Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/241 E. 2026/1173 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/241
- Karar No
- 2026/1173
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/241 - 2026/1173 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/241 KARAR NO : 2026/1173
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25.11.2024 NUMARASI : 2022/468 Esas 2024/824 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 25.06.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 26.06.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.03.2022 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın yaya davacıya çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak ödeme yapılmadığını belirterek şimdilik, 1.000,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 29.07.2024 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talebini 5.178,90-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 136.773,33-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 141.952,23-TL olacak şekilde artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya bakmaya yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemesi olduğunu, davalıya dava öncesi usulüne uygun başvuru yapılmadığını, kazada müterafik kusur durumunun araştırılması gerektiğini, ceza dosyasında uzlaşmanın olup olmadığının önem arz ettiğini, temerrüt gerçekleşmediğinden davacının faiz talebinin reddinin gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu trafik kazasına karışan aracın kaza tarihini de kapsar şekilde davalı sigorta şirketine sigortalı olduğu, limitin 430.000,00 TL olduğu ve davacıya ödeme yapılmadığı, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nca düzenlenen 07.04.2023 tarihli raporda, dava konusu kazada davalı sigorta şirketine sigortalı aracın sürücüsü ...'ın %30 oranında, davacı yayanın %70 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, dava konusu trafik kazasının gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince alınan ve Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 01.04.2024 tarihli maluliyet raporunda davacının kaza nedeni ile %13 oranında sürekli ve 4 ay süre ile geçici işgöremezliğinin oluştuğunun bildirildiği, aktüer bilirkişi raporunda özetle; TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak yapılan hesaplama sonucunda davacı lehine 5.178,90 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 136.773,33 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, hesaplanan zararların poliçe limitini de aşmadığı, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüdün sigorta başvuru sırasında maluliyet raporunun sunulmadığı ve bu nedenle temerrüdün dava tarihi olan 04.07.2022 tarihinde oluştuğu belirtilerek, davanın kabulü ile; 5.178,90-TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 136.773,33-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam, 141.952,23-TL maddi tazminatın 04.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada alınan bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davacının maluliyetinin tespiti amacıyla alınan raporda davacının sürekli engelilik oranının %13 olduğu ve sekel halini aldığı, kaza nedeniyle 1 ay bakıcı ihtiyacının doğabileceği ve iyileşme süresinin 4 ay olabileceğinin ifade edildiğini, 01.04.2024 tarihli Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı Adli Tıp Anabilim Dalı Raporunda ayak bilek plantar fleksiyonun 10 derece olduğunun belirtildiği, ayrıca belirtilen eklem hareket açıklıklarının ayak bilek artrodezine yakın değerlerde olduğu, söz konusu durumun tıbben mümkün olmadığını, bu hususların birbirleri ile çeliştiğini, kazadaki kusurun hatalı belirlendiğini, davacının yaya geçidinin bulunmadığı bir noktadan araç geçişi önceliğine uymayarak kazanın oluşumunda asli ve tam kusurlu olduğunu, kazaya ilişkin video kaydı incelendiğinde sigortalı motor sürücüsünün hız sınırlarına riayet ettiğinin anlaşılacağını, aktüer raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davalının geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden sorumluluğu bulunmadığını, arabuluculuk ücretinin hatalı şekilde davalıya yüklendiğini, belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava trafik kazası nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri süren davacının zorunlu mali mesuliyet sigorta (ZMMS) poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının davasının kabulüne, karar verilmiştir. 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Trafik kazalarında irdelenmesi gereken husus ise trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların olaya etkileri ve dolayısıyla sürüş kusurlarıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Bu kapsamında davalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, olay tarihinde sürücü... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikleti ile seyri sırasında sağından soluna karşıdan karşıya geçmek isteyen yaya ...’e çarpması neticesinde meydana gelen kazanın oluşumunda mahkemece dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda; sürücü... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikleti ile meskun mahalde seyri sırasında geldiği yaya geçişi olan olay yerinde mahal şartlarını dikkate alarak hız azaltıp yaklaşmadığı, seyrini yeterince müteyakkız sürdürmeyerek karşıdan karşıya geçmeye çalışan yayaya karşı zamanında etkin tedbir almayarak çarptığı olayda % 30 oranında tali, yaya ...'in ise karşıdan karşıya geçmek istediğinde gelen araçların hızını ve mesafesini dikkate alarak, kendi can güvenliği açısından varsa gelen araçlara ilk geçiş hakkını bıraktıktan sonra yolun karşısına geçişini yapması gerekirken aksi hareketle kontrolsüzce yola girerek karşıdan karşıya geçmek istemekle geçiş hakkını bırakmayarak % 70 oranında asli kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, söz konusu raporda açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli şekilde, olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde, olayın oluş şekline uygun düşecek biçimde, taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanmak ve olay anına ilişkin kamera kayıtları da değerlendirilmek suretiyle belirlenen kusur oranlarının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden,haksız fiilin gerçekleştiği tarih esas alınarak 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir. ( Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve 2022/1706 E. 2022/9633 K. ) Mahkemece davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Hacette Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporda davacının 06.03.2022 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı meydana gelen sol ayak bileği bimalleolar kırık ve sol el bileği radius distal kırığı dikkate alınarak; toplam bedensel engel oranının % 13 (yüzde on üç) olduğu, sekel halini aldığı ve sürekli olduğu, kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 1 (bir) ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 4 (dört) aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, raporun kaza tarihinde uygulanan yönetmelik hükümlerine göre davacının son durum raporunun alınarak, muayene edilerek ve tüm tedavi evrakları incelenerek düzenlendiği, anılan ilke, esaslara uygun, tedavi evrakları ile uyumlu ve maluliyetin tespiti hususunda yeterli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişi raporu ile TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant formülü esas alınarak, davacının olay tarihide 63 yaşında emekli olup pasif dönemde bulunması da dikkate alınarak bilinen / bilinmeyen dönem ayrımı yapılıp, asgari ücreti üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda tazminatın hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu hukuki ve maddi vakıalar ile toplanan tüm deliller karşısında; hükme esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, trafik kazasından kaynaklı geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı bakımından ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmasına, maddi tazminatın poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, kabul edilen dava değeri, haklılık oranı ve dava tarihinde yürürlükte olan uygulamaya uygun şekilde yargılama giderinin belirlenmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 9.696,75 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.424,18 TL'nin mahsubu ile kalan 7.272,57 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 25.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.