Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1999 E. 2026/1945 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1999
- Karar No
- 2026/1945
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2023/1999
KARAR NO:2026/1945
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:(Kapatılan)İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:28/03/2023
NUMARASI:2019/876 Esas - 2023/290 Karar
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:24/09/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10.09.2012 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın aynı istikamete seyir halinde olan önündeki sürücü ... sevk ve iradesindeki... plakalı araçla çarpışması ile bu aracın da arkada sol şeritte aynı istikamette seyir halinde olan sürücü ...'nın kullandığı... plakalı araca çarpması sonucu dört araçlı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, müveklili olan ...'nün... Plakalı sayılı araçta yolcu olarak bulunduğunu, bahse konu trafik kazası sonucu müvekkili ...'nün yaralandığını, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarar nedeniyle fazlaya ilişkin haklarımızın saklı kalması kaydıyla, 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesine göre belirlenecek maddi tazminat tutarının davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davaya konu talep zamanaşımına uğradığını, 2918 sayılı KTK md 109'da iki yıllık zamanaşımı düzenlendiği, bu nedenle zamanaşımı süresi geçirilen konu talep zamanaşımına uğradığından davanın reddinin gerektiği, HMK 6. Madde gereği yetkili Mahkeme, davalı tarafın davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri olduğundan, HMK m.16'ya göre, haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yerinin Mahkemesinin yetkili olduğu, ayrıca Anayasa'da düzenlenen tabii hakim ilkesi ve mahkemelerin görev ve yetkilerinin ancak kanun ile düzenleneceği yönündeki madde 142 gereği kanunda düzenlenmeyen bölge müdürlüğünün bulunduğu yer Mahkemesinin yetkili olduğunun kıyas yolu ile kabulünün Anayasa'ya aykırılık teşkil ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"Davanın kısmen kabulü- kısmen reddi ile 2.019,90-TL geçici iş görememezlik, 171.677,73-TL sürekli iş görememezlik olmak üzere 173.697,63-TL maddi tazminatın (poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) 30/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... Şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; karar verilirken asgari ücret artışı göz önüne alınmaksızın, yeni hesaplama yapılmadan eski bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, bozmadan sonra asgari ücretlerde bir artış olmuşsa, bu artışların da hesaplamada gözönünde tutulması gerektiğini, kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceğini, tazminatın hesaplanmasında hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücretin esas alınması zorunlu olduğunu, öte yandan asgari ücret kamu düzenine yönelik olduğundan, hakim bu hususu doğrudan dikkate almakla yükümlü olduğunu, Dairenin bozma kararı vermesi durumunda yeni asgari ücretten tazminat hesaplaması yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava kısmi dava olarak açıldığını ve ıslah edilen meblağın zamanaşımına uğradığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının %22,5 oranında meslekte kazanma gücünden kaybettiği belirtilmiş ise de, dava dilekçesinde maluliyet oranı %15 ile sınırlandırıldığı halde talep aşılarak davacının %22,5 malül olduğu kabul edilerek bu doğrultuda hazırlanan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması isabetli olmadığını, hesaplama yöntemi olarak %1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplama yapılması gerektiğini, kazanın meydana gelmesindeki ağır kusurunun yanı sıra, müterafik kusurunun da değerlendirilmesi gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik talebi mevcut olmayıp talepte bulunulmayan bir tazminata hükmedilmesi hatalı olduğunu, talepte bulunulsa dahi davacının geçici iş göremezlik tazminatı teminat dışı olup taleplerinin reddini talep ettiğini, mahkemece ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılarak dava konusu kazaya ilişkin soruşturma dosyasının celbi ile başvurucu ile müşteki/şüpheli arasında uzlaşmaya ilişkin, uzlaştırma tutanağı, uzlaştırma raporu ve/soruşturma dosyasının celbini, uzlaşma hususu dava şartı teşkil ettiğinden bu husus dikkate alınarak esasa girilmeksizin davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, hazırlanacak olan hesap raporunda Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yapacağı ödemelerin peşin sermaye değeri hesaplanarak düşürülmesini talep etmelerine rağmen herhangi bir inceleme yapılmaması usul ve yasaya aykırı olduğunu, rapor hesap tarihi itibariyle güncel değerler üzerinden tazminat hesabı yapıldığından davacı tarafın faiz talebine yer olmadığı, ancak rapor hesap tarihinden itibaren faiz talep edebileceğinden 30/05/2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 10/09/2012 tarihinde dava dışı sürücü ...’nun sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketi nezdinde ... sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı otomobil ile Harputkapı Köprülü Kavşağı yan bağlantı yolunu takiben Erzurum Merkez yönüne doğru seyir halinde iken, aynı yöne doğru seyir halinde olan dava dışı sürücü ... yönetimindeki... plakalı otomobile arkadan çarpmasıyla , bu aracın da ötelenerek kendi önünde seyreden dava dışı ... yönetimindeki ... plakalı kamyonete ve sol şeritte seyreden ... yönetimindeki... plakalı kamyonete çarpması nedeniyle meydana gelen trafik kazası nedeniyle ...plakalı otomobilde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı anlaşılmıştır.Erzurum 4. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/416 Esas-2014/221 Karar sayılı dosya kapsamında ATK Trafik İhtisas Dairesi'den alınan bilirkişi raporunda; davalı sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'nun %100 kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı sürücünün cezalandırılmasına karar verilerek kesinleşmiştir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (HGK'nun 11/10/1989 gün ve E:1989/11-373, K:472; HGK'nun 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk Mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar.Ceza mahkemesince hükme esas alınan kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince ceza mahkemesince kabul edilen ve kesinleşen maddi olgulara göre (... Sanığın olay günü sevk ve idaresi altında bulunan otomobille Çat Erzurum Karayolu Harput Kapı Köprülü Kavşağı yan bağlantı yolu üzerinde seyri sırasında önünde ve aynı yönde gitmekte olan ...'nün sevk ve idaresi altında bulunan otomobili yeterli mesafe bırakmadan yakından takip ederek bu otomobile çarpması nedeniyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 84/1-d maddesi gereğince olayda asli kusurlu olduğu, ...plakalı otomobilin sürücüsü ...'nün olayda kusurunun bulunmadığı iddia, sanığın savunması, şikayetçi ve tanık beyanları, 10/09/2012 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, şikayetçilere ait doktor raporları, bilirkişi raporu, Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı'nın 27/01/2014 tarihli ve 55753286-101.02-14/576-291 sayılı raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından sanığın taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan cezalandırılmasına...) kabul edilerek sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşıldığından kusur raporu alınmadan karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacının emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK'nın 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK'nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden davalı vekilinin ıslah zamanaşımına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/20495 E.ve 2019/7842 K.sayılı kararı).Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "..." formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve ... yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları).
TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile ... Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalı Sigorta Şirketinin geçici işgöremezlik tazminatı sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı).SGK'nın 11/10/2018 tarihli cevabına göre, davacıya davaya konu kaza nedeniyle rücuya tabi bir ödeme yapılmadığı anlaşıldığından, bu hususun araştırılmadığı yönündeki istinaflar yerinde değildir.Anayasa Mahkemesinin26/07/2023 tarih, 2023/43 Esas ve 2023/141 Karar sayılı ile CMK'nın 253/19 fıkrasının 5. cümlesi olan "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" hükmünün iptali nedeniyle uzlaşma sağlansa bile tazminat davası açılabileceğinden davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinin 8.günden itibaren davalı Sigorta Şirketinin temerrüdünden söz edilebilir.Davalı vekilin hesap rapor tarihinden faizin başlatılmasına ilişkin istinafı yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamından hükme esas alınan 08/05/2021 tarihli bilirkişi raporunun istinaf talep eden davacı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile 15/05/2021 tarihinde tebliğ edildiği halde davacı vekilinin süresi içerisinde rapora itiraz etmediği gibi 14/02/2022 tarihinde ıslah, 06/12/2022 tarihinde talep arttırım dilekçesi sunulduğu, ve bu durumda bilirkişi raporunda belirlenen tazminat miktarları tarafından davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşıldığından asgari ücretin güncel verileri üzerinden hesaplama yapılmasına ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 18 /04/2019 tarih, 2016/13426 E.ve 2019/5035 K. sayılı kararı).Dava dilekçesi anlatımında ve netice-i talebinde davacının yaralanması için talep edilen tazminat miktarının maluliyet oranı ile sınırlandırılmamış olduğu görülmekle davalı vekilininin taleple bağlılık kuralının ihlal edildiğine ilişkin istinafı yerinde görülmemiştir.Bu nedenlerle; davacı vekili ile davalı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekili ile davalı ... Şirketi vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-a-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 11.865,28 TL harçtan peşin alınan 2.967,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.898,28 TL harcın davalı ... Şirketi'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/09/2026