Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1218 E. 2026/2036 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1218
Karar No
2026/2036
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1218 KARAR NO : 2026/2036

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/03/2023 NUMARASI : 2021/1 Esas 2023/216 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat BAM KARAR TARİHİ : 24/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/09/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili ile davalı tara arasında 27/03/2019 tarihli hizmet sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye göre davalı şirkete otelinde kullanılması için kahve ekipmanı sağlandığını, bu ekipmanlar karşılığında sözleşme süresi boyunca belirtilen miktarda kahve siparişi verileceği ve bedellerinin ödenmesi konusunda anlaştıklarını, ancak davalı şirketin sözleşme hükümlerini yerine getirmediğini, sözleşmeye göre her ay alınacak 54 KG kahve bedeli olan 2.970,00 TL'nin ilk ay için ödendiğini, davalının sözleşmenin 2.ayında kesilen faturayı 11.ayda iade ettiğini ve sözleşmeyi şifahen fesih ettiğini bildirdiğini, davalı tarafa 25/11/2019 tarihinde ihtarname gönderdiklerini ve sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediklerini bildirdiklerini, davalı tarafın 06/12/2019 tarihinde gönderdiği ihtarnamede sözleşmeyi fesih etmediklerini kahve alımına devam etmek istediklerini ve sözleşme bedellerini ödediklerini bildirdiklerini ancak sözleşmenin ilk ayında yapılan ödemden sonra herhangi bir ödemenin yapılmadığını, 12/02/2020 tarihli arabuluculuk anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, 23/07/2020 tarihinde son kez ihtarname gönderdiklerini ancak davalının cevap vermediğini ve 03/12/2020 tarihinde tekrar arabuluculuk anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, müvekkilin sözleşmenin 2. ayında davalı şirket yetkilisi ile görüşmeye gittiğinde otelde başka kahve makinalarının bulunduğu ve başka bir marka kullanıldığını tespit ettiğini, davalının müvekkil şirketin dışında kahve kullandığının tespiti halinde sözleşme bedeli kadar tazminat talep etme haklarının bulunduğunu, davalıya teslim edilen sözleşmenin EK-II'de (Ekipman Listesi ve Teslim Tutağı) bulunan makinalardan 3.Sırada yer alan 1 Adet Profesyonel Kahve Makinası 4.Sırada yer alan 1 adet Profesyonel Kahve Makinası 5.Sırada yer alan 4 adet Profesyonel Kahve Makınası Cam Potu ve Profesyonel Kahve Makinası değirmeninin halen davalı tarafta olup müvekkile iade edilmediğini iddia ederek iş bu sözleşmeye aykırılıklar nedeniyle müvekkilinin mağdur olduğunu belirterek davanın kabulüne, davalının müvekkili şirketi uğrattığı zararların tespiti ile şimdilik 10.000,00 TL, davalının sözleşmeye aykırı başkaca kahve alımı yaptığının tespiti halinde şimdilik 10.000,00 TL ve müvekkile ait kahve makinelerinin davalı tarafından geri verilmemesi sebebiyle makine bedellerinin tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın davalının yerleşim yerinde açılması gerektiğiyle ve yetkisizlik davanın reddinin gerektiğini, davacının belirsiz alacak davası açmasının haksız olduğunu, sözleşmeye göre hey ay belirli kahve alımı öngörülmüş ise de ilk ayından sonra müvekkillerinin kahve alımını azaltmak istediğini, 54 KG kahve miktarının otelde tüketilenden çok fazla olduğunu ve müvekkil şirketin zararına olacağını, miktar azaltma taleplerinin davacı şirket tarafından hiçbir gerekçe gösterilemeden reddedildiğini, bu hususla ilgili 06/12/2019 tarihinde davacı şirkete ihtarname cevabı gönderildiğini, tüm ürün bedellerinin ödendiği ve kahve alımına devam edilmek istendiğinin bildirildiğini, otelin aylık tüketiminin üzerinde kahve almanın müvekkil şirkete maddi zarar getireceği ve anlaşmaya çalışılırken davacı şirketin gerekçe göstermeden taleplerini reddetmesinin kötü niyetli olduğunu ve kanunda belirtilen dürüstlük kuralına aykırı davrandıklarını, makina ve ekipmanların eksiksiz bir şekilde davacı şirkete iade edildiğini belirterek davanın reddini talep etmektedir. MAHKEMECE: "...,Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde, davalının otel işletmecisi, davacının ise kahve satıcısı olarak sözleşmede taraf olarak yer aldığı, davacının 2 yıl süre ile davalıya kahve satmayı ve ekipman sağlamayı, davalının ise satım bedelini ödemeyi üstlendiği, sözleşmenin karma tipli sözleşme (ticari satım ve ariyet sözleşmesi) ve 2 yıl süreli olduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın karma tipli sözleşme (ticari satım ve ariyet sözleşmesi) olarak değerlendirilmesi ve bu sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği ve her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır. Davalı yetki itirazında bulunmuş ise de, taraflar arasında karma tipli sözleşme (ticari satım ve ariyet sözleşmesi) bulunduğu, sözleşme ilişkisinin tarafların kabulünde olduğu, davaya konu taleplerin bu sözleşmeden kaynaklanan müspet zarar, cezai şart ve ekipman bedeli isteğine ilişkin olduğu, sözleşmenin 21. Maddesinde yetki kaydı bulunduğu, 6100 sayılı HMK'nun 17 vd. maddeleri uyarınca söz konusu yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, bu kayda göre taraflar arasındaki uyuşmazlıkta İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğu, bu nedenle davalının yetki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Mahkememizce öncelikle davalının sözleşmeye aykırı hareket edip etmediği, taahhüt ettiği aylık alımı yapıp yapmadığı, başka bir kimseden sözleşmeye konu malı temin edip etmediği, sözleşme uyarınca davacıya ödeme yapıp yapmadığı, sözleşmeye konu ekipmanları davacıya iade edip etmediği ile makinelerin değerinin tespiti hususlarında davalı ticari defter ve kayıtları ile davalı şirkete ait otelde smm ve makine mühendisi bilirkişi aracılığı ile keşif yapılmasına karar verildiği, bu kapsamda Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazıldığı, talimat mahkemesinde mahallinde keşfin yapıldığı, 09/11/2021 tarihinde gerçekleştirilen keşifte davacıya ait makinelerin davalı işyerinde olmadığının tespit edildiği, dosyanın bilirkişi heytine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 24/11/2021 tarihli raporda, taraflar arasındaki sözleşmeye konu makinelere davalı nezdinde rastlanmadığı, bu nedenle değer tespiti yapılamadığı, davalının sözleşme dönemi içerisinde davacıdan toplam 6.780,82 TL alış yaptığı, buna karşılık davacıya 6.760,82 TL ödeme yapıldığı, davalının aynı süreçte dava dışı ... A.Ş (...) den 119.743,74 TL alım yaptığı, davalının ticari defterlerine göre davacıya 20,00 TL borçlu göründüğü yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması için dosyanın İstanbul Asliye Ticaret mahkemesine gönderildiği, talimat mahkemesince smmm bilirkişiden alınan 25/01/2022 tarihli raporda, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davalı şirket adına düzenlenen toplam tutarı 6.963,82 TL olan 5 adet satış faturası ile davalı şirket tarafından .... Bankasından davacıya 20.05.2019 tarihinde yapılan 2.970,24 TL ödeme ve davalı şirket tarafından düzenlenen 26.09.2019 tarihli 2.475,24 TL bedelli iade faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirketin ticari defterlerinde 24/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen 1.316,38 TL tutarlı davalı ödemesine ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmadığı, davacı şirketin defter ve kayıtlarına göre 31/12/2021 tarihi itibariyle davalıdan 1.518,34 TL alacaklı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce sözleşme ve davaya konu ekipmanlara fiziken ulaşılmaması nedeniyle dosyanın makine mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği ve dava dosyası içerisinde bulunan ekipman teslim tutanağı ve sözleşmede belirtilen özellikler üzerinden ekipman bedelinin belirlenmesinin talep edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 05/04/2022 tarihli raporda, 1 Adet .... marka, .... Model Profesyonel Kahve Değirmeninin (2 nolu ekipman) dava tarihi itibariyle Türkiye'deki KDV dahil rayiç değerinin 13.350,81 TL, 2 Adet .... marka, .... Model Profesyonel Filtre Kahve Makinesinin (3 ve 4 nolu ekipmanlar) dava tarihi itibariyle Türkiye'deki KDV Dahil toplam rayiç değerinin 6.360,36 TL, 1 Adet ... marka, POLİKARBON, 1,7 L. Profesyonel Filtre Kahve Makinesi Cam Potunun (5 nolu ekipman) dava tarihi itibariyle Türkiye'deki KDV Dahil rayiç değerinin 239,38 TL olarak hesaplandığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce davacı tarafından talep edilen cezai şart ve müspet zararın hesaplanması için dosyanın gıda mühendisi ve nitelikli hesap uzmanından oluşan bilirkişiye heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 28/09/2022 tarihli kök raporda, her ikisi de tacir olan taraflar arasında imzalanan sözleşmede davacının davalıya bir takım kahve ekipmanı teslim ettiği, bunun karşılığında davalının davacıdan her ay 54 kg kahve alma taahhüdünde bulunduğu, ekipmanın teslim edildiğine dair 19.05.2019 tarihli teslim tutanağı var ise de davacıya iade edildiğine dair herhangi bir tutanak ve benzeri belgenin dosya içinde bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmede sözleşmenin ekipman tesliminden sonra başlayacağı, 19.05.2019 tarihinde ekipmanın teslim edildiği, Mayıs ayından ekim ayına dek çeşitli faturalar kesildiği, ödemeler yapıldığı, ancak 2019 yılı Kasım ayında davacının sözleşmenin feshedildiğinden bahisle ihtar gönderdiği, davalının ise cevabi ihtarnamesinde sözleşmenin feshedilmediği ve devam edilmek istendiğinin belirtildiği, ancak Ekim ayından sonra taraflar arasındaki ticari ilişkinin de son bulduğu, bu kapsamda taraflar arasındaki ilişkinin dava tarihi olan 04.01.2021 tarihi itibarıyla halen ayakta olup olmadığı hususunda takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, mahkeme tarafından taraflar arasındaki ticari ilişkinin tarafların serbest iradesi ile son bulduğu kanaatine varılması halinde, davalının davacıya dava tarihi itibarıyla ve defter kayıtlarına göre alışverişten kaynaklı 1 TL alacağı bulunduğu, davacı tarafından davalıya 19.05.2019 tarihinde teslim edilen ve davalı tarafından davacıya iade edildiğine dair herhangi bir belge ibraz edilemeyen ekipman nedeniyle 05.04.2022 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davacının davalıdan 19.949,55 TL alacaklı olduğu, Mahkeme tarafından taraflar arasındaki ticari ilişkinin davalının davacıdan mal almaması sebebiyle, sözleşmeye aykırı olarak son bulduğu kanaatine varılması halinde ise, bu kez davalının davacıya sözleşme uyarınca 27.05.2021 tarihine dek alması gereken ürün bedelini cezai şart olarak ödemesi gerektiği, davalının davacıdan son alım tarihi 25.06.2019 olduğundan 2019 yılı temmuz ayından 2021 yılı Mayıs ayına dek (Mayıs ayı dahil) 23 ay için 23 ay x 2.970,00 TL (55 TL x 54 kg) = 68.310,00 TL cezai şart hesaplandığı, bunun yanında yukarıda hesaplanan ekipman bedeli ve defter kayıtlarından kaynaklı alacak da düşüldüğünde davacının davalıdan talep edebileceği bedelin 68.310,00 TL cezai şart + 19.949,55 TL ekipman bedeli = 88.259,55 TL olarak hesaplandığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, gıda mühendisi bilirkişinin müspet zararı hesabı yönünden değerlendirme yapmadığı dikkate alınarak mahkememizce dosyanın kök rapor hazırlayan bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişiden bu yönde hesaplama yapılmasının talep edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 28/11/2022 tarihli ek raporda, davacının aylık kârının 799,41 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasındaki sözleşmeye göre davalının 2 yıl süre ile aylık kg başına 55,00 TL bedelle her ay 54 kg kahve almayı taahhüt ettiği, sözleşmenin 3/1. maddesine göre süresinden önce iptali halinde taahhüt edilen miktarlara ilişkin tutarların alıcı olan davalı tarafından ödeneceği, sözleşmenin 7/1. maddesine göre davalı alıcının sözleşme süresince başka tedarikçiden mal almayacağı, aksi tavır ve davranış halinde davacı satıcının sözleşmenin toplam bedeli kadar tazminat alma(cezai şart) hakkına sahip olacağı hususlarının taraflarca kararlaştırıldığı, bu taahhüt karşılığında davacının 19/05/2019 tarihli ekipman teslim tutanağında belirtilen ekipmanları davalıya teslim ettiği, davalının davacıdan sadece 1 ay alım ve davacıya ödeme yaptığı, ikinci ay alım olmaması üzerine davacı tarafından fatura düzenlenmiş ve davalıya gönderilmiş ve bu fatura davalı tarafından defterlerine kaydedilmişse de davalının daha sonra bu faturayı davacıya iade ettiği, bu hususta taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, sözleşmenin bakiye döneminde (23 aylık sürede) ise davalının herhangi bir alımının bulunmadığı, mahkememizce yapılan keşif ve bilirkişi incelemesine göre davalının söz konusu sözleşme dönemi içerisinde dava konusu malı dava dışı üçüncü kişilerden temin ettiği, her ne kadar davalı sözleşmede kararlaştırılan aylık 54 kg'lık miktarda ihtiyacı bulunmadığını, bu nedenle mal alımı yapılmadığını savunmuş ise de davalının tacir olduğu ve basiretli davranması gerektiği, sözleşme ile belirtilen miktarda aylık alım yapmayı taahhüt ettiğine göre bu taahhüde uyması gerektiği, davalının bu taahhüdüne uymaması nedeniyle sözleşmenin 2.maddesi uyarınca eksik kalan ürün miktarı için (sipariş edilmeyen ve alınmayan) de davacıya ödeme yapması gerekirken davacıya ödeme yapmadığı, ayrıca sözleşmenin 7.maddesine göre başka bir tedarikçiden mal temin eden davalının söz konusu eyleminin sözleşmeye aykırılık oluşturduğu, ceza koşulunun TBK'nın 179/2. maddesinde düzenlenmiş bulunan ifaya ek ceza koşulu olduğu, davacı açıkça sözleşme ile kararlaştırılan ceza koşulu hakkından feragat etmediğinden ve ifayı çekincesiz kabul etme olayı da gerçekleşmediğinden sözleşmede belirlenen ceza koşulunu talep edebileceği, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan ve davalı tarafından da kabul edilen ekipman listesine göre davacının davalıya 1 adet otomotik kahve makinesi, 1 adet kahve değirmeni, 2 adet filtre kahve makinesi ve filtre kahve makine cam potu teslim ettiği, davacının dava dilekçesinde otomatik kahve makinesi dışındaki ekipmanların davalı tarafından iade edilmediğini bildirdiği, davalı tarafından söz konusu ekipmanların davacıya iade edildiği bildirilmiş ise de davalının bu hususta herhangi bir yazılı delil sunmadığı, davalının anılan sözleşmeye aykırı eylemleri nedeniyle davacının müspet zarar, cezai şart ve iade edilmeyen ekipman bedelini talep edebileceği, mahkememizce alınan 05/04/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre davacıya iade edilmesi gereken ve iade edilmeyen ekipmanların toplam bedelinin 19.950,55 TL olduğu, mahkememizce alınan 28/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının bakiye sözleşme süresine göre (23 aylık süre) talep edebileceği cezai şart 68.310,00 TL olarak hesaplanmış ise de taraflar arasındaki sözleşmenin 7/1. maddesine göre davalının sözleşmeye aykırı hareket etmesi halinde(başka tedarikçiden mal temin etmesi halinde) sözleşme toplam bedeli kadar davacının cezai şart talep edebileceği, buna göre davacının sözleşme süresi olan 24 ay ile aylık alım miktarı olan 54 kilo ve kg fiyatı olan 55,00 TL üzerinden (24x55x54=) 71.280,00 TL cezai şart talep edebileceği, ancak taraflar arasında ticari ilişkinin fiilen devam ettiği süre ve hakkaniyet gözetildiğinde mahkememizce hesaplanan 71.280,00 TL cezai şart alacağı üzerinden % 50 oranında indirim yapılmasının ve davacı yararına 35.640,00 TL cezai şarta hükmedilmesinin uygun görüldüğü, 28/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının müspet zararı 17.587,05 TL olarak hesaplanmış ise de, söz konusu raporda sözleşmenin ikinci yılında enflasyon artışı yapıldığı, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin 2.maddesine göre yabancı para karşılığında %20'den fazla değişim olması halinde fiyat değişikliği olacağı, 2019 ve 2020 yıllarında ülkemizde yabancı para karşılığında belirtilen miktarda artış yaşanmadığı, buna göre sözleşme süresi olan 2 yıl boyunca davacının aynı bedelle davalıya satış yapması gerektiği, davacının bakiye sözleşme süresine göre (23 ay) davalıdan tahsil etmesi gereken toplam tutarın 23x 2.970,00TL=68.310,00 TL olduğu, bilirkişi tarafından davacının aylık maliyeti kdv dahil 2.308,29 TL olarak hesaplandığına göre aynı süreçte davacının maliyetinin 53.090,67 TL olduğu, buna göre sözleşmenin aynen ifası halinde davacının bakiye sözleşme süresi olan 23 aya karşılık 15.219,33 TL kâr elde edeceği, ancak bilirkişi tarafından söz konusu raporda sehven sözleşme bakiye süresinin 22 ay olarak değerlendirildiği, mahkememizce de hüküm kurulurken bu süre dikkate alınarak müspet zararın(22x2.970,00 TL-50.782,35 TL) 14.557,65 TL olarak hesaplandığı, davacının dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığı, ıslah dilekçesinde faiz talep ettiği, davalının ıslah tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, tarafların sıfatına ve dava konusu uyuşmazlığın niteliğine göre talep edilebilecek faiz türünün avans faizi olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporlarının yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabul kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Mahkememizce resen indirim yapılan cezai şart miktarı yargılama giderleri ve vekalet ücretinin belirlenmesinde davacı aleyhinde değerlendirilmemiştir," gerekçesi ile; "1-Davacının ekipman bedeli talebinin KABULÜ ile 19.950,55 TL'nin ıslah tarihi olan 25/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 2-Davacının cezai şart talebinin KISMEN KABULÜ ile 35.640,00 TL'nin ıslah tarihi olan 25/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3-Davacının müspet zarar talebinin KISMEN KABULÜ ile 14.557,65 TL'nin ıslah tarihi olan 25/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığını, müvekkilinin dava tarihi itibari ile davacıya borcunun bulunmadığını, bu hususun dosyada mevcut bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, bilirkişi raporunda da değerlendirildiği gibi, sözleşmenin kim tarafından ne şekilde feshedildiği hususunun net olmadığını, davacı tarafın, elemanını gönderip, teslim ettiği ekipmanları geri alarak şifahi olarak sözleşmeyi kendisinin feshettiğini, bu süreçte müvekkilinin davacıya borcu olmadığının da defter ve kayıtların incelendiğinin raporlarla sabit olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından feshedildiğinde makinelerin iadesi koşulu ile bir bedel yansıtılmadan sözleşmenin feshi konusunda mutabık kalındığını, bunun üzerine firma yetkililerinin gelip makineleri teslim aldıklarını ve ancak teslime ilişkin bir tutanak düzenlenmediğini, iki makinenin teslim alındığı kabul edilerek diğer üç makine için dava açılmasının bu aşamada hakkaniyetten uzak bir tutum olduğunu, hiç bir şekilde sözleşmenin feshine sebebiyet verdiklerini kabul anlamına gelmemek kaydı ile, bir an için üç makinenin tesliminin ispatlanamadığı düşünülse bile, geri alındığı davacı tarafından da kabul edilen makinelerin kullanılamaması da gözetildiğinde sözleşmede belirlenen cezai şarta hükmedilmesinin hakkaniyetle bağdaşmayacağını, davacı tarafın kendisi haklı bir sebep olmaksızın feshettiği sözleşmeden dolayı cezai şart talep edemeyeceğini, ayrıca, davanın reddine ilişkin talepleri saklı kalmak kaydı ile lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin de eksik hesaplandığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, sözleşmeden kaynaklanan zarar, cezai şart ve makine bedeline ilişkin alacak ve tazminat istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporlarının oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/03/2023 tarih, 2021/1 Esas ve 2023/216 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 4.791,82 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 1.198,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 3.593,82 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi.24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1218, K. 2026/2036, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1218-e-2026-2036-k-38f10823ba44