Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1347 E. 2026/2025 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1347
Karar No
2026/2025
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1347 KARAR NO : 2026/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/03/2023 NUMARASI : 2021/357 Esas 2023/236 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 24/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/09/2026

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/357 Esas 2023/236 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davacının davasının ispatlanamadığından reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ... A.Ş. vekilinin 27.05.2021 harç tarihli dava dilekçesiyle; müvekkilinin sigortalısı .... A.Ş.’ye ait çocuk bezi emtiasının taşınması sırasında oluşacak risklere karşı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ve Abonman Sözleşmesi ile teminat altına alındığını, çocuk bezi emtiasının 19.09.2019 tarihli ve ARKALG0000004446 numaralı konşimento tahtında Cezayir’den Türkiye’ye taşınmak üzere “...” gemisine hasarsız yüklendiğini, ancak konteyner kapakları açıldığında ARKU859575-5 ve ARKU849451-2 numaralı konteynerlerde emtianın hasar gördürdüğünün belirlendiği, hasar sebebinin ekspertiz incelemesinde konteynere su sızması nedeniyle oluştuğunun belirlendiğini, davalıların konşimentoyu düzenlemek ve taşıma işlemini fiilen gerçekleştirmek suretiyle “fiili taşıyan” olarak hareket ettiklerini, bir ve dört numaralı davalıların TTK m. 1191 gereği fiili taşıyan, iki nolu davalının liman ve terminal hizmetleri veren .... A.Ş. olduğunu ve 3. numaralı davalının da ardiye hizmeti veren ... A.Ş olduğunu, bu zarardan emtianın taşıma sırasında hasar görmesi sebebiyle davalıların taşıyan sıfatıyla oluşan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, 6102 sayılı TTK m. 1472’e göre müvekkilinin kanuni halef sıfatını kazandığını, 6102 sayılı TTK m. 1178 uyarınca davalıların kendilerinden beklenen dikkat ve özeni göstermediklerini, hasarın eşyanın kendi hâkimiyetinde bulunduğu sırada meydana geldiğini, taşıyanın sorumluluğu bulunduğunu, davalılar / borçlular hakkında İzmir 9. İcra Müdürlüğü’nün 2020/4563 Esas sayılı dosyasıyla icra takibine geçtiklerini, ancak davalıların itirazı ile takibin durduğunu, arabuluculuk bürosuna başvurduklarını, anlaşamama tutanağının imzalandığını belirterek davalıların icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar .... A.Ş. ve.... A.Ş. İzafeten .... A.Ş. vekili 11.08.2021 tarihli cevap dilekçelerinde; taşımanın gönderenin fabrikasından ALGER / Cezayir Limanı'na kadar dava dışı üçüncü kişi tarafından kara yoluyla, Alger Limanından Marport Limanı'na müvekkili şirket .... A.Ş tarafından deniz yoluyla, Marport Limanı'ndan davacının sigortalısı gönderilenin bulunduğu adrese kara yoluyla 3. Kişi tarafından taşımanın yapıldığını, kombine taşımanın karayoluyla gerçekleştirilen kısımlarında müvekkilinin bir bağının bulunmadığını, taşımanın ARKALG000004446 nolu konşimento ile yapıldığını, davacının sigortalısına ex gratia ödeme yapma ihtimalinin bulunduğunu, bu nedenle aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, sigortalının mal bedelini ödememe ihtimalinin bulunduğunu, emtia nakliyat sigorta poliçesinin ve nakliyat abonman poliçesinin dosyaya sunulmasının gerektiğini, tarafların katılımı ile gerçekleştirilen bir expertiz incelemesinin bulunmadığını, (TTK m. 1185) hasar ihbarının yapılmadığını, tespitin bu süre içerisinde yapılmadığından hasarın taşıma sırasında meydana geldiğinin kabul edilemeyeceğini bu konuda bir karine oluştuğunu, taşıyanın sadece deniz taşımasını üstlendiğini, gönderen firmanın adresinden yükleme limanına kara taşımasının 3. kişi tarafından yapıldığından zararın deniz taşımasında meydana geldiği ispatlanamadığı gözetilerek müvekkilinin sorumlu olamayacağını, malların mühürlü olarak taşınarak alıcısına teslim edildiğini, buna göre hasarın taşıma sırasında meydana geldiğinin kanıtlanabilmesi için davacının hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiğini ispatlaması gerektiğini, konteynerlarda hasar ve delik bulunmadığını, taşıyanın sorumluluğunun TTK m. 1186’a göre sınırlı olduğunu belirterek davanın aktif husumet ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili 12.08.2021 tarihli süresinde verdiği cevap dilekçesinde; davacının aktif husumetinin bulunmadığını, ödemenin ex gratia ödeme olduğunu, sigorta poliçelerinin dosyaya sunulmasını istediklerini, ödemenin poliçe şartlarına uygun olup olmadığını inceleyeceklerini, müvekkilinin dava konusu taşımaya ilişkin konteyner muhteviyatındaki yükün boşaltma limanındaki tahliyesine ilişkin hizmet verdiğini, bu hizmeti eksiksiz yerine getirdiğini, ihmalinin bulunmadığını, yükün indirildikten sonra gönderilen tarafından teslim alındığını, ihmalinin bulunmadığını, konteynerin hasarsız teslim edildiğini, davanın bu nedenle reddinin gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... A.Ş vekilinin 12.08.2021 tarihli cevap dilekçesinde; davacının aktif husumetinin bulunmadığını, ödemenin ex gratia ödeme olduğunu, sigorta poliçelerinin dosyaya sunulmasını istediklerini, ödemenin poliçe şartlarına uygun olup olmadığını inceleyeceklerini, müvekkilinin konteynerin tahliye edildiği anda mühürlü şekilde şirketin ardiyesine kapalı ve dolu halde getirildiğini ve gönderilene teslim edildiğini, iç boşaltımının tahliye limanında gerçekleşmediğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Dava; sigorta sözleşmesine dayalı taşıma şirketine karşı sigorta konusu malın hasarlanmasına istinaden açılan rücuen takibe yapılan itirazın iptali davasıdır. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. İzmir 9. İcra Müdürlüğü’nün 2020/4563 Esas sayılı dosyası, poliçe, ihtarname, faturalar, konşimento, ekspertiz raporları, hasar dosyası incelenmiş İzmir 9. İcra Müdürlüğü’nün 2020/4563 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ... AŞ’nin, takip borçluları ... SA'ya İzafeten .... A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş., ..... A.Ş. aleyhine 26.06.2020 tarihinde 97.615,33 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibine geçtiği, borçlulara ödeme emrinin 12.08.2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçluların 18.08.2020 tarihinde takibe konu borcun ferîleriyle birlikte tamamına itiraz ederek takibi durdurdukları belirlenmiştir. Davalının aktif husumet yönünden yapılan itirazının değerlendirilmesiyle; alıcı sigortalı .... A.Ş.’ye ait çocuk bezi emtiasının davacı sigortacı tarafından nakliyat emtia sigorta poliçesi ve abonman poliçesi ile sigortalandığı, taraflar arasındaki satım sözleşmesinin CFR (cost freight) incoterms şartıyla yapıldığı ve hasar ve yararın malın gemiye yüklenmesiyle birlikte alıcıya / gönderilen / sigortalıya geçtiği ve bu nedenle davacının ileri sürdüğü hasar ve yararın satıcıda olduğu, satıcının alacağı temlik etme şartının gerçekleşmesinin aranmadığı, taşıyana gönderenin rücu etme imkânının bulunmadığından aktif sıfat yokluğu itirazının reddine karar verilmiştir. Ayrıca davacı taraf dosyaya ibraz etmiş olduğu 04.12.2019 tarihli ibraname ve temlikname belgesiyle davaya konu olan 97.615,33 TL bedelin sigortalı ....A.Ş.’ye ödemesiyle sigortalı tarafından davacıya alacağın temlik edildiğine ilişkin temlikname vermesiyle TBK m. 183 gereğince sigortalının alacak hakkını temlik aldığı belirlenmiş olduğundan aktif husumetin bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı vekilinin aktif husumet itirazına dahil olan sigortacının zarar doğduktan sonra poliçe düzenlendiği iddiası incelendiğinde; sigorta sözleşmesi açısından incelenecek olursa taraflar arasında yapılmış olan sigorta sözleşmesinin 01.10.2019 tarihinde saat 09:37 de teklif edilerek aynı tarihte yapıldığı yükün 02.10.2019 tarihinde Cezayir limanından Marport/ İstanbul /TÜRKİYE limanına ....Gemisine taşınması için sigortalandığı yükün tahliye tarihinin 02.10.2019 tarihi olduğu, yükün hasar gördüğü saatin ve tarihin ancak yük limana indirildikten sonra zarar tespit edilmesi ile belirlendiği, daha önceden yani yükün gemiye yüklenmeden veya gemi içerisinde bir hasar tespit tutanağı ile rizikonun gerçekleştiğinin belirlenemediği, sigorta poliçesinin düzenlendiği tarih itibari ile rizikonun gerçekleştiği belirlenemediğinden sigorta poliçesinin geçerli olduğu, anlaşılmıştır. Yine Yargıtay 11. HD’nın 2016/12047 Esas - 2018/4971 Karar sayılı kararında da yer aldığı üzere abonman sözleşmesinin çerçeve anlaşma niteliğinde olup, sigortacı ile sigorta ettiren arasında bir hukuki ilişki oluştuğu ancak her bir taşınma için ayrı ayrı bir sigorta poliçesinin düzenlenmesi gerektiği, 6762 TTK m. 1279, 6102 sayılı TTK m. 1458 gereğince sigorta sözleşmesinin yapıldığı sırada sigorta ettiren ve sigortadan faydalanan kişinin rizikonun gerçekleşmiş olduğunu, yahut sigortacının rizikonun gerçekleşme ihtimalinin kalmadığını, bilmekte iseler sigorta sözleşmesinin hükümsüz olacağının belirtildiği, böyle durumda rizikonun meydana geldiği tarihin yükün gemideyken hasara uğradığı belirlenemediğinden zararın ancak eksper raporuyla 06.10.2019 tarihinde tespit edildiği ve ekspertize 18.10.2019 tarihinde bildirildiği, zarar tarihi itibari ile rizikonun gerçekleştiği, bu tarihte ise sözleşme yapılmış olduğundan artık rizikonun gerçekleştikten sonra sözleşme yapılmasından bahsedilmesi mümkün olmadığı belirlenmiştir. Özellikle spesifik poliçelerde teminatın en erken teklif tarihinde başlayacağının kabulü gerekecektir. Rizikonun gerçekleşmesinden sonra yapılacak teklif üzerine düzenlenen sigorta poliçesi hükümsüz olacaktır. Bu halde 6762 sayılı TTK m. 1301, 6102 sayılı TTK m. 1472 gereğince halefiyet hakkı sağlamayacaktır. Bu nedenle bu durum incelendiğinde rizikonun gerçekleştiği TTK m. 1458’e göre taraflarca bilinmediği bu konuda bir tutanak düzenlenmediği ve zararın ancak yükün gemiden tahliyesiyle belirlendiği anlaşılmakla geçersiz olduğu ileri sürülemeyecektir. Bu halde davacı gerek alacağın temliki ve gerekse halefiyet yoluyla dava açma hakkına sahip olduğu kabul edilmiştir. Aktif husumet itirazı reddedilmiştir. Bilirkişiler Tekstil Mühendisi ...., Kaptan ... ve Teknik Bilirkişi ...’den 09.05.2022 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek yapılan incelemede; TTK m. 1472’ye göre sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde sigortalının yerine geçeceğini, tazmin ettiği bedel kadar miktarın sigortacıya intikal edeceğini, sigortacının kanuni halefiyet koşullarının gerçekleştiğini, taraflar arasında geçerli bir sigorta sözleşmesinin bulunduğunu, 12.09.2019-12.09.2020 tarihleri arasını kapsayan nakliyat abonman sözleşmesinin yapıldığını, ayrıca alacak temlik edildiğinden sigortacının akdi halefiyet sıfatının bulunduğunu, pasif sıfat yönünden yapılan incelemede bir numaralı davalı ... ile dört numaralı davalı ... A.Ş.’nin aynı şirket olup, taşıyan sıfatına sahip olduğunu, ....A.Ş.’nin ise terminal ve nakliyat hizmetlerini sağladığını, ... A.Ş.’nin ise depolama hizmetleri veren şirket olduğunu, davalıların zarardan sorumlu olup olmadığı değerlendirildiğinde; ... Ekspertiz Firmasının 29.11.2019 tarihli raporunda hasarın oluş şeklinin konteynerin sağ tarafındaki delikten gerçekleştiği, ARKU859575-5 ve ARKU849451-2 numaralı konteynerlerde yer alan çocuk bezi emtiasının ıslak olduğu ekspertiz incelemesinde hasarın nakliye sırasında konteyner elleçleme makinesinin konteyneri kavraması sırasında tavana çarparak delmesiyle oluşan delikten giren yağmur suyu nedeniyle oluştuğunun tespit edildiği, konteyner elleçleme makinesinin konteynerin tavanında delik açması nedeniyle davalıların sorumlu olup olmadığı incelendiğinde bir ve dört numaralı davalıların taşıyan olarak sorumlu olduğu, taşımanın deniz aşamasında yani bu taşıyanın hakimiyeti sırasında gerçekleşmesi gerektiği, bir numaralı davalının yük zararından sorumlu tutulmasının mümkün görülmediği, iki numaralı davalı ....A.Ş.’nin ise zararın varma limanındaki tahliye işlemleri sırasında konteynerin hasarlanmasından meydana geldiği ve konteynerin iyi halde teslim alındığının Sea Waybill’de yazıldığı, tahliye ve terminal işlemlerini bu davalı yaptığından konteyner delinmesinden sorumlu olduğunu, üç numaralı davalının ise TBK m. 61 uyarınca müteselsilen sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekili 07.06.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; bir ve dört numaralı davalıların meydana gelen hasardan sorumlu olması gerektiğini, limanda meydana gelen zarardan taşıyanlarla birlikte diğer davalılarında sorumlu olması gerektiğini belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı .... A.Ş. vekili 09.06.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; müvekkil taşıyanların sorumlu olmadığının tespit edildiğini, buna bir itirazlarının bulunmadığını, aktif husumete ilişkin ise tespite katılmadıklarını, yükün 19.09.2019 tarihinde yüklendiğini, sigorta poliçesinin 01.10.2019 tarihinde düzenlendiğini, yükün 02.10.2019 tarihinde teslim edildiğini, teslime bir gün kala poliçe düzenlemenin kanuna aykırılık teşkil ettiğini, ex-gratia ödeme olduğunu belirterek rapora itiraz etmiştir. Bu rapora karşı davalı... A.Ş. ve .... A.Ş. vekili 09.06.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişi raporundaki tespitlere katılmadıklarını, ekspertiz raporuna göre yapılan incelemenin yeterli olmadığını, konteynerin delik olduğuna ilişkin herhangi bir tutanak bulunmadığını, elleçleme sırasında konteyner hasarının bulunduğunun belirtilmesinin hata olduğunu, konteyner üzerinde inceleme yapılmadığını, varsayıma dayalı rapor düzenlendiğini, müvekkili davalılara müteselsil sorumluluk yüklenemeyeceğini, .... A.Ş. ile ....A.Ş.’nin sorumluluklarının ispatlanamadığını, yükün gemiden indirildikten sonra teslim edildiğini, ihtirazı kayıt ileri sürülmediğini, aktif husumet yönündeki tespite katılmadıklarını belirterek itiraz etmiştir. Tarafların itirazları üzerine bilirkişilerden 08.02.2023 tarihli ek rapor alınmıştır. Bu raporda; davacının aleyhine dava açılan tüm davalıların sorumlu olduğu yönündeki itirazları kabul etmediklerini, sınırlı sorumluluğun da belirlendiğini belirtmişlerdir. Bu rapora karşı davacı vekilinin 02.03.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişi raporunda belirlenen müvekkilinin aktif taraf sıfatının bulunduğu görüşüne katıldıklarını, 1 ve 4 numaralı davalıların TTK m. 1178 uyarınca meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, konteynerdeki deliğin dışardan gözle görülmesi mümkün olmayan bir delik olduğunu, bu zarardan davalı taşıyan sorumlu olduğunu belirterek davanın kabulü, aksi halde yeniden bilirkişi raporu alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Bu rapora karşı davalılar .... A.Ş ve.... AŞ vekilinin 24.02.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişilerden alınan ek raporda müvekkili şirketlere ilişkin değerlendirme yapılmadığı, ....A.Ş yönünden değerlendirme yapıldığı, ara kararda tarafların itirazlarının değerlendirilmesi dendiği halde değerlendirme yapılmadığını, dosyada bulunan ekspertiz raporuna göre müvekkili şirketin yokluğunda bir tespit yapıldığını, TTK m. 1185 uyarınca bu raporun kabul edilemeyeceğini, konteyner boşaltma limanında boşaltıldıktan sonra sigortalı gönderilen tarafından çekilerek 3. Kişi tarafından kara yolu ile taşındığını, bu konteynerin delik olduğuna dair bir tutanak bulunmadığını, ekspertizinde konteyner üzerinde bir inceleme yapmadığını beyan ettiğini, ekspertizin taşıyanın sorumluluğuna ilişkin düşüncesinin tamamıyla kanaat içerdiğini, ancak bir gerekçesi bulunmadığını, müvekkili davalıların müteselsil sorumluluğunun olmadığını, davacının aktif husumetinin bulunmadığını, Nakliyat Abonman Sözleşmesinin 12.09.2019 tarihinde başlayacak şekilde 24.09.2019 tarihinde düzenlendiğini, poliçe tarihinin 01.10.2019 olarak düzenlendiğini, ancak gemiye 19.09.2019 tarihinde yüklendiğini, yükün 02.10.2019 tarihinde teslim edildiğini, teslime 1 gün kala poliçe düzenlenmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle ek rapor alınarak aktif husumet konusunda değerlendirme yapılmasının gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce toplanan delilleri ve yapılan incelemelere göre; Dava konusu çocuk bezi emtiasının Cezayir’den Türkiye’ye ithal edilmesi ve bu yükün taşınması işlemini davalı taşıyan ... A.Ş.’nin üstlendiği, yükün gemiye 19.09.2019 tarihinde yüklendiği, yükün gemiden 02.10.2019 tarihli ordinoyla sigortalı tarafından teslim alındığını ve 06.10.2019 tarihinde hasarın tespit edildiği ve ekspertiz hizmetlerini yapan .... Ekspertiz şirketine 18.10.2019 tarihinde bildirildiği, bu tarihten sonra incelemenin 23.10.2019 tarihinde yapılıp 29.11.2019 tarihinde raporun düzenlendiği, yükün gönderilene teslim tarihi 02.10.2019 tarihi olup, bu tarih itibariyle gönderilen tarafından teslim alındıktan sonra yükün geldiği Marport Limanında veya yükün konteynerde teslim alındıktan sonra TTK m. 1185/1 hükmüne göre ziya ve hasarı tespit edici bir işlem yapılmadığı, 02.10.2019 tarihinde Marport Limanına ulaşan yük hakkında yükün alıcının adresine teslim edildikten sonra 06.10.2019 tarihinde gönderilen tarafından tespit edildiği, TTK m. 1185/2f hükmüne uygun olarak tarafların katılımıyla mahkeme veya yetkili makam veya bu husus için atanan resmi atanmış uzmanlar tarafından bir inceleme yaptırılmadığı, böylece eşyanın deniz taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim alındığının kabul edilmesi gerektiği, ayrıca eşyanın teslim alan tarafın teslim aldığı tarih itibariyle, yani eşyanın taşıyanın hâkimiyetinde bulunduğu sıra içeresinde zararın meydana geldiğini ispat edici herhangi bir delil de ibraz edemediği, bu halde gemide kaptanın gözetiminde düzenlenen hasarlara ilişkin konteynerin el değiştirme ve hasar kaydı bulunmadığı, mevcut durum itibariyle taşıyanın konteynerleri kusursuz teslim ettiğinin kabulünün gerektiği, bunun aksini iddia eden tarafın/ sigortalının bu iddiasını ispatla mükellef olduğu, zira; eşyanın taşıyanın hâkimiyetinde hasara uğradığı ispatlanamadığından (süresi içeresinde tespit ve resmi makamlarca yapılmış bir inceleme bulunmadığından) davacının yük zararındaki hasar sorumluluğunun davalıdan kaynaklanan sebeplerden doğduğu ispatlanamamış olduğu belirlenmiştir. Davalı olarak yer alan bir ve dört numaralı ....’ya İzafeten ...A.Ş. ile... A.Ş. TTK m. 1238/1f uyarınca konşimentoyu taşıyan sıfatı ile imzalayan veya konşimentoyu kendi ad ve hesabına imzalanan kişinin taşıyan sayıldığı, somut olayda da taşıyanın ....A.Ş. / ...olduğu ve pasif husumet ehliyetine haiz bulunduğu tespit edilmiştir. Taşıyanın TTK m. 1178/1f uyarınca eşyanın ziya ve hasarından, geç tesliminden doğan zararlardan sorumluluğunun bulunmakla birlikte, TTK m. 1185/1f uyarınca ziya ve hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında ya da aralıksız 3 gün içerisinde taşıyana yazılı olarak bildirilmesi gerektiği, ön görülen süreden sonra inceleme yapıldığı, dosyada bu bildirimin yapıldığına ilişkin bir belge bulunmadığı, ya da TTK m. 1185/2f ya göre eşyanın tarafların katılımı ile mahkeme / yetkili makam veya bu husus için resen atanmış uzmanlar tarafından yapılmış ise ihbara gerek olmayan bir durumda inceleme yapıldığına dair bir belgede bulunmadığı da belirlenmiştir. Buna göre TTK m. 1185/4f uyarınca hasar ve zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten kaynaklandığının ( taşıyanın sorumlu olmadığı, başka bir sebepten dolayı hasarın meydana geldiği konusunda) karine oluştuğunu kabul edilmesi gerekmektedir. Bu karinenin aksinin ispat olunabilecektir. Bunun aksi ancak taşıyanın sorumluluk sahasındayken taşıyanın ya da adamlarının kusur ve ihmalinden kaynaklandığının davacı tarafça ispatlanması gerektiği halde bu durumun ispatlanamadığı belirlenmiştir. Heyette bulunan bilirkişilerin incelemesinde zararın ne aşamada meydana geldiğinin ibraz edilen belgeler çerçevesinde tespit edilemediğini beyan etmişlerdir. Ancak, yükün hangi tarihte hasara uğradığı belirlenemediğinden bir ve dört numaralı davalılar hakkında davanın ispat edilemediği belirtilmiştir. Konteynerlerin ekspertiz incelemesinde fotoğraflarının çekilmediği, ekspertiz incelemesinde konteyner tavanında kavrama elemanlarının çarparak delmesiyle oluşan çatlaktan su alması nedeniyle hasarın meydana geldiğinin düşünüldüğü belirtilerek taşıyanın kusurlu olduğuna ilişkin yargıya varıldığı, ancak bu tespitin TTK m. 1185/4f’de yer alan taşıyan lehine oluşan karinenin aksini ispat edecek delil olarak yeterli bir delil olmadığı, zararın hangi aşamada ve nasıl meydana geldiği anlaşılamadığı, dolayısıyla TTK m. 1185/4f uyarınca ispat yükünün taşıyandan talepte bulunana ait olması karşısında bu karinenin çürütülemediğinden bu davalılar yönünden davanın reddi gerekmiştir. Yine iki ve üç numaralı davalılar hakkında ise sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiş ise de; bu davalılarında sorumlu olduğuna dair dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu davalıların operasyonel hizmetler vermesi ve tahliye ile ardiye hizmeti vermesi nedeniyle bu zararın doğduğu ispat edilememiştir. Bu nedenle bu davalılar yönünden de davanın reddi gerekmektedir.'' gerekçesi ile; Davacının davasının ispatlanamadığından REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının aksine hasarın 2 numaralı davalının faaliyet sahasında meydana geldiği ispat olunmasına rağmen dosya kapsamında sabit olmadığı kanaatine varılması hatalı olduğunu, Mahkemece, Konşimentoda görüleceği üzere 1 ve 4 Numaralı davalının konşimentoyu düzenleyen fiili taşıyan olması ve sorumluluklarının doğmuş olmasına rağmen aksine karar verilmiş olması hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece, 3 numaralı davalı ardiye ve terminal hizmeti vermesi ve dolayısıyla sorumluluğu doğmuş olmasına rağmen aksine karar verilmiş olması hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, 1 ve 4 no'lu davalı tarafından konşimento düzenlenmiş olup davalılar TTK MD.1191 uyarınca fiili taşıyan sıfatına haiz olduğunu, bu sebeple meydana gelen hasardan sorumlu olduklarını, hasarın, konteyner kapaklarında olan çatlak/kırık sebebiyle kapaklardan sızan suyun emtialara sirayet etmesi sonucu gerçekleşmesi dolayısıyla meydana geldiğine göre konteyner kapaklarının hangi aşamada çatladığının/kırıldığının bir önemi olmaksızın zarardan davalı taşıyan sorumlu olduğunu, 2 numaralı davalı tarafından sigortalıya ait emtia için tahliye, terminal ve liman hizmeti verilmiş olup davalı şirket dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması neticesinde emtiada meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, 3 no'lu davalının ardiye ve terminal hizmeti vermesi sebebiyle TBK MD. 572 gereği meydana gelen hasardan sorumluluğu bulunduğunu, sigortalı tarafından hasar ihbarı yapılmış olup davalının hasarın ihbar edilmediğine ilişkin iddialarının reddi gerektiğini, bununla birlikte, dosyada hasar tespiti, tarafsız ve bağımsız yetkili eksper tarafından yapılmış olduğundan ttk m.1185/2 gereğince ihbara gerek yoktur. ayrıca 1184/2 uyarınca "mümkün oldukça diğer taraf da incelemede hazır bulundurulur" denilmekle, her iki tarafın da katılma zorunluluğu bulunmadığı açıkça ifade edildiğini, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/357 E. 2023/236 K. Sayılı 16/03/2023 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde davalılar bakımından ortadan kaldırılarak haklı davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, gemi ve yük alacaklılığından kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır Davacı ... A.Ş. vekili ; müvekkilinin sigortalısı .... A.Ş.’ye ait çocuk bezi emtiasının taşınması sırasında oluşacak risklere karşı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ve Abonman Sözleşmesi ile teminat altına alınan emtianın konteynerda ıslanarak zarar görmesi nedeniyle zararı karşılayan müvekkilinin kanuni halef sıfatıyla başlattıkları takipte itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekillerince ayrı ayrı davanın reddi talep edilmiştir. Mahkemece, Konteynerlerin ekspertiz incelemesinde fotoğraflarının çekilmediği, ekspertiz incelemesinde konteyner tavanında kavrama elemanlarının çarparak delmesiyle oluşan çatlaktan su alması nedeniyle hasarın meydana geldiğinin düşünüldüğü belirtilerek taşıyanın kusurlu olduğuna ilişkin yargıya varıldığı, ancak bu tespitin TTK m. 1185/4f’de yer alan taşıyan lehine oluşan karinenin aksini ispat edecek delil olarak yeterli bir delil olmadığı, zararın hangi aşamada ve nasıl meydana geldiği anlaşılamadığı, dolayısıyla TTK m. 1185/4f uyarınca ispat yükünün taşıyandan talepte bulunana ait olması karşısında bu karinenin çürütülemediğinden bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, yük zararın taşıyan sıfatını haiz 1 numaralı davalı ....’ nın ve davalı... . AŞ’ nin hakimiyet alanı dışında meydana gelmesi sebebiyle sorumlu tutulamayacağının davalı . ... AŞ’ nin, tahliye limanında yükün tahliye ve terminal hizmetlerini üstlendiğinin, hasarın hangi aşamada meydana geldiğinin kesin olarak ispatlanamadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/03/2023 tarih ve 2021/357 Esas 2023/236 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 179,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Kararın Dairemizce taraflara/vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1347, K. 2026/2025, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1347-e-2026-2025-k-33ad6ae45045