Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1916 E. 2026/1486 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1916
Karar No
2026/1486
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1916 - 2026/1486 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1916 KARAR NO : 2026/1486 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2024 NUMARASI : 2022/481 E. - 2024/59 K.

DAVANIN KONUSU :Markanın Hükümsüzlüğü, Markaya Tecavüzün Tespiti, Refi, Meni, Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, BİRLEŞEN DAVANIN KONUSU :Kullanmama Nedeniyle Marka İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/02/2024 tarih ve 2022/481 Esas - 2024/59 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı birleşen davada davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 1929 yılından bu yana şarap ve üzüm suyu üretimi ve satışı ticari faaliyetini, Türkiye'nin en eski ve tanınmış “...” lider markası altında gerek yurt içinde gerekse yurt dışında başarı ile sürdürdüğünü, “...” lider markasının yanısıra “...”, “...” ve huzurdaki davaya konu “...” gibi tescilli markaların da sahibi olduğunu, bu markalardan, 32 ve 33. sınıflara giren mallar yönünden tescilli olan 2016/39344 sayılı “...” markasını da fiilen kullandığını, hal bu iken davalının “...” markasını taşıyan şarapların çeşitli mecralarda ve sosyal medya hesaplarında reklam ve tanıtımlarını yapmaya ve ürünü de fiilen piyasaya arz etmeye başladığının, söz konusu markayı kendi adına 2018/115337 sayı ile tescil ettirdiğinin tespit edildiğini, halbuki taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, zira her iki markanın da birebir aynı “...” ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğini, ayrıca markaların kapsamına giren emtiaların da aynı/aynı tür olduğunu, hatta bu markaların fiiliyatta taraflarca birebir aynı “şarap” emtiasında kullanıldığını, taraf markalarında esas unsur hüviyetinde kullanılmış olan “...” ibaresinin şarapçılık sektöründe kullanımının teknik bir zorunluluk içermediğini, karşı tarafın, müvekkili markası ile ayırt edilemeyecek kadar aynı olan “...” markası altında şarap üretmesinin ve satışa arz ederek pazarlama yapmasının iyi niyetli ve basiretli bir tacir davranışı olarak değerlendirilemeyeceğini, karşı tarafın bu davranışlarının müvekkilinin öncelikli ve üstün hak sahibi olduğu markasının bilinirliğinden ve itibarından haksız fayda elde etme ve haksız rekabet gayesiyle yapıldığını ileri sürerek, 2018/115337 sayılı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının “...” markasını kullanarak müvekkilinin 2016/39344 sayılı markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, bu kullanımların ref ve men’ine, önlenmesine ve maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının söz konusu kullanımlarının ve üretiminin önlenmesine, tecavüz teşkil eden ürünlerin toplatılmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin butik bir firma olarak kurulduğu 1990 yılından beri Türkiye’de en iyi ve en çok saygı gören alkollü içecek ithalatçısı ve distribütörlülerinden biri olarak kabul gördüğünü, “...” markalı ürünlerinin de Türkiye’nin en büyük market zincirlerinde uzun yıllardır satışta olduğunu, bu ürünlerin kendine özgü nitelikleri ve tasarımı gereği büyük ilgi toplayarak kısa bir sürede müvekkilinin en çok tercih edilen ürünleri arasına girdiğini, bu ürünlerin tamamen özgün ve oldukça dikkat çekici dış ambalajlara sahip olduğunu, taraf markalarının ve ürünlerinin karıştırılacağının kabul edilemeyeceğini, ayrıca karşı tarafın asıl davasına mesnet aldığı 2016/39344 sayılı “... ...” markasının kullanılmama nedeniyle geriye dönük olarak iptal edilmesinin gerektiğini, bu durumda mesnetsiz kalan asıl davanın da reddedileceğini, müvekkilinin asıl dava kapsamında kullanmama def’inde bulunduğunu, davacının davaya dayanak markasının ciddi biçimde kullanılmadığını, taraf markalarının benzer olmadığını, tescilleri kapsamına giren ve fiilen kullanıldıkları emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat ve özen seviyesinin de yüksek olduğunu, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, karşı tarafın markasında geçen “...” ibaresinin yer almasının taraf markalarındaki ortak unsurdan kaynaklanan benzerliğinin etkisini zayıflattığını, ayrıca da taraf markalarında ortak olarak geçen “...” ibaresinin günlük konuşma diline de yansımış, İtalyanca’da “...” anlamına gelen, markasal hüviyette zayıf bir ibare olduğunu, bu ibarenin markasal hüviyette kullanımının tekel hakkının davacıya verilemeyeceğini, ayrıca taraf ürünlerinin aynı market zincirlerinde dahi satışa sunulmadığını, karşı tarafın kötü niyet iddialarının da hiçbir mesnedi olmadığını savunarak, asıl davanın reddini talep etmiş, birleşen davada ise asıl davadaki savunmalarını tekrar ederek, asıl davaya dayanak 2016/39344 sayılı markanın kullanmama sebebiyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili, kullanılmama nedeniyle iptali talep edilen 2016/39344 sayılı markanın müvekkili tarafından alkollü içeceklerde fiilen kullanıldığını, asıl dava kapsamında müvekkilinin dava dosyasına markasal kullanımları tevsik eden fatura örnekleri sunmuş olmasına ve karşı tarafın, müvekkili markasının kullanıldığını bilmemesinin mümkün olmamasına rağmen, karşı tarafın birleşen davayı açmasının kötü niyetli bulunduğunu, ayrıca karşı taraf asıl davada taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürdüğünden huzurdaki birleşen davayı açmasında hukuki bir yararının da olmadığını, müvekkilinin “...” markasını şarap emtiasında yoğun ve ciddi bir biçimde kullandığını savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı birleşen davada davalının, işbu davaya konu markayı, ayırt edici karakterini değiştirmeksizin Türkiye sınırları içerisinde tesciline uygun olarak Temmuz 2021-Ocak 2023 tarihleri aralığında, markasal hüviyette ve ciddi bir pazar payı oluşturacak biçimde “şarap” emtiasında kullandığını yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile ispatladığı, dava konusu marka kapsamında yer alan "Şaraplar" malları bakımından markanın kullanılmama nedeniyle iptali isteminin yerinde görülmediği, dava konusu marka kapsamında yer alan 32. sınıf "Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz)." ve 33. sınıf "Alkollü içecekler (biralar hariç): Rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller." malları bakımından ise dava konusu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde ciddi surette kullanıldığının ispatlanamadığı, 01/02/2023 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere söz konusu mallar bakımından markanın kullanılmama nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiği, asıl dava yönünden mesnet marka kapsamında kalıp kullanımı ispatlanan mallar ile hükümsüzlüğü istenen marka kapsamında yer alan malların aynı, aynı tür veya benzer olduğu, mesnet markada yer alan "..." ibaresinin, davacı-birleşen davalının ticaret unvanının kılavuz unsuru olup aynı zamanda çatı marka vasfının bulunduğu, bu nedenle markasal ayırt edicilik incelemesinde arka planda kaldığı, markalarda müşterek olarak bulunan "..." ibaresinin, davaya konu emtialar bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğunun söylenemeyeceği, buna göre daha önce davacı-birleşen davalıya ait "... ..." markalı şarap emtialarından yararlanan, davaya konu emtiaların hitap ettiği 18 yaşından büyük, günlük ve sıradan ürün alıcısına nazaran dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin dahi daha sonra davaya konu "..." markalı davaya konu emtiayı gördüğünde veya işittiğinde, bu emtiadan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacı-birleşen davalıya ait marka ile ilişkilendireceği, her iki markanın da aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsama yaşayarak tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davaya konu marka ile hükümsüzlüğe mesnet markanın iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmasının haricinde davalı-birleşen davacının kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı, marka hakkı ihlali ve haksız rekabet iddialarından kaynaklı hukuki korunma istemlerine yönelik yapılan incelemede, davalı birleşen davada davacıya ait 2018/115337 sayılı markanın, işbu istemler bakımından hukuka uygunluk sebebi oluşturmayacağı, zira; söz konusu markanın hükümsüz kılınmasına karar verildiği ve SMK m.27/1 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararının geçmişe etkili olduğu, kaldı ki SMK m.155 hükmü uyarınca davacı-birleşen davalıya ait önceki tarihli 2016/39344 sayılı markanın varlığı gözetildiğinde, söz konusu markanın, bu markaya karşı savunma argümanı olarak ileri sürülemeyeceği, davalı-birleşen davacının "..." ibareli şarap emtialarının ticaretini yaptığı hususunun uyuşmazlık konusu olmadığı, "..." ibareli ilk ticari kullanımın davacı-birleşen davalı tarafından yapıldığı, davalı-birleşen davacının "..." ibareli şarap emtialarının ticaretini fiziki ve sanal ortamlarda, davacı-birleşen davalıdan sonra gerçekleştirmeye başladığı, ayrıca fiili kullanımın dışında, davacı-birleşen davalıya ait önceki tarihli 2016/39344 sayılı markadan kaynaklı olarak öncelik hakkının davacı-birleşen davalıda olduğu, buna göre davalı-birleşen davacının, davacı-birleşen davalıya ait 2016/39344 sayılı marka ile iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer "..." ibaresini şarap emtiaları bakımından gerek fiziki, gerekse sanal ortamlarda ticari etki doğuracak şekilde kullanması eyleminin, marka hakkı ihlali ve haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, dava konusu 2018/115337 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı-birleşen davacının, davacı-birleşen davalıya ait 2016/39344 sayılı marka hakkını ihlal ve davacı-birleşen davalı aleyhine haksız rekabet oluşturan eylemlerde bulunduğunun tespitine, bu eylemlerin men ve ref'ine, davalı-birleşen davacının "..." markası ile şarap ürünlerinin üretimi, ithalatı, ihracatı, reklam ve tanıtımının, pazarlamasının ve satışının önlenmesine, üzerinde "..." ibaresi bulunan ürünlerin bulundukları her yerden toplatılmasına, ürün ambalajları üzerinde mevcut "..." ibaresinin silinmesine, bu ibareli ambalajların sökülüp çıkarılmasına, bunun teknik olarak mümkün olmaması halinde üzerinde "..." ibaresi bulunan ürün ve ürün ambalajlarının imha edilmesine, davalı-birleşen davacının "..." markalı şarap emtialarının reklam ve pazarlamasının yapıldığı internet sitelerinden, sosyal medya hesaplarından ve her türlü online alışveriş sitelerinden "..." markası ile vaki reklam, tanıtım, pazarlama ve satışlarının ve ayrıca reklam ve tanıtım yapılan yayınların ve dahi bu yayınlara erişimin engellenmesine, ayrıca "..." ibaresine ilişkin katalog, broşür, tabela gibi her türlü tanıtım vasıtasının toplatılmasına, karar kesinleştiği takdirde hüküm özeti ve hüküm fıkrasının masrafı davalı birleşen davada davacı tarafından karşılanmak kaydıyla ulusal ölçekte yayın yapan bir gazetede ilan edilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile dava konusu 2016/39344 sayılı markanın 32. sınıf "Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz)." ve 33.sınıf "Alkollü içecekler (biralar hariç): Rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller." malları bakımından 01/02/2023 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kullanılmama nedeniyle iptal edilmesine ve sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı birleşen davada davacı vekili, Yargıtay içtihatları doğrultusunda dosya kapsamında çelişkili iki bilirkişi raporu varken dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesi gerekirken ilk derece mahkemesi tarafından bu çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, delil tespiti aşamasında alınmış bilirkişi raporuna istinaden hükümsüzlük ve tecavüz değerlendirilmesi yapılmasının mümkün olmadığını, hukuka aykırı, eksik ve elzem hususlar giderilmeden tanzim edilen raporun ilk derece mahkemesinin kararında dikkate alınmasının, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere açık bir bozma sebebi olduğunu, alkollü içkiler sektörünün birçok reklam kısıtlamasının bulunduğu, tüketici kitlesinin bilinçli olduğu, kendi içerisinde birçok farklı dinamik barındıran ve sektör bilirkişisi olmadan karıştırılma ihtimali veya marka tecavüzü değerlendirilmesi yapılamayacak kendine has bir iş sahası niteliği taşıdığını, bu kapsamda delil tespit aşamasında yalnızca marka vekili bir bilirkişinin hazırladığı rapora itibar edilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirket markasında yer alan "..." ibaresinin, "..." ibaresine kıyasla ayırt edici gücü dikkate alındığında, taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın hukuka aykırı bulunduğunu, ilk derece mahkemesince "..." ibaresinin çatı marka olduğu kabul edildiği için markada tali unsur olarak yer aldığı kabul edilmiş olsa da davacı markasına eklenen "..." ibaresinin, davaya konu ürün olan şarap emtiası bakımından ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğunu, bu ibarenin ortak unsur olmasından bahisle markalar arasında iltibas yaratacak derecede bir benzerlik olduğunun söylenemeyeceğini, bilinçli tüketicilere hitap eden taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde dahi karıştırılma ihtimali bulunmadığını, buna rağmen müvekkili markasının sicilden terkinine ilişkin verilen ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay kararları ışığında karşı tarafa ait "... ..." ibareli markanın SMK'nın 9. kapsamında tescilli olduğu tüm sınıflarda hükümsüz kılınması gerektiğini, zira birleşen davada davalının, davaya konu "... ..." markası yönünden SMK’nın 9. maddesinde düzenlenen kullanım yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve markanın, belirtilen şartlarda kullanıldığını kanıtlayamadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :1-Asıl dava, marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, refi, meni istemlerine ilişkin olup birleşen dava ise kullanmama nedeniyle marka iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, birleşen dava yönünden davaya konu 2016/39344 sayılı markanın, kapsamında yer alan "Şarap" malları yönünden yasanın aradığı biçimde kullanıldığının ispat edildiği, dolayısıyla belirtilen mal yönünden kullanmama nedeniyle iptal koşullarının oluşmadığı, davacı adına tescilli "... ..." ibareli marka ile asıl davada hükümsüzlüğü istenen "..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira "..." ibaresinin, davacının çatı markası olduğu ve bu itibarla davacı markasının asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, dava konusu markanın da aynı ibareli bulunduğu, öte yandan bu ibarenin 33. sınıf mallar yönünden ayırt edici olduğu, diğer bir deyişle tanımlayıcı veya tasviri bir yönünün bulunmadığı, buna göre marka hükümsüzlüğü yönünden de verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, her ne kadar davalı birleşen davada davacı tarafça, dosya kapsamındaki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediği ve tespit raporuna dayalı olarak hüküm kurulamayacağı hususları bir istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davalı birleşen davada davacı vekilinin söz konusu istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı, yukarıda açıklanan nedenlerle davalı kullanımlarının, davacı adına tescilli 2016/39344 sayılı markadan doğan haklara tecavüz oluşturduğu anlaşılmakla, davalı birleşen davada davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak, mahkemece davalı kullanımlarının markaya tecavüzün yanında haksız rekabet de oluşturduğu benimsenerek tescilli markanın kümülatif olarak korunması yoluna gidilmiş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2025/734 Esas ve 2026/377 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere davacı markası tescilli olup markadan doğan sınai haklar, SMK ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün şekilde korunduğu, bu anlamda davacıya ait markadan doğan haklara ilişkin SMK'ya dayalı olarak ortaya çıkan koruma kapsamı ile 6102 sayılı TTK'nın haksız rekabete dair koruma kapsamının kesiştiği, SMK'daki özel hüküm yanında 6102 sayılı TTK'nın haksız rekabete dair hükümlerinin de kümülatif olarak uygulanabileceğine dair yasal düzenlemenin SMK'da yer almadığı, özel kanun olan SMK hükümleri dahilinde marka hakkına sağlanan koruma yanında genel kanun niteliğindeki 6102 sayılı TTK'nın haksız rekabete dair hükümlerinin uygulanmasının hukuki dayanağının bulunmadığı, markanın yasal koruma kapsamı dışında kalıp haksız rekabete dair hükümlerin uygulanması için gerekli olan boşluğun somut olayda olmadığı, davalının, dava konusu olan kullanımlarına ilişkin olarak davacıya ait sınai hakların korunması bağlamında SMK hükümleri ile 6102 sayılı TTK’nın haksız rekabete dair hükümlerin birlikte uygulanmasında hukuki yarar bulunmadığı, somut olayda SMK ile haksız rekabet hükümlerinin kümülatif olarak uygulanması, mevcut yasal çerçeve içerisinde mümkün olmadığından haksız rekabete ilişkin taleplerin yerinde olmadığı gözetilerek, haksız rekabete ilişkin taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, Dairemizce davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı birleşen davada davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/02/2024 gün ve 2022/481 Esas - 2024/59 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile dava konusu 2018/115337 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 4-Davalı birleşen davada davacının, davacı birleşen davada davalıya ait 2016/39344 sayılı marka hakkını ihlal eden eylemlerde bulunduğunun TESPİTİNE, bu eylemlerin MEN ve REF'İNE, davalı birleşen davada davacının "..." markası ile şarap ürünlerinin üretimi, ithalatı, ihracatı, reklam ve tanıtımının, pazarlamasının ve satışının ÖNLENMESİNE, üzerinde "..." ibaresi bulunan ürünlerin bulundukları her yerden TOPLATILMASINA, ürün ambalajları üzerinde mevcut "..." ibaresinin SİLİNMESİNE, bu ibareli ambalajların SÖKÜLÜP ÇIKARILMASINA, bunun teknik olarak mümkün olmaması halinde üzerinde "..." ibaresi bulunan ürün ve ürün ambalajlarının İMHA EDİLMESİNE, davalı birleşen davada davacının "..." markalı şarap emtialarının reklam ve pazarlamasının yapıldığı internet sitelerinden, sosyal medya hesaplarından ve her türlü online alışveriş sitelerinden "..." markası ile vaki reklam, tanıtım, pazarlama ve satışlarının ve ayrıca reklam ve tanıtım yapılan yayınların ve dahi bu yayınlara erişimin ENGELLENMESİNE, ayrıca "..." ibaresine ilişkin katalog, broşür, tabela gibi her türlü tanıtım vasıtasının TOPLATILMASINA, 5-Karar kesinleştiği takdirde hüküm özeti ve hüküm fıkrasının masrafı davalı birleşen davada davacı tarafından karşılanmak kaydıyla ulusal ölçekte yayın yapan bir gazetede İLAN EDİLMESİNE, 6-Haksız rekabete ilişkin talepler yönünden davanın REDDİNE, 7-Birleşen davanın KISMEN KABULÜ ile dava konusu 2016/39344 sayılı markanın 32.sınıf "Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz)." ve 33. sınıf "Alkollü içecekler (biralar hariç): Rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller." malları yönünden 01/02/2023 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kullanılmama nedeniyle İPTAL EDİLMESİNE ve SİCİLDEN TERKİN EDİLMESİNE, 8-Kullanmama nedeniyle iptale ilişkin fazlaya dair taleplerin REDDİNE, 9-Asıl davada Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 10-Birleşen davada Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 11-Asıl davada marka hükümsüzlüğü istemi bakımından davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerince belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 12-Asıl davada marka hakkı ihlali iddiasından kaynaklı hukuki korunma istemleri bakımından davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerince belirlenen 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 13-Asıl davada davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve davanın kısmen reddine karar verildiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerince belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 14-Birleşen davada davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerince belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 15-Birleşen davada davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve davanın kısmen reddine karar verildiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerince belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 16-Davacı birleşen davada davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 5.500,00-TL bilirkişi ücreti, 369,42-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 150,00-TL posta masrafından oluşan toplam 6.019,42-TL yargılama giderinden, davanın kabul ve ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulü ile bu orana tekabül eden 3.009,71-TL.'ye, 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 3.171,11-TL'nin davalı birleşen davada davacıdan alınarak davacı birleşen davada davalıya verilmesine, bakiyesinin davacı birleşen davada davalı üzerinde bırakılmasına, 17-Davalı birleşen davada davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 710,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 847,25-TL tebligat ve posta masrafı, 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 3.559,25-TL yargılama giderinden, davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.779,62-TL.'ye 179,90-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2.139,42-TL'nin davacı birleşen davada davalıdan alınarak davalı birleşen davada davacıya verilmesine, bakiyesinin davalı birleşen davada davacı üzerinde bırakılmasına, 18-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 19-Davalı birleşen davada davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde kendisine iadesine, 20-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1916, K. 2026/1486, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1916-e-2026-1486-k-d3aeff9e62bd