Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1891 E. 2026/1604 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1891
- Karar No
- 2026/1604
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1891 - 2026/1604 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1891 KARAR NO : 2026/1604 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/02/2025 NUMARASI : 2024/128 E. - 2025/71 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ve Marka Hükümsüzlüğü
Dairemizce verilen 12/09/2025 tarih ve 2025/1332 Esas, 2025/1579 Karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15/06/2026 tarih ve 2025/6190 Esas, 2026/3594 Karar sayılı kararı ile bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış “...”li markalarına dayalı olarak, davalı şirketin “...” ibareli marka başvurusuna karşı yaptığı itirazların bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer bulunduğunu, taraf markalarında geçen İngilizce “...” ibaresinin Türkçe’de “...” anlamına geldiğini, müvekkilinin her iki ibareyi de 1991 yılından bu yana tescilli olarak kesintisiz bir şekilde kullandığını, dava konusu edilen markada geçen “...” ibaresinin davalının çatı markası olması itibariyle benzerlik incelemesi esnasında geri planda tutulması gerektiğini, ayrıca taraf markalarının birebir aynı emtiada kullanılacağını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimalinin olduğunu, müvekkilinin “...” markasını uzun yıllardır kullandığını ve tanıttığını, davalının aynı markayı tescil ettirmek istemesinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2018-M-10551 sayılı kararının iptaline ve 2017/09439 başvuru sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin ağırlıklı olarak mutfak eşyalarını kapsayan, yemek takımları, tencereler, çatal – bıçak setleri, bardak takımları, elektrikli ev aletleri, ev tekstil ürünleri, bornozlar, nevresim takımları gibi bir çok ürünün satışının Türkiyenin bir çok yerinde bulunan mağazalarında bayi ve internet sitelerinde gerçekleştirdiklerini, tanıtım ve reklamlarla dünya üzerinde yaptıkları tescil başvuruları ile ... markasını ayırt edici hale getirdiklerini, taraf markalarının birbirinden farklı olduğunu, markaların bütünsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ... istiridye şeklinin herkesçe bilinen bir deniz ürünü olduğu göz önünde tutulduğunda bu şeklin tek bir kişinin tekeline verilemeyeceğini, kötüniyetli olmadıklarını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar bilirkişi raporunda, davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı tüm markalarının, “yemek servis takımları, çatal kaşık bıçak setleri, tabaki kase, kahve fincanı” emtiasında ciddi biçimde kullanıldığı, dava konusu edilen markanın kapsamına giren “değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri (çatal, bıçak, kaşıklar hariç): yemek servis takımları, kap-kacak” emtiası özelinde emtia benzerliği şartının gerçekleşmiş olduğu, şeklinde bir tespit yapılarak kısmen kullanımın ispatı belirlense de, davalının "... ... ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraz mesnedi markaları markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının kanıtlanmadığı, dava konusu marka açısından SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markalar arasında SMK'nın 6/1. kapsamında benzerlik bulunduğunu, İstinaf Mahkemesi tarafından yalnızca kullanım ispatının da değerlendirilmesi için dosyanın mahkemeye gönderildiğini, hem görsel benzerlik, hem kavramsal benzerlik hem de işitsel benzerlik bulunduğunu, mahkeme tarafından gerçekleştirilen zayıf marka değerlendirilmesinin tamamen mesnetsiz olduğunu, raporda bilirkişiler zayıf marka değerlendirmesine dair gerekçe de sunmadığından söz konusu raporun denetime elverişlilik koşulunu sağlamadığını, hükme esas alınamayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizce, davacının ... ve ... tescil numaraları markaları kelime markaları olup, başvuruda yer alan şekil unsuru ile benzer bir şekil bu markalarda yer almadığından, bu markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, davalının marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet 2000/10838 sayılı markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. hükmü anlamında benzerlik bulunduğu, zira her iki markanın esas unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğu, markaların ortalama düzeydeki tüketici nezdinde karıştırabileceği, davalının gerek karşı görüşlerde, gerekse huzurdaki davada, davacının itirazlarına mesnet gösterdiği 2000/10838, 126813 ve 144025 sayılı markalarının tescilli oldukları tüm emtiada kullanım def'inde bulunduğu, marka işlem dosyasına/dava dosyasına sunmuş olduğu delillerden davacının 2000/10838 sayılı markasını, "camdan, porselenden, seramikten, adi metalden, plastikten, sentetik madde ve diğer malzemelerden mamul mutfak eşyaları, kap kacak: tabaklar, servis takımları" emtiasında ciddi biçimde kullanıldığının yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile ispat edilebildiği, dava konusu markanın kapsamına giren diğer “değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri (çatal, bıçak, kaşıklar hariç): yemek servis takımları, kap-kacak” emtiası özelinde de emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, davacı delillerine göre “...” markasının tanınmış olmadığı, somut olayda SMK'nın 6/5. hükmü gereği tanınmış marka korumasından yararlanılabilmesi için, davalı tarafın davaya konu markasının, davacının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşmuş/oluşma ihtimalinin yüksek olması gerektiği, taraf markaları benzer olmadığından, tanınmış markanın bir benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması somut olayda söz konusu olmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 2018-M-10551 sayılı YİDK kararının “değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri (çatal, bıçak, kaşıklar hariç): yemek servis takımları, kap-kacak” yönünden iptaline, davalı adına tescilli 2017/09439 sayılı "... " markasının “değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri (çatal, bıçak, kaşıklar hariç): yemek servis takımları, kap-kacak” yönünden hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. .
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN TARİH VE ESAS, KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ: Taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince; başvuru konusu 2017/09439 sayılı "... ... ..." ibareli marka ile davacının 2000/10838 sayılı "..." ibareli markası benzer olmakla birlikte, 2000/10838 sayılı markanın kullanılmaması nedeniyle Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/56 esasına kayden açılan davaya ilişkin Dairemizin 29.04.2026 tarihli ve 2025/4970 E., 2026/2462 K. sayılı onama kararında "..., ibareli faturaların iş bu dava bakımından öneminin olmadığı" kabul edilmiş olup, temyize konu iş bu davada davacının "..." ibareli markasına ilişkin faturalar da dikkate alınmak suretiyle 2000/10838 sayılı markanın bir kısım emtiada ciddi kullanıldığı tespitinin doğru olmadığı, somut olayda, ciddi kullanımı olup olmadığı değerlendirilecek marka "..." ibareli marka olup, dava tarihinin 15.02.2019 olduğu dikkate alındığında, dosyaya sunulu "..." ibaresini taşıyan faturalardan 12 adedinin 2000-2001 yıllarına ilişkin olduğu, 2017 yılına ilişkin 14.407,00 - 432,00 - 864,00 TL - 475,00 -ve 475,00 TL'lik faturaların ise ciddi kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının 2000/10838 sayılı "..." ibareli markasını tescilli olduğu sınıflarda ciddi olarak kullandığını ispatlayamadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken "..." ibareli faturalar da dikkate alınmak suretiyle ciddi kullanımın ispatlandığı yönündeki bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15/06/2026 tarih 2025/6190 esas 2026/3594 karar sayılı ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere ve uyulan bozma ilamına göre, davalının marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet 2000/10838 sayılı markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. hükmü anlamında benzerlik bulunduğu, zira her iki markanın esas unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğu, markaların ortalama düzeydeki tüketici nezdinde karıştırabileceği, ancak davalının gerek karşı görüşlerde, gerekse huzurdaki davada, davacının itirazlarına mesnet gösterdiği 2000/10838, 126813 ve 144025 sayılı markalarının tescilli oldukları tüm emtiada kullanım def'inde bulunduğu, 2000/10838 sayılı markanın kullanılmaması nedeniyle Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/56 esasına kayden açılan davaya ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.04.2026 tarihli ve 2025/4970 E., 2026/2462 K. sayılı onama kararında 2000/10838 sayılı markanın bir kısım emtiada ciddi kullanıldığı tespitinin doğru olmadığının belirlendiği, bunun dışında somut olayda, ciddi kullanımı olup olmadığı değerlendirilecek marka "..." ibareli marka olup, dava tarihinin 15.02.2019 olduğu dikkate alındığında, dosyaya sunulu "..." ibaresini taşıyan faturalardan 12 adedinin 2000-2001 yıllarına ilişkin olduğu, 2017 yılına ilişkin 14.407,00 - 432,00 - 864,00 TL - 475,00 -ve 475,00 TL'lik faturaların ise ciddi kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, bu itibarla davacının 2000/10838 sayılı "..." ibareli markasını tescilli olduğu sınıflarda ciddi olarak kullandığını ispatlayamadığı, kullanım ispatının bulunmaması nedeni ile somut uyuşmazlıkta SMK'nın 6/1. maddesinin uygulama alanı bulamayacağı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıda gösterilen şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, davacıdan peşin olarak alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile kalan 687,60-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap olunan 55.000,00-TL maktu vekaletin ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 5-Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 70,40-TL tebligat masrafı ile istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 510,00-TL tebligat ve posta gideri, 3.033,70-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.614,10-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 6-Davalı şirket tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 215,80-TL posta ve tebligat masrafı ile istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 3.033,70-TL temyiz yoluna başvuru harcından oluşan 3.249,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 9-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden istinaf aşamasında duruşma açıldığından ve tek duruşma yapıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 22.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı yapılan açık yargılama sonucunda 23/09/2026 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/09/2026
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.