Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1543 E. 2026/1120 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1543
Karar No
2026/1120
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/1543 Esas

KARAR NO:2026/1120

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:18/09/2025

NUMARASI:2024/274 Esas, 2025/977 Karar

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:03/07/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı tarafından Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün ... numaralı dosyasından kambiyo senetlere özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, yapılan bu icra takibinde takibe dayanak bono hukuka aykırı bir şekilde müvekkilinin bilgisi olmadan doldurulup imzalandığını, takibe konu bonodaki imzaların müvekkiline ait olmamakla birlikte böyle bir borcuda bulunmadığını, bononun üstündeki hiçbir yazının müvekkiline ait olmamakla birlikte müvekkilin el yazısı da olmadığını, bononun üzerinde bulunan ...'nin kaşesinin, şirketin Başakşehir şubesine ait olduğu anlaşılacağını, davanın kabulü ile takibin durdurularak tedbir talebinin kabulüne, kötü niyetli davalının %20 tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.

ISLAH:Davacı vekili 07/02/2022 Tarihli ıslah dilekçesinde; davaya konu senetteki imzaları kabul anlamına gelmemek kaydı ile davalı ...'in, müvekkili davacıları iş bu davaya konu senedin ödeme tarihinden çok sonraki bir tarihte ibra ettiğini, davalı, davacılarla iş ilişkisini sonlandırdıktan sonra bir araya gelerek helalleşmiş ve davacılardan herhangi bir hak ve alacağının kalmadığına dair 2020 yılı içerisinde davacı ... ...'i ve diğer davacı şirketi ibra ettiğini, davaya konu senetin ödeme tarihinden daha sonraki bir tarihte davalı tarafından davacıların ibra edilerek herhangi bir hak ve alacağının kalmadığına dair ibra verildiği için davalının davacılardan davaya konu senet ile ilgili herhangi bir alacak iddia ve talep edebilmesi de hukuken mümkün olmadığını, ödeme tarihi ibradan önce olan bir senedi kötü niyetli olarak icra takibine koyarak davacıları maddi ve manevi olarak zor bir durumda bıraktığını belirterek alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödenmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın dava dilekçesinde işbu davanın konusu olan kambiyo senedinin sahte olduğunu, üzerindeki imzaların davacıya ait olmadığını mesnetsiz bir şekilde beyan ettiğini fakat davacı ile davalı müvekkil arasında 4 yıla yakın bir süreden beri süre gelen ilişkiyi anlatmayarak mağdurluk algısı yaratmaya çalıştığını, Davacı...ŞTİ'nin yasal temsilcisi ... Mohamed'in, davalı müvekkilinin sahibi olduğu ..şti ile temsil ettiği şirkete bağlı tüm özel okulların öğrenci personel taşımacılığı konusunda anlaşarak birlikte çalışmaya başladıklarını, işletmenin acil ihtiyaçları için davacının müvekkilinden borç alarak karşılığında dava konusu kambiyo senedini verdiğini, senet üzerindeki imzaların davacı asilin el ürünü imzalar olduğunu, kmabiyo senedi üzerindeki imzalar ile davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu imza sirküleri üzerindeki imzaların birebir aynı olduğunu, keza davacının vekiline verdiği vekaletname üzerindeki imza ile bono üzerindeki imzaların aynı olduğunu, üç farklı zamanda üç farklı yere atılan imzaların hepsinin birbirinin aynısı olduğunu, davacının davalı müvekkile borcunun bulunmadığı yönünde bir iddiası var ise bunun ispatının ancak senetle olabileceği ve ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davanın reddine, %40 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/466 Esas 2021/411 karar sayılı birleşen dosyasında;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil aleyhine davalı tarafından kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, yapılan icra takibinde takibe dayanak bononun hukuka aykırı bir şekilde müvekkilin bilgisi olmadan doldurulmuş ve imzalanmış olduğunu, buna ilişkin savcılığa suç duyurusunda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, takibe konu bonodaki imzaların müvekkile ait olmadığını ve böyle bir borç bulunmadığını, bilirkişi marifetiyle imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, davanın Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/369 Esas numaralı dosyası ile birleştirilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle davanın kabulüne, davanın Bakırköy 1.ATM 2021/269 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, takibin durdurulmasına, kötü niyetli davalının %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI:İlk derece mahkemesinin 2021/369E, 2022/374 Karar sayılı, 31/03/2022 tarihli kararında; "...bono sebepten mücerret olduğundan, davacı borçlu bono bedelini ödediğini yazılı delillerle ispatla yükümlü olduğu dikkate alınarak asıl ve birleşen dosya yönünden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilerek şartları oluşmaması ve davacının kötü niyetle itiraz ettiği ispat edilemediğinden kötü niyet tazminat talebinin reddine" şeklinde karar vermiştir.

İSTİNAF KARARI:Dairemizin 08/03/2024 tarihli, 2022/1099 Esas, 2024/453 karar sayılı ilamı ile; "...Davacılar, dava dilekçesinde takibe konu bonodaki imzanın sahte olduğunu iddia ederek menfi tespit talebinde bulunmuş iseler de, sonrasında ıslah dilekçesi sunarak; imza itirazlarının devam ettiğini, ancak kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının müvekkillerini ibra ettiğini, davalının herhangi bir alacağı kalmadığını, davalarını kısmen ıslah ettiklerini beyan etmişlerdir.Davanın tamamen yahut kısmen ıslahı mümkün ise de; dava başında imza inkarı mevcut iken ıslah ile birlikte bu iddianın yanında ibra nedeni ile borcun sona erdiğinin ileri sürülmesi davacının asıl iddiası ile bağdaşmamaktadır. Bu durumda, davacının kendi beyanı karşısında imza inkarına dayalı istemin reddi yerindedir.Ancak davacı, ıslah ile borcun ibraname nedeni ile sona erdiğini ileri sürmüş olmak ile bu iddianın değerlendirilmesi gerekir.Davacı delil olarak ibraname sunmuş, davalı ise dava konusu ibraname altındaki imzanın kendi eli ürünü olmadığını belirterek, aksinin kabulü halinde dahi ibranamenin dava konusu senedi kapsamayacağını savunmuştur. İbraname, borcu sona erdiren işlemlerden olup her aşamada delil olarak ileri sürülebilir. Davacının delil olarak dayandığı ibraname senedin vade tarihinden sonraki tarihli olmakla ibranamedeki imzanın davalı eli ürünü olup olmadığının tespiti gerekir. Bakırköy CBS 2022/21003E, 2022/33844K sayılı dosyasında davalı; davacılar hakkında sahtecilik iddiası ile şikayetçi olmuş ise de neticeten alınan rapor ile KYOK verilmiş olup KYOK kesinleşip kesinleşmediği tespit edilememiştir. Ancak Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 11.03.2015 tarihli 2014/6761 E. ve 2015/3412 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere takipsizlik kararı ile sonuçlanan hazırlık soruşturması sırasında alınan ve hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu hükme esas alınamaz. Bu durumda Mahkemece, öncelikle soruşturma dosyasının neticesi sorulup KYOK kesinleşmiş ise; davalıya ait imza incelemesine esas belge asılları dosyaya kazandırılarak davaya konu sahtecilik iddiası bakımından yeni bir bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre delillerin değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen dava yönünden davacıların istinafının kısmen kabulüne, kaldırma sebebine göre sair hususların ve davalının istinaf isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına " şeklinde karar verilmiştir.

DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2024/274, 2025/977 Karar sayılı, 18/09/2025 tarihli ilamında; "... İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2022/1099 E., 2024/453 K. Sayılı kararı gözetilerek; ibraname, borcu sona erdiren işlemlerden olup her aşamada delil olarak ileri sürülebilir. Davacının delil olarak dayandığı ibraname senedin vade tarihinden sonraki tarihli olmakla ibranamedeki imzanın davalı eli ürünü olup olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla ibranamenin borcu sona erdiren işlemlerden olduğu, davacı tarafından sunulan ibranamenin davaya konu Bakırköy 5. İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takip dosyasındaki senetten sonra düzenlendiği ve davacı elinde bulunduğu bu durumun ilgili davaya konu senetteki davacılara ait borcun ibra ile sona erdiğini ispatladığı anlaşılmakla Mahkememize açılan asıl dava ve Birleşen Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/466 Esas sayılı dosyaları yönünden davaların ayrı ayrı kabülü ile davacıların Bakırköy 5. İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takip dosyasında davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar vermek gerekmiştir.Davacıların menfi tespit taleplerinin kabul edildiği, borcun ibraname ile sona erdiği ve ibranameye rağmen takip başlatıldığı anlaşılmakla kötü niyet tazminatının koşullarının oluştuğu analaşılmış Takibe konu asıl alacağın %20'si oranında 200.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine de karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

1-Asıl ve Birleşen Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/466 Esas sayılı dosyaları bakımından davacıların davalarının KABULÜ ile;

-Davacıların Bakırköy 5.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyasında davalıya BORÇLU OLMADIKLARININ TESPİTİNE,

2-Takibe konu asıl alacağın %20'si oranında 200.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine," şeklinde karar vermiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Asıl davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Grafolog bilirkişinin 21/01/2022 tarihli raporunda dava konusu bonodaki imzaların davacı ... ...'in eli ürünü olduğu yönünde görüş bildirildiğini,haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen davada, dava dilekçesinde öne sürmüş oldukları iddianın asılsız çıkmasının üzerine davacıların, üzerindeki imzanın davalı müvekkiline ait olmayan bir ibraname ile işbu dosyayı ıslah etmek istediklerini, Söz konusu ibranameyi davalı müvekkil ...'in keşide ettiğini kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an olsun söz konusu ibranamenin davalı müvekkili tarafından keşide edildiği düşünülse dahi; mezkur ibranamede işbu davaya konu kambiyo senedinin alacağına ilişkin hiçbir ibare, belge söz konusu olmadığı ve anılan ibranamenin bir senet vasfını haiz olmadığı için davacı taraflar arasında düzenlenen kambiyo senedinin alacağına ilişkin iddialarının asılsız olduğunu,Sahte ibranamede yer alan ve imzaları bulunan ... isimli şahıs Türkçe bilmediği halde bu sahte ibranameyi imzaladığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, Türkçe okuma yazması olmayan şahısların ibranamede yazanları anlaması ve imzalaması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şahit olarak imzası bulunan ...'in imzası da kendine ait olmadığını,Bakırköy .... Noterliğinin 01.11.2019 tarih, ... yevmiye numaralı genel dava vekaletnamesi aslı, Bakırköy ... Noterliğinin 21.03.2022 tarih, ... yevmiye numaralı genel dava vekaletnamesi aslı ve Bakırköy ....Noterliğinin 18.01.2019 tarih ... yevmiye numaralı ...'e ait imza sirküleri aslının mahkemeye gönderilmesi istendiğini, ibranamenin müvekkili ... tarafından tanzim edilmediğini, fakat müvekkilinin davacı şirket ile arasında daha önceden keşide edilmiş olan evraklardan birisinde bulunan imza ile metin arasındaki boşluk kısmı kullanılarak davacı yan tarafından müvekkili ...'in bilgisi ve rızası dışında doldurularak dava dosyasına sunulduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, her ne kadar metin üzerindeki imzanın müvekkilin el ürünü olduğu yönünde bir bilirkişi raporu dosyaya sunulmuş ise de, imza üzerindeki metinin müvekkili ... tarafından tanzim edilmediğini, müvekkilinin bilgisi ve rızası hilafına davacı yanın haksız olduğu davasında kendini haklı göstermek adına sonradan tanzim edilip dava dosyasına sunulmuş olduğunu,Davacı ... ..., davacı ...'nin yasal temsilcisi iken, davalı müvekkilinin sahibi olduğu ... Şirketi ile temsil ettiği ticari şirkete bağlı tüm özel okulların öğrenci/personel servis taşımacılığı konusunda anlaşarak birlikte çalışmaya başladıklarını, işletmesinin acil ihtiyaçlarına karşılık davalı müvekkilinden borç alan davacının, aldığı borca karşılık kambiyo senedini keşide ederek müvekkiline verdiğini, Kabul anlamına gelmemekle birlikte dosyaya sunulan ibraname benzeri evrakın, dava konusu kambiyo senetinin karşılığı olabilecek mahiyette kesinlikle olmadığını, geçerlilik şartlarını taşımadığını, ibra konusu olan alacağın türünün ve miktarının ne kadar olduğu detaylı bir şekilde belirtilmesi gerekirken belirtilmediğini,Senede karşı senetle ispat zorunluluğunun emredici bir hüküm olduğunu, kendine has zorunlu unsurları olan bir bono için düzenlenecek ibranamenin de bu zorunlu unsurları ihtiva etmesi gerektiğini, ibraname olduğu söylenen evrak kabul anlamına gelmemekle birlikte taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı bir alacak borç ilişkisi için delil olarak düşünülebileceğini,Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Belgenin Yerinde İncelenmesi başlıklı 218. maddesi gereğince duruşma tutanağında yer alması da dosya açısından büyük önem arz ettiğini, ancak mahkemenin fiziksel inceleme talebini reddettiğini,Senet asıllarının halen alacaklının elinde bulunması, ibranamenin tek başına borcun ödendiği veya senedin bedelsiz kaldığına dair yeterli kanıt oluşturmadığı sonucuna yol açacağını, bir başka evrak üzerindeki imzanın üstüne cetvelle bir satır yazı doldurulmak suretiyle oluşturulan sahte ibraname ile bedelsizlik iddiasına dayandırılmış olmasının kötüniyet göstergesi olduğunu, fiziki inceleme ile anılan ibranamenin cetvel marifetiyle araya sıkıştırılmış bir metinden ibaret olduğu kesin net olarak anlaşılacağını,İcra ve İflas Kanunu madde 169/a kapsamında borcun bulunmadığı –itfa/ibra/bedelsizlik– resmî veya imzası ikrar edilmiş belge ile ispatlanacaksa, bu belgede takip konusu bonoya açık ve somut atıf zorunlu olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 03.03.2022, E.2018/177 K.2022/256 kararında; ". İİK’nın 169/a maddesi uyarınca belgede takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir. Dekontlardaki açıklamalarda 15 Nisan 2013 tarihi belirtilmiş ise de takip konusu senetlerin vade veya tanzim tarihlerine bir atıf bulunmadığı gibi hangi miktarlı senet olduğu da açıklanmamıştır. 17.01.2014 tarihli dekontta kira sözleşmesi açıklaması bulunmakta olup, senetlerin kira sözleşmesi için verildiği de tespit edilememiştir. Bu durumda 06.05.2014 tarihli ve 2.400TL miktarlı ile 17.01.2014 tarihli ve 3.000TL miktarlı dekontlardaki ödemelerin İİK’nın 169/a maddesi kapsamında takip konusu senetlere mahsuben yapılmadığının kabulü gerekir. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır." şeklinde açık atıf arandığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11.02.2020, E.2017/743, K.2020/129, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 05.11.2015, E.2015/14658, K.2015/27010, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.06.2021, E.2017/357 E, K.2021/82 karar sayılı ilamların dikkate alınması gerektiğini,Borcun bulunmadığı –itfa/ibra/bedelsizlik– resmi veya imzası ikrar edilmiş belge ile ispatlanacaksa, bu belgede takip konusu bonoya açık ve somut atıf zorunluyken mahkemenin bu hususa hiç değinmediğini, herhangi bir gerekçeye dayanılmaksızın davalı müvekkil ... aleyhinde davanın asıl ve birleşen dava yönünden kabulüne ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini kabul etmediklerini belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl ve birleşen dava, menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı; asıl ve birleşen dava yönünden davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davacının davasını ıslah ederek ibraname nedeni ile borcun sona erdiğini ileri sürdüğü, bilirkişi heyetinin raporuna göre ibraname başlıklı belgenin altında imzanın davalı eli ürünü olduğunun tespit edildiği, Bakırköy CBS 2022/21003E, 2022/33844K sayılı dosyasında; davalının davacılar hakkındaki özel belgede sahtecilik suçuna ilişkin şikayeti yönünden başlatılan soruşturmada; iş bu davaya konu ibranamenin şikayet konusu olduğu ve neticeten alınan bilirkişi raporuna göre ibranamede müşteki adına atılan imzanın müştekinin eli ürünü olduğunun tespit edildiği gerekçesi ile KYOK verildiği anlaşılmaktadır.Davalı vekili istinafında; ibranamedeki imzayı kabul etmemekle birlikte, ibranamede senetle ilgili ibare yer almadığını belirterek, imzanın üzerindeki metnin de müvekkili tarafından tanzim edilmediğini, müvekkilinin bilgisi, rızası hilafına sonradan doldurulduğunu ileri sürmüş ise de, imzanın davalı eli ürünü olduğunun bilirkişinin raporu ile tespit edildiği, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönündeki iddiayı ispat yükünün davalıda olduğu, bu hususta kesin delil sunulmadığı, davalı vekilinin 10/02/2022 tarihli duruşmadaki beyanında; "ibraname servis taşıma sözleşmesine ilişkin düzenlenmiş olup şirketler arasındadır, taraflar arasında dava konusu bonoya ilişkin herhangi bir ibra söz konusu değildir" şeklinde bulunduğu da dikkate alındığında, dava konusu senede dayalı borcun, senedin vade tarihindeki sonraki tarihli ibraname ile sona erdiğinin kabul edilerek davanın kabulü ile tazminata hükmedilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle davalının istinaf sebepleri ve kamu düzeni dikkate alınarak yapılan incelemeye göre ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;

1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,

2-Asıl davada alınması gereken 68.310,00TL harçtan, peşin alınan 17.077,50TL harcın mahsubu ile bakiye 51.232,50TL harcın asıl davada davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Birleşen davada alınması gereken 68.310,00TL harçtan, peşin alınan 17.077,50TL harcın mahsubu ile bakiye 51.232,50TL harcın asıl davada davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Asıl davada davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1543, K. 2026/1120, T. 03.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1543-e-2026-1120-k-4d27ae317870