Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1204 E. 2026/2035 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1204
Karar No
2026/2035
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1204 KARAR NO : 2026/2035

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/03/2023 NUMARASI : 2022/822 Esas 2023/191 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 24/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/09/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin (borçlunun) yapmış olduğu bu itiraz haksız olup borçlu itirazında kötü niyetlidir. Bu nedenle Davalı şirketin (borçlunun) yapmış olduğu itirazının iptalini sağlamak için mahkememize başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, davacı müvekkil .... Şti., takviye edici gıda ürünlerinin .... markası adı altında Türkiyedeki tek dağıtıcı ve satıcısı olduğunu, davalı şirket ile müvekkil arasındaki ilk ticaret 29.01.2021 tarihinde 15.963,36 TL tutarındaki ürün alımı ile başladığını, akabinde Davalı, 18.03.2021 tarihinde ikinci kez Müvekkil şirketten 144.513,72 TL tutarında...., ... ve ....isimli ürün alımı sağladığını, davalı Şirket ile Müvekkil Şirketin o dönemki Satış Müdürü arasında yapılan anlaşmaya göre bu satışa karşılık; davalı Şirket Mart ayı sonuna kadar ürün bedeline karşılık 120 gün vadeli çek teslimi gerçekleştirecek olup Müvekkili şirket de davalıya 20.000 TL reklam bütçesi vereceğini, ayrıca Ekim 2021de davalının elinde ürün kalması durumunda değişim yapılacağını taahhüt ettiğini, Mart ayı içinde müvekkile ürün bedeline ilişkin çek teslimi yapmayan davalı, ilk ticaretlerinden kaynaklı 15.963,36 TL ürün bedelini de müvekkili ödemediğini, bunun üzerine yapılan karşılıklı görüşmeler neticesinde Reklam bütçesi 17.700 TLye çekilmiş bu tutarda davalının borcundan mahsup edilmiş ancak davalı kötü niyetli şekilde 24.05.2021 tarihinde iade faturası düzenleyerek aldıkları ürünleri iade etmek istediklerini, ürünlerde herhangi bir kusur bulunmazken ve davalının talebiyle gerçekleşmiş bu ticarette tamamen keyfiyet üzerine yapılmak istenen bu iade talebi müvekkil tarafından haklı olarak reddedildiğini, basiretli bir tacir olarak, malın cinsini, son kullanma tarihini, adetini bilerek yapılmış bu ticarette malın iadesine ilişkin yasal hiçbir haklı gerekçeleri olmadığını anlayan davalı Firma 02.06.2021 tarihinde 25.000,00 TL tutarında bir çek göndermiş ancak bakiye kalan borç tutarına ilişkin hiçbir ödeme gerçekleştirmediğini davalı ile Müvekkil Şirket arasında geçen görüşmelere rağmen davalı şirket müvekkile kalan bakiye borç tutarı olan 127.319,96 TLyi ödememişlerdir. 14.10.2021 tarihinde ise Davalı ikinci kez 123.429,96 TL tutarında iade faturası düzenleyerek Müvekkil şirkete gönderdiğini, ancak yapılan anlaşmada iadeye yönelik herhangi bir madde olmadığından ve iadenin hiçbir yasal dayanağı da bulunmadığından müvekkili bu faturanın da iadesini gerçekleştirdiğini, davalıya satılan ürünlerde hiçbir kusur, noksanlık ve ayıp bulunmadığını, fatura itiraz sürelerinde davalı tarafından hiçbir itiraz yapılmayarak faturaların kabuk edilmesi bunun en açık kanıtı olduğunu, fakat davalı bir kes Nisan Sonu ve bir kez de Ekim ortasında olmak üzere iki kez, faturaya konu malı iade etmeye çalıştığını, bilindiği üzere; TTK 1530. Maddesinin 5. Fıkrasına göre ödeme süresi faturadan itibaren en fazla 60 gün olabileceğini, davalı Türk Ticaret Kanunları çerçevesinde ticaret yapan bir şirket olarak basiretli tacir gibi davranması gerekirken; borcuna dair bir kuruş ödeme yapmadan, müvekkilden aldığı ürünleri satarak kâr elde ederken müvekkili zarara uğrattığını, her iki iade faturası arasındaki fark düşünüldüğünde davalının 144.513,72-123.429,96= 21.083,76 TL tutarında ürünün tekrar satışını gerçekleştirdiğini varsayarsak, bu satışın bedelini kendilerinde tutmaya devam edip ellerinde kalan malın iadesine çalışmak sanırız ki davalının kötü niyetini ve iş ahlakına sığmayan tutumunu alenen gözler önüne serdiğini, davalı şirket ile müvekkil arasında cari hesap esaslarına göre bu ilişki neticesinde düzenlen son cari ekstreye göre 2021 yılı sonunda davalı tarafın, müvekkil şirkete 127.319,96-TL(yüzyirmiüç bin sekizyüzotuzaltı TL on Kr) borcu bulunduğunu, davalı taraf, cari hesap borcunu ödemeyerek aleyhine Manisa 2. İcra Müdürlüğünün 2021/8493 E. Sayılı dosyası ile takip başlatılmasına sebebiyet verdiğini, davalı taraf, aleyhine başlatılmış olan bu icra takibine borçlu geçerli ve yasal hiçbir sebep belirtmeksizin "böyle bir borcunun bulunmadığından bahisle ve şarta bağlı olarak ödeme yapacağını" ifade ederek kötü niyetle itiraz etmiş ve icra takibi durduğunu, davalı borçlunun yaptığı itiraz yerinde olmayıp, tamamen kötü niyetli olarak yapılmış ve müvekkil şirketin alacağına geç kavuşmasına yönelik olduğunu, davalı şirket, takip tarihi itibariyle müvekkile olan borcunu ödemediğini, ayrıca davalı tarafça faiz oranına da itiraz edilmişdiğini, tarafların tacir olması ve icra takibinin yapıldığı tarih itibari ile ticari temerrüt faiz oranı 16,75 olduğunu, İcra takibi ile asıl alacağa işlemesi talep edilen faiz oranı da 16,75 olup, usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı tarafça yapılan itiraz ise tamamen kötü niyetli olduğunu, daha sonra da Manisa Arabuluculuk Bürosu 2022 / 38591 arabuluculuk Başvuru numarası ile yapılan arabuluculuk toplantısında anlaşma sağlanamaması üzerine iş bu davayı açmak zorunluluğu hasıl olduğunu, alacak miktarı likit olduğunu, ve davalının itirazı, kötü niyetli ve herhangi bir gerekçeye dayanmayan bir itirazı olduğunu, nitekim davalı taraf kanunen zorunlu olan arabuluculuk görüşmelerine de katılmış olmasına rağmen borcu ödemeyi kabul etmediği için anlaşma sağlanamadığını, davalı tarafça Manisa 2. İcra Müdürlüğünün 2021/8493 E., Sayılı dosyasına yapılan itirazın kötü niyetli olması sebebi ile aleyhine %20den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, bu sebeplerle dava açma ve talepte bulunma hakkımız, fazlaya dair taleplerimiz saklı kalmak üzere; davalı şirket tarafından haksız Manisa 2. İcra Müdürlüğünün 2021/8493 E. Sayılı icra dosyasında yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalı tarafın kötüniyetli ve alacağın da likit olması sebebi ile davalı aleyhine %20den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Manisa 2.İcra Müdürlüğünün 2021/8493E sayılı icra takibine yaptığımız itirazlarımızı aynen tekrar ediyor ve davacının 23/11/2022 tarihinde tarafımıza tebliğ edilen dava dilekçesinde belirttiği hususları kabul etmediklerini, davacı bu davayı açmakta kötüniyetlidir. Dilekçemiz ekinde sunacağımız gerek faturalar ve gerekse şirket müdürünün atmış olduğu maillerde de görüleceği üzere davacı basiretli bir tacir gibi davranmamakta, müvekkilim üzerinden haksız kazanç elde etmeye çalışmakta olduğunu, şirket müdürü ... (aynı zamanda da tanık olarak mahkemeniz huzurunda dinlenmesini talep edeceğiz) attığı mailde 60 gün olan ödeme vadesini 120 güne çıkardıklarını ve EKİM 2021 de elde kalan ürünleri de değiştireceklerini bildirdiğini, bunun üzerine müvekkilimde ürünün hızlı gitmesi için sosyal medyada influencer olarak bilinen( ürünlerin reklamlarını yapan ünlüler) için gerekli girişimlerde bulunmuş (bunun da mailleri dilekçemiz ekinde mevcuttur) ve ürünlerin satışı için çalışmalara başlattığını, hatta davacı 20.000 TL vermeyi taahhüt ettiği reklam bütçesini de müvekkilin onayını almaksızın 17.500 TL ye çektiğini, satışı zor olan bu ürünler için elinden gelen tüm gayrete rağmen elinden çıkartamayan müvekkilim ( ki bu arada trendyol gibi sitelerden bu ürünlerin satışı, ürünün son kullanma tarihinden 1 ay önce vitamin ürünü olduğu için çekilmek zorundadır) ürünlerin iade alınmasını ve yeni ürünler ile değiştirilmesini istemiş ancak davacı bunu kabul etmeyince davacının ilk kestiği; 18/03/2021 tarihli EOP20210000000132 nolu 144.513,72 TL lik faturaya iade faturası (temel fatura) mtf2021000000162 nolu keserek iade etmiştir. iade faturamız karşısında davacı ürünleri almayı kabul etmiş, yaklaşık 3 ay sonra 02/06/2021 tarihinde EOP2021000000252 nolu faturayı kesmiş ancak bu faturadan sonrada ürünleri yeni ürünler ile değiştirmeyince ürünlerin son kullanma tarihinin yaklaşması üzerine müvekkil 14/10/2021 tarihide MTF 20210000001247 nolu temel iade faturasını kestiğini, bunun üzerine yine müvekkilime değişim sözü vererek 19/10/2021 tarihinde yani müvekkilimin kestiği iade faturasından 5 gün sonra önceki yapmış olduğu ödeme kısmını mahsup ederek MO12021000000009 nolu iade faturası kesmiş ve Manisa 2.İcra Müdürlüğünde icra takip başlattığını, müvekkili dün olduğu gibi bugün de halen elinde bulunan son kullanma tarihi geçmiş olan ürünlerin taahhüt edildiği gibi yenisi ile değiştirilmesi halinde ödemesini yapmaya hazır olduğunu, bugün hayatın olağan akışı içerisinde hangimiz rafta son kullanma tarihinin geçmesine yakın ya da geçmiş bir ürünü bir vitamini aldıklarını, davacı müvekkilini aldatmak suretiyle iyi niyetini suistimal ederek böyle bir yol seçtiğini, her ne kadar ilaç değil vitamin gurubunda da olsa bu tip ürünlerin imhası dahi özel prosedürlere bağlı olduğunu, ürünlerin üzerinde miyadı yakındır ibaresi bile yazmadığını, desek ki miyadı yakın ürünü müvekkilime piyasanın altında verdi, böyle bir durumda söz konusu olmadığını, dolayısıyla açılmış olan davanın tek başına bir ticari dava olarak değerlendirilmeyerek işinde uzman gerekirse eczacılar odasından ya da il sağlık müdürlüğünden görüş alınarak uzman bilirkişilerce hazırlattırılacak rapor doğrultusunda karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduklarını, bu nedenlerle son kullanma tarihi yakın ayıplı mal kabul edilebilecek ürünleri müvekkilime satarak haksız kazanç elde etmeye çalışan davacının davasının reddini, yargılama masraf ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Mahkememizce aldırılan SMMM bilirkişi ... raporunda özetle; davalı şirkete ait bilirkişiliğimize sunulmuş olan ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, usulüne uygun tutulan ticari defterlerin sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, davalının ticari defterleri üzerinden yapmış olduğumuz incelemeler ve yukarıda belirttikleri tespitler neticesinde; davalının davacıdan mal aldığı, davalı ile davacı arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacının davaya konu ettiği faturaların davalının ticari defterlerine kaydettiği, davalının ticari defterleri üzerinden yapmış olduğumuz incelemelerde takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 127.319,96 TL ana para ve 8.036,74 faiz olmak üzere 135.356,70 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiğini bildirmiştir. Mahkememizce aldırılan SMMM bilirkişisi ... raporunda özetle; davacı...Şti. ile Davalı .... Şti. arasında 127.319,96 TL. tutarlı uyuşmazlık konusunda tüm dava dosyası (Uyap sisteminde evraklardan ) kapsamında bilgi ve belgeler ve davacının 2021 yılı yasal ticari defterleri, kayıtları ve dayanak belgeleri üzerinde yaptığı incelemeler ve değerlendirmeler neticesinde ; Sonuç ve kanaatinin şu şekilde olduğunu, davacı ....Şti'nin incelenen 2021 yılı yasal ticari defterlerinin ; 6102 sayılı TTK'nın ve 213 sayılı VUK'nun ticari defterlere ilişkin madde hükümlerine uygun ve e-defter esasında tutuldukları, açılış kapanış tasdiklerinin kanuni sürelerinde yapılmış onaylı oldukları ve ticari defterlerin sahipleri lehine delil olma niteliklerinde oldukları, davacının incelenen 2021 yılı yasal ticari defterlerinde, davalı adına düzenlemiş olduğu faturalar ve davalının, davacı adına düzenlediği 2 adet iade faturası ve 1 adet reklam bütçesi faturası ile davacı adına keşide ettiği çek'in kayıt görmüş oldukları ve KDV hariç aylık 5.000,00 TL. üstünde tüm faturaların ( uygulama 2021/Temmuz ayından itibaren kaldırılmıştır.) davacı tarafından mükellefi bulunduğu Bakırköy Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne form Bs ve Ba ile beyan edilmiş olduklarının tespit edildiğini, nihai karar mahkememize ait olmak üzere davacı .. ..Şti.'nin davalı ... Şti.'nden 127.319,96 TL faturaya dayalı cari hesap alacağı bulunduğu, taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşmenin bulunmadığı, TBK. madde 117'e göre davacı tarafından davalıya alacağının ödenmesi hususunda bir ihtarnamenin keşide edilmemiş, davalının temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle, İşlemiş faiz talep edilemeyeceği, mahkememizin davacı lehine hükmetmesi durumunda ; davacının 127.319,96 TL. Asıl alacağına, 3095/ sayılı yasaya istinaden, 01.12.2021 takip tarihinden itibaren başlamak üzere, yıllık 6 16,75 ve değişen oranlarda avans faizinin uygulanması gerekeceği kanaatine varıldığını bildirmiştir," gerekçesi ile; "1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE, davalının, Manisa 2. İcra Müdürlüğünün 2021/8493 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE, takibin 127.319,96 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Koşulları oluştuğundan kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak % 20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirket arasında ... çocuk vitaminleri alım ve satım anlaşmasının yapıldığını, alacaklı firmanın; son kullanma tarihi Kasım 2021 olan ürünleri müvekkili şirkete 18.03.2021 tarihinde sattığını, Ekim 2021 tarihine kadar satılmayan ürünlerin yenisiyle değiştirileceğini garanti ettiğini, 60 gün olan ödeme vadesini de 120 güne çıkardığını, ellerinde bunu doğrular nitelikte mail kayıtlarının da mevcut olduğunu, bunun üzerine davalı müvekkilinin; elindeki ürünlerin hızlı satılması için sosyal medya üzerinden ürün reklamları vermek için gerekli girişimlerde bulunduğunu ve ürünlerin satışı için çalışmalara başladığını, hatta davacının, 20.000 TL vermeyi taahhüt ettiği reklam bütçesini de müvekkilinin onayını almaksızın 17.500 TL'ye çektiğini, davalı müvekkilinin satışı zor olan bu ürünlerin bir kısmını tüm gayretine rağmen elden çıkartamadığını, elde kalan bu ürünlerin alacaklı firma tarafından taahhüt edildiğinin aksine; Ekim 2021 tarihinde geri alınmadığını, alacaklı firmanın ürünleri yenileri ile değiştirmeyince ürünlerin son kullanma tarihlerinin yaklaşması üzerine davalı müvekkili tarafından 14.10.2021 tarihinde MTF20210000001247 nolu temel iade faturasının kesildiğini, bunun üzerine alacaklı firma tarafından davalı müvekkiline yine değişim sözü verildiğini ancak 19.10.2021 tarihinde - yani müvekkilinin kestiği iade faturasından 5 gün sonra - önceden yaptığı ödeme kısmı mahsup edilerek MO12021000000009 nolu iade faturası kesildiğini ve Manisa 2. İcra Müdürlüğü'nde icra takibi başlatıldığını, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın usule olduğu kadar esasa da aykırı olduğunu, davacının, müvekkilini aldatmak suretiyle iyi niyetini suistimal ettiğini, sonra da çok kez taahhüt ettiği halde hiçbir şekilde son kullanma tarihi yaklaşan ürünleri müvekkilinden geri almadığını, iddia etmiş oldukları tüm bu hususların alacaklı şirket yetkilileri ile müvekkili arasında geçen mail kayıtlarından, müvekkilinin ticari defterlerinden ve müvekkilinin elinde bulunan faturalardan kolaylıkla anlaşılabilecek nitelikte olduğunu, ayrıca mahkeme tarafından tanık olarak dinlenmesini istedikleri tanık beyanları ile de ortaya çıkabilecek nitelikte olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Davacı tarafça, davalının fatura ve cari hesaba dayılı borcunu ödememesi üzerine Manisa 2. İcra Müdürlüğünün 2021/8493 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı taraf, şirket müdürü ....'ın attığı mailde 60 gün olan ödeme vadesini 120 güne çıkardıklarını ve Ekim 2021 de elde kalan ürünleri de değiştireceklerini bildirdiğini elinde bulunan son kullanma tarihi geçmiş olan ürünlerin taahhüt edildiği gibi yenisi ile değiştirilmesi halinde ödemesini yapmaya hazır olduğunu beyan etmiş olup; Davacı taraf, davacı şirketin o dönemki satış müdürü arasında yapılan anlaşmaya göre bu satışa karşılık; davalı şirket Mart ayı sonuna kadar ürün bedeline karşılık 120 gün vadeli çek teslimi gerçekleştirecek olup davacı şirket de davalıya 20.000 TL reklam bütçesi vereceğini, ayrıca Ekim 2021de davalının elinde ürün kalması durumunda değişim yapılacağını taahhüt ettiğini dava dilekçesinde belirtmiştir. Dava dilekçesi ekinde bulunan davacı tarafından gönderilen mailde"Ekim 2021 tarihinde elinizde kalan stok olduğu takdirde gerekli değişimler yapılacaktır" beyanının olduğu görülmüştür. Mahkemece kararda " davalı taraf, ürünlerin son kullanma tarihlerinin yakın olması nedeniyle bunun değiştirilmesinin davacıdan talep edildiğini, bunun davacı tarafça kabul edildiğini, bu hususta mail yazışması bulunduğunu savunmuş ise de; bildirmiş olduğu tanığa ilişkin tebligat ücretini mahkememizce verilen kesin süreye rağmen yatırmadıkları, bu nedenle mahkememizce davalı tarafın tanık delilinden vazgeçmiş sayıldığı, fatura konusu ürünlerin değiştirilmesinin davacı tarafça kabul edildiğine ilişkin davalı tarafından başkaca delil de sunulmadığı, davacı tarafın zaten bu hususu kabul etmediği" şeklinde gerekçesine yer verilmiş ise de taraflar arasındaki satım ilişkisinde "Ekim 2021de davalının elinde ürün kalması durumunda değişim yapılacağının" her iki tarafında kabulünde olduğu, tarafların kabulünde olan bir husus artık ispatlandığından bu husus ile ilgili araştırma yapılmasına gerek bulunmadığı, bu durumda davacı tarafça değişimi gereken ürün bedelleri tespit edilip düşüldükten sonra icra takip tarihi itibariyle alacağın hesaplanması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli olmamıştır. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda yapılan açıklamalara göre, delillerin toplanarak sonuca varılması için yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf taleplerinin kabulüne, HMK'nın 355 ve 353/1-a-6 maddeleri gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/03/2023 tarih, 2022/822 Esas ve 2023/191 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK'nın 355 ve 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davalı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 2.175,00 TL istinaf nispi karar harcının istek halinde İADESİNE, 6-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-İİK 36.md gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi uyarınca yatırılan teminatın yatıran tarafa iadesine, 8-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1204, K. 2026/2035, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1204-e-2026-2035-k-a52e82fd8881