Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1583 E. 2026/1068 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1583
Karar No
2026/1068
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/1583 Esas

KARAR NO:2026/1068

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:10/06/2025

NUMARASI:2024/298 Esas, 2025/485 Karar

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ:30/11/2017

KARAR TARİHİ:01/07/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 4.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası kambiyo takibi başlattığını, müvekkilinin bonoyu incelediğinde bonodaki imzanın kendisine ait olabileceğini, ama geçmişte aynı zamanda öz kardeşi olan davalıya aile şirketindeki veya kişisel banka işlemlerini takip etmesi için verdiği üzerinde banka adı, altında imzası olan kağıtların kesilerek ve boşluklara bilgisayardan çıktı alınarak hileli bir şekilde bono oluşturulduğunu gördüğünü, bononun hem sahte olduğunu, hem de bono dışında da müvekkilinin davalıya borcu olmadığını, davalı aleyhine savcılık soruşturmasının devam ettiğini, davalının açıklandığı üzere boş kâğıtlardan birinde isim ile başlık kısmı arasındaki boşluk bir bono imişçesine 13/06/2014 tanzim, 13/06/2014 ödeme tarihli olarak 520.000-TL bedel ile doldurulduğunu, bononun davalıya verildiğini iddia olunduğu tarihte müvekkili ile davalı arasında çok büyük ihtilafların mevcut olduğunu, davalı, takyidatlı olarak bilabedel şekilde vekil ile kendisine devredilen tapunun devir tarihini tanzim tarihi olarak düzenleyerek sahte bonoya geçerlilik kazandırmaya çalıştığını, müvekkilinin davalıya hiçbir borcunun olmadığını beyanla müvekkilinin borçsuz olduğunun tespitine, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılmış bulunan işbu davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilin babası ile birlikte 03/11/2004 tarihinde satın aldığın taşınmazın büyük bir kısmı müvekkili tarafından ödendiğini, fakat müvekkilinin o tarihte eşiyle aralarında sorun yaşamaları ve boşarıma aşamasına gelmeleri sebebiyle taşınmaz kız kardeşi olan davacı üzerine yapıldığını, müvekkilin kız kardeşine güvenmiş olmasına rağmen davacı tarafından söz konusu taşınmazın tapusu müvekkilinin üzerine yapılmadığını, davacı ve eşinin aile şirketinin borçlarını ödemek adına yüklü miktarda kredi çektiklerini, bedeli müvekkili tarafından ödenen söz konusu taşınmazın ipotek gösterdiğini, davacı ve eşinin taşınmazı müvekkile satışını gerçekleştirdiklerini, ipotek borcuna karşılık da 3 yıl vadeli 520.000-TL bedelli dava konusu bononun davacı tarafından müvekkile babaları huzurunda verildiğini savunarak, davanın reddine, davacı aleyhine % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinafı üzerine ilk derece mahkemesince verilen bu karar; Dairemizin 2022/1421 E. - 2024/526 K. sayılı ilamı ile kaldırılmıştır.İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; davacının, daha öncesinde başka bir işlem nedeniyle attığı imzasının bilgisayar çıktısı senet metnine sonradan eklenmesi suretiye davaya konu bononun oluşturulduğu iddiası ile ilgili, BAM ilamı da dikkate alınarak, bononun açığa imzalı bir kâğıttan bilgisayar çıktısı alınarak oluşturulup oluşturulmadığı, yazı ve imza arasındaki öncelik sırası ve zaman farkı, imza üzerinde yazıcı mürekkebi olup olmadığı, yazı ve imza yaşının tespiti ve imza üzerinde ısıl işlem (yazıcıdan geçirme) olup olmadığı hususlarında hem İstanbul Üniversitesi Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü'nden, hem de Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı'ndan rapor düzenlenmesi istendiği, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü'nün ellerindeki teknoloji ile istenen hususların tespitinin mümkün olmadığını bildirdiği, Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı'nın da iddialara yönelik kesin ve net bir tespitte bulunmalarının mümkün olamadığını bildirdiği, her ne kadar senedin alışılmış senetlerin ebatlarında olmadığı tespit edilmiş ise de, senetteki imzanın davacıya ait olduğu, tarafların kardeş olması ve davalı tarafın muvafakat etmemesinden dolayı tanık dinlenemediği, davacının, aile şirketindeki veya kişisel banka işlemlerini takip etmesi için verdiği, üzerinde banka adı yazan kağıtlardan imzası olan kısımların kesilerek, boşlukların bilgisayar vasıtasıyla doldurulması şeklinde hileli bir şekilde bono tanzim edildiğine dair iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek; dava konusu senedin matbu bir bono olmayıp, imzalı boş kağıtların hileli şekilde kesilerek bilgisayar ortamında doldurulmak suretiyle sahte şekilde oluşturulduğunu, bononun düzenlendiği tarihte yalnızca 894,00-TL net asgari ücret geliri elde eden davalı tarafın, söz konusu tarihte tam karşılığı yaklaşık 584 asgari ücrete denk gelen 520.000-TL tutarında bir meblağı 3. bir kişiye borç verebilecek ekonomik güce sahip olmadığını, Yargıtay içtihatları uyarınca, bu denkli yüksek miktarda borç verme ehliyetinin varlığı halinde ispat yükünün davalı tarafa ait olduğunu, davalı taraf dosya kapsamında böyle bir ekonomik yeterliliğe sahip olduğunu kanıtlayamadığını, davalının 2014 yılında ödeme yaptığını ispat edemediğini, çünkü tapu devrinde müvekkile hiçbir ödeme yapılmadığını, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında ispat yükünün paylaştırılması konusunda "hayatın olağan akışı" ölçütüne dayanılmakta, ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan tarafa düşer denilmekte olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesinde davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar/kötü niyet tazminatı talep edilmesine, çok az bir teminat bedeli ile takibin durmasına karar verilmiş olmasına rağmen, İİK'nın 72/4 maddesine aykırı şekilde müvekkili lehine tazminata hükmedilmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın reddine kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

1-Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ATK ve Jandarma Kriminal Labaratuarı'ndan alınan raporlarda, davaya konu takip dayanağı senedin, davacının imzası bulunan başka belgelerden kesilerek oluşturulduğunun tespit edilemediği, dolayısıyla senedin sahte olarak düzenlendiğinin ispat edilemediği, senetteki keşideci imzasının davacıya ait olduğu, senedin bedelsiz olduğunun, gerçeğe aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı olarak ispat edilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

2-İlk derece mahkemesince 23/01/2018 tarihli ara karar ile, dava değerin üzerinden %15 teminat karşılığında davaya konu senede istinaden başlatılan İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasına yatırılacak paranın dava sonuna kadar alacaklıya ödenmemesi için İİK'nun 72/3.maddesi gereği ihtiyatı tedbir konulmasına karar verildiği, davacının icra dosyasına 12/07/2018 tarih ve 672.000-TL bedelli teminat mektubunu sunduğu, teminat yatırılarak tedbirin uygulandığı, İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca, alacaklı tarafın talebi olmasa dahi mahkemece resen tazminata hükmedilmesi gerektiği, kaldı ki davalı vekilinin cevap dilekçesi ile kötü niyet tazminatı talebinde bulunduğu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davalının kötü niyet tazminatı talebinin kabulüne karar vermesi gerektiği halde, bu hususta olumlu olumsuz bir karar verilmemesinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın reddi ile, İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca takip tarihindeki alacak olan 522.019,45-TL'nin %20'si oranında tazminatın davacıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,

3-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/06/2025 gün ve 2024/298 Esas, 2025/485 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

4-DAVANIN REDDİNE,

5- İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca takip tarihindeki alacağın (522.019,45-TL) %20'si oranında (228.494,98-TL) tazminatın davacıdan alınarak davacıya verilmesine

6-İlk derece yargılaması yönünden;

a)Alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin alınan 8.914,79 TL harçtan mahsubu ile artan 8.182,79 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

b)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

c)Davalı tarafından vekalet harcı, tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen 354,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

d)Davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 83.523,11 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-İstinaf yargılaması yönünden;

a)Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine,

b)Davacıdan alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

c) İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 400,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.083,10 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

d)Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

e)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

8-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1583, K. 2026/1068, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1583-e-2026-1068-k-5f14607b1bb8