Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/3108 E. 2026/2566 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/3108
Karar No
2026/2566
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/3108 - 2026/2566 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/3108 KARAR NO : 2026/2566

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/09/2024 NUMARASI : 2022/283 Esas, 2024/677 Karar

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat

KARAR TARİHİ : 13/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/10/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.09.2024 tarih 2022/283 Esas 2024/677 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 12.08.2018 tarihinde uğradığı trafik kazası nedeniyle yaralandığını ve bedensel zarara uğradığını, araç sürücüsünün çarpıp kaçtığından kim olduğunun tespit edilemediğinin, bu nedenle davalıya 05.01.2021 tarihinde yazılı olarak başvurulduğunu ancak talebin reddedildiğini, müvekkilinin yaya olarak yolda yürürken kendisine çarpıp kaçan ve kimliği tespit edilemeyen araç sürücüsü tarafından zarara uğratıldığını, konu hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusu sonucu yapılan soruşturmada müvekkiline çarpan ve olay yerinden kaçan araç sürücüsünün tespit edilemediğini, meydana gelen olayda davacı müvekkilin kusuru bulunmadığını, araç sürücüsünün yüksek hızda seyir halindeyken çarpıp kaçtığını, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...’nın sorumluluğunun kazanın gerçekleştiği tarihte geçerli olan sigorta teminat limiti ile sınırlı olduğunu, teminat tutarını aşan zararlardan ...'nın sorumlu olmadığını, SGK tarafından iş bu kaza nedeni ile davacıya ödenen ve rücuya tabi alacakların tazminattan indirilmesi gerektiğinden, bu kurumlarca yapılan ödemlerin/bağlanan gelirlerin tespit edilmesinin gerektiğini, maluliyet tespitinin yapılması gerektiğini, müvekkilinin sigortasız araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, müterafik kusur durumunun irdelenmesi gerektiğini, faili meçhul aracın sigortaya tabi olduğunun ve meydana geldiği iddia edilen zararın kaza sonucu oluştuğunun davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ 17.09.2024 TARİHLİ KARARI: Davanın kabulü ile; 360.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kazanın plakası tespit edilemeyen bir araçtan kaynaklandığının usulünce ispat edilemediğini, faili meçhul aracın zorunlu sigortaya tabi bir araç olup olmadığı yönünde herhangi bir delil sunulmadığı gibi mahkemece de bu yönde bir değerlendirme yapılmadığını, faili meçhul aracın zorunlu sigortaya tabi bir araç olup olmadığı yönünde herhangi bir delil sunulmadığı gibi mahkemece de bu yönde bir değerlendirme yapılmadığını, maluliyet raporunun usulüne uygun olarak alınmadığını, teknik faiz indirimi uygulanmadan progresif rant yöntemi ile yapılan hesaba göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, arabuluculuk ücretinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, yaralamalı trafik kazasına bağlı cismani zarar sebebiyle açılan maddi tazminat davası olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen kararı davalı vekili istinaf etmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Türk Medeni Kanunun'un 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 6098 sayılı TBK.nın zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. maddesinde, “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” düzenlemesi yapılmıştır. Bu hale göre haksız fiilini bir türü olan trafik kazası nedeniyle yaralanmadan kaynaklanan zararın tazmini için açılan davada iddia olunan trafik kazasının varlığının ve varsa diğer araç sürücüsünün kusurunun iddia eden tarafından ispat edilmesi gerekir. Davacı tarafından öncelikle maddi vakıanın ispatı ve kazaya neden olan bir aracın mevcudiyeti ve kazada kazaya karışan araçların kusur oranları gibi hususların ispatı gerekir. Dosya kapsamı incelendiğinde, kazanın oluşumunu aydınlatıcı olarak davacının beyan ve iddiası dışında başkaca hiç bir beyanın, tanık bilgisinin ve görgüsünün bulunmadığı, kamera kaydının ve görüntüsünün olmadığı, kazaya karıştığı iddia edilen firari sürücünün aracın (iddiaya göre motosikletin) plakasına, rengine, model veya markasına ilişkin her hangi bir bilginin de sunulmadığı açıktır. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/57149 sayılı soruşturma dosyasında 05/02/2020 tarihinde 2020/6066 Karar sayılı kararla Kyok kararı verilmiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun ... başlıklı 14. maddesi "Bu Kanunun 13 üncü maddesi, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak aşağıdaki koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde ... oluşturulur. Hesaba; a) Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için, b) Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için, c) Sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için, ç) Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için, d) Yeşil Kart Sigortası uygulamaları için faaliyet gösteren Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunca yapılacak ödemeler için, başvurulabilir." hükmünü içermektedir. ... Yönetmeliğinin 9. maddesine göre trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu zararları teminat altına alınmaktadır. 2918 sayılı KTK'nın 91. maddesinde motorlu araçların trafik sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, ... Yönetmeliğinin 9.maddesinde trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu bedensel zararlar için ...'a başvurulabileceği, motorlu bisikletin tanımının yapıldığı 2918 sayılı KTK'nin 3.maddesinde de silindir hacmi 50 cc küpü geçmeyen içten patlamalı motorla donatılmış ve imal hızı saatte 50 km'den az olan bisiklet olduğu, 2918 Sayılı Yasanın 103. maddesinde de motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunun genel hükümlere tabi bulunduğu öngörülmüştür. Buna göre rizikonun meydana geldiği tarihte 2918 sayılı kanun gereğince Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası bulunmayan, yada sigortası olupta sigortalısı belirlenemeyen kazalar neticesinde kişiye gelen bedensel zararlar için ... oluşturulacağı ve bu tip zararlardan dolayı ...'nın sorumlu olduğu kabul edilmiştir. ...'nın sorumluluğu rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları ile sınırlıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/11518 esas ve 2022/6805 karar sayılı kararında " 2918 sayılı KTK’nin 91. maddesinde motorlu araçların trafik sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, ... Yönetmeliğinin 9. maddesinde trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu bedensel zararlar için ...'a başvurulabileceği, motorlu bisikletin tanımının yapıldığı 2918 sayılı KTK'nin 3. maddesinde de silindir hacmi 50 cm küpü geçmeyen içten patlamalı motorla donatılmış ve imal hızı saatte 50 km’den az olan bisiklet olduğu, 2918 Sayılı Yasanın 103. maddesinde de motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunun genel hükümlere tabi bulunduğu öngörülmüştür. ...'a başvurulabilecek hallere ilişkin olarak, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14/2-b maddesinde "Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar" düzenlemesine yer verilmiş; aynı mahiyetteki düzenleme, ... Yönetmeliğinin 9/1-b maddesinde de yer almıştır. Bu düzenlemelere göre; trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle ...'a husumet yöneltilebilmesi için, bedensel zarara yol açan aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu sigortasının yaptırmasının zorunlu ve kaza tarihi itibari ile de sigortasının yapılmamış olması gerekmektedir. Davalı ...'a aracın trafik sigortasının bulunmayışı nedeniyle husumet yöneltildiğinden, öncelikle kazaya karışan motosikletin, trafik sigortası yaptırması zorunlu olan motorlu araçlardan olup olmadığı hususunun saptanması gerekmektedir. Zira, ZMSS Genel Şartlarının A.6-ı maddesi gereğince "Motorlu bisikletlerin kullanılmasından ileri gelen zararlar" teminat dışı hallerden olup, yukarıda değinildiği üzere 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde motosiklet ve motorlu bisikletin tanımı yapılmıştır. Anılan düzenlemeler gereği, kazaya karışan motosikletin, KTK'nın 3. maddesindeki tanıma uyan 50 cc ve üzeri motor silindir hacmine sahip motosiklet olup olmadığının saptanması, kanun kapsamında motorlu araç olmadığı sonucuna ulaşıldığı takdirde davalı ...'nın bu aracın neden olduğu zarardan sorumlu olmadığı gözetilip sonuca ulaşılması gerekmektedir. Somut olayda, dosya kapsamında kazaya karışan motosiklete yönelik olarak hiçbir bilgi ve belge bulunmamakta, hakem heyetince de bu yönde bir araştırma yapılmadığından aracın trafik sigortası yaptırması zorunlu bir araç olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda hakem heyetince, trafik sigortası bulunmayan araç nedeniyle zararın doğduğu ve davalı ...'nın zarardan sorumlu olduğu davacı tarafça iddia edildiğine göre, aracın trafik sigortası yaptırması zorunlu araçlardan olduğunun ispat yükünün de davacı üzerinde olduğu gözetilmek suretiyle; ceza dosyası da irdelenerek, söz konusu motosiklete ilişkin bilgilerin sorulması, motosiklete ilişkin fatura var ise sunulması için taraflara uygun bir süre verilip belgenin temin edilmesi; bahsi geçen motosikletin davacı elinde bulunması halinde, araç üzerinde, aksi halde varsa eğer ceza mahkemesi dosya kapsamında elde edilen CD ve fotoğraflar üzerinden uzman makine mühendisi marifetiyle inceleme yapılıp araç motor silindir hacminin belirlenmesi; silindir hacminin 50 cm küpün üzerinde/trafik sigortası yapılması zorunlu araçlardan olduğunun anlaşılması halinde davalı ...'nın sorumlu olduğu gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken aracın niteliği konusunda eksik inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi yanılgıya dayalı olup karar bu yönüyle bozulmuştur. " gerekçesi kazaya sebebiyet veren motorsikletin 50 cc üzerinde ve trafik sigorta poliçesi düzenlenmesi zorunlu olan bir araç olduğunun tespiti ve buna göre davalı ...'a husumet yönetilmesi gerektiğini belirtilmiştir. Eldeki dosyaya baktığımızda davacı plakası tespit edilemeyen bir motosikletin kendisine çarptığını ve yaralandığını belirterek ...'ndan maddi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Dosya içerisindeki hastane evraklarının incelenmesinde araç dışı trafik kazası şeklinde kayıt yapıldığı görülmüştür. Ancak kazaya sebebiyet veren motorsikletin plakası ve sigortasının bulunmaması nedeniyle ...'nın sorumlu olabilmesi için kazaya karışan aracın yukarıda anılan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararında da belirtildiği gibi ZMSS Genel Şartlarının A.6-ı maddesi gereğince "Motorlu bisikletlerin kullanılmasından ileri gelen zararlar" teminat dışı hallerden olup, yukarıda değinildiği üzere 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde motosiklet ve motorlu bisikletin tanımı yapılmıştır. Anılan düzenlemeler gereği, kazaya karışan motosikletin, KTK'nın 3. maddesindeki tanıma uyan 50 cc ve üzeri motor silindir hacmine sahip motosiklet olup olmadığının saptanması, kanun kapsamında motorlu araç olmadığı sonucuna ulaşıldığı takdirde, davalı ...'nın bu aracın neden olduğu zarardan sorumlu olmadığı gözetilip sonuca ulaşılması gerekmektedir. Oysaki dava konusu uyuşmazlıkta, kazaya neden olan plakası tespit edilemeyen vasıtaya ilişkin olarak aracın 50 cc'nin üzerinde olduğu, tescile tabi olan bir motosiklet olduğuna dair dosya içerisinde herhangi bir delil ve tespit bulunmamaktadır. Öte yandan motorsikletin tescil kaydının yapılabilmesi bu sonucu olarak ZMMS yaptırma zorunluğunun ortaya çıkabilmesi için mutlak suretle motor ve şase numarasının bulunması gerekmektedir. Bu durumda öncesinde hurdaya ayrılmış bir motorsikletin tescile kayıt olma olasılığı olmayacağından, motorsikletin öncesinde hurdaya ayrılmış olup olmadığı hususunda belirlenmesi gerekmektedir. Bu şekilde bir aracın sicile kaydı mümkün olmadığına göre söz konusu aracın ZMMS yaptırma zorunluluğu da bulunmamaktadır. Dosya arasında söz konusu hususlara ilişkin olarak hiç bir delil ve tespit bulunmadığı gibi davacı tarafından da bu hususta bir delil bildirilmemiştir. Bu nedenle davacının davalı ...'ndan tazminat talep etme hakkının ve davalının sorumluluğunun bulunmadığı, davacının kendisine çarptığını iddia ettiği motosikletin 50 cc üzerinde bir motorlu bisiklet olduğunu, kazının davacının anlattığı şekilde gerçekleştiğinin ve buna bağlı olarak davalı tarafın kusurunu ispat edemediği, dolayısıyla mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görülmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.09.2024 tarih 2022/283 Esas 2024/677 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; 2-Davacının davasının REDDİNE, Harçlar yönünden 3-a-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, b-)İlk derece mahkemesince 17.09.2024 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, c-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsup edilmesine, fazla yatan kısmın iadesine, Yargılama giderleri yönünden 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Vekalet ücretleri yönünden 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-HMK'nın 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine, İstinaf giderleri açısından; 8-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 10-Davalı tarafından yapılan 394,00 TL istinaf dosya gönderme ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/3108, K. 2026/2566, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-3108-e-2026-2566-k-1ee280c21a83