Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/627 E. 2026/1490 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/627
- Karar No
- 2026/1490
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/627 KARAR NO : 2026/1490
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/03/2022 NUMARASI : 2021/97 Esas 2022/250 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 18/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/06/2026
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/97 Esas ve 2022/250 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ile davalı .... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin, dava dışı .....AŞ'ye ait emtiayı oluşabilecek rizikolara karşı emtia nakliyat sigorta poliçesi ve abonman sözleşmesi ile teminat altına aldığını, sigortalının, satıcı .... Şti.'nden satın aldığı plastik enjeksiyon makinesi ve yedek parçalarının İstanbul'dan İzmir'e taşınmak üzere davalı ....'ın sevk ve idaresindeki davalı ... Şirketine ait ...- .... plakalı araca yüklendiğini, emtianın, karayoluyla nakliyesi sırasında 04.06.2020 tarihinde davalıların sorumluluğunda yapılan taşıma sırasında hasara uğradığını, kaza tespit tutanağında, davalı sürücünün KTK m.65/1-H 'de düzenlenen "Yükün karayoluna değecek, düşecek, dökülecek, saçılacak, sızacak, akacak, kayacak, gürültü çıkaracak şekilde yüklenmesi" maddesini ihlal ettiğinin tespit edildiğini, emtianın başka bir araca yüklenerek alıcı firma adresine sevk edildiğini ve hasarlı şekilde teslim alınarak hasara ilişkin tutanak tutulduğunu, ekspertiz incelemesinde, davalılar sorumluluğunda meydana gelen tek taraflı trafik kazası sebebiyle römorkta bulunan emtianın yola düşerek hasarlandığı, emtianın kullanılamaz hale geldiği ve onarımının da mümkün olmadığı tespit edildiğini, hasar sebebiyle sigortalıya 550.000,00 TL ödeme yapıldığını, davacının sigortalısının haklarına TTK m.1472 uyarınca kanunen halef olduğunu, davalı ..... Şirketinin emtiayı sağlam olarak teslim etmeyi taahhüt edip nakliye faturası düzenlemesi nedeniyle TTK'nun 850.maddesi uyarınca taşıyıcı sıfatı ile TTK m. 875, 879 ve 888. maddeleri uyarınca zarardan sorumlu olup aynı zamanda aracın maliki olması nedeniyle KTK'nun 85.maddesi uyarınca işleten sıfatı ile de sorumlu olduğunu, davalı ... .'ın ise TBK'nun 49.maddesi uyarınca zarardan haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluğunun bulunduğunu, davalıların hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olup icra takibine mesnetsiz ve kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini bildirmiş, itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların alacağın %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı .....Şirketi vekili, cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirkete atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, müvekkili şirketin malın sadece taşınması işini üstlendiğini, çekiciye, zarar gören emtianın yüklenmesi işini gönderici firmanın yaptığını, yüksek tonajdaki emtianın, çekici dorsesi üzerine yüklenirken gerekli ve güvenli şekilde yüklenmeyip zararın meydana gelme nedeninin hatalı yükleme olduğunu, emtianın taşınırken harici bir etki olmaksızın çekiciden kayarak yola düşmesi nedeniyle davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, hasarlı emtianın çok daha düşük bedelle tamir edilebilecekken pert olarak değerlendirilerek ödeme yapıldığını, bu nedenle tazminat tutarının fahiş düzeyde olduğunu, davacı şirket aynı zamanda müvekkiline ait çekicinin kasko sigortacısı olup, çekicide meydana gelen hasarlardan poliçe limiti ile sorumluluğunun bulunması nedeniyle 30.680 TL tutarında oluşan hasar bedelinin talep edilen tazminat tutarından mahsubunun gerektiğini bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekili, cevap dilekçesinde; müvekkilinin, eski iş arkadaşı ve davalı şirkette şoför olarak çalışan ... . tarafından 3 Haziran 2020 Çarşamba günü telefonla aranarak davalı şirkete ait tek seferlik bir iş olduğunun, şoförün işinin çıktığının ve işin acil olduğunun söylediğini, müvekkilinin eski iş arkadaşının hatırını kırmayarak işi kabul ettiğini, işin İstanbul'a gidilerek demir götürüleceği, dönüşte ise traktör getirileceği şeklinde olduğunu öğrendiğini, davalı şirketten aracı alarak Aliağa ...Fabrikası'na giden müvekilinin, Aliağadan aldığı demiri Çorlu'ya bıraktığını, dönüşte getireceği traktör işinde bir aksilik çıkması nedeniyle aracın boş gelmemesi için araç sahibinin yönlendirdiği bir nakliyecinin müvekkilini arayarak . .. Şirketi'ne gitmesi gerektiğinin söylediğini, müvekkilinin kendisini arayan nakliyecinin söylediği bu şirkete ait iş yerine geldiğini, şirket çalışanlarının yükü tavan vinci ile tırın dorsesinin en ön dingili ile çekicinin arka tekerinin arasına yüklediklerini, yükü tek spanzet (gerdirme kayışı) ile bağladıklarını gören müvekkilinin daha öncesinde böyle bir yük taşımadığı için yükleme şekline karışmak istemediğini ancak tek spanzetin yeterli gelip gelmeyeceğini oradaki çalışanlara sorma gereği duyduğunu, çalışanların yükün bu şekilde sağlam gideceğini söyleyerek naylon ve branda ile üzerini örttüklerini, irsaliye kağıtlarını alıp yükün İzmir Kemalpaşa.... Fabrikasına gideceğini öğrenen müvekkilinin yola çıktığını, henüz daha göbekten döndüğü esnada yükün arabanın üzerinden düştüğünü, müvekkilinin derhal araç sahibini ve polisleri aradığını, müvekkilinin davalı şirket ile herhangi bir iş bağlantısının bulunmadığını, hasarın müvekkilinin kusurundan değil emtianın ilgili taraflarca düzgün yüklenememesi sonucu devrilmesi sebebiyle meydana geldiğini, yüklemeden müvekkilinin sorumlu olmadığını, kazada herhangi bir sürücü hatası veya kusurunun mevcut olmadığını, müvekkilinin yüklemeden sonra yola çıkılacağı sırada güvenliği tekrar tekrar teyit etmek amacıyla yüklemeden sorumlu kişilere sormasına rağmen sorumlu yetkililerin hiç bir risk olmadığını kesin bir şekilde beyan ettiklerini bildirmiş, davanın reddini, davacı tarafın kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava; davacı sigorta şirketinin, sigortalısı tarafından satın alınan emtianın, davalı sürücünün yönetimindeki nakliyeci davalı şirkete ait araçla nakliyesi sırasında hasarlanması nedeniyle sigortalı şirkete ödenen hasar bedelinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları iddiası ile davalılar hakkında, davacı tarafça rücuen tahsili için yapılan icra takibinde; davalıların, icra dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine yaptıkları itirazlarının iptali istemine ilişkindir. Davaya konu icra dosyasında; davacı şirket, davalılar hakkında 16/11/2020 tarihinde sigortalısına ödediği tazminatın rücuen tahsili için ilamsız icra yoluyla takip yapmış, ödeme emrinin davalı ....'a 20/11/2020 tarihinde, davalı şirkete ise 21/11/2020 tarihinde tebliğinden sonra davalı.....yasal süre içinde 23/11/2020 tarihinde sunduğu itiraz dilekçesinde Çiğli'de ikamet ettiğini ve borcu bulunmadığını bildirerek icra dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine itiraz etmiş, davalı şirket vekili yasal süre içinde 27/11/2020 tarihinde sunduğu itiraz dilekçesinde alacağın zaman aşımına uğradığı ve müvekkilinin borcu bulunmadığı iddiası ile borca ve ferilerine itiraz etmiş, davalıların itirazları nedeniyle takip durmuştur. Dava İİK'nun 67 (1) maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içinde açılmıştır. Yetkili icra dairesinde takip yapılması, geçerli bir icra takibinin varlığı yönünden zorunlu olup bu durum itirazın iptali davalarında dava şartlarından biridir. İcra müdürlüğünün yetkili olduğunu resen inceleme yetkisinin bulunmaması nedeniyle, bu dava şartı mahkeme tarafından resen gözetilmek zorundadır. İtirazın iptali davalarında icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi halinde İ.İ.K'nun 50. maddesi hükmü göz önünde tutularak öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi zorunludur. İtiraz dilekçesinde, açık şekilde yetkili icra dairesinin gösterilmesi zorunludur, aksi halde yetki itirazı yapılmamış sayılır. Somut olayda davalı .... tarafından adresinin Çiğli olduğu belirtilerek icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesine rağmen açık ve anlaşılır şekilde yetkili icra dairesi gösterilmediğinden davalı ... tarafından icra dairesinin yetkisine ilişkin yapılan itirazın ön inceleme duruşmasında iptaline karar verilmiştir. Davalı şirket vekili zamanaşımı definde bulunmuş ise de, davaya konu hasar tarihinin 04/06/2020 davacının sigortalısına yaptığı ödemenin 05/10/2020, icra takip tarihinin 16/11/2020 ve dava tarihinin 12/02/2021 olup, gerek TBK, gerekse TTK'nundaki düzenlemelere göre takibe ve davaya konu alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşılmakla davalı şirketinin zamanaşımı defi haklı görülmemiştir. Emtianın nakledildiği .... plaka sayılı çekici ile ..... plaka sayılı römork hasarın meydana geldiği tarihte davalı şirket adına kayıtlıdır. Hasara uğrayan emtia, 04/06/2020 tarihinde 1.456.061,83 TL bedel ile davacı şirket tarafından emtia nakliyat sigortası poliçesi ile sigortalanmış olup poliçe lehtarı dava dışı .... Şirketidir. Emtianın, hasara uğrayan emtia için dava dışı satıcı .... Şirketi tarafından 1.456.061,83 TL tutarlı 04/06/2020 tarihli alıcı ... Şirketi adına fatura düzenlenmiştir. Davalı .... Şirketi tarafından, hasara uğrayan emtianın nakliyesi için 05/06/2020 tarihli ve 3.481,00TL tutarlı alıcı ..... Şirketi adına fatura düzenlenmiştir. 04/06/2020 tarihinde meydana gelen hasarla ilgili kaza tespit tutanağı düzenlenmiş, tutanakta sürücünün KTK'nun 65/1-h maddesini ihlal ettiği görüş ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Hasara uğrayan emtiaya ilişkin düzenlenen servis raporunda onarımın mümkün olmadığı bildirilmiştir. 05/10/2020 tarihli dekont ile; davacı tarafça, dava dışı sigortalıya 550.000,00 TL ödeme yapılmış, 21/09/2020 tarihli ibraname düzenlenmiştir. Taraflarca bildirilen ve sunulan bütün deliller toplandıktan sonra davalı tarafın, kusurlu olmadıkları ve ödenen tazminatın fahiş olduğunu iddia etmeleri nedeniyle hasarın kimin ve hangi oranda kusuru ile meydana geldiği ve davacı sigorta şirketinin sorumluluğu kapsamında ödemesi gereken hasar tazminatı miktarı ile davalıların bu konudaki sorumluluk durum ve miktarları konusunda bilirkişi raporu alınması yoluna gidilmiş, bilirkişiler usul, yasa ve dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, gerekçeli, hükme ve denetime elverişli nitelikte sundukları 10/01/2022 tarihli raporda; davalı şirketin taşıma irsaliyesi düzenlemekle emtiayı alıcısına teslim etmeyi üstlendiğini, emtianın, davalı sürücünün kullandığı aracın seyir istikametine göre yolun sol tarafına ve römorkun sol yan kasa taraflarını kırması ve aracın üzerinden kayarak yere düşmesi neticesinde hasarın meydana geldiğini, emtia sigortası genel şartları uyarınca, emtianın depoda tıra yüklenmesi ile davalı ....Şirketinin sorumluluğunun başladığını, TTK'nun 862, 863, 864 ve 868.maddeleri ile Karayolları Trafik Kanunu 65(1/h) maddeleri dikkate alındığında davalıların, emtianın yeterince güvenli şekilde yüklenmemişse işletmesi için sakıncalı olması ve zarar tehdidi oluşturması durumunda yükü kabul etmemeleri gerektiğini, yükün yeterince güvenli bir şekilde yüklenmesini sağlamaları veya taşıma irsaliyesine sakıncaları ve zarar tehditlerini şerh düşmeleri gerektiğini, 925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu 6 ve 7.maddeleri ile TTK'nun 878, 879, 880, 881, 882, 883, 884, 885, 886. maddeleri ve Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 51, 61, 66 ve 112.maddeleri uyarınca davalı sürücünün kaza anında sevk ve idaresindeki araç ile seyir halindeyken dikkatsiz ve tedbirsizce davrandığını, aracın üzerinde bulunan emtianın gerekli ve güvenli bir şekilde bağlanmış olup olmadığını yeterince kontrol etmediğini, emtianın aracın üzerinden yola taşacak ve yola düşebilecek bir şekilde yüklenmiş bir şekilde aracı ile seyir haline geçtiğini, bu sırada aracı üzerinde yeterli ve güvenli bir şekilde yüklenmemiş olan emtianın araç üzerinden kayarak ve bağlı bulunan halatlarını kopararak emtianın hasara uğramasında ve kazanın oluşunda 2918 sayılı KTK'nın 65 g ve h maddelerini ihlal ederek etken olduğunu, emtianın kaza yerinden varış noktasına ulaşmasının nakliyecinin sorumluluğunda olup, kazanın bu sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı konusunda bilgilendirme yapıldığını, davalı şirketin tam ve sağlam olarak teslim aldığı emtiayı tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle hasarlı olarak teslim etmesi nedeniyle doğrudan sorumlu olup, işleten sıfatıyla davalı sürücüyle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunu, taşınan emtianın fatura değerinin poliçe bedeline uygun olduğunu, kuvertür limitinin aşılmadığını, sigorta poliçesi ve abonman sözleşmede muafiyet bulunmadığını, hasardan sonra 05/06/2020 tarihinde servisin kontrole gittiğini, makinenin kapakları ve bilgisayar kısmının kullanılamaz hale geldiğinin, makinede plakalar ve şasi toleranslarının devrilme sonucu hasar gördüğünü, onarımının mümkün olmayıp yenisinin değişmesinin gerektiğinin belirtilip rapora göre işlem yapıldığının anlaşıldığını, sigortalının hasarlı plastik enjeksiyon makinesi için 135.000 USD+KDV emtianın başka araca yüklenmesi ve tesise getirilmesi için 35.000,00 TL talepte bulunup, makinenin gecikmesinde doğan kar kaybının hesaplanarak tazminin istediğini, hasar emtia bedelinin 910.291,60 TL olup, sovtaş tenzilinin 245.000,00 TL olduğunu, poliçenin KDV dahil bedel üzerinden düzenlenmesi nedeniyle %18 tutarındaki 119.752,47 TL KDV ile birlikte nihai hasar tutarının 785.049,97 TL olduğunu, CMR konvesiyonu değerlendirilmesinde ise hasarlı emtianın brüt ağırlığının 22.000 kg olup, 183.260 SDR üzerinden 1.703.035,18 TL hasar bedelinin SDR limitasyonu dahilinde bulunduğunu, eksper raporundaki hesaplamanın usul ve yasalara uygun olup, piyasadan alınan tekliflerin yerinde olduğunu ve talep edilen miktarın fahiş olmadığını, davacı sigorta şirketinin sigortalıya 550.000,00 TL ödeme yaptığını, takip tarihinden dava tarihine kadar 19.095,55 TL işlemiş faiz ile birlikte 569.095,55 TL alacağı talep edebileceğini bildirmişlerdir. Toplanan ve taraflarca sunulan tüm deliller, belge örnekleri, davacı tarafın iddiaları ile davalı tarafın savunmaları, mahkememizce usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen, gerekçeli, ayrıntılı, hükme ve denetime elverişli nitelikteki bilirkişi raporu ile; dava dışı şirketler arasında satışa konu olan emtianın İstanbul'dan İzmir'e taşınması nedeniyle emtianın alıcısı dava dışı .... şirketi ile davacı sigorta şirketi arasında davaya konu emtia nakliyat sigorta poliçesinin düzenlediği, davalı şirketin emtiayı nakletmeyi üstlendiği, davalı şirkete ait aracın, emtianın yüklenmesi, nakliyesi ve hasarın meydana gelmesi sırasında davalı sürücünün sevk ve idaresinde olduğu, yüklemeden sonra yola çıkan aracın kısa bir süre sonra kara yolunda seyir halindeyken emtianın, araç üzerinden kayarak yere düştüğü ve hasarlandığı, kaza tutanağında sürücünün Karayolları Trafik Kanunun 65/1-h maddesini ihlal ettiği kanaatine varıldığının belirtildiği, bilirkişilerin kaza tespit tutanağındaki görüşü doğrulayarak davalı sürücünün KTK'nun 65/1-h maddesinin ihlal etmesi nedeniyle kazanın oluşunda etken olduğunu bildirdikleri, yükleyene yada bir başka kişi veya unsura kusur yüklemedikleri, davalı ..... vekili, müvekkilinin davalı şirketin çalışanı olmadığı halde ısrar ve hatır üzerine davaya konu emtianın taşıma işini kabul ettiğini bildirmiş ise de, davalı ....'ın, davalı şirketin çalışanı olup olmadığının, tek seferliğine ya da birden çok kez sürücü olarak hareket etmesinin, ücret karşılığı veya bir başka nedenle davalı şirkete ait aracı kullanmasının kusuru ve sorumluluğu yönünden hiçbir etkisinin bulunmadığı, her ne kadar davalılar vekillerince satıcı şirketin ve çalışanlarının yüklemeyi usulüne uygun yapmadıkları iddiasıyla kusurlu oldukları iddia edilmiş ise de, gerek kaza tespit tutanağında gerekse bilirkişi raporunda bu nitelikte bir değerlendirme ve sonuca yer verilmediği gibi kusurun ve kusur oranının belirlenmesinin ve takdirinin mahkememize ait olduğu, yüklenecek emtianın güvenli şekilde yüklenmesi konusunda her türlü önlemi alma ve emtiayı hasarsız şekilde yerine ulaştırmak için yükleyenler de dahil olmak üzere talimat ve tavsiyelerde bulunma görevinin taşıyıcıya ait olup, emtianın naklinin güvenli olmayacağını değerlendirmesi halinde nakliyeyi reddetmesi ve hasarsız seyir imkanının bulunmadığı hallerde yola çıkmaması gerektiği, emtianın niteliğine, boyutuna, ağırlığına ve hassasiyetine göre uygun tarzda ve hızda yolda seyretmenin ve risk görmesi halinde gerekirse durup, yeniden yükleme veya sağlamlaştırma gibi önlemleri almasının nakliyecinin işinin ve görevinin gereği olduğu, davalı .... vekili tarafından müvekkilinin yükleme yapan şirketin çalışanlarına yüklemenin güvenli olup olmadığını sorduğu ve güvenli olduğuna ilişkin cevap aldıktan sonra yola çıktığına ilişkin beyanlarını destekler hiç bir delil sunulamadığı gibi iddia edilen nitelikte bir diyaloğun geçmiş olmasının davalının taşınacak emtianın güvenli şekilde yüklenmesi ve ulaştırılması konusundaki tam sorumluluğuna etkili ve bir başkasına sorumluluk yükleyecek nitelikte bir unsur olmadığı, yola çıktıktan sonra yükleyen veya başkaca kişi veya unsurların kusurlarının bulunduğunun ancak buna ilişkin delil ve belge bulunması halinde ileri sürülebilir olup, davalılar tarafından bu nitelikte bir delil ve belgenin sunulamaması nedeniyle bilirkişilerden bu konuda bir değerlendirme alınmasının anlamlı ve gerekli olmadığı gibi kaza tutanağında ve raporda bu nitelikte bir ihtimale dahi değinilmediği birlikte değerlendirildiğinde yükleyenlerin veya başkaca kişilerin veya unsurların kusurları konusunda bir araştırma, inceleme yapılmasına ve ek rapor rapor alınmasına gerek bulunmadığı, davalı sürücünün kazanın oluşumunda KTK'nun 65/1-h maddesi uyarınca tam kusurlu olduğu, davalı şirketin aracın maliki ve işleteni sıfatıyla davalı sürücü ile birlikte müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğu, ekspertiz rapor örneği ve bilirkişi raporu ile meydana gelen hasarın toplam değerinin 785.049,97 TL olup, hasarlanan emtianın tamirinin mümkün bulunmadığı, ekspertiz raporu ile bilirkişi raporunun uyumlu olup birbirini teyit ettiği, her ne kadar davalı taraflarca hasar miktarının fahiş oranda belirlendiği ve davalı şirket vekili tarafından az bir bedelle emtianın tamir edilebilir olduğu iddia edilmiş ise de, gerek ekspertiz raporundaki değerlendirme ve hesaplamalar, gerek 08/06/2020 tarihli servis raporu ve gerekse bilirkişi raporundaki değerlendirme ve hesapların birbiriyle uyumlu olup, davalı taraflarca soyut iddia dışında somut hiç bir bilgi ve belgenin sunulmamış olması nedeniyle hasarın fahiş olarak belirlendiği ve emtianın tamir edilebilir olduğu iddiasının dikkate alınmasının mümkün bulunmadığı, davalı şirket vekili, müvekkiline ait olayda hasar gören aracın aynı zamanda kasko sigortacısının davacı şirket olup 30.680,00 TL hasarın ödenmediğini ve mahsubu gerektiğini iddia etmiş ise de, araçta meydana gelen hasar için davalı şirketin poliçe ve yasal hükümler çerçevesinde davacı sigorta şirketine başvurması, sigorta şirketinin olumlu yada olumsuz bir cevap vermesi, bunun sonucunda dava hakkı da dahil olmak üzere davalı şirketin yasal haklarını kullanması gerektiği, davacının halifiyet esasına dayalı olarak dava açmış olması nedeniyle bu davada araçta meydana gelen hasarın mahsubunun mümkün bulunmadığı göz önünde tutularak, davalı şirkete ait araçta meydana gelen zararın davaya konu alacaktan mahsubuna imkan bulunmadığı, davalı sürücünün davaya konu hasarda tam kusurlu olması nedeniyle davalıların sigorta şirketinin sigortalıya yaptığı 550.000,00 TL ödemenin tamamından sorumlu olup, icra takibinde asıl alacağa yönelik olarak yaptıkları itirazın haksız olduğu, davacı tarafça işleyecek faiz için yıllık %19,50 oranında ve değişen oranlardan ticari faiz talep edilmiş ise de, tarafların tacir olup, yapılan işin ticari nitelikte iş olmasına bağlı olarak davacı tarafın ticari faiz talep edebileceği, ancak takip tarihi itibariyle 3095 Sayılı Yasanın 2.maddesi uyarınca talep edilebilecek avans faiz oranın %13,75 olup, davacı tarafın haksız ve yüksek oranda faiz talebinde bulunduğu dikkate alınarak, davanın kısmen kabulü ve davalıların itirazlarının kısmen iptali ile takibin 550.000,00 TL asıl alacak ile işleyecek faiz yönünden yıllık %13.75 ve değişen oranlarda avans faizi üzerinden devamına, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin reddine, davacı tarafça icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de, davaya konu alacağın haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle alacağın varlığı ile davalıların sorumluluğun yargılamayı gerektirmesine bağlı olarak davaya konu alacağın likit alacak niteliğinde bulunmadığı göz önünde tutularak davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine, davalı .... vekili tarafından kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de, reddedilen miktar üzerinden davacı tarafın kötü niyetli takip yapmadığı ve davalı tarafça kötü niyet iddiasının kanıtlanamadığı dikkate alınarak, kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davanın asıl alacak istemi yönünden kabulü ile yalnız fazlaya ilişkin işleyecek faiz oranı talebi yönünden kısmen reddine karar verilip, işleyecek fazla faiz oranının harca esas değer içinde yer almadığı, harca esas değeri oluşturan asıl alacağın tamamının kabulüne karar verilmesi nedeniyle, reddine karar verilen istem yönünden vekalet ücreti ve yargılama gideri verilmesinin mümkün bulunmadığı göz önünde tutularak davalı taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiştir." gerekçesi ile, davanın işleyecek faiz oranı dışındaki alacak kalemleri yönünden KISMEN KABULÜ ile; davalının, davaya konu İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2020/8871 sayılı dosyasında borca ve ferilerine ilişkin itirazının işleyecek faiz oranı dışında kısmen iptali ile takibin 550.000,00.TL asıl alacak ile işleyecek faiz yönünden yıllık %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi üzerinden devamına, davacı tarafın işleyecek faiz oranı yönünden fazlaya ilişkin isteminin reddine, davacı tarafın icra inkar tazminatı ile davalı ....'ın kötü niyet tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili ile davalı .... vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın icra inkar tazminatının reddi yönündeki bölümünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu olayın taşıma sözleşmesinin ifası sırasında meydana geldiğinden dolayı davalıların zararın tutarını bilebilecek durumda olduklarını, alacağın likit olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının icra inkar tazminatının reddi yönündeki bölümünün kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ... Şti çalışanlarının, müvekkilinin idaresindeki araca yükü tavan vinci ile tırın dorsesinin en ön dingili ile çekicinin arka tekerinin arasına yükleyerek tek spanzet (gerdirme kayışı) ile bağlayarak naylon ve branda ile yükün üzerini örtüklerini, irsaliye kağıtlarını alıp yola çıkan müvekkilinin henüz daha göbekten döndüğü esnada yükün arabanın üzerinden düştüğünü, hasarın, müvekkilinin kusurundan değil söz konusu emtianın düzgün yüklenmemesi sonucunda harici bir etki olmaksızın aracın üzerinden emtianın kayarak yola düşmesi sonucunda oluştuğunu, aracın yüklenmesi sorumluluğunun müvekkili davalıya ait olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla yükleme yapan firmaca taşınan emtia hakkında yeterli bilgi ve özelliklerin davalılara bildirmediğini, müvekkilinin TTK m.876 kapsamında göstermesi gereken özeni gösterdiğini, müvekkilinin kaza sebebiyle kusurlu olmadığını, eksik inceleme yapıldığını, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, emtia nakliyat sigorta poliçesinden doğan zararın rücuen tazmini için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmalıdır. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, taşıma sözleşmesinin ifası sırasında doğan sigortalı emtia zararından davalı akdi ve fiili taşıyıcıların müteselsilen sorumlu olmasına, davalı taşıyıcıları sorumluluktan kurtaracak TTK'nun 878. maddesindeki unsurların oluşmamasına, zarar, kusur ve sorumluluğun belirlenmesinin yargılama gerektirmesine, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili ile davalı ..... vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/03/2022 tarih ve 2021/97 Esas 2022/250 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekili ile davalı .... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 37.570,50.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 9.392,63.TL harcın mahsubu ile bakiye 28.177,87.TL harcın davalı....'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı ve davalı .... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 7-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.