İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/2159 E. 2026/212 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2159
- Karar No
- 2026/212
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/2159 Esas KARAR NO : 2026/212 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/06/2026 KARAR TARİHİ : 12/10/2026
Davacı tarafından açılan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ...A.Ş. tarafından davalı ...A.Ş.’ye yönelik olarak 16.02.2026 tarihinde faturaya dayalı cari hesap alacağının tahsili amaçlı icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın icra müdürlüğüne sunmuş olduğu itiraz dilekçesi ile söz konusu takibin konusu olan alacağa ve diğer ferilere itiraz ettiğini, davalı yanın borca olan itirazının da tamamen kötü niyetli olduğunu, zaman kazanmaya yönelik olduğunu, şöyle ki; müvekkili ... ile 03.02.2025 tarihinde reklam sözleşmesi akdettiğini ve bu sözleşme ile müvekkilinin ...'un ev sahibi olarak oynayacağı müsabakalardaki saha kenarındaki ..., tabela vs. tüm reklam alanlarının haklarının kullanım haklarını aldığını, müvekkilinin yukarıda bahsi geçen sözleşmeyi akdettikten sonra, davalı şirketin müvekkiline ulaştığını, işbu reklam sözleşmelerinin pazarlanması hususunda piyasada hakim konumunda olduğunu ve piyasanın büyük bir çoğunluğuna kendilerinin kiraladığını bu sebeple de işbu sözleşme ile aldığı hakları kendisine devretmesini talep ettiğini, akabinde de, davalı...A.Ş. ile müvekkili arasında 07.04.2025 tarihli, 17.000.000 TL + KDV bedelli "reklam sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşme kapsamında müvekkili üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz ve gereği gibi yerine getirdiğini, sözleşmenin ifası kapsamında davalı şirkete 19.12.2025 tarihli 16.200.000 TL bedelli ve 03.06.2025 tarihli 4.200.000 TL bedelli olmak üzere iki ayrı fatura düzenlendiğini, davalı şirketin, sözleşme ilişkisini ve hizmet ifasını kabul ettiğini, müvekkili şirkete peşinat ve çeşitli tarihlerde kısmi ödemeler gerçekleştirdiğini, esasen davalı tarafça yapılan bu ödemeler dahi taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ve borcun varlığının kabul edildiğini gösterdiğini, ancak davalı şirketin, bakiye borç yükümlülüğünü yerine getirmediğini sürekli ödeme yapılacağı yönünde beyanda bulunarak müvekkilini oyaladığını ve hukuki süreci kötü niyetli biçimde sürüncemede bıraktığını, bu bağlamda davalının, nakdi edimlerinin tamamını yerine getirmediğini, davalının müvekkiline olan bakiye borcunun 10.980.580,00 TL olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirkete keşide etmiş olduğu ekte sunulu Beyoğlu ... Noterliği'nin 26.01.2026 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borcu açıkça ikrar ettiğini, öncelikle dava konusunun semeresiz kalması ve davalıların mal kaçırmasının engellenmesi amacıyla, davalının malvarlığı üzerine; teminat alınmaksızın ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini, davanın kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, davalı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili ile davacı taraf arasında imzalanan 07/04/2025 tarihli Reklam Sözleşmesi'nin "Diğer Hükümler" başlıklı 10.5'inci maddesinde; "Taraflar, işbu sözleşmeden doğabilecek ihtilafların çözümünde Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarının uygulanacağını ve İstanbul Merkez (Çağlayan) Mahkemeleri ile İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu kabul etmişlerdir." hükmüne yer verilmek suretiyle, sözleşmeden kaynaklanacak uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme ve icra daireleri açıkça kararlaştırıldığını, davacı tarafça açılan icra takibine taraflarınca sunulan itiraz dilekçesinde ".... taraflar arasındaki sözleşme çerçevesinde yetkili icra müdürlüğü/mahkeme İstanbul (Çağlayan) olarak belirlendiğinden icra müdürlüğünün yetkisini açıkça itiraz ediyoruz" şeklinde itirazda da bulunulduğunu, bu itiraza rağmen borçlu tarafından icra dosyası yetkili İstanbul İcra Müdürlüklerine taşınmaksızın işbu itirazın iptali davası açıldığını, yargıtay kararlarına göre de geçerli bir icra takibi bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 190'da ispat yükünün tanımlaması yapıldığını, buna göre "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir" dediğini, davacı yanın fatura alacaklarına ilişkin takip başlattığını ancak faturaya konu alacağın doğabilmesi için davacının Reklam Sözleşmesi kapsamında üstlendiği edimleri sözleşmeye uygun şekilde ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini ispat etmesinin gerektiğini, zira ticari kayıtlara bakıldığında faturaların bir kısmının da iade edildiği, içeriğinin kabul edilmediği, buna rağmen karşı tarafın işbu iadeye karşı iade kestiğinin de sabit olduğunu, bu kapsamda ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, yalnızca fatura düzenlenmiş olması alacağın varlığını ispata yeterli olmadığını, davacının işbu alacak iddiasını ... Stadyumundaki reklam alanlarının devrine dayandırdığını, dolayısıyla öncelikle davacının...Futbol Stadyumundaki reklam haklarına sahip olduğunu ispatlamasının gerektiğini, dava dosyasına buna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığını, bu bağlamda ...A.Ş.ye müzekkere yazılarak reklam haklarının davacıya devredilip edilmediğinin sorulmasının gerektiğini, davacı yanın, taraflarınca gönderilen cevabi ihtarnameye dayalı olarak borcu ikrar ettiğini ileri sürdüğünü, ancak bu hususun gerçeği yansıtmadığını, zira fatura iadeleri daha sonra gerçekleştiğini ve yine ayıp hususları ile hak sahipliğine yönelik tereddütler daha sonra öğrenildiğini, işbu sebeple gönderilen ihtarnamenin kesinlikle ikrar olarak değerlendirilemeyeceğini, davacı tarafın sözleşme kapsamında üstlendiği edimleri gereği gibi yerine getirdiği ve bu edimlere karşılık talep ettiği alacağın doğduğu hususu ispatlanamamış olduğunu, yalnızca fatura düzenlenmiş olması da alacağın varlığını ispata yeterli olmadığını, bu nedenle, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini, geçerli bir icra takibi bulunmuyor olması sebebiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, görevsizlik sebebi ile reddine, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalının görev itirazının reddinin gerektiğini, zira; taraflar arasındaki uyuşmazlık herhangi bir fikrî veya sınai hakkın sahipliğinin, ihlali yahut FSEK kapsamında korunan bir eser üzerindeki hakkın tespitinden kaynaklanmadığını, uyuşmazlığın, iki ticaret şirketi arasında akdedilen reklam sözleşmesi kapsamında doğan sözleşme bedelinin ve bakiye ticari alacağın tahsiline ilişkin olduğunu, davaya konu icra takibinin de faturaya dayalı cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatıldığının açık olduğunu, davalı tarafın, müvekkilimizin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği ve reklam alanlarının kullanımına imkân sağlamadığı yönündeki savunmaları, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin konusu ve mahiyeti ile bağdaşmadığını, nitekim davalı tarafın dahi cevap dilekçesinde, 07.04.2025 tarihli Reklam Sözleşmesi kapsamında ...'un ev sahibi olarak oynayacağı müsabakalardaki saha kenarında bulunan LED, tabela ve sair reklam alanlarına ilişkin kullanım haklarının müvekkili tarafından davalıya devredildiğini açıkça kabul ettiğini, taraflar arasındaki sözleşme ile müvekkilinin üstlendiği asli edimin, sözleşmeye konu reklam alanları üzerinde sahip olduğu pazarlama ve kiralama haklarını davalı şirkete tahsis etmek/devretme olduğunu, müvekkilinin söz konusu hakları davalıya devretmek suretiyle üzerine düşen asli sözleşmesel yükümlülüğü yerine getirdiğini, bu aşamadan sonra davalının söz konusu reklam alanlarını hangi müşterilere, ne şekilde ve hangi ticari organizasyon içerisinde pazarladığı yahut bu haklardan beklediği ticari faydayı elde edip edemediği, kural olarak müvekkilimizin sözleşme bedeline hak kazanmasını ortadan kaldıran bir olgu olmadığını, davalı şirketin, Beyoğlu ... Noterliği'nin 26.01.2026 tarih ve...yevmiye numaralı ihtarnamesinde sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirme iradesinin devam ettiğini bildirdiğini ve sözleşme kapsamındaki bedellere ilişkin ödemenin 06.02.2026 tarihinde gerçekleştirileceğini açıkça beyan ettiğini, öncelikle dava konusunun semeresiz kalması ve davalıların mal kaçırmasının engellenmesi amacıyla, davalının malvarlığı üzerine; teminat alınmaksızın ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini, davanın kabulü ile İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, davalı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olması sebebine dayan yetki itirazlarına hiçbir savunma sunmadığını, cevap dilekçelerinde belirttikleri üzere davacı taraf ile müvekkili arasında imzalanan 07/04/2025 tarihli Reklam Sözleşmesi'nin 10.5. Maddesi gereğince İstanbul Merkez (Çağlayan) Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığını, davanın konusunun, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğunu, itirazın iptali davasının takip hukukuyla sıkı sıkıya bağlı olan ve sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olması nedeniyle Mahkemenizce davanın kabulüne karar verilmesi hâlinde takibin, yetkisiz icra dairesinde devam edeceğini, bu sebeplerle yetki itirazlarıının davanın esasına geçilmeden önce incelenmesinin, davanın ve takibin usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın öncelikle görevsizlik sebebi ile reddine, geçerli bir icra takibi bulunmuyor olması sebebiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, ikinci cevap dilekçesi, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Mahkememizce öncelikle davalı yanın icra dairesinin yetki ilk itirazının incelenmesi gerekmiştir. Davalının usulüne uygun ve süresinde icra dairesinin yetkisine itirazda bulunduğu görülmüştür. Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir. 6100 sayılı HMK'nun yetki sözleşmesinin düzenlendiği 17'nci maddesinde; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” denilmektedir. Bu maddeyle münhasır yetki sözleşmesi yapabilme imkânı getirilmiştir. Münhasır yetki sözleşmesinden; tarafların yetki sözleşmesi ile belirlenen mahkemenin dışında başka bir mahkemede dava açmama konusunda anlaşmış olmaları hâli anlaşılmalıdır. Başka bir deyişle, yetki sözleşmesinde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça sözleşme ile belirlenen mahkeme veya mahkemelerin münhasır yetkili olduğu kabul edilmiştir. Taraflar şayet kanunla yetkili kılınan genel ve özel mahkemelerin yetkisinin de devam etmesini istiyorlarsa bu hususu ayrıca sözleşmede kararlaştırmaları gerekir. Burada vurgulanması gereken önemli hususlardan biri de HMK.nun 17. maddesinde öngörülen yetki sözleşmesinde belirlenen mahkeme ya da mahkemelerin münhasır hâle gelmesi kuralı ile kesin yetki kuralının birbirine karıştırılmaması gereğidir. Zira, yetkinin kesin olduğu hallerde yetki sözleşmesi yapılamaz. Davacı ile davalı arasındaki reklam sözleşmesinin diğer hükümler bölümünün 10.5. Maddesine göre, taraflar arasındaki ihtilaflarda İstanbul Merkez (Çağlayan) Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. İtirazın iptali davasının görülebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itiraz usulünce incelenerek sonuçlandırılmadığı sürece, açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. (Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-1520 Esas- 2014/524 Karar nolu ilamı) İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi İİK 50. maddesinin yollaması ile HMK genel hükümlerine göre belirlenecektir. HMK 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki "yerleşim yeri" icra dairesidir. HMK 7. maddesine göre ise borçlu birden fazla ise takip, bunlardan birinin yerleşim yeri icra dairesinde yapılabilir. Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesinde ve mahkemesinde de açılabilir.(HMK 10. mad.) 6100 sayılı HMK'nun "Yetki itirazının ileri sürülmesi " başlıklı 19.maddesinde; "MADDE 19- (1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (2)Yetkinin kesin olmadığı davalarda,yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. (3) Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. (4) Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." hükmüne yer verilmiş olup icra dairesindeki yetki yönünden de bu hüküm kıyasen uygulanacaktır. Somut olayda; yukarıda anlatılan tespit ve yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü nezdinde başlatılan icra takibine karşı davalı tarafından takibin yetkisiz icra dairesinde açıldığına ve yetki sözleşmesi kapsamında İstanbul İcra Dairelerinin yetkili olduğuna dair yetki itirazında bulunduğu, itirazın iptali davalarında usulüne uygun bir takibin mevcudiyeti, dolayısıyla takibin yetkili icra dairesinde başlatılmış olması özel dava şartı olup, davalı/takip borçlusu tarafından yasal süre içerisinde sunulan borca itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine de itiraz edildiğinden ve taraflar arasındaki yetki sözleşmesindeki hüküm kapsamında 6100 sayılı HMK' nın 17. ve 18. maddeleri doğrultusunda yetkili İstanbul icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip bulunmadığı anlaşıldığından, davanın yetkili icra dairesinde takip yapılmasına ilişkin özel dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nun 114/2 ve 115/2. Maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın, 6100 sayılı HMK'nun 114/2 fıkrası gereğince icra dairesinin yetkisizliği nedeni ile özel dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 fıkrası gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan toplam 132.617,96-TL harçtan mahsubu ile 131.885,96-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 6.000,00-TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 3-Davacı taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı taraflara İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 4-Davanın karar türü dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan (Ön inceleme öncesi 1/2) 22.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalıya VERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 12/10/2026
Başkan ¸e-imzalı Üye ¸e-imzalı Üye ¸e-imzalı Katip ¸e-imzalı