İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/828 E. 2026/15 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/828
- Karar No
- 2026/15
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/828 Esas KARAR NO : 2026/15
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/08/2025 KARAR TARİHİ : 26/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin ulusal ve uluslararası alanda nakliye hizmeti veren kurumsal bir firma olduğunu, davalı borçlu ile yapılan anlaşma gereği verilen nakliye hizmetinin eksiksiz ve ayıpsız şekilde yerine getirildiğini, hizmete ilişkin faturaların düzenlendiğini, ancak borçlu tarafından ödeme yapılmadığını, cari hesap kayıtlarına herhangi bir itirazda bulunulmadığını, borçlunun ödeme yapmaktan kaçınması üzerine .... İcra Müdürlüğü 2025/... E. E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, takibin durdurulmasına sebebiyet verdiğini, zorunlu arabuluculuk sürecinde de taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulduğunu, alacağın faturalara dayalı olarak likit ve belirlenebilir nitelikte olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/19-599 Esas ve 2013/145 Karar Karar sayılı 23.01.2013 tarihli kararı uyarınca alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamı taşımamakla birlikte işbu davadaki talepler yönünden zamanaşımı def'inde bulunulduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketten 57.402,61 TL tutarında cari hesap borç bakiyesi bulunduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca cari hesap sözleşmesinin yazılı yapılması gerektiğini, taraflar arasındaki ilişkinin sadece alım satım ilişkisinden ibaret olduğunu, davacının cari hesap iddiasını yazılı sözleşme ile ispat etmesi gerektiğini, müvekkil şirketin yapılan işin karşılığını ödediğini, yapılan işin karşılığının ödenmediğini ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise ispat külfetinin faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düştüğünü, faturanın tek başına akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağını, faturanın sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğunu, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E: 2001/1 ve K: 2003/1 sayılı 27.06.2003 tarihli kararda belirtildiği üzere temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, satılanın veya hizmetin tesliminin hukuki işlem niteliğinde olduğunu, teslim ve hizmetin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. maddesi uyarınca senetle ispat edilmesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.11.2002 gün 2002/13-875 E. ve 2002/885 K. sayılı ilamında da bu hususun vurgulandığını, teslim savunmasının yazılı delille kanıtlanmasının zorunlu olduğunu, davacı tarafça tanık dinletilmesine muvafakat edilmediği durumlarda teslimin yazılı delille ispatlanması gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 13.07.2011 tarihli 2011/19-426 E. ve 2011/516 K. sayılı kararı ile 19. Hukuk Dairesi'nin 04.04.2011 tarihli 2010/9865 esas 2011/4273 sayılı kararında da aynı ilkenin benimsendiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/8604 E. 2017/3054 K. sayılı kararında faturaya dayalı takipte alacaklının malların teslim edildiğini yazılı belge ile kanıtlamak zorunda olduğunun belirtildiğini, davacı defterindeki kayıtların belge ile doğrulanmadığı sürece tek başına delil teşkil etmeyeceğini, haksız ve kötü niyetli açılan davanın esastan reddini, alacaklı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini 19/08/2025 tarihinde talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı vekilinin 25/08/2026 tarihli feragat dilekçesinde; ''Sayın Mahkemenizin yukarıda esas numarası belirtilen dosyasına dair davalı taraf ile anlaşma sağlanmış olunup protokol imzalanmıştır. Davadan feragat ettiğimizi, davalı taraftan yargılama gideri ve vekalet ücreti talebimizin bulunmadığını, yargılama gideri ve vekalet ücretinden kayıtsız ve şartsız feragat ettiğimizi bildirir, gereğini vekaleten talep ederiz." şeklinde feragat beyanında bulunduğu görülmüştür. Davacı vekilinin 25/08/2026 tarihli dilekçesinde; Yukarıda numarası yazılı dosyada taraflar sulh olmuşlar ve protokol gerekleri taraflarca yerine getirilmiş olup, muhtemelen davacı vekili, işlerinin yoğunluğu sebebiyle sehven davaya devam etmiştir. Ayrıca sunulan bilirkişi raporunu da kabul etmiyor ve itiraz ediyoruz. Ekte sulh protokolü sunulmuş olup, bu nedenle davanın işlemden kaldırılmasını saygılarımızla bilvekale arz ve talep ederiz." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Davacı vekilinin feragat dilekçesindeki beyanları dikkate alınarak, davalı tarafa beyan için kesin süre verildiği, davalı tarafça beyanda bulunulmadığı, feragat dilekçesi ekindeki sulh ve protokol başlıklı belgede imzası olan davalı vekilinin Mahkememize vekaletname sunmamış olduğu görülmüştür. Davadan feragat, kesin hükmün yasal sonuçlarını doğuran ve davayı sonuçlandıran taraf işlemi olup, davalı tarafın veya Mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. (HMK. m. 307/1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat veya kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (HMK. m. 309/1-2) Feragat ve kabul kayıtsız şartsız olmalıdır. (HMK. m. 309/4) Vekilin feragat edebilmesi, için feragate ilişkin özel yetkisinin bulunması şarttır. (HMK. m. 74/1) Buna göre; davacı vekili tarafından verilen, dava dilekçesinde ekli vekaletnamenin yapılan incelenmesinde; davacı vekilinin feragate ilişkin özel yetkisinin bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davacı vekilinin davadan feragat ettiği, davadan feragate dair vekaletnamesinde özel yetkisi bulunduğu görülmekle feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Feragat nedeniyle davanın REDDİNE, 2-Davadan feragat nedeniyle alınması gereken 488,00-TL harcın peşin alınan 693,29 TL'den mahsubu ile bakiye 205,29-TL harcın kararın kesinleşmesini müteakip ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK Madde 333/1 uyarınca yatırana iadesine, 4-Taraf vekillerinin beyanları doğrultusunda vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, 5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) Maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 Maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.26/08/2026
Katip ... E-imzalı
Hakim ... E-imzalı