Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/3264 E. 2026/3042 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/3264
Karar No
2026/3042
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

55. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

KARAR KALDIRMA

DOSYA NO: 2026/3264

KARAR NO: 2026/3042

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/04/2026

NUMARASI: 2026/289 - 2026/296

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

İSTİNAF TARİHİ : 22/06/2026

KARAR TARİHİ: 16/07/2026

Dairemizde bulunan istinaf başvurusunun yapılan açık incelemesi sonunda,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ DÜŞÜNÜLDÜ;

İstinaf isteminde usul işlemleri tamam olduğundan, ilk derece mahkemesinin dosyasındaki bütün belgeler ve dosya hakkındaki dairemiz üyesince düzenlenen rapor incelendi, istinaf başvuru dilekçesinin ve davanın esası istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda dosyada dairemizce karar verilmesi için eksiklik bulunmadığı anlaşıldı.

İstinaf sebepleri: Davalı vekili, süresinde sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde; görev konusundaki değerlendirmenin hatalı olduğunu, taraflar arasında akdedilen 11.03.2025 tarihli sözleşmenin, mahkeme kararında da açıkça belirtildiği üzere yalnızca bir taşınmazın kullanımının tahsisini içermediğini, sekreterya hizmetleri, temizlik hizmetleri, internet erişimi, ortak alan kullanımı, ikram hizmetleri ve çeşitli ofis destek hizmetlerini de kapsadığını, bu nedenle sözleşmenin, Türk Borçlar Kanunu anlamında kira sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceğini, sözleşmenin asli unsurunun yalnızca belirli bir alanın kullandırılması/kiralanması olmadığını, davalı şirket tarafından sunulan organizasyon ve işletme hizmetlerinin bütünü olduğunu, bu yönüyle sözleşmenin, kira unsuru yanında hizmet ve işletme unsurlarını da bünyesinde barındıran karma nitelikli bir sözleşme olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 4 ve 5. maddeleri uyarınca, tarafların tacir olduğu ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili bulunduğu hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; uyuşmazlığın, ticari nitelikteki karma sözleşmeden kaynaklanan depozito alacak iddiasına ilişkin olup, kira ilişkisinden kaynaklanan bir uyuşmazlık olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Davacı vekili, Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 11/03/2025 başlangıç tarihli sözleşmenin hukuki niteliği itibarıyla yalnızca bir taşınmazın kullanımını değil; temizlik, sekreterya, internet ve ofis donanımlarının kullanımını da içeren karma nitelikli Hazır Ofis Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında müvekkili tarafından davalıya 420.000,00-TL tutarında depozito bedeli ödendiğini, devamında sözleşmeye konu alanın tahliyesi ise müvekkil tarafından 17/09/2025 tarihinde gerçekleştirildiğini ve sözleşmenin sona erdirildiğini, sözleşmenin 5. maddesi ve benzer mahiyetteki ilk derece mahkemesi kararları (İstanbul 12. ATM, 2025/426 E.), depozitonun "aynen iade" edilmesi gerektiğini, yani ödenen para birimi ve miktar üzerinden geri verilmesi gerektiğini vurguladığını, somut olayda tahliyenin, 17.09.2025 tarihinde gerçekleştiğini, anahtar teslimiyle birlikte hizmet sağlayıcının depozitoyu iade borcunun muaccel hale geldiğini, sözleşmenin 11.2 maddesi uyarınca, depozitonun iadesi için öngörülen 7 iş günlük süre içinde iadesi gerekirken davalı tarafından müvekkiline ödeme yapılmadığını, ayrıca tahliye sonrasında davalı taraf, halı yıkama ve duvar boya işlemleri gerekçesiyle 100.000,00 TL + KDV tutarındaki bedeli depozitodan mahsup edeceğini bildirdiğini ve bu tutar için davalının, müvekkiline fatura düzenlediğini, söz konusu faturanın davalıya iade edildiğini, bu haksız mahsup iddiasına karşı, .... Noterliği aracılığıyla 01/10/2025 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamede, talep edilen kesintilerin olağan kullanım kaynaklı olduğu, sözleşmede duvarların boyalı teslimine veya halıların özel bir standartta iadesine ilişkin hüküm bulunmadığını, halı temizliğinin ise günlük hizmet kapsamında olduğu belirtilerek 420.000,00-TL tutarındaki depozitonun davalıdan müvekkilin iadesinin talep edildiğini, davalı tarafın ihtarnameye rağmen ödeme yapmaması üzerine, .... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası ile 420.000,00 TL asıl alacak, faiz ve ferileri üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takibi başlatıldıktan sonra davalı borçlu tarafından icra dosyasına 22/12/2025 tarihinde 300.000,00-TL ve 29/12/2025 tarihinde 86.000,00-TL olmak üzere kısmi ödemeler yapıldığını, ancak 120.000,00-TL asıl alacağa, faizine ve ferisine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, davalının yaptığı kısmi ödemelerin yasa gereği öncelikle faiz ve masraflara sayıldığını, geriye bakiye alacak kaldığını, karşı tarafın yaptığı 300.000 TL ve 86.000,00 TL tutarındaki ödemeleri,

TBK 100. maddesi uyarınca öncelikle işlemiş faiz, feri ve masraflara, kalan tutar ise asıl alacağa mahsup edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle; davanın kabulü ile; davalının .... İcra Dairesinin ...Esas sayılı icra takip dosya borcuna yapmış olduğu itirazın şimdilik 1.000,00 Türk Lirası asıl alacak, 10/10/2025 temerrüt tarihinden itibaren 10,00 Türk Lirası işlemiş ticari avans faizi ve icra masraf ve harçları ile icra vekalet ücretinin TBK. 100. Maddesi çerçevesinde tahsili bakımından itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı taraf icra takibine haksız yere itiraz etmiş olduğundan, aleyhinde alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilerek, davalı şirket aleyhinde yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkeme; "...taraflar arasındaki somut uyuşmazlığın taşınmazın kullanım - tahsis sözleşmesinden kaynaklandığı, mahkememiz huzurdaki davada görevli olmayıp davaya bakmakla görevli mahkeme İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi olduğundan ve görev konusu kamu düzeninden dava şartı ve mahkemece re'sen her aşamada gözetilmesi gereken husus olmakla, HMK md 114/1-c ve 115/2 uyarınca aşağıdaki şekilde görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçeleriyle görev yönünden davanın usulden reddi ile İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar vermiştir.

Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.

HMK 4/a maddesi gereğince "kiralanan taşınmazların İcra İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu olan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemesinde" görüleceğinin düzenlenmiştir. Hukuki uyuşmazlıklarda, Sulh Hukuk mahkemesinin görevinin istisna olduğu, özel bir kanun hükmü ile açıkça Sulh Hukuk mahkemesinde bakılacağı bildirilmeyen davalarda Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olmadığı anlaşılmıştır.

6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile kanunda sayılan işlerden kaynaklanan davaların, ticari dava olduğu belirtilmiştir. TTK m.5/1. maddesi uyarınca, ticari davalarda görevli mahkeme, ticaret mahkemeleridir.

Taraflar arasındaki 18.03.2025 tarihli 6 ay süreli Hazır Ofis Sözleşmesinin bulunduğu, sözleşmenin 6.2. maddesinde "... Bu bağlamda, adı geçen tüm alan, eşya ve ekipmanlar üzerindeki mülkiyet ve tasarruf yetkisi ...'a ait olup, bu hususların MÜŞTERİ tarafından, yalnızca işbu Sözleşme çerçevesinde sınırlı bir süreyle kullanımları söz konusudur. Bu niteliği itibariyle, işbu Sözleşme'nin bir kira ya da alt kiralama sözleşmesi olarak değerlendirilmeyeceği konusunda Taraflar mutabıktırlar.Bu çerçevede MÜŞTERİ, iş bu Sözleşme ile kendisine sadece sınırlı kullanım hakkı verilen eşya ve alanlar üzerinde kiracılık hakkı kazanmadığını ve dolayısıyla bu Sözleşme'nin yorum ve uygulamasında Türk Borçlar Kanunu'nun Kira'ya ilişkin hükümlerinin uygulanmayacağını peşinen kabul etmektedir..." şeklinde; 7.3. maddesinde ise "... — MÜŞTERİ, Sözleşme süresi boyunca, ... bünyesinde bulunan büfeden ve Self Servis usulü ile sınırsız çay, kahve, kurabiye, meyve ve su ikramından ve .... (kablosuz internct) internet imkânından ücretsiz- olarak faydalanabilecektir..." şeklinde düzenlemenin mevcut olduğu gözetildiğinde, taraflar arasındaki sözleşmenin hükümleri uyarınca eldeki davanın konusu olan sözleşmede, davacının taşınmazdan yararlandığı alanın, tamamen davacı olan müşterinin hakimiyeti altına girmediği, davalı şirketin sunduğu bahsedilen hizmetlerden yararlandığı gibi sözleşmenin 7.4. maddesi uyarınca ".... İş bu Sözleşme yürürlükte bulunduğu sürece, MÜŞTERİ'nin ... ...aylık bazda 8 kişiye kadar 40 saatlik toplantı odası kullanım hakkı bulunmakta olup, farklı şubelerdeki toplantı odası kullanımlarında ise MÜŞTERİ'ye liste fiyatları üzerinden 9610 oranından indirim hakkı tanınacaktır. MÜŞTERİ, işbu Sözleşme kapsamında hizmet aldığı ... şubesinin ortak alanında / ... alanında ayda toplam 4 kişi misafir etme hakkına sahiptir. MÜŞTERİ'ye ... ... alanlarında mevcut paketi haricinde kullarım Yazmak istemesi durumunda %10 indirim uygulanacaktır.." ek hizmetlerden de yararlandığı, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmenin tacirler arası hizmet sözleşmesi olduğu, HMK'nın 4. maddesinin uygulanamacağı, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığı, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiği, davaya bakma görevi kararı veren mahkemeye ait olduğu halde yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmakla istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabi tutarak tespit edilen yargılama hatalarını bizzat düzeltmek amacıyla yapılan inceleme sonunda; duruşma yapılmasına gerek olmadığı, davaya bakma görevi kararı veren mahkemeye ait olduğu halde yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmakla, HMK 353/1-a/3 maddesi gereğince istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle,

Davalının istinaf başvurusunun KABULÜNE,

İlk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,

Yargılamanın eksikler tamamlanarak kaldığı yerden devamı için dosyanın ait olduğu Mahkemeye İADESİNE,

Peşin yatırılan istinaf başvuru harcının mahsubuna,

Peşin yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,

Gider avansından kalanın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,

İstinaf başvurusu için yapılan harç ve masrafların ilk derece mahkemesince esas hakkında yeniden verilecek hükümle birlikte değerlendirilmesine,

Dair dosya üzerinden, oy birliği ile KESİN olarak karar verildi, açıkça anlatıldı. 16/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/3264, K. 2026/3042, T. 16.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-3264-e-2026-3042-k-a8e2f9082f19