Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1019 E. 2026/1060 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1019
- Karar No
- 2026/1060
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/1019 Esas 2026/1060 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1019 KARAR NO : 2026/1060
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/03/2025 NUMARASI : 2023/82 Esas 2025/204 Karar DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 30/01/2023 KARAR TARİHİ : 17/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/07/2026
Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkma veya çıkarılma istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı firmanın hissedarı olduğunu, diğer davalı ...'ın da davalı ... A.Ş.'nin hissedarı ve yöneticisi olduğunu, şirket kurulduktan sonra hissedar ...'ın kendisine ait olan A grubu 300.000 adet imtiyazlı payını müvekkiline devrettiğini, 20.04.2020 tarihli ve 2021/2 sayılı karar ile “pay devirlerinin pay defterine işlenmesine” karar verildiğini, buna göre payların pay defterine işlenmesi gerektiği halde, “şirketi ben kurdum, ben yönetiyorum” diyerek diğer ortakları ve yöneticileri yok sayan yöneticinin keyfi şekilde ve evrakta sahtecilik niteliğinde iş ve işlemler yaptığını, bu kişinin şirket defterlerini ve sair evraklarını elinde tuttuğu ve yöneticilerden sakladığı için payları pay defterine işlemediğini, sahte belgeler düzenleyerek farklı şekilde işlediğini, müvekkilinin A grubu imtiyazlı payını müvekkilinin onayını dahi almadan ve sahte evraklar ile B grubu paya çevirdiğini, müvekkilinin sahibi olduğu A grubu payları inkar eden davalıların şimdi de B grubu payların bedelini ödemediği iddiası ile müvekkili hakkında ıskat sürecini başlattıklarını, davalının şirketteki bazı evrakları tahrif ve tağyir ettiği için, şirketin diğer YK üyelerinin de bu suça iştirak ettiği için bu kararların sonradan değiştirilmiş veya tahrip veya tağyir edilmiş olabileceğini, müvekkilinin sermaye artırımı yolu ile değil, davalı ...'ın kendisine ait payları müvekkiline vermesi yolu ile pay sahibi olduğunu, bu konuda tereddüt bulunmadığını, müvekkilinin kendisine teklif edilen bedelsiz hisse devrini kabul ettiğini, bu doğrultuda iş ve işlemlerin yapılarak kararların alındığını, ancak daha sonra davalı şirket yöneticilerinin evrakta sahtecilik suçunu işleyerek bu kararları tahrip, tahrif, tağyir ettiklerini, ne hikmetse pay defterine farklı şekilde 1.275.000 adet pay olarak (B grubu) işlendiğini, müvekkilinin davalı şirkette sahibi olduğu B grubu %5 hissenin ıskatına yönelik işlemlerin yargılama sonuçlanana kadar ivedilikle tedbiren durdurulmasını, aksi halde telafisi imkansız zararların doğmasının an meselesi olduğunu, müvekkilinin davalı firmada sahibi olduğu hisselerin ... tarafından kendisine devredildiğini, davalı şirketin birden fazla defa sermaye artırımı kararı aldığını, müvekkilinin ... tarafından verilen payların bedellerinin ödendiğini, öte yandan müvekkilinin payına müdahale edilmesinin yönetim kurulu kararı ile gerçekleştirilmiş olmasının kabul edilemez olduğunu, 08.10.2022 tarihinde olağanüstü genel kurul yapılarak şirketin kendi hisselerinin hukuka aykırı olarak iktisabına ilişkin kararın iptali için de ayrıca dava ikame edildiğini, şirkette herşeyin düzmece şekilde yürütüldüğünü, önce bu kararın alındığı yazılı olarak müvekkiline bildirildiğini, sonra da bu kararın alındığı yazılı olarak müvekkiline bildirildiğini, sonra da bu kararın ortadan kaybedildiğini beyan ederek; davalının, Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında binlerce kişiden milyonlarca lira para toplayan bir şirket olması ve bu nitelikteki şirketlerin hiçbir şekilde hukuka aykırı iş ve işlem yapmasına ve keyfi yöneticilere teslim edilmesine izin verilmesi mümkün olamayacağı için şirketin kötü yönetilmesi ve yöneticinin keyfilik derecesinde hukuka aykırı iş ve işlemleri nedeniyle ve zıt menfaatleri temsil yasağı nedeniyle tedbiren şirkete kayyım atanmasına ve davada şirketi kayyımın temsil etmesine, davalı şirkette A grubu %5 hissenin müvekkiline aidiyetinin tespiti ve pay defterine tescili ile sermaye artışları dikkate alınmak ve bu yolla paylarda gerçekleşen artışlar hesaplanarak bu payların müvekkil adına şirket pay defterine işlenmesini, talepleri kabul edilmezse müvekkilinin davalı şirkette sahibi olduğu B grubu %5 hissenin ıskatına yönelik muarazanın meni, alınan 25.11.2022 tarihli yönetim kurulu kararının butlanı ile müvekkili adına aidiyetinin tespiti ve tescili, müvekkilinin davalı şirkette sahibi olduğu B grubu %5 hissenin ıskatına yönelik işlemlerin tedbiren teminatsız olarak durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;dava dilekçesinin 10.02.2023 tarihinde ... A.Ş.'ye ve ...'a tebliğ edildiğini, açılan dava kapsamında davacının haksız ve mesnetsiz tüm iddialarına itiraz ederek davanın reddini talep etme zaruretlerinin hasıl olduğunu, herhangi bir hak kaybına uğramamak açısından yetki, görev, derdestlik itirazı ile zamanaşımı def'ini ileri sürdüklerini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, hukuka aykırı işbu davanın esasına girilmeksizin reddine karar verilmesi gerektiğini, bu bağlamda yetki ve göreve ilişkin ilk itirazları ve derdestliğin dava şartı yönünden itirazlarını sunduklarını, davacının aynı ve benzer taleplerle Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/576 E. - 2022/837 Karar sayılı dosya ile Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/3 Esas sayılı dosya ve huzurdaki dosya ile dava ikame ettiğini, açıklanan sebeplerde işbu davanın esasa girilmeksizin reddedilmesi gerektiğini, ihtiyati tedbir talebinin reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinde "..." markasını kullandığını ve kullandığı .... platformunun Anadolu’nun kadim geleneği imeceyi online platformlarda yeniden canlandırarak, Türkiye’de girişimcilik ve yatırımcılık ekosistemini geliştirmek ve sermayeyi tabana yaymak amacıyla 2016 yılında kurulduğunu, ilk olarak Ödül ve Bağış Temelli kitle fonlama modeliyle fikir, proje ve buluş sahiplerini, girişimlere finansal destek sağlayanlarla bir araya getirdiğini, müvekkili şirketin Türkiye'nin ilk ve en başarılı kitle fonlama platformu olduğunu, müvekkilinin ülkemizdeki tüm fonlamaların %95'ini gerçekleştirerek en başarılı kitle fonlama platformu unvanını hak ettiğini, cevap dilekçesinin hazırlandığı dönemde müvekkili tarafından başarılı şekilde fonlanan girişimci sayısının 3.767 olup, toplam fonlama miktarının da 251,062,493- Türk Lirasını aştığını, esasa ilişkin olarak; davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin Sermaye Piyasası Kanuna tabi şirketlerden olmadığını, müvekkili şirketin tüm faaliyetlerinin hukuka uygun şekilde yürütülmekte ve başarılarının Cumhurbaşkanlığı makamı tarafından ödüllendirildiğini, yönetim kurulu kararının iptal edilemeyeceğini, davacının iddialarının mesnetten yoksun olduğunu beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları ve karşı tarafın sunacağı delillere karşı delil sunma haklarını saklı tutmak kaydıyla ve kabul anlamına gelmemek üzere yapılan tüm işlemlerin davacının bilgisi dahilinde yapılmış olması sebepleri uyarınca; davanın dava şartı yokluğundan reddine, davanın görev, derdestlik, hak düşürücü süre itirazları ve zamanaşımı def'i yönünden usulden reddine, mahkemeniz aksi kanaatte ise haksız ve mesnetsiz açılan işbu davanın esastan reddine, tedbir talebinin reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı şirketin resmi internet site adresinde Eylül/2024 tarihinde güncel hali bulunan Şirket ortaklık yapısı listesinde davacı ...' nin güncel olarak 25.500.000,00 TL sermaye içinde de % 5 oranında 1.275.000 TL/ Adet pay sahibi olduğu ve listede ... ismi üzerine konulan işaretinin açıklaması olarak adı geçen hissedarlar tarafından Şirketin aleyhine açılan davalar sonucunda Mahkemelerce verilecek kararlara göre pay oranları değişiklik gösterebilecektir.” ibaresinin yer aldığı ve sermaye artırımının Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde 16.05.2022 tarihinde tescili ile aynı anda mevcut pay sahipleri mevcut paylarının sermayeye oranına göre bedelsiz payları kendiliğinden iktisap etikleri, davacının, 6.000.000,00 TL sermayede mevcut % 5 oranında 300.000 TL/ Adet A Grubu payı için iç kaynaklardan artırılan 19.500.000,00 TL sermayede % 5 payı oranındaki 975.000 TL/ Adet A Grubu bedelsiz payları kendiliğinden 16.05.2022 tarihinde iktisap etmiş bulunduğu, şirketin kendiliğinden pay defterine bunu kaydetmesi gerektiği, ancak pay defterine kayıt yapılmadığı, diğer yandan pay defterine yapılan kayıtların kurucu değil bildirici veya açıklayıcı nitelikte olması, daha önce davacının davalı şirkette A grubu %5 payının olduğunun SPK'ya bildirilmesi karşısında davacının A grubu %5 payın mülkiyetini iktisap ettiği ve sermaye artırımı sonucundaki kazanımının sermaye artırılmasının ardından şirketçe kendiliğinden pay defterine işlenmesi gerektiği anlaşılmakla davanın kabulü ile davalı şirkette A grubu %5 payının davacıya aidiyetinin tespiti ile pay defterine tesciline, (dava tarihinde 25.500.000,00 TL sermayede % 5 -yüzde beş- oranında toplam 1.275.000,00 TL/Adet A Grubu paya sahip olarak) karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince davada taleplerin terditli talep olamayacağı gözetilmeksizin usule ve yasaya aykırı karar verildiğini; müvekkil şirkette payların kuruluşta 3 pay grubuna ( A, B ve C grubu paylar) bölündüğünü, şirket esas sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere, söz konusu gruplar arasında kar ve tasfiye payından öncelikle veya fazla yararlanma; yönetime seçilme veya farklı oy hakkı gibi idari imtiyazlar bulunmadığını, payların her yönüyle birbirine eşit olduğunu, payların bu eşitliği karşısında müvekkil şirketin karışıklığı gidermek amacıyla söz konusu pay gruplarını kaldırdığını, şirketin tek ortaklık durumunun sona erdiği tarihte, sermaye durumuna ilişkin de düzenleme yapılarak ilgili düzenlemenin 09.05.2024 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığını, buna göre şirketin sermaye yapısının " Şirketin sermayesi 25.500.000-TL olup tamamı ödenmiştir. Bu sermaye, her biri 1,00 (bir) Türk Lirası değerinde olmak üzere 25.500.000 (yirmibeşmilyonbeşyüzbin) adet paya bölünmüştür. Payların tamamı nama yazılıdır." şeklinde olduğunu, akabinde yapılan 05.03.2025 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan sermaye artırımı ile de bu durumda herhangi bir değişiklik yapılmadığını, şirket pay grupları arasında grup farkı gözetilmediğini, dosyada mübrez dilekçelerde mezkur hususun defaatle açıklanmasına karşın dikkate alınmamasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, Müvekkili ... davacının taleplerinin sorumlusu olmadığını, zira dava konusunun payın devri veya devredilmemesi değil pay gruplarına ilişkin olduğundan, kabul anlamına gelmemek üzere ... hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince, şirketin kuruluş aşamasında hazırlanan bir takım taslakların delil olarak kabul edildiğini, bununla birlikte davacı tarafça delil sunma süresinden sonra sunulan ve hukuki hiçbir geçerliliği bulunmayan bilgi, mesaj ve kayıtlar delil olarak değerlendirildiğini, ilaveten ilk derece mahkemesi kararında müvekkili şirket tarafından SPK'ya yapılan bir takım bildirimleri de kesin delil olarak kabul edildiğini, şirketin kuruluş aşamasında SPK'ya şifahen hatalı bildirim yaptığı bu hususa ilişkin de idari para cezasına çarptırıldığını, fakat ilk derece mahkemesi söz konusu bildirimin hatalı şekilde yapılmadığını kabul ederek delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü ileri sürerek; Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/82 E. 2025/204 K. Numaralı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; niteliği itibarı ile davalı şirkette (A) grubu pay sahibi olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince alınan 27/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ...'nin baştan itibaren %5 oranında davalılardan ... A.Ş. paylarına sahip olduğu, davalılardan tek ortak ...’ın bedelini ödediği kendi paylarından %5 oranındaki 300.000 TL/ Adet A Grubu payını karşılıksız/ bedelsiz/ ücretsiz olarak bir bağış ve/veya performans karşılığı menkul devri şeklinde davacı ...’ye devrettiği, davacının da kendisine teklif edilen pay devrini kabul ettiği, şirketin tek yetkili yöneticisi olan davalı ...’ın davacı ...’ye %5 oranında 300.000 TL/ Adet A Grubu pay devrini defalarca SPK’ya bildirmesine ve Şirketin resmi internet sitesinde yayınlayarak ilan etmesine rağmen % 5 oranındaki 300.000 TL/ Adet A Grubu payı davacı ... adına pay defterine kaydetmediği, 2022 yılında Şirketin sermayesini 6.000.000,00 TL’den 25.500.000,00 TL’ye çıkarmasında artırılan 19.500.000,00 TL sermayenin Şirketin içsel kaynaklarından karşılanması nedeniyle davacıya payı oranındaki %5 ve 975.000 TL/ Adet A Grubu payın kendiliğinden bedelsiz olarak intikal ettiği, böylelikle 16.05.2022 tarihi itibariyle davacının 25.500.000,00 TL ödenmiş sermaye içinde %5 oranında ve 1.275.000 TL/ Adet A Grubu paya sahip olduğu ve mülkiyet ilişkisi kapsamında iktisap ettiği %5 oranında ve 1.275.000 TL/ Adet A Grubu payın pay defterine işlenme şartlarının çok önceden oluşmuş olmasına rağmen davalılarca pay defterine davacı adına kaydedilmediği; fakat davalılarca, davacı adına %5 oranında ve 1.275.000 TL/ Adet B Grubu payın pay defterine 16.05.2022 tarihinde kaydedildiğini, davacıya ait %5 oranındaki 300.000 TL/ Adet A Grubu payın bedelinin zaten davalılardan ... tarafından önceden ödenmiş olması ve iç kaynaklardan yapılan sermaye artırımından davacıya mevcut payı oranında kendiliğinden gelen %5 oranındaki 975.000 TL/Adet A Grubu payın bedelsiz gelmiş olması nedenleriyle davalılarca davacıya apel çağrısı yapılamayacağı ve %5 oranındaki toplam 1.275.000,00-TL/Adet payın bedelinin tekraren nakden ödenmesinin davacıdan istenemeyeceği, Şirket Yönetim Kurulu’nun 25.11.2022 tarih ve 2022/10 sayılı toplantısında alınan “1- …, 2- …pay sahibi olan ...’nin temerrüde konu olan %5 oranındaki 1.275.000,00 TL tutarındaki 1.275.000 adet paylarının Yönetim Kurulu Kararı ile ıskat edilmesine karar verilmiştir.” şeklindeki ıskat kararının, TTK’nin 391’inci maddesinin (a) bendindeki “Eşit işlem ilkesine aykırı olan’ ve (c) bendindeki “Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmasını kısıtlayan ya da güçleştiren, … kararlar batıldır.” hükümleri kapsamında batıl işlem sayılabileceği ve butlanla sakat olabileceğinin değerlendirildiği, şirketin resmi internet site adresinde Eylül/2024 tarihinde güncel hali bulunan şirket ortaklık yapısı listesinde davacı ...'nin güncel olarak 25.500.000,00 TL sermaye içinde %5 oranında 1.275.000 TL/ Adet pay sahibi olduğunun görüldüğü, listede ... ismi üzerine konulan "*" işaretinin açıklaması olarak “* Adı geçen hissedarlar tarafından Şirketimiz aleyhine açılan davalar sonucunda Mahkemelerce verilecek kararlara göre pay oranları değişiklik gösterebilecektir.” ibaresinin yer aldığı bildirilmiştir. 12/02/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; ticari defterlerin de incelendiği, 6.000.000,00 TL sermayenin 2021 yılında tamamının ödenmiş olduğu ve şirket sermayesinin % 100'nün ... adına kayıtlanmış olduğu ve ayrıca da davacıya ait sermaye tutarı ve hisse senedi çeşidi/miktarı ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmadığı, 25.500.000 TL sermayenin artışı yapılan (25.500.000,00 TL — 6.000.000 TL —) 19.500.000,00-TL'lik kısmı ise iç kaynaktan-öz kaynak varlığında oluşan pozitif varlıktan karşılanmak suretiyle bir başka ifadeyle Şirket hisse ortaklarının sermaye pay oran % lerine göre;16.05.2022 tarih ... yevmiye no.lu mahsup fişindeki şekli ile öz kaynak varlığından virman/mahsup yolu ile karşılandığı, hiçbir ortağın nakden ödemesinin söz konusu olmadığı, davacı ... için B Grubu Hisse Senedi 1.275.000,00 TL şeklinde kayıtlandığı, davalıların kök rapora karşı yaptığı itirazlarının, kök raporda yapılan tespitleri, değerlendirmeleri ve sonucu değiştirici nitelik taşımadığı açıklanmıştır. İlk derece mahkemesince davalı şirketin SPK ya bildirdiği ortaklara ilişkin liste ve YK dayanak alınarak davalı şirketin resmi internet site adresinde Eylül/2024 tarihinde güncel hali bulunan Şirket ortaklık yapısı listesinde davacı ...' nin güncel olarak 25.500.000,00 TL sermaye içinde de % 5 oranında 1.275.000 TL/ Adet pay sahibi olduğu ve listede ... ismi üzerine konulan işaretinin açıklaması olarak "adı geçen hissedarlar tarafından Şirketin aleyhine açılan davalar sonucunda Mahkemelerce verilecek kararlara göre pay oranları değişiklik gösterebilecektir.” metnine dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının " davalı şirkette A grubu %5 hissenin müvekkiline aidiyetinin tespiti ve pay defterine tescili ile sermaye artışları dikkate alınmak ve bu yolla paylarda gerçekleşen artışlar hesaplanarak bu payların müvekkil adına şirket pay defterine işlenmesini, talepleri kabul edilmezse müvekkilinin davalı şirkette sahibi olduğu B grubu %5 hissenin ıskatına yönelik muarazanın meni, alınan 25.11.2022 tarihli yönetim kurulu kararının butlanı ile müvekkili adına aidiyetinin tespiti ve tescili, isteminde, İlk derece mahkemesince talebin içerisinde bulunan davacının A grubu hissedar olduğunun tespiti ve tesciline karar verilmiş olup terdide ilişkin değerlendirme aşamasına geçilmediğinden, davalının terditli dava olmaz sebebine dayalı istinaf istemi red edilmiştir. Davalı ...'ın tek ortak olarak yaptığı işlere dayalı olarak dava açıldığı ve tek ortağın bir kısım payı hakkında tespit ve pay defterine tescil kararı verildiğinden ...'ın davada pasif husumeti olduğu anlaşılmakla davalının buna ilişkin istinaf istemi de kabul edilmemiştir. Pay tesipitine ilişkin istinaf sebeplerinin değerlendirmesinde ise; ilk derece mahkemesininin gerekçesinde de ayrıntılı olarak açıkladığı üzere dava konusu hisselerin edinilmesine ilişkin (davalı şirketin ve davalı ...'ın bir kısım avukatlık hizmetlerine karşılık) davalı ...'ı Cumhuriyet savcılığındaki ifadesi ve davadaki savunması ile davacının iddiası arasında uyumsuzluk bulunmadığından edinmeye ilişkin ilk derece mahkemesi kararı yerinde olup, hisselerin konu olduğu bir avukatlık hizmeti ileri sürülmediğinden Avukatlık yasasına aykırılık da saptanmamıştır. Yine davalı şirketin SPK'ya sunduğu ortaklık yapısına ilişkin 17/05/2021 yazı ekindeki ortak listesinde davacının (A) grubu hisse sahibi olduğu bildirilmiştir. Ortaklık yapısına ilişkin SPK uyarıları üzerine yapılan işlemler ve hisselerin onayı için bildirim şartı olan SPK'ya bildirimin tarafları bağlayacağı, aynı bildirime dayanak olarak dosyada bulunan ve ... tarafından YK kararı olarak ortaklara gönderilen 20.04.2020 tarihli 2021/2 karar sayılı YK taslağı, SPK'ya bildirimden yaklaşık bir yıl sonra (Ağustos 2022) hata yapıldığına ilişkin (B grubu hissedar olduğuna dair) beyanda bulunulması, ve bu sürece ilişkin SPK'nin ortaklık yapısına ilişkin çelişkili bildirimler nedeniyle idari para cezası uygulaması ve bilirkişi raporu ile saptanan hisseye ait maddi vakıa tespiti gözetildiğinde İlk derece Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır Öte yandan gruplara imtiyaz sağlanmaması ise eldeki davayı etkiler bir husus değildir. Bu nedenle davalıların bu yöndeki istinaf istemleri de red edilmiştir. Davada sonuç itibarı ile davacının hissesinin varlığına ilişkin nisbi harcı gerektiren bir karar verilmemiştir. Hissenin (A) grubu olduğuna dair tespit hükmü kurulduğundan maktu harç alınması da yasaya uygun bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılardan ayrı ayrı alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL'er harcın mahsubu ile eksik alınan 116,60'şer TL karar ve ilam harcının davalılardan ayrı ayrı (toplam 116,6*2=233,20) tahsili ile Hazineye irad kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/07/2026
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -