İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/147 E. 2026/530 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/147
Karar No
2026/530
Karar Tarihi

T.C. ............. 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/147 Esas - 2026/530 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ............. 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/147 Esas KARAR NO : 2026/530 .................. .......................... .............................. ...................................... .............................................. ...................................................... ............................................................

DAVA : Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) DAVA TARİHİ : 11/07/2025 KARAR TARİHİ : 25/06/2026 KARAR Y. TARİHİ : 09/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle davalının 29/04/2018 tarihli genel kurul toplantı tutanağının 10/C maddesi kapsamında verilen önergenin ve bu önergeye istinaden alınan genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunu, aksi halde mutlak butlan sebebiyle hükümsüz bulunduğunun tespitinin gerektiğini, başka ortağın açtığı aynı istemli davanın ............. 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/499 Esasında derdest olduğunu ileri sürerek, iş bu davanın anılan dava dosyası ile birleştirilmesine, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev, yetki, zamanaşımı, husumet, hakdüşürücü süre ve dava şartı olan arabuluculuk müessesesine başvurulmamış olması yönünden itirazları bulunduğunu, ,müvekkili Sınırlı Sorumlu Kooperatif 18- Konut Yapı Kooperatifi'nin, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulduğunu ve bu yasa kapsamında 907 üyesiyle ..............Evlerinde faaliyetlerine devam ettiğini, davacı ..................... ise müvekkili kooperatifin 902 nolu üyesi olduğunu, müvekkili kooperatif tarafından 29.04.2018 tarihinde yapılması planlanan Olağan Mali Genel Kurul toplantısı için üyeler toplantıya çağrıldığını, akabinde de hazırlıkların tamamlanması üzerine 29.04.2018 tarihinde 2017 Olağan Mali Genel Kurul toplantısı yapıldığını, 29.04.2018 tarihli Olağan Mali Genel Kurul Toplantı tutanağının 10/C. Maddesinde; “Kooperatifimize ait ............. İli Çankaya İlçesi, ... Mah. 18929 ada 2 parselde herhangi bir şekilde inşaat alanı değiştirilmeden ilgili Belediyeye onaylatılacak projesine uygun olarak teklif alma usulü ile arsa payı karşılığı yöntemi ile inşaatların ilerlemiş kaba olarak yaptırılmasına, kooperatifimiz payına düşecek 7 taşınmaza yeni üye kaydı yapılmasına, yeni üyeliklerin her biri için 2.500.000’den az olmamak üzere bedel tespiti hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesine şeklindeki önerge genel kurulun onayına sunuldu, oybirliği ile kabul edildi” şeklinde yönetim kuruluna yetki verildiğini, daha sonra müvekkili kooperatif ile .............. Harita Kadastro Müh. Taah ve Tic. Ltd. Şti arasında ............. 54. Noterliğinin 08.06.2018 tarihli 22167 yevmiye sayılı “Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” akdedildiğini, ancak söz konusu arsanın satılması konusunda genel kuruldan alınan yetkiye dayanarak sözleşmeyi imzalayan kooperatifin eski yöneticileri ibra edilmediklerini, bu kapsamda ............. Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/116270 soruşturma nolu dosyası kapsamında soruşturma başlatıldığını ve soruşturma neticesinde dönemin yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında ............. 77. Asliye Ceza Mahkemesinin 2025/334E. Sayılı dosyası kapsamında kooperatifin zarara uğratıldığı gerekçesiyle kamu davası açıldığını, ayrıca .............. Harita Kadastro Müh. Taah ve Tic. Ltd. Şti ile kooperatifin eski yöneticileri arasında muvazaalı bir şekilde akdedilen 08.06.2018 tarihli sözleşmenin hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemiyle kooperatifin tarafından ............. 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/409E. sayılı dosyası kapsamında dava açıldığını, gelinen nokta itibariyle davacıların iddiaları ve söz konusu genel kurul kararının 10/C maddesinin genel kurulda hiç tartışılmadan doğrudan divan başkanlığı tarafından oylamaya sunulmak suretiyle 45 kişiyle alındığı iddiasının 907 kooperatif üyesi arasında ve ..............Evlerinde büyük yankı uyandırdığını, bu durumun, hem 10/C maddesine ilişkin önergenin hem de bu önergenin kabulüne istinaden alınan genel kurul kararının yok hükmünde olduğuna ilişkin tartışmalara sebep olduğunu, ancak bu durumun her ne kadar tartışmalara sebep olmuşsa da huzurdaki dava hukuka ve yasaya aykırı bir şekilde açıldığını, beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 18/06/2026 tarihli dilekçesi ile; davalı kooperatifin en üst karar organı olan Genel Kurul tarafından 07/06/2026 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında işbu davanın değerlendirildiğini ve dava konusu uyuşmazlık bakımından davanın kabul edilmesi hususunda Yönetim Kurulu’na açık yetki verildiğini, anılan Genel Kurul kararına istinaden Yönetim Kurulu tarafından da usulüne uygun şekilde karar alınarak işbu davanın kabul edilmesi yönündeki kooperatif iradesinin ortaya konulduğunu, kooperatif tüzel kişiliğinin iradesi, kanun ve ana sözleşme hükümleri çerçevesinde yetkili organları olan Genel Kurul ve Yönetim Kurulu kararları ile şekillendiğini, davalı kooperatifin yetkili organlarınca alınan kararlar doğrultusunda ve verilen talimat uyarınca, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 308 ve devamı maddeleri kapsamında, davacı tarafça ileri sürülen talep sonucu yönünden işbu davayı davalı kooperatif adına hiçbir kayıt ve şart ileri sürmeksizin açık, kesin ve tereddüde mahal bırakmayacak şekilde kabul ettiklerini beyan etmiştir.

Feri Müdahil .............. Kad. Müh. Taah. Ve Tic. Ltd. Şti vekili davaya katılma talepli cevap dilekçesinde özetle; davacılar vekili Av. ............’in kooperatif başkanlığı döneminde davacı ............. ile birlikte yönetim kurulunda görev aldığının sabit olduğunu, bu kişilerin genel kurul kararlarının uygulanmasına fiilen iştirak edip sonuçlarından yararlandıklarını, aradan geçen uzun süreden sonra ve devam eden yargılamaların kritik aşamasında davanın açılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığını, davacıların bir yandan yönetim yetkisini kullanıp diğer yandan kararların yokluğunu ileri sürerek çelişkili davranış sergilediklerini, davanın devam eden yargılamaları bertaraf etmeye yönelik olduğunu belirterek davanın usul ve esastan reddini talep ettiğini, işbu davanın 2018 yılında kooperatifin mevcut üyeleri tarafından 29.04.2018 tarihli genel kurul toplantısında 10/C madde numarası ile alınan kararın yokluğunun tespiti istemine ilişkin olduğunu, bu karar neticesinde müvekkil şirket ile davalı kooperatif arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, davanın kabulü halinde müvekkil şirketin haklarının doğrudan etkileneceğini, müvekkil şirketin sözleşmeye güvenerek yüz milyonlarca lira harcama yaptığını, davalı kooperatifin ise sözleşmenin batıl olduğu iddiasıyla ............. 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/409E. sayılı dosyası ile dava açtığını, müvekkil şirketin hak kayıplarının derinleştirilmesi amacıyla Av. ................ Kendi Adına tarafından bu davanın 8 sene sonra ikame edildiğini, davanın kabulü halinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin akıbetinin, devredilmesi gereken bağımsız bölümlerin durumunun ve üçüncü kişilere devredilen üyelik haklarının doğrudan etkileneceğini, müvekkil şirketin telafisi güç zararlara uğrama ihtimali bulunduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 66. maddesi uyarınca davaya fer’i müdahil olarak katılmakta hukuki yararı bulunduğunu, fer’i müdahalenin davanın davalı yararına sonuçlanmasını sağlamak amacıyla başvurulan bir yol olduğunu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2676E. 2025/3742K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere davanın sonucundan etkilenme ihtimalinin hukuki yarar için yeterli kabul edildiğini, medeni usul hukuku doktrininde de fer’i müdahale şartı olan hukuki yararın dar yorumlanmaması gerektiğinin vurgulandığını, müvekkil şirketin iyiniyetli işlemlerinin tartışmalı hale gelmesinin ve üçüncü kişilerin hukuki güvenliğinin zedelenmesinin önlenmesi gerektiğini, müvekkil şirketin davaya katılmasında güçlü ve korunmaya değer bir hukuki yarar bulunduğunu, davanın kabulü halinde telafisi imkansız zararların doğması kuvvetle muhtemel olduğundan davalı kooperatif yanında fer’i müdahale talebinin kabulünü, müvekkili şirketin kooperatif yöneticileriyle işbirliği yaptığı iddiasının temelsiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

ASLİ MÜDAHALE Asli Müdahil ........... katılma talepli beyan dilekçesinde özetle; davalı Sınırlı Sorumlu Kooperatif 18- Konut Yapı Kooperatifi'nin 161 numaralı üyesi olduğunu, 29.04.2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan 10/C maddesi kapsamındaki kararların kooperatif üyesi olarak hak ve menfaatlerini doğrudan etkilediğini, HMK'nın 66. maddesi uyarınca davaya katılmasında hukuki yarar bulunduğunu, 29.04.2018 tarihli genel kurulda gündemde yer almayan bir konunun Kooperatifler Kanunu'nun 46. maddesine aykırı şekilde görüşüldüğünü, önergenin usulüne uygun sunulmadığını, üyelerin sağlıklı irade beyanının engellendiğini, eski yöneticilerin .............. Harita Kadastro Müh. Taah ve Tic. Ltd. Şti. ile muvazaalı bir şekilde hareket ederek kooperatifi zarara uğrattıklarını, bu hususta ............. 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/409E. sayılı dosyasında dava açıldığını, ayrıca ............. 77. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2025/334E. sayılı dosyasında sanıkların cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığını, bilirkişi raporlarında kooperatifin 15.996.000TL tutarında zarara uğratıldığının tespit edildiğini, genel kurulda arsa satışına ilişkin kararın sadece 37 kişinin oyuyla alındığını, toplantı ve karar nisaplarına uyulmadığını, bu durumun Kooperatifler Kanunu'nun 45. ve 51. maddeleri ile kooperatif ana sözleşmesinin 33. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, kararın hukuken yok hükmünde veya kesin hükümsüz olduğunu, bu nedenle davaya katılma talebinin kabulünü, 29.04.2018 tarihli genel kurulun 10/C maddesi uyarınca alınan kararların yok hükmünde olduğunun veya kesin hükümsüzlüğünün tespitini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiş; 04/06/2026 tarihli duruşmada asli müdahil olarak davaya ve duruşmalara katılmayı talep ettiğini belirtmiştir.

DELİLLER: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün 26/03/2026 tarihli yazısı ekinde sunulan davalı kooperatifin 2017 yılı Olağan mali genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde; toplantıya 893 ortaktan 183 ortağın asaleten, 47 ortağın vekaleten katıldığı ve toplantıda hazır bulunduğu, dava konusu 10/C maddesinin konusunun ............. ili, Çankaya ilçesi, ........... Köyü, 18929 ada, 2 parselde bulunan Kooperatif arsasına yapılacak konutlarla ilgili imalat ve inşaat yaptırılma yönteminin belirlenmesi, söz konusu adada yapılacak konutlar için yeni ortaklık bedellerinin tespitine ilişkin olduğu, aynı tutanakta "Gündemin 10/C maddesi uyarınca, kooperatifimize ait ............. ili, Çankaya ilçesi, ........... Köyü, 18929 ada, 2 parselde herhangi bir şekilde inşaat alanı değiştirilmeden ilgili belediyeye onaylatılacak projesine uygun olarak teklif alma usulü ile arsa payı karşılığı yöntemi ile inşaatların ilerlemiş kaba olarak yaptırılmasına, kooperatifimiz payına düşecek 7 taşınmaza yeni üye kaydı yapılmasına yeni üyeliklerin her biri için 2.500.000'den az olmamak üzere bedel tespiti hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesi, şeklindeki önerge genel kurulun onayına sunuldu. Oy birliği ile kabul edildi" şeklinde olduğu görülmüştür. Mahkememizin 2025/499 sayılı dosyasında dava konusu genel kurula ilişkin olarak dava dilekçesi ekinde sunulan CD ve flash diskin çözümü için bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkememizin 25/06/2026 tarihli duruşmasında Mahkememizin önceki celsesini 3 sayılı ara kararı gereğince tanıkların dinlenip dinlenmeme hususunun bu celse karar verildiği, bugün duruşması olan 2025/499 esas sayılı dosyada tanıkların önceki celse dinlenmesine karar verildiği, ancak tanıkların hazır olmadığı, yapılan yoklamada tanıkların hazır olmadığı, tanıkların hazirun cetvelinde bulunduğuna dair bir belgede ibraz edilmediği, tanıkların hangi yönde dinleneceği hususunda açıklamada yapılmadığı anlaşılmakla, tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir. Eldeki dosya mahkememizin 2025/499 sayılı dosyasından 13/02/2026 tarihli, 2026/123 Esas, 2026/112 Karar sayılı dosyasından tefrik edilerek yukarıdaki esasa kaydedildiği, 2025/299 Esas sayılı dosyası ile işbu dosyanın 25/06/2026 tarihinde duruşmasının olduğu anlaşılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davadaki uyuşmazlık taraflar arasındaki 29.04.2018 tarihli genel kurul toplantı tutanağının 10/C maddesi kapsamında verilen önergenin ve bu önergeye istinaden alınan genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun, aksi halde kesin hükümsüz (mutlak butlan) olduklarının tespitine ilişkindir. Kooperatifler Kanunu'nun 45. maddesinde genel kurulun toplantı şekli, zamanı, nisabı, ilgili bakanlığa ve mülki idare amirliğine yazılı bildirim zorunluluğu, genel kurulun sevk ve idaresi hususları düzenlenmiştir. Genel kurul olağan ve gerektiğinde olağanüstü toplanır. Toplantı nisabı anasözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantılarında ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen hazır bulunması ve toplantı çağrısı ile ilana gündemin yazılması zorunludur. Kooperatifler Kanunu'nun 46. maddesi uyarınca, kural olarak gündemde olmayan hususlar genel kurulda görüşülemez. Kooperatifler Kanunu'nun 51. maddesinin birinci fıkrasında "Kanun veya anasözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunur." denilerek, ikinci fıkrasındaki kararlar dışında gerekli toplantı yeter sayısı sağlanarak yapılmakta olan bir genel kurulda oyların yarıdan bir fazlası karar yeter sayısı olarak belirlenmiştir. Genel kurulda usulüne uygun olarak alınan kararlar bütün ortakları bağlayıcı niteliktedir. Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesinde; “…Aşağıda yazılı kimseler kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile Genel Kurul kararları aleyhine, toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere bir ay içinde, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurabilirler...Bir kararın bozulması bütün ortaklar için hüküm ifade eder.” şeklindeki düzenleme ile ortakların (pay sahiplerinin) var olan bir genel kurul kararının kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiasıyla mahkeme nezdinde iptal davası açabileceği belirtilmiştir. İptal davası açmaya hakkı bulunan kimseler için toplantıyı kovalayan, başka bir ifadeyle toplantı gününü takip eden, izleyen günden başlamak üzere bir aylık hak düşürücü süre öngörülmüştür. Kooperatiflerle ilgili hukuki sorunların çözümünde 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu hükümleri, anasözleşme hükümleri; bunun dışındaki hallerde 1163 sayılı Kanunun 98 inci maddesinde yapılan atıf (yollama) dolayısıyla kooperatifler hakkında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunundaki anonim şirketlere ait hükümler uygulanmalıdır. Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir. TTK m. 450 gereğince genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade etmektedir. Türk Ticaret Kanunu'nun 445. maddesi gereğince genel kurul kararlarının iptali talebiyle açılan davada şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesi kesin yetkilidir ve bu yetki kamu düzenine ilişkindir. Genel kurul toplantısında bulunan Bakanlık temsilcisinin görevlerine yönelik olarak 10/12/1973 tarih ve 14738 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Kooperatif ve Üst Kuruluşların Genel Kurullarında Bulundurulacak Ticaret Bakanlığı Temsilcisinin Nitelik ve Görevleri Hakkında Tüzük'ün "Bakanlık temsilcisi genel kurulun açılışı ve devamı sırasında" başlıklı 6. maddesindeki "i- Anasözleşmede aksine hüküm olmadığı takdirde genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar edilip edilmediği, j- Anasözleşmede daha fazla bir çoğunluk aranmamışsa, genel kurulun, kooperatifin dağılması, diğer bir kooperatifle birleşmesi ve anasözleşmenin değiştirilmesi kararlarında fiilen kullanılan oyların, mevcudun 2/3 ünün çoğunluğunu sağlayıp sağlamadığı, k- Anasözleşmede daha fazla bir çoğunluk aranmamışsa, ortağın şahsi sorumluluklarının ağırlaştırılması ve ek ödeme yükümlülüğü kararlarının, bütün ortakların 3/4 ünün rızası ile alınıp alınmadığı", hususlarını incelemekle görevli oldukları bentler halinde belirtilmiştir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü'nün "Kooperatiflerin Genel Kurullarında Bakanlık Temsilcisi Görevlendirilmesi" konulu ve dava konusu genel kurul tarihinde yürürlükte olan 2017/1 sayılı Genelgesi'nin "Temsilcinin toplantı sırasındaki görev, yetki ve sorumlulukları" başlıklı 17/9. maddesine göre Temsilciler, genel kurul toplantısında ilgili kanunlar ve her kooperatifin anasözleşmesinde öngörülen toplantı ve karar nisaplarına dikkat eder. Temsilciler genel kurul toplantısında ilgili kanunlara ve anasözleşmelere aykırı karar alındığı veya karar nisabı bulunmadığının sayısal olarak tespit edildiği durumlarda, kararların geçerli olmayacağı yönünde gerekli uyarılarda bulunur. Buna rağmen karar alınmışsa, alınan kararlar hakkındaki şerhini tutanakta ve temsilci raporunda belirtir. Tutanak ve temsilci raporu, Müdürlük tarafından acele olarak ticaret sicili müdürlüğüne gönderilir ve şerh kapsamındaki konuların tescil edilmemesi istenir. Genelge'nin"Toplantı sonrası yapılacak işlemler ve rapor düzenlenmesi" başlıklı 18/3. maddesinde Kanun ve anasözleşmede yer alan toplantı ve karar nisabının kalmadığı sayım sonucu tespit edilmişse, toplantıya devam edilmemesi yönünde gerekli uyarılarda bulunulacak ve durum tutanağa bağlanacaktır. Düzenlenecek bu tutanakta toplantı nisabına ilişkin olması gereken ortak sayısı ile toplantı mahallinde bulunan mevcut ortak sayısı ayrıca belirtilecektir, şeklindedir. İddia, savunma, müdahil beyanları, bilirkişi raporları, ............. Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün cevabi yazıları ve mahkememizin 2025/499 Esas sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamına göre somut olayda, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53/son maddesi ve TTK m. 450 gereğince genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade etmektedir. Davanın, niteliği gereği, kararın sonucu tüm ortakları ya da kooperatif üyelerini etkilemesi karşısında mahkememizin duruşmalarında HMK’nın 67 ve 68. maddeleri gereğince asli ve feri müdahil taleplerinin kabulü ile taleplerine göre asli müdahil veya feri müdahil olarak yer almalarına karar verilmiştir. Davalı vekili 18/06/2026 tarihli dilekçesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 308 ve devamı maddeleri kapsamında, davacı tarafça ileri sürülen talep sonucu yönünden işbu davayı davalı kooperatif adına hiçbir kayıt ve şart ileri sürmeksizin açık, kesin ve tereddüde mahal bırakmayacak şekilde kabul ettiklerini beyan etmiştir. Öğretide genel kurul kararının yokluk ya da butlanın tespiti davalarının tahkime elverişli olmadığı (Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2017, sayfa 305) gibi sulhe de elverişli olmadığı belirtilmektedir. (Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi C. II, ............. 2018, s. 1140). Yargısal içtihatlarda Kooperatifler Kanunu'nun 53. ve anasözleşmenin 38. madde hükmünde genel kurulun iptali davasını açabilecekler arasında kooperatif tüzel kişiliği gösterilmediğinden kooperatif kendi genel kurulunda alınan kararın iptalini dava edemeyeceği belirtilmiş, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06.05.2003 tarih ve 2002/12253 E., 2003/4557 K. Sayılı; Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/04/2014 tarih, 2013/8367 Esas, 2014/2814 Karar) ayrıca Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 21/11/2016 tarih, 2015/7080 Esas, 2016/5129 Karar sayılı ve 11 . Hukuk Dairesi'nin 05/12/2012 tarih, 2011/13485 Esas, 2012/199155 Karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere genel kurul kararlarının iptaline ilişkin uyuşmazlığın iki tarafın arzusuna tabi olan, mahkeme kararına gerek olmaksızın davalı ile davacı arasında sağlanacak bir uyuşma ile sonuçlandırılabilecek uyuşmazlıklardan olmadığı belirtildiğinden başkalarının da hakkını etkileyecek şekilde davayı kabulün sonuç doğurmayacağı değerlendirilerek öncelikle davalı vekilinin davayı kabul beyanına itibar edilmemiş ve yargılamaya devam edilmiştir. Karar nisabına ilişkin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45. maddesinde yer alan hükümler emredici nitelikte olup bu hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararları yok hükmündedir ve baştan beri hüküm ifade etmezler. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 13.05.2019 tarihli, 2016/7021 Esas, 2019/1918 Karar sayılı kararı) İptali gereken kararlar, baştan itibaren geçersiz olmadıklarından, iptal edilinceye kadar geçerli bir kararın hüküm ve sonuçlarını doğururlar. Yokluk ve butlan hallerinin ise re’sen göz önünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği, 6762 Sayılı TTK’nun 381. maddesinde düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.3.2008 gün ve 2008/11-246 E., 2008/239 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir. Kural olarak genel kurul kararının yoklukla malul olması halinde bu karara dayanılarak yapılan işlemler de geçersiz sayılmaktadır. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 10/04/2014 tarih, 2013/8367 Esas, 2014/2814 Karar) Kooperatifler Kanunu'nun 45/2. maddesi, "Genel kurul sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır. Toplantı nisabı sözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantısında ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır." hükmünü; aynı Kanun'un 51/1. maddesi ise "Kanun veya anasözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça, genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıda bir fazlasına itibar olunur" hükmünü; anasözleşmenin 33. maddesinin 1. fıkrası, "Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuları görüşebilmesi için, kooperatife kayıtlı ortaklardan genel kurula katılma hakkına sahip olanların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması gerekir. İlk toplantıda nisap temin edilmediği takdirde ikinci toplantıda nisap aranmaz" hükmünü; 2. fıkrası ise "Genel kurulda kararlar, ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının oyu ile alınır." hükmünü içermektedir. Yargıtay anılan hükümlerin emredici nitelikte olup bu hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararlarının, BK'nın 19 ve 20. maddeleri hükümlerine göre mutlak butlanla batıl olduğunu, genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmaması toplantı ve karar nisabını etkiliyorsa bu durum, kararın mutlak butlan ile malûl sayılmasını gerektiğini, bu nitelikteki kararların yokluğunun tespiti davası açabilmek için kararlara muhalif olmak gerekmediği gibi, açılacak dava da herhangi bir süreye tabi olmadığını, genel kurula katılıp ta red oyu vermeyen üyenin yokluk halinin tespitini istemesinin TMK'nın 2. maddesine aykırı düştüğünün kabulü gerektiğine hükmetmiştir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 17/02/2014 tarih, 2013/7844 Esas, : 2014/1074 Karar sayılı kararı,) Diğer bir ifade ile Yüksek mahkeme kooperatif genel kurulunun toplantı ve karar nisabına aykırı kararlarını yokluk ya da butlan yaptırımlarına bağlamış ve her iki halde yani yokluk veya butlanın tespiti taleplerinin TMK 2. maddesine aykırı olup olmadığını incelemiştir. Kural olarak batıl kararların baştan itibaren hükümsüz olması ve sonradan geçerli hale getirilememesi nedenleri ile butlanın ya da yokluğun tespiti için açılan davada hak düşürücü süre bulunmamaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/07/1987 tarih, 1987/11-67 Esas, 1987/604 Karar). Öte yandan butlan belirli bir süre ile sınırlandırılmadığında tespit davasının yönetim kurulunu devamlı tehdit altında tutacağı, yönetim kurulu kararlarının yalnızca sınırsız bir tespit davasına konu edilmesinin kooperatif ya da şirketleri çalışamaz duruma getirebileceği ileri sürülmektedir. (Zühtü Aytaç, "Kayıtlı Sermayeli Anonim Ortaklıklarda Yönetim Kurulu Kararlarının İptali Sorunu, Prof. Dr. Ernst E. Hirsch'in Hatırasına Armağan, ............. 1986, sayfa 284.) Keza genel kurulun batıl olan bir kararının hiç bir süreye bağlanmaksızın butlan yaptırımının yıllar sonra ileri sürülmesinin işlem güvenliği, hukuk güvenliği ve kesinlik ilkeleri ile bağdaşmadığı, süresizliğin ortaklarda, alacaklılarda ve potansiyel ortaklarda büyük tedirginliğe sebep olabileceği ifade edilmektedir. (Yaşar Karayalçın, "İsviçre Borçlar Kanunu'nda Anonim Şirketle Hukuku Alanında Yapılan Değişiklikler", Batider 1993, Cilt XVII, Sayı 1, sayfa 10; Erdoğan Moroğlu, Anonim Oraklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2017, sayfa 76, 266; Rauf Karasu, "Türk Ticaret Kanunu Tasarısına Göre Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının Butlanı", Prof. Dr. Fırat Öztan'a Armağan, Cilt I, ............. 2010, sayfa 1248). Yıllar sonra bir genel kurul ya da yönetim kurulu kararının butlanının mahkemece tespiti, tespit öncesi kurulan bir çok ilişkiyi genel olarak geriye etkili bir şekilde ortadan kaldırmakta, örneğin sermaye artırımına ilişkin butlana tabi karara dayanılarak ortak olunması halinde bu ortağın yönetim kurulu üyesi olması ve bu üye tarafından akdolunan sözleşmeler geçersiz sayılabilmektedir. (Karasu, sayfa 1248). Her nasılsa sicile tescil edilmiş ve yıllarca itirazsız varlığını sürdürmüş geçersiz bir genel kurul kararına dayanılarak yıllar önce üçüncü kişilerce iyiniyetle iktisap edilmiş olan hakların korunması, hukuk güvenliği açısından zorunlu bir tercihtir. (Pulaşlı, sayfa 1034). Nitekim kurul kararlarının butlanın ve yokluğunun tespitinin ileri sürülmesi bakımından TTK'da ve Kooperatifler Kanunu'nda bir süre öngörülmemesine rağmen butlan ya da yokluğun tespitine hükmedilmesi halinde karar sonrası yönetim kurulu tarafından yapılan işlem ve kararların üçüncü kişileri etkilemesi nazara alınarak halka açık anonim şirketler yönünden Sermaye Piyasası Kanunu 92. maddesinde butlan veya yokluğun tespiti davası 5 yıllık süre ile sınırlandırılmıştır. Öğretide, uzun süre butlanın ileri sürülmemesi Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralı kapsamında haklı görülmemektedir. Dürüstlük kuralı butlanı ileri sürme hakkı için bir sınır oluşturmakla birlikte mahkemenin dürüstlük kuralının re'sen dikkate alması gerektiği (Hasan Pulaşlı, s. 1020; Moroğlu, sayfa 193) ve bu durumda zaman yönünden"Sessiz Kalmak Suretiyle Hakkın Kaybı İlkesi" uygulanması gerektiği belirtilmiştir. (Tamer Pekdinçer, "Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Kararlarının Geçerliliği -Özellikle Batıl Yönetim Kurulu Kararları- TTK m. 391- Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi 2012, C.XVIII, sayı 2, sayfa 676). Yargıtay da "uzun süre butlana sessiz kalıp daha sonra bunun ileri sürülmesi" iddiasında hakkın kötüye kullanılmış olduğuna hükmetmiştir. (Yargıtay İçtihatı Birleştirme Genel kurul Kararı, 25/01/1984 tarih, 1983/3 Esas, 1984/1 Karar sayılı ve Yargıtay İçtihatı Birleştirme Genel Kurul 30/09/1988 tarih, 1987/2 Esas, 1988/2 Karar; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 15/09/1997 tarih, 1997/6671 Esas, 1997/6256 Karar sayılı kararları) Somut olayda, 29.04.2018 tarihinde gerçekleştirilen Olağan Mali Genel Kurul toplantısında gündemde yer almadığı belirtilen 10/C maddesi kapsamında bir önerge ile kooperatife ait 18929 ada 2 parsel sayılı taşınmazın arsa payı karşılığı inşaat yöntemiyle devrine karar verildiği, bu kararın Kooperatifler Kanunu'nun 46. maddesine aykırı olarak gündeme eklenmeden ve gerekli usul şartları sağlanmadan alındığı, önergenin ve bu önergeye istinaden alınan genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğu, aksi halde kesin hükümsüz(mutlak butlan) olduklarının tespitinin davacı tarafça talep edildiği, davacı tarafından olay yerini gösterdiği ileri sürülen CD'de ise söz konusu madde ile ilgili olarak davaya konu genel kurul toplantısının katılanlarının sayısının CD'de görüldüğü kadar belirlendiği, söz konusu video içeriğinin ne şekilde kaydedildiğinin ve resmiyetinin belli olmadığı, Bakanlık temsilcisinin ise toplantıya katıldığına dair resmi tutanakta imzasının bulundğu, video görüntülerinin de kooperatif genel kurulunun tüm çalışma alanını göstermediği anlaşılmakla CD olarak ibraz edilen toplantı görüntülerini içeren video delili tek başına davanın kabulü için mahkememizce yeterli görülmemiştir. Yukarıda belirtilen içtihatlar ışığında toplantı ve karar nisabına ilişkin iddianın yokluk yaptırımına tabi olduğu; kooperatif tüzel kişiliğinin kendi genel kurul kararının iptalini isteyemeyeceği, ayrıca yokluğu ve butlanın tespitini talep eden ortaklar bakımından da olağan genel kurul toplantı tarihi olan 29/04/2018 tarihinden dava tarihi olan 11/07/2025 tarihine kadar 7 yılı aşkın uzun bir sürenin olması karşısında, tespit talebinin işlem güvenliği, hukuk güvenliği ve kesinlik ilkeleri ile bağdaşmadığı, sessiz kalmak suretiyle hakkın kaybı ilkesinin uygulanması ve Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde belirtilen bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz hükmü gereğince davanın yokluğun ve butlanın tespitine yönelik talepler yönünden davacıların davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM:Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davacı Ayla Taşdemir'in YOKLUK VE BUTLANA YÖNELİK TALEPLERİNİ İÇEREN DAVANIN AYRI AYRI REDDİNE, 2-Davacı .............'ın YOKLUK VE BUTLANA YÖNELİK TALEPLERİNİ İÇEREN DAVANIN AYRI AYRI REDDİNE, 3-Alınması gereken 732,00-TL peşin harç ve 732,00 TL başvurma harcının davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, 5- Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekili, davalı vekili ile Fer'i Müdahil Haskar Şirketi vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ............. Bölge Adliye Mankemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/147, K. 2026/530, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-147-e-2026-530-k-6fd5138acaac