ve icra takiplerine maruz kaldığı zarar iddiasını da bu olgulara dayandırdığı anlaşılmaktadır. Dosyada bir sureti mevcut Büyükçekmece 4.Noterliğince tanzim edilmiş,7.4.2005 tarih ve ... yevmiye sayılı vekaletnamede yazılı kimlik bilgileri kaybolduğu nüfus müdürlüğüne bildirilerek yeniden nüfus cüzdanı alınan 4.11.1999 tarih ve ... kayıt numaralı nüfus cüzdanına istinaden verildiği; nüfus müdürlüğü de cüzdanı 11.6.2003 tarihinde tanzim ettiğine göre,davacının kimliğini kaybetmediği dava dilekçesindeki beyanın daha evvelki kaybı ifade ettiğinin kabulü gerektiği; zira bu kimliğin 1999 yılında kayıptan verildiği ,bu sebeple davacıya kusur atfedilemeyeceği ,alınan yeni kimlikle dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin ana sözleşmesinin Düzce 4.Noterliğinde 2003 yılında tasdik edilerek kurulan şirketin ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiği; tescil ve ilan edilen şirketin kurulduktan kısa bir süre sonra davalı bankalardan çek karnesi talep ettiği ve alınan çek karnelerinin kullanıldığı ve 2005 yılı içerisinde davacı hakkında karşılıksız çek kullanmak suçundan mahkumiyet kararları verilmeye başlandığı,davacının olayı öğrendikten hemen sonra 17/03/2005 tarihinde Büyükçekmece CBS'na şikayet dilekçesi vermiştir.

Bankalar; çek karnesi verirken 3167 sayılı kanunun 2,3 maddeleri uyarınca çek karnesi talep eden müşteri hakkında gerekli araştırmaları yapmakla yükümlüdür. Ancak yeni tescil olunan şirketin ticaret sicilinde kayıtlı yeni tescil edilmiş bir şirket olması tek başına; çek karnesi verme talebinin reddine gerekçe olamayacağı gibi, ticaret sicilinde dış görünüşe göre tamamen yasal olarak kurulmuş faaliyete başlamış bir şirkete bir adet çek karnesi teslim etmesi nedeniyle kusurlu sayılamaz. Ancak davalı bankaların yeni kurulmuş bir firmaya çekle işleyecek hesap açarken ve yasanın, mevzuatın öngördüğü görev ve yükümlülükleri yerine getirirken bu işin gerektirdiği basiret ve özeni göstermesi gerektiği, müşterisi ile yeterli ve zorunlu bir süre çalışamadan, işlem profilini ve kapasitesini öğrenip ticari faaliyetini izlemeden başvurusundan çok kısa bir süre sonra önemli miktarda çek yaprağı ve karne vermekle kusurlu sayılabilir.

Dosyaya sunulan ... A.Ş. Teftiş Kurulu müfettişi tarafından düzenlenen raporda davalı bankalardan ... A.Ş. Tarafından 03/12/2003 - 09/02/2004 tarihleri arasında bu şirkete 15 adet çek karnesi verildiği anlaşılmaktadır. Diğer bankaların ise dava dışı şirkete ne kadar çek karnesi verdiği hususu dosya kapsamıyla belli değildir. Davalı banka vekilleri çek hesabının işlediği hesap bilgileri ile banka şubelerini dilekçeleri ile bildirmişler, ancak diğer banka şubelerinden böyle bir araştırma yapılmamıştır.

Maddi zararın tesbiti için davacı taraf gelirini belgeleyememiş bilirkişi kurulu ... dan verilen ... ... hizmet dökümünden yararlanarak davacının son ücretinin 1.396,85-TL olduğu ,davacının talebi olan 1.500-TL yi makul kabul ederek 5 yıllık süre için 1.500-TL aylık ücret üzerinden hesaplama yapmışlardır.Oysa ki bilirkişi kurulunun bu kabulü bir maddi hataya dayanmaktadır.Hizmet dökümünün incelenmesinde ,davacının davadan evvel ki 2010 yılında 9 ayda; 3 gün ; 10,11,12 aylarında 30 ar gün olmak üzere ... lı işe girdiği ve çalıştığı asgari ücretten gelir elde ettiği anlaşılmaktadır. 2012 yılında ise 5,6,7,8,9.aylarda yine ... çalışmış ve aylık 1.396,50-TL aylık gelir elde etmiştir.Buna göre yasal asgari ücretin 940,50- TL olduğu dönemde; 1.396,50 TL aylık gelir elde ettiği sabit olan davacının asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi kurulu bu dönemde elde edilen geliri 2006 yılından evvel ki gelir olduğundan bahisle 2006 yılından itibaren hesaplamaya esas almıştır.Buna göre gelirini belgeleyemeyen davacıya elde ettiği 1.396,50-TL yasal asgari ücrete oranlanarak ,ne kadar fazla olduğunun bulunması ,hesaplamaya esas her yıl için asgari ücrete bu oran eklenerek elde edeceği gelirin yıllar itibariyle hesaplanması gerekmektedir.Ayrıca davacının 2010 yılından önce tazminat istediği dönemde 3 ay 3 gün asgari ücretle çalıştığı anlaşılmakla bu dönemde elde ettiği geliri hesaplamaya dahil edilmeyerek düşülmelidir.

Davacı vekili bilirkişi raporundan sonra maddi tazminata ilişkin talebini davadan itibaren ıslah tarihine kadar işleyen faizi hesaplayarak 23.787-TL üzerinden harçlandırmıştır. Davadan sonra işleyecek faiz müddeabihe dahil olmadığından mahkeme isabetli şekilde bu miktarı maddi tazminata dahil etmemiş ise de ,bu miktar üzerinden davalılar yararına vekalet ücreti takdir ettiği anlaşılmakla bu kısım bakımından yeni kurulacak hükümde davacı taraf aleyhine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekmektedir.

Tüm anlatılanlara göre; davalı bankaların kusurunu tesbit edecek araştırmanın yapılmadığı, davalılar vekillerinin bildirdiği hesap bilgilerine göre davalı bankalardan gerekli araştırma yapılmadığı, bu sebeple hükme tesir edecek derecede önemli delillerin toplanmadığı anlaşılmakla; davanın yeniden görülmek üzere HMK 353(1)a-6 maddesi kapsamında kararın kaldırılmasına"karar verilmiştir.

Kaldırma kararı üzerine mahkemece kaldırma kararının gereği araştırmaları yaparak davacının zararını tesbit eden bilirkişi ek raporu benimsenerek hüküm verilmiş olup, davacı vekilinin tazminatların azlığına, ... ... dışında ki davalıların gerekli araştırmaları yapmadan çek karneleri vermek suretiyle davacının zararına sebep oldukları, davalı banka vekillerinin çek karnesi vermekte kusurlu bulunmadıkları, zarar ile çek karnesi verilmesi arasında illiyet bağı bulunmadığına ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, taraflar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı ve davalılar ... AŞ, ... AŞ, T.C. ... AŞ, ... AŞ, ... AŞ vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Alınması gereken 3.841,34-TL istinaf karar harcının istinaf yoluna başvuran davalılar tarafından peşin yatırılan 4.803,67-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 962,33-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davalılar ... AŞ, ... AŞ, T.C. ... AŞ, ... AŞ, ... AŞ'ne iadesine,

Davacı ve davalılar ... AŞ, ... AŞ, T.C. ... AŞ, ... AŞ, ... AŞ tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 08/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/498, K. 2026/1293, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-498-e-2026-1293-k-869f93b24609