Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/810 E. 2026/1382 K. – Ticari Şirket
Konu: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/810
- Karar No
- 2026/1382
- Karar Tarihi
- Konu
- Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/810
KARAR NO: 2026/1382
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/03/2023
NUMARASI: 2021/665 Esas - 2023/227 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026
Taraflar arasındaki Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette 18 adet pay ile %9 oranında hissedar olduğu, murisi babasından 9 adet %4.5 oranındaki hissenin intikali ile davalı şirketteki hissesinin 27 adet pay ile %13.5 oranına çıktığı, şirket sermayesinin onda birinin üzerinde pay sahibi olan müvekkili adına temsilcisinin genel kurulda Türk Ticaret Kanunu'nun 420. maddesi gereğince 1 ay süre ile genel kurulun ertelemesi talebinde bulunmasına rağmen davalı tarafından müvekkiline babasından intikal eden bir kısım hisseler için oy kullanamayacağı gibi TTK. 493. maddesi uyarınca bu hisselerin sahibi olmadığını ileri sürerek erteleme talebinin reddedildiği, red talebinin yasaya aykırı olduğu ve TTK 420. maddesi gereğince erteleme talebinde bulunulduğunda şirketin kabul etmek zorunda olduğunu bu nedenle alınan davalı şirketin 17.09.2021 tarihli tarihli genel kurulun yasaya aykırı olarak yapıldığını belirterek anılan genel kurulda alınan tüm kararların iptaline ve icrasının durdurulmasına karar verilmesini, davanın kabulü ile; 17/09/2021 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararların tamamının iptali ile dava sonuna kadar alınan kararların yürütülmesinin tedbiren durdurulmasına dair karar verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; genel kurulun ve alınan kararların yasaya ve ana sözleşmeye uygun olduğu gibi davacı tarafından hiç bir karar muhalefet şerhinin yazılmadığı, davacının, müvekkili şirket yönetim kuruluna 11.09.2020 tarihinde gönderdiği e-posta ile; müvekkil şirketin diğer bir pay sahibi olan babası ...'nın 30.08.2020 tarihinde vefatı üzerine kendisine miras kalan şirket paylarının diğer mirasçı ...'ya kalmasını arzu ettiğini belirterek, şirket açısından yerine getirilmesi gereken herhangi bir sorumluluk veya işlem olup olmadığını sorduğu, bunun üzerine yönetim kurulunun 11.09.2020 tarih ve 2020/15 sayılı kararı ile, pay sahibi ...'nın vefatı üzerine yapılan müzakere neticesinde, ana sözleşmesinin 9. maddesi ve Türk Ticaret Kanunu'nun 493.maddesi uyarınca; müteveffa ...'nın sahip olduğu şirket paylarının hangi mirasçılara ne oranda ait olduğunun ve söz konusu şirket payları üzerinde hangi mirasçının/mirasçıların hangi oranda mirasçı sıfatıyla hak talep ettiğinin belli olması üzerine, söz konusu payların gerçek değeri ile şirket adına devralınması yönünde söz konusu mirasçılara teklifte bulunulmasına ve bu doğrultuda söz konusu mirasçının/mirasçıların ...'nın sahip olduğu şirket paylarının kendi adına kaydedilmesi hususunda talepte bulunması halinde bu taleplerinin reddedilmesinin karar altına alınarak bu doğrultuda işlemler yapıldığı ve daha sonra yönetim kurulu tarafından13.11.2020 tarih ve 2020/21 sayılı kararı ile; şirket paylarının gerçek değerinin belirlenmesi ve mirasçılara bildirilmesi yönünde karar alındığı ve gerçek değerlerin tespitinden sonra davacının miras payı 9 adet hissenin satın alınmasının teklif edildiği ancak davacı tarafından miras payının pay defterine işlenmesinin istendiği TTK 493. maddesi hükmü gereği bu talebin reddedildiği, yönetim kurulunun davacıya miras kalan payların davacı adına pay defterine işlenmemesine ilişkin kararın batıl olduğunun tespiti amacıyla işbu dava konusu genel kurul tarihinden sonra 11.10.2021 tarihinde İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2021/659 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, davacının sermayenin onda birine sahip olmadığından TTK 420. Maddesine göre erteleme talebinde bulunma hakkının olmadığını belirterek davanın ve icranın durdurulması talebinin reddine karar verilmesini, fazlaya ve saire ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile usul ve yasaya aykırı davanın reddini, davacının usul ve yasaya aykırı tedbir talebinin reddini, davacı tarafından teminat yatırılmasına ilişkin taleplerinin kabulünü, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Taraflar arasında uyuşmazlık konusu teşkil eden öncelikli husus davacının TTK anlamında azınlık teşkil edip etmediğine ilişkindir. Davacı babasından mirasen intikal eden hisseler sonucu azınlık olduğunu iddia etmiş ise de; davalı taraf şirket esas sözleşmesinin 9.maddesi ve TTK'nın 493.maddesi uyarınca davacının murisi ...'nın sahip olduğu şirket paylarını gerçek değerleri üzerinden satın alınmak istenildiği, şirketin bağlam hükümlerine dayanarak müteveffanın %4.5'luk payının davacıya miras yolu ile devrini reddettiği anlaşılmaktadır.
Şirket esas sözleşmesinin 9.maddesine göre nama yazılı payların devri şirket onayına tabi tutulmuştur. TTK 493.maddesinde ise; somut olaydaki gibi borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar açısından şirketin pay devrini ret sebepleri düzenlenmiştir. TTK 493/4.maddesinde ise; payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra gereği iktisat edilmişlerse şirketin payları edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir hükmü ayrıca düzenlenmiştir. Burada kanun koyucu miras gibi kanuni iktisabın söz konusu olduğu durumlarda hak sahiplerini gözeten özel bir rejim kabul etmiştir. Anonim şirketlerde, ortaklığın kendine özgü yapısının korunması amacıyla bağlam öngörülebilir. Nitekim kanunun gerekçesine göre de, uygulamada kaçış kurtuluş klozu diye anılan bu hükmün kişisel unsurları öne çıkan anonim şirketlerde şirketin yabancılaşmasını veya niteliklerini kaybetmesini önleyen etkin bir araç olduğu belirtilmiştir. Buna mukabil pay sahiplerinin payını serbestçe devredebilmeleri nispi müktesap hak niteliğindedir.
Somut olayda mirasçı, davalı şirkette hali hazırda pay sahibi olup kanunun bağlam hükümleri ile öngörülen hakkı tanıma amacı ortadan kalkmış olduğundan ve davacı tarafça hisselerinin tamamının pazarlık usulü ile satılmasının teklif edilmesine rağmen davalı tarafça bu teklifin kabul edilmemesine rağmen bağlam hükümleri ileri sürülerek davacının azınlık haklarına sahip olmasına engel olunmaya çalışıldığı, bu nedenle somut olayda ileri sürülen hususların bağlam hükümlerinin kanunda öngörülen amacıyla bağdaşmadığı, eşit işlem ilkesiyle hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil ettiği kanaatine varıldığından bağlam hükümlerine dayalı olarak kaçış klozunun kullanılması ve bunun sonucunda miras bırakanın paylarının şirket tarafından satın alınması mümkün görülmemiştir.
Bu nedenle müteveffadan inkital eden paylar mirasçı davacının mülkiyetinde kalmış olup davacının TTK anlamında azınlık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır. TTK 420.maddesine göre finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular azlığın istemi ile genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın bir ay sonraya bırakılır. Somut olay yönünden davacı tarafça davaya konu genel kurul toplantısında TTK 420.madde uyarınca erteleme talep etmiş olup yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere davacının azlık teşkil ettiği kanaatine varıldığından ve azınlığın finansal tabloların görüşülmesi ve buna bağlı konuları erteletme hakkı doğrudan kanundan kaynaklanmakta olup toplantı başkanının bu konuda bir takdir yetkisi bulunmadığından finansal tabloların görüşülmesi ve buna bağlı konuların ertelenmesine karar verilmesi gerekirken bu konudaki talebin reddedildiği anlaşılmıştır. TTK 420/1.maddesi hükmüne göre bilanço ile kâr - zarar hesabının, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun, varsa denetçi raporunun, kârın dağıtılması maddesinin, yöneticiler için huzur hakkı belirlenmesinin ve yönetim kurulunun ibrasının erteleme kapsamında oldu tartışmasızdır. Öğretide ve uygulamada sorgulanan yönetim kurulu seçimi maddesinin de "Finansal tablolar ve buna bağlı konular" teriminin kapsamı içinde olduğu kanısımdayım.
Öncelikle ibra edilip edilmeyecekleri henüz belli olmayan yönetim kurulu üyelerinin tekrar seçilmelerinin TTK 445/1.maddesi anlamında dürüstlük kurallarına aykırıcı olacağı inancındayım. Ancak eski üyeler tekrar aday olmasalar dahi, bu toplantıda yönetim kurulu üyelerinin seçimi maddesinin görüşülmesi ve oylanması mümkün değildir. Zira bu toplantıda seçim yapılmasına, TTK 413.maddesinin 3.fıkrasının "Yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi yıl sonu finansal tablolarının müzakeresi maddesi ile ilgili sayılır." şeklindeki hükmü engeldir.
Görüldüğü gibi erteleme için TTK 420/1.maddesi; finansal tablolarla yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması ve yenilerinin seçimi arasındaki bağlantıyı TTK 413/3.maddesi açık bir hükümle kurmaktadır. Bu iki konu arasındaki bağlantı, BakTemYön'in 25.maddesinin 3.2.fıkrasında da hükme bağlanmıştır. Yargıtay 11.HD'sinin 2016/5118 Esas 2017/4360 Karar sayılı kararında TTK 413.maddede bu ilgili tespit eden açık hükme dayanarak yeni yönetim kurulunun seçimi ve huzur hakkının belirlenmesi maddelerinin de finansal tabloların görüşülmesi maddesi ile birlikte ertelenmesi gerektiğini kabul etmiştir. (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku I, syf 571-572 ) TTK 514.maddesine göre yönetim kurulu, geçmiş hesap dönemine ait Türkiye Muhasebe Standartlarında ön görülmüş bulunan finansal tabloların eklerini ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu, bilanço gününü izleyen hesap döneminin ilk üç ayı içinde hazırlayıp genel kurula sunmakla yükümlüdür. Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik'in gündeme ilişkin 13/1-b maddesinde yönetim kurulunca hazırlanan yıllık faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi, c bendinde ise denetçi raporlarının okunmasının genel kurul gündeminde yer alacağı düzenlenmiştir.
Hal böyle iken faaliyet raporu ve denetçi raporunun oylanması ve kabul edilmesi nedeniyle gündemin bu maddesinin finansal tablolarla birlikte değerlendirilmesi gerekir.Benzer bir olayda; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. HD'sinin 2018/2434 Esas 2020/269 Karar sayılı ilamı ile; kâr dağıtımı kararının bilanço ile beraber ilgili bir madde olduğu, bilanço içeriğinden Kâr zarar durumunun anlaşılabileceği ve buna bağlı olarak karar alınabileceğini içtihat etmiştir.
Yargıtay 11. HD'si 2020/8488 Esas 2022/5946 Karar sayılı ilamında; yönetim kurulu üyelerinin ibrasının TTK 420.maddesi ile bağlantılı olduğundan iptali gerektiğine ilişkin verilen kararı onamıştır. Yine Yargıtay 11. HD'si 2021/603 Esas 2022/4210 Karar sayılı ilamında; yıl sonu finansal tabloların müzakere edilip genel kurulca kabul edilmediği sürce yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması ve yeniden seçime gidilmesinin mümkün olamayacağı gerekçesi ile asıl davanın kabulüne dair verilen hükmü onamıştır.Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça, 17.09.2021 tarihli genel kurul toplantısında, Faaliyet raporunun okunması ve müzakere edilmesine ilişkin 2 numaralı, denetçi raporunun okunmasına ilişkin 3 numaralı, finansal tabloların okunması, müzakere edilmesi ve tasdikine ilişkin 4 numaralı, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin ikramiye ve prim gibi ödemelere ilişkin 7 numaralı, yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ile görev sürelerinin belirlenmesine ilişkin 8 numaralı, denetçinin seçimi, denetçiye verilecek ücretin belirlenmesi hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin 9 numaralı, yönetim kurulu üyelerine TTK'nin 395 ve 396. Maddelerinde belirlenen yetki ve izinlerin verilmesine ilişkin 10 Numaralı gündem maddelerinin TTK m. 420 kapsamında davacı tarafiından ertelenmesinin talep edildiği; anılan gündem Maddelerinin finansal tabloların müzakeresi ile bağlı olduğu, davacının talebi kabul edilmeksizin bu gündem maddelerinin görüşülmesine geçilerek karar verildiği, davacının, TTK m, 420 uyarınca sermayenin en az onda biri oranında paya sahip olup bu hüküm anlamında azınlık teşkil ettiği; davacının talebi üzerine ertelenmesi gerekirken görüşülüp karara bağlanan söz konusu genel kurul kararlarının iptali talebinin kabulüne" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı işbu dava konusu GK kararlarının hiçbirine usulüne uygun şekilde muhalefet şerhi düşmediğinden söz konusu GK kararların iptali talebinin dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, Mahkeme’nin dava şartı yokluğunu göz ardı ederek davanın esasına girmesi ve söz konusu GK kararlarının iptaline karar vermesinin usule, yasaya ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, bu nedenle kararının kaldırılması gerektiğini, toplantı başkanı tarafından azınlığın talebi üzerine finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların ertelenmesine karar vermesi gerekirken bu konudaki talebin reddedildiği yönündeki Mahkeme tespitinin gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu GK toplantısının yapıldığı tarih itibariyle davacının azınlık pay sahibi olması sonucunu doğuran herhangi bir tedbir kararı veya kesinleşmiş mahkeme kararı da bulunmadığı dikkate alındığında; Mahkeme’nin davacıyı azınlık statüsünde olduğunu kabul ederek verdiği kararın kaldırılması gerektiğini, önceki istinaf sebepleri saklı kalmak ve davacının azınlık pay sahibi olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2021/659 E. sayı ile görülen YK kararı butlan davasının ("YK Butlan Davası”) huzurdaki davada bekletici mesele yapılması gerekirken, YK Butlan Davası’nda verilen kesinleşmemiş ilama dayanılarak işbu davanın kabulüne karar verilmesi, usule, yasaya ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olup kararının kaldırılmasını gerektiğini, Mahkeme kararında davacının müvekkili şirkette halihazırda pay sahibi olması nedeniyle bağlam hükümleri ile öngörülen hakkı tanıma amacının ortadan kalktığını, müvekkili şirket tarafından bağlam hükümleri ileri sürülerek davacının azınlık haklarına sahip olmasına engel olunmaya çalışıldığını, bu hususların bağlam hükümlerinin kanunda öngörülen amaçla bağdaşmadığı ve eşit ilkesiyle hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil ettiği yönündeki gerekçenin usule ve yasaya aykırı olup kararının kaldırılmasını gerektiğini, önceki istinaf sebepleri saklı kalmak ve davacının azınlık pay sahibi olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; taraflarınca işbu dava kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olmadığına ilişkin tüm itirazlarını sunmuş olmalarına karşın Mahkeme tarafından itiraza uğramış bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usule, yasaya ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına aykırı olup Mahkeme kararının kaldırılmasını gerektiğini, Mahkeme’nin 23.03.2023 tarih, 2021/665 E. – 2023/227 K. sayılı kararının kaldırılmasını, davanın reddine, dairenizin aksi kanaatte olması halinde dosyanın istinaf sebepleri doğrultusunda yeniden incelenip hüküm verilmek üzere mahkeme'ye gönderilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava; davalı şirketin 17.09.2021 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulü ile davalı şirketin 17.09.2021 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan ... ve ... nolu kararların iptaline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelerden davacının davalı şirket sermayesinin %9'una tekabül eden 18 adet payın sahibi olduğu, davacının murisi olan ...'nın ise davalı şirkette 12 payının bulunduğu ve mirasının 3/4 hissesinin davacıya ait olduğu anlaşılmaktadır.
Davaya konu genel kurul toplantısında oyların 102 adedinin asaleten, 63 adedinin vekaleten temsil edildiği, genel kurulun 2 nolu gündem maddesinin yönetim kurulu tarafından hazırlanan 2020 yılına ilişkin faaliyet raporunun okunması ve müzakere edilmesine ilişkin olduğu, bu konuda herhangi bir karar alınmadığı, 3 nolu gündem maddesinin denetçi raporunun okunmasına ilişkin olduğu, bu konuda herhangi bir karar alınmadığı, 4 nolu gündem maddesinin 2020 yılına ilişkin finansal tabloların okunması, müzakere edilmesi ve tasdikine ilişkin olduğu , yapılan oylamada davacının 18 olumsuz oya karşılık toplam 147 olumlu oyla (oy çokluğuyla) 2020 yılına ilişkin finansal tabloların tasdikine karar verildiği, 5 nolu gündem maddesinin yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olduğu, yönetim kurulu üyesi olan pay sahiplerinin gerek kendileri gerekse birbirleri hakkında katılmadığı ve her bir yönetim kurulu üyesi için ayrı ayrı yapılan oylama neticesinde yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ...'nin 2020 yılındaki görev ve faaliyetlerinden davacının 18 olumsuz oyuna karşılık toplam 53 olumlu oyla (oy çokluğuyla) ibra edilmelerine karar verildiği, 6 nolu gündem maddesinin kar dağıtımına ilişkin olduğu, 2020 yılı net dönem kârından TTK'nın 519 ve 520. maddeleri ile esas sözleşmede öngörülen yedek akçeler ayrıldıktan sonra net 6.000.000,00 Türk Lirası'nın pay sahiplerine payları oranında dağıtılmasına, yapılacak kar dağıtım hesaplamasında şirketin iktisap ettiği kendi payının da dikkate alınmasına, ancak şirketin iktisap ettiği kendi payına düşen kar miktarının dağıtılmayarak TTK gereği şirketin kendi uhdesinde bırakılmasına, dağıtılmasına karar verilen temettünün en geç 31.12.2021 tarihine kadar olmak üzere Yönetim Kurulu'nca kararlaştırılacak tarihte pay sahiplerine ödenmesine, 2020 yılı net dönem kârının kalan kısmının dağıtılmamasına ve olağanüstü yedek akçe olarak ayrılmasına davacının 18 olumsuz oyuna karşılık toplam 147 olumlu oyla (oy çokluğuyla) karar verildiği, 7 nolu gündem maddesinin yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin olduğu, .yapılan oylama neticesinde Yönetim Kurulu üyelerinden her birine yönetim kurulu üyeliklerinden ötürü geçen sene olduğu üzere aylık net 5.000 TL tutarında huzur hakkı ödenmesine davacının 18 olumsuz oyuna karşılık toplam 147 olumlu oyla (oy çokluğuyla) karar verildiği, 8 nolu gündem maddesinin yönetim kurulunun yeniden oluşturulmasına ilişkin olduğu, ...'ın, ...'ın ve ...'nin yönetim kurulu üyeliğine 3 (üç) yıl süre ile görev yapmak üzere seçilmelerine davacının 18 olumsuz oyuna karşılık toplam 147 olumlu oyla (oy çokluğuyla) karar verildiği, 9 nolu gündem maddesinin denetçi seçimine ilişkin olduğu, MED Bağımsız Denetim ve Danışmanlık Anonim Şirketi'nin 2021 hesap döneminde görev yapmak üzere Şirket'in denetçisi olarak seçilmesine, denetçiye verilecek ücretin belirlenmesi hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesine, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından 19.09.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Muhasebe Standartları Uygulama Kapsamına İlişkin Kurul Kararı'nın 3(c) maddesi uyarınca Şirket'in 2021 hesap dönemine ait finansal tablolarının Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardına göre hazırlanmasına davacının 18 olumsuz oyuna karşılık toplam 147 olumlu oyla (oy çokluğuyla) karar verildiği, 10 nolu gündem maddesinin TTK'nın 395. ve 396.maddesi kapsamında yönetim kurulu üyelerinin Şirket ile işlem yapma yasağının kaldırılmasına ilişkin olduğu, her bir yönetim kurulu üyesi için ayrı ayrı oylama yapıldığı, TTK'nın 436/1. maddesi uyarınca gerek ...'ın gerekse kızı ...'nin katılmadığı oylama neticesinde TTK'nın 395/1. maddesi kapsamında ...'ın Şirket ile arasındaki kira ilişkisi ile sınırlı olmak üzere Şirket ile işlem yapma yasağının kaldırılmasına davacının 18 olumsuz oyuna karşılık toplam 83 olumlu oyla (oy çokluğuyla); TTK'nın 436/1. maddesi uyarınca ...'ın katılmadığı oylama neticesinde ...'ın Şirket ile ... Bürosu arasındaki danışmanlık hizmet ilişkisi sınırlı olmak üzere Şirket ile işlem yapma yasağının kaldırılmasına davacının 18 olumsuz oyuna karşılık toplam 117 olumlu oyla (oy çokluğuyla); TTK'nın 436/1. maddesi uyarınca gerek ...'ın gerekse kızı ...'nin katılmadığı oylama neticesinde TTK'nın 395/1. maddesi kapsamında ...'ın Şirket ile işlem yapmasını gerektiren bir durum olmadığından bu hususun görüşülmesine yer olmadığına oy birliğiyle karar verildiği, devamında TTK'nın 436/1. maddesi uyarınca gerek ...'ın gerekse kızı ...'nin katılmadığı oylama neticesinde ... bakımından TTK'nın 396. Maddesi kapsamında rekabet yasağının kaldırılmasını gerektiren bir durum olmadığından bu hususun görüşülmesine yer olmadığına, TTK'nın 436/1. maddesi uyarınca ...'ın katılmadığı oylama neticesinde ... bakımından TTK'nın 396. maddesi kapsamında rekabet yasağının kaldırılmasını gerektiren bir durum olmadığından bu hususun görüşülmesine yer olmadığına; TTK'nın 436/1. maddesi uyarınca gerek ...'ın gerekse kızı ...'nin katılmadığı oylama neticesinde ... bakımından TTK'nın 396. Maddesi kapsamında rekabet yasağının kaldırılmasını gerektiren bir durum olmadığından bu hususun görüşülmesine yer olmadığına oy birliğiyle karar verildiği , davacının ... nolu tüm kararlara olumsuz oy kullandığı görülmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.
Davacı tarafça, şirketin %4.5 oranındaki sermayesine tekabül eden 9 adet hissenin murisi olan ...'dan intikali ile davalı şirketteki hissesinin 27 adet pay ile %13.5 oranına çıktığı, şirket sermayesinin onda birinin üzerinde pay sahibi olması nedeniyle genel kurulda TTK'nun 420. maddesi gereğince 1 ay süre ile genel kurulun ertelemesi talebinde bulunulmasına rağmen babasından intikal eden bir kısım hisseler için oy kullanamayacağı, TTK'nın 493. maddesi uyarınca bu hisselerin sahibi olmadığı gerekçesiyle erteleme talebinin reddinin yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüş ve 17.09.2021 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali talep edilmiştir.
TTK'nın 420.maddesinde finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılacağı, ertelemenin 414. maddenin birinci fıkrasında yazılı olduğu şekilde pay sahiplerine ilanla bildirileceği ve internet sitesinde yayımlanacağı düzenlenmiştir.
Dosya kapsamına sunulan İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/659 Esas sayılı dosyasında, davalı şirketin 11.09.2020 tarihli 2020/15 nolu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti talebi ile karşı davada davalı şirket tarafından TTK 493/6.maddesi kapsamında davalı şirketin miras kalan payların gerçek değerinden devralma önerisinin yasal sürede reddedilmediğinden önerinin kabul edilmiş sayıldığının tespitine karar verilmesi talep edilmiş, yapılan yargılama sonunda yönetim kurulu kararlarında satın alma önerisi yapılırken devredilen paylara ödenecek bedel gösterilmediği, dolayısıyla TTK'nin 493. maddesi uyarınca davacı şirketçe yapılmış geçerli bir önerinin bulunmadığı, ayrıca davacı mirasçının şirkette halihazırda pay sahibi olması nedeniyle bağlam hükümlerine dayalı olarak kaçış klozunun kullanılmasının, bağlam hükümlerinin, şirketin yabancılaşmasının önlenmesi gibi önemli, maddi ve haklı sebeplere dayanması gerektiğinden Kanunda öngörülme amacıyla bağdaşmadığı, bu durumun eşit işlem ilkesine aykırı olduğu, pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren nitelikte olduğu ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılarak yönetim kurulu kararının TTK 391 maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine, davacının mirasen intikal eden 9 payın pay defterine kaydı yönündeki talebinin aktif husumet yokluğundan reddine, karşı dava yönünden ise davalı şirketin gerçek değeri davacıya 29.01.2021 tarihinde imzalı bir ihbarname ile bildirmiş olması nedeniyle söz konusu 1 aylık sürenin 29.01.2021 tarihinden itibaren işlemeye başladığı, dolayısıyla davacı tarafından 08.02.2021 tarihinde bir aylık süre geçmeden talebin reddedildiği anlaşıldığından davalının TTK’nın 493/6. maddesi kapsamında davacı tarafından davalı şirketin davacıya miras kalan payları gerçek değerinden devralma önerisi yasal süresinde reddedilmediğinin tespiti talebinin reddine karar verilmiş, verilen karar henüz kesinleşmemiştir.
Anonim şirketlerde kural payların serbestçe devredileceği yönündedir. Bu kuralın istisnasını, pay sahiplerinin çevresini korumak ve yabancıların şirkete ortak olarak girmelerini önlemek üzere şirket esas sözleşmesinde nama yazılı paylara ilişkin olarak devir sınırlamasına (bağlam) yer verilmesi oluşturmaktadır.TTK'nın 493/1.madde hükmü çerçevesinde şirket, iradi devrilerde ana sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene paylarını başvurma anındaki gerçek değeri ile kendi veya pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek devre onay vermekten kaçınma hakkına sahiptir.
Pay sahipleri çevresinin bilişimine ilişkin esas sözleşme hükümlerinin, ancak şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı göstermekte ise önemli sebep oluşturduğu kabul edilir (TTK m.493/2). Şirkete, payları başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek devre onay vermekten kaçınma yönünde tanınan imkan kaçış klozu olarak adlandırılmaktadır.
Bu iki olasılık dışında ayrıca devralan, payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan etmediği takdirde de şirket, devri pay defterine kaydını reddedebilir (TTK m.493/3). Payların devri için gerekli olan onay şirket tarafından verilmediği sürece payların mülkiyeti ve paylara bağlı haklar devredende kalır (TTK m.494/1).
Ancak payların iradi devir dışında miras, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra yoluyla da iktisabı da mümkündür. TTK'nın 493/4.maddesi hükmü uyarınca, payların, miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra gereği devredenin iradesi dışında iktisap edildiği hallerde şirket payları edinen kişiye ancak payların gerçek değeri üzerinden devralmayı önerdiği takdirde devre onay vermeyi reddedebilmektedir.
Mirasçı, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kanun gereğince derhal kazanır (TMK m.599). TTK'nın 494/2.maddesinde de anonim şirketlerde borsaya kote edilmemiş nama yazılı payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimleri hükümleri veya cebri icra gereği iktisap edilmeleri halinde bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin hakların derhal, genel kurula katılma haklarıyla oy haklarının ise ancak şirketin onayıyla birlikte devralana geçeceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda davalı şirket, davacının, murisinden intikal eden payı kendi adına tescili ve pay defterine kaydı talebini reddetmiş ve davacıya karşı kaçış klozunu kullanmış olmakla birlikte davacının murisine ait paylar hakkında taraflar arasında ihtilaf çıktığı gözetildiğinde davalı şirketin davacının murisinden intikal eden payın pay defterine kaydı talebinin reddine ilişkin yönetim kurulu kararının butlanı veya iptali için ikame edilen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/659 Esas sayılı dava dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmediği dikkate alınarak bu davanın sonucuna göre bir karar vermek gerekirken mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026