Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1235 E. 2026/2122 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1235
- Karar No
- 2026/2122
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1235 KARAR NO : 2026/2122
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/03/2023 NUMARASI : 2021/289 Esas 2023/182 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 01/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/10/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Sultanbeyli 1. Noterliği’nin 27.12.2019 Tarih ve 2019/58917 - 58918 - 58919 - 58920 58921 - Yevmiye No.lu Araç Satış Sözleşmeleri ile sırasıyla; .... plakalı 5 adet aracın borçlu şirkete satışını gerçekleştirdiğini, bahsi geçen araçların satışını gerçekleştirmesinin ardından basiretli bir tacir olarak 30.000,00-TL miktarındaki A047807 No.lu 30.000,00-TL bedelli faturayı düzenlediğini, söz konusu fatura bedeli olan 30.000,00-TL borçlu şirket tarafından ödenmemiş olup işbu sebeplerle borçlu hakkında icra takibine geçilmesi zorunluluğumuz doğduğunu, borçlu şirketin, belirtilen faturadan kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine müvekkil şirketin, davalı şirket aleyhinde önce Gediz İcra Müdürlüğünün 2020/352 esas sayılı dosyasıyla takibe geçmiş olup borçlu şirketin yetki itirazında bulunması sebebiyle takibe İzmir 7. İcra Müdürlüğü’nün 2020/10109 E. sayılı dosyasıyla devam olunduğunu, ancak borçlu şirket tarafından borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, borçlu şirketin borca itirazı tamamen hukuki mesnetten yoksun olup davalı şirketin müvekkile olan borcunu ödememek veya ödemeyi geciktirmek amacıyla borca itiraz ettiğini, dava şartı arabuluculuğa başvurulmuş olup arabuluculuk görüşmesinin olumsuz sonuçlandığını, müvekkilinin ve davalı şirketin BA/BS formlarının işbu dava dosyamıza celbi maksadıyla; davalı şirketin mükellefi olduğu Gaziemir Vergi Dairesine ve müvekkilinin mükellefi olduğu Gediz Vergi Dairesine müzekkere yazılmasını, ihtiyati haciz talebinin kabulü ile, İİK.nın 257. maddesine göre borçlu şirketin 30.000,00-TL miktarındaki menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının öncelikle teminatsız, daha sonrada mahkemece uygun görülecek teminatlı üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla İİK.nın 257. maddesine göre ihtiyati haciz kararı verilmesini, İzmir 7. İcra Müdürlüğü’nün 2020/10109 E. sayılı İcra takibine yapılan haksız itirazın iptaliyle, fazlaya ilişkin alacak ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla alacağımıza takip tarihinden itibaren işleyecek ve sonradan lehimize değişen ve artan oranlarda ticari avans faiziyle birlikte takibin asıl alacak yönünden devamına karar verilmesini, borçlu şirket alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz etmiş olduğundan, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete tahmil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Esas takibe konu olan Araç Satış Sözleşmeleri incelendiğinde alacaklının müvekkil şirketten hiçbir alacağının olmadığının ortada olduğunu, sözleşmelerde alacaklının alacağını aldığı noter satış sözleşmelerinden de belli olduğunu, müvekkil aleyhine açılan icra takibi tamamen dayanaksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava dışı .... müvekkil şirket tarafından araç alımı hususunda vekil tayin edilmiş ve davacıya ait olan dava konusu araçlar ekte sunulu satış sözleşmeleri ile müvekkil şirket tarafından satın alındığını, satış işlemi müvekkil şirket vekili .... ile davacı vekili .... arasında gerçekleştiğini, davaya konu davacıya ait 5 araç ile ilgili olarak araçlar dava dışı ... ve davacı vekili ... tarafından getirilmiş olup, davaya konu 4 araç bedeli hurda teşvik bedelinden yararlanmak amacıyla trafikten çekildiğini, ancak 5. araç ile ilgili olarak hurda teşvikinden yararlanma şartları oluşmadığından yine dilekçemize ekli 04/02/2020 tarihli iade fatura ile davacı yana iade edilmesi istenilmiş ise de davacı yan sürekli oyalama yöntemi ile iadenin gerçekleşmesini engellediğini, bu nedenle iadenin gerçekleşmediğini, müvekkilinin söz konusu aracı her an iade etmeye hazır olduğunu, söz konusu noter senetleri de incelendiğinde aşikar şekilde görüleceği üzere davacı vekili .... satış bedelini tamamen aldığını beyan ettiğini, noter satış sözleşmelerindeki bu beyana aykırı olarak davacı kötüniyetli ve haksız kazanç temini maksadıyla iş bu davayı açtığını, bu nedenle dava dışı olan .... ile davacı vekili olan ....' ın davaya dahil edilmesini talep ettiklerini, kaldı ki davacı ....'ın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, davacının müvekkil şirkete bu satış sözleşmelerine ait 28.12.2019 tarih ve 30.000,00-TL bedelli fatura gönderdiği ve müvekkil şirketçe de 07.01.2020 tarihinde 24.000,00-TL 'lık ödemenin dava dışı ... . 'a yapıldığını, aradaki fark olan 6.000TL lik kısımla ilgili olarak 04.02.2020 tarihli iade fatura ile müvekkili şirketçe iade faturası düzenlendiğini, ihtiyati hacze alacaklı tarafça dayanak gösterilen Araç Satış Sözleşmeleri ve fatura ihtiyati hacize konu edilen alacağın varlığını ispat edemez iken, müvekkil şirketinde alacaklıya böyle bir borcu bulunmadığını belirterek, arz ve izah edilen sebeplerle davacı tarafın iddiaları haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup, söz konusu davanın müvekkil şirket açısından reddi ile dava masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Dava; taraflar arasındaki alım- satım akdine istinaden davalının borcunu ödemediği iddiası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali davasıdır. İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10109 Esas sayılı dosyası ile davacı tarafından davalı şirket hakkında ilamsız icra takibi başlatılmış davalı borçlu tarafından borca itiraz edilmiş, itiraz karşı tarafa tebliğ edilmemiş ve süresinde itirazın iptali davası açılmıştır. Davacı tarafça, taraflar arasındaki araç satış sözleşmesine istinaden davacının karşı tarafa araç satış sözleşmesi ile 5 adet aracın Sultanbeyli 1. Noterliği'nde yapılan sözleşmeler ile satıldığının ve satış bedelinin davalı tarafça ödenmediği iddiası ile icra takibine yapılan itirazın iptali davası açılmıştır. Davacının delil olarak bildirdiği satış sözleşmeleri istenilmiş ve Sultanbeyli 1. Noterliği'nin 27.12.2019 tarih ve 2019/58917, 58918, 58919, 58920, 58921 yevmiye numaralı araç satış sözleşmeleri ile davacıya ait 5 adet aracın davalıya satıldığı, sözleşmede her bir aracın satış bedelinin 6.000,00 TL olarak tespit edildiği, sözleşmenin davacının vekili olarak ...., davalının vekili olarak .... tarafından imzalandığı ve sözleşmelerde araçların teslim edildiği ve satış bedelinin tamamımın alındığının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde araçların hurda teşvik bedelinden yararlanılması amacıyla trafikten çekilen araçlar olduğu, bu araçlardan 4 aracın trafikten çekildiği ve şartları taşıdığı, 1 aracın ise şartları taşımadığından aracın iade edilmeye çalışıldığı belirtilmiştir. Ayrıca cevap dilekçesinde davalı taraf dava konusu satış sözleşmelerine ilişkin 28.12.2019 tarihli 30.000,00 TL bedelli fatura bedellerinin davalı tarafça 07.01.2020 tarihinde 24.000,00 TL'lik ödeme ile dava dışı....'a yapıldığı beyan ve ikrar edilmiştir. Ayrıca yine cevap dilekçesinde 6.000,00 TL'lik kısım ile ilgili olarak 04.02.2020 tarihli iade faturası düzenlendiği belirtilmiştir. Taraflar arasında noter huzurunda düzenlenen satış sözleşmesinde her ne kadar 5 adet 6.000,00 TL bedelli araçlara ilişkin toplam 30.000,00 TL'nin her bir sözleşme bakımından 6.000,00 TL'nin davacı tarafça tamamen alındığı kararlaştırılmış ise de; davalı vekili cevap dilekçesinde dava konusu 6 adet araç satışına ilişkin satış bedelininden 24.000,00 TL'yi dava dışı ....'a ödediğini beyan ettiğinden davalı tarafın bu beyanı ve ikrarı dikkate alınarak deliller değerlendirilmiştir. Davalı taraf her ne kadar 24.000,00 TL'yi dava dışı ... .'a ödediğini iddia etmiş ise de bu ödemenin yapıldığı ... ile davacı arasında herhangi bir vekalet ilişkisi, talimat yazısı veya alacağın temliki sözleşmesi bulunduğuna ilişkin bir delil bulunmadığı, bu hususun davalı tarafça ispat edilmediği anlaşılmakla ve bu kapsamda yapılan ödemenin satış bedeli olarak davacıya yapılan ödeme olarak nitelendirilemeyeceğinden ve davacının kayıtlarında ödeme tespit edilemediğinde ve ayrıca davacının ödemenin kendisi adına .....'a yapıldığına yönelik bir beyanı bulunmadığından davalının davacıya ödeme yapmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Ayrıca 6.000,00 TL'lik araç satışı yönünden davalının aracın hurda teşvik şartlarını taşımadığını iddia edildiği, bu beyanın sözleşme konusu malın ayıplı olduğunun iddia edildiği şeklinde nitelendirilmesi gerektiği, satım akdine ilişkin satılanın ayıplı olduğu yönünde bir karşı tarafa gönderilmiş bir ihtar bulunmadığı, ayrıca davalı tarafın cevap dilekçesinde bu aracın satış bedelinin de ödenmediğinin belirtildiği, bu nedenle usulüne uygun ayıp ihbarı yapılmadığından 6.000,00 TL'lik satış bedeli yönünden de ödeme yapılmadığından toplam 30.000,00 TL tutarında asıl alacak yönünden itirazın iptali gerektiği ve davalı itirazında haksız olduğundan davacı yararına hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "1-DAVANIN KABULÜ İLE ; İzmir 7.İcra Dairesinin 2020/10109 esas sayılı icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile 30.000,00-TL asıl alacak üzerinden; asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %10 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, 2-İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca hüküm altına alınan 30.000,00-TL alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karara dayanak olarak kabul edilen bilirkişi incelemesinin eksik ve hatalı olduğunu, yerel mahkemece eksik inceleme sonucunda hatalı ve usule aykırı karar verildiğini, müvekkilinin defter ve kayıtlarındaki belge ve bilgilerin incelendiğini ve müvekkilince 24.000,00-TL ödemenin yapıldığının (ancak bu ödemenin .... 'a vekil sıfatı olmaması ve açıklamada herhangi bir beyanında geçmemesi, araç bedellerinin tahsiline yönelik tahsil yetkisini içeren vekalet bulunmaması nedeniyle takdir ve değerlendirmenin sayın mahkemeye ait olacağı ) tespit edildiğini, yerel mahkemece ise de aynı gerekçeye dayanılarak davanın kabulüne karar verildiğini, oysa ki davalı defterleri üzerinde inceleme yapılması sonucu bilirkişinin raporunda defter ve belgelerini sunması için verilen iki haftalık kesin sürede davacı yanca defter belge ve belgelerin sunulmadığı ve defterlerini ibrazdan kaçınan davacının bu tutumunun davalı olarak davanın reddi konusunda taraf iddialarını ispat etmiş sayılmalarını sağladığını, esas takibe konu olan Araç Satış Sözleşmeleri incelendiğinde alacaklının müvekkili şirketten hiçbir alacağının olmadığının ortada olduğunu, sözleşmelerde alacaklının alacağını aldığının noter satış sözleşmelerinden de belli olduğunu, davacı yanın tacir olduğunu, alacakların ispatlanmasının delil listesinde dayandığı ticari defter ve belgelerle mümkün olduğunu, davacı yanın kendi defter ve belgelerinde müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığı hususunun sabit olduğunu, müvekkili şirketin borcunun olmadığını bilen davacının defter ve belgelerini sunmama sebebinin de bu olduğunu, yerel mahkemenin 5.'inci araçla ilgili olarak Vergi Dairesinde davacı yanla ilgili bir sorun nedeniyle hurda teşvikinden yararlanılamadığı gibi araç trafikten men edilip hurdaya ayrıldığı içinde iade satışı yapılamamış olunması yönündeki beyanlarının ayıp ihbarı yapılmamış olması ve ödemenin de yapılmamış olmadığının ve aradaki fark olan 6.000TL lik kısımla ilgili olarak satış bedeli yönünden de ödeme yapılmadığından toplam 30.000,00-TL tutarında asıl alacak yönünden itirazın iptali ve %20 icra inkar tazminatına hükmolunmasının mümkün olmadığını, alacağın likit olmaması, yargılamayı gerektirmesine rağmen müvekkilinin asıl alacak ve %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesinin mümkün olmadığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı tarafça, faturalarda belirtilen araçları satmış olduğu, davalının borcunu ödememesi üzerine İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2017/10514 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, araç satışına ilişkin satış bedelinden 24.000,00 TL'yi dava dışı ...'a ödediğini beyan etmesi nedeniyle araç bedellerinin davacıya ödenmesi ispat yükü üzerinde olan davalının savunmasını kanıtlayamamış olduğunun, 6.000,00 TL'lik satış bedeli yönünden ödeme yapılmamış olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/03/2023 tarih, 2021/289 Esas ve 2023/182 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 2.049,30 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 512,32 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.536,98 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 01/10/2026