Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1221 E. 2026/2141 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1221
- Karar No
- 2026/2141
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1221 KARAR NO : 2026/2141
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/03/2023 NUMARASI : 2020/375 Esas 2023/188 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak BAM KARAR TARİHİ : 05/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/10/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket hakkında İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018 / 1100 esas sayılı dosyasından 24/09/2018 tarihinde konkordato geçici mühlet ve 20/12/2018 tarihinde konkordato kesin mühlet kararı verildiğini, kesin mühlet kararının ilanının akabinde 08/03/2019 tarihinde ilgili dosyaya müdahale ve kayıtlarının yapılmasının talep edildiğini, mahkemece 17/07/2020 tarihinde davalı şirketin konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, ancak alacaklarının davalı şirket tarafından kabul edilmeyerek alacaklı listesine ve ödeme planına dahil edilmediğini, bu nedenle alacaklarının mahkeme tarafından çekişmeli alacak olarak kabul edildiğini, alacağın itiraza uğraması ve çekişmeli olarak kabul edilmesi sebebiyle alacaklı olduklarının tespiti amacıyla İİK 308 / b gereği bu davayı açtıklarını, alacaklarının dayanağını davacı şirket ile dava dışı ....Şti. arasında imza edilen 22.09.2015 tarihli 44829 numaralı factoring sözleşmesine binaen temlik alınan alacağın oluşturduğunu, anılan sözleşmeye dayalı olarak 01/04/2018 düzenleme tarihli, 114805 sıra nolu, 42.225,00 fti bedelli fatura ve 01/04/2018 düzenleme tarihli ,114804 sıra numaralı , 162.144,00 ti bedelli faturalara dayalı alacakların 12.04.2018 tarihinde davacı şirket tarafından temlik alındığını, ... Şirketi'nin , ödeme aracı olarak müvekkil şirkete , .../ İZMİR Şubesi , 11/10/2018 tarihli , 0510481 numaralı ,İzmir keşide yerli , 42.225 TL bedelli çek ve ... / İZMİR şubesi , 11/10/2018 tarihli , 0510476 numaralı , İzmir keşide yerli , 162.144 TL bedelli çekleri ödeme aracı olarak ciro ettiğini, fatura borcunun vadesinde ödenmemesi sebebiyle İst. 14. İcra Müdürlüğü 2018 /37149 Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, dosya borcuyla ilgili hiçbir ödeme yapılmadığını belirterek alacak haklarının bulunması ve kötü niyetle projeye dahil edilmemesi sebebiyle, alacaklı olduklarına karar verilerek alacaklarının ödeme listesine dahil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi gereğince usulden reddi gerektiğini, davacının alacak iddialarının davalı şirket defter ve muhasebe kayıtlarıyla uyuşmadığını, bu itibarla alacağın "çekişmeli" olduğu hususunun, öncelikle 20.04.2020 tarihli konkordato komiseri nihai raporunda, akabinde 16.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda son olarak da mahkeme kararında hüküm altına alındığını, davacı yan fatura alacaklarının karşılığı olmak üzere kendilerine çek verildiğini ve çeklerin ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlattıklarını ve dosya borcunun tahsil edilemediğini bildirdiklerini, icra dosyasının incelenmesi halinde de görüleceği üzere İzmir 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1100 E. sayılı konkordato davasında 25.09.2018 tarihinde geçici mühlet kararı verilmiş olup bu tarihten sonra davalı aleyhine icra takibi başlatılmasının mümkün olmadığını, hukuka aykırı şekilde açılmış bulanan icra takibinin hiçbir hükmü olmayıp bu husustaki itirazların icra dosyasına da ibraz edildiğini, davalı şirketin davacı Para Finans Faktoring şirketi ile birebir hiçbir ticari ilişkisi olmadığını, bu hususun davacı tarafından da ikrar edildiğini, Davacının sunduğu faktoring sözleşmesi incelendiğinde, 4. Maddesinde; " Borçlu adına müşteri tarafından düzenlenmiş devir ve temlike konu fatura aslı ve bir nüshası ile borçlunun bu mal veya hizmeti aldığını belgelendirir imzalı ve kaşeli irsaliye nüshalarını ve varsa alacağın tahsiline yönelik çek, senet gibi ödeme araçlarını ki; müşteri borçluya hitaben düzenleyeceği faturalarda, bu faturadan doğan alacağın faktor'a devir ve temlik edilmiş olduğuna dair açıklamayı içeren faktor tarafından hazırlanıp teslim edilmiş olan sticker/etiket/kaşe faturanın tüm nüshalarına kolay okunabilecek şekilde basılacak ve imzalayacaktır. ayrıca ödemenin yapılmasını kolaylaştıracak diğer tüm bilgiler faturaya yazacaktır." hükmünün getirildiğini, ancak davacı şirket tarafından sunulan deliller incelendiğinde de görüleceği üzere sözleşmenin 4/a maddesi gereğince temlike konu faturaların üzerine basılmış temlike ilişkin bir kaşe ve imzanın bulunmadığını, söz konusu faturaların temliki hususunda sözleşmeye uygun şekilde işlem yapılmadığını, davaya konu çeklerin müvekkil şirket tarafından .... firmasına sipariş avansı olarak verildiğini, ancak Aykon firmasının sözleşme ile üstlendiği edimlerini yerine getirmediğini, işlerin bir kısmını ayıplı ve kusurlu yapmış ve işi tamamlamadığını, .... firması tarafından işlerin eksik ve kusurlu yapılması ve işlerin tamamının yapılmaması nedeniyle müvekkil tarafından eksik ve ayıpların giderilmesi ve işin tamamlanması hususunda ... nam-ı hesabına işler tamamlatıldığını ve bu nedenle ... firmasına müvekkil tarafından 30.06.2019 tarihinde 123.102,64-TL tutarında nefaset bedeli faturası kesildiğini, ... firması tarafından İşin zamanında tamamlanmamış olması üzerine Milli Eğitim Bakanlığı tarafından müvekkile geçikme cezası uygulandığını bu nedenle müvekkilinin halen daha hak edişlerini MEB'den tahsil edemediğini, netice itibariyle müvekkilin ... firmasına borcu bulunmadığı gibi aksine müvekkilinin .... firmasından 280.447,67-TL civarında alacağı bulunduğunu bu itibarla davaya konu edilen çekler yönünden müvekkilin ... firmasına hiçbir borcu bulunmamakta olup aksine bu firmadan alacakları mevcut olup konkordato projesinde ödeme planına alınması imkanı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Dava İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018 / 1100 esas sayılı dosyasından davalı şirket hakkında 17/07/2020 tarihinde tasdikine karar verilen konkordato projesinde alacaklı listesine ve ödeme planına dahil edilmeyen ve ... / İZMİR şubesi , 11/10/2018 tarihli , 0510476 numaralı , İzmir keşide yerli , 162.144 TL bedelli çeklerinden kaynaklı olarak alacaklı olduklarına karar verilerek alacaklarının ödeme listesine dahil edilmesine karar verilmesi talebinden ibarettir. Mahkememizce dosya SMMM bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. 18/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı şirket ve dava dışı ...Şti’ye ait ticari defterleri ve dayanağı belgeler üzerinde yapılan inceleme ve Raporun III nolu bölümünde yapılan açıklamalar doğrultusunda;-Davalı şirkete ait ve davadışı şirkete ait ticari defterlerin 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi ve V.U.K. 182, 220, 221 Maddesi uyarınca yapılması gereken noter açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun tutulan ticari defterlerin sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu,-Davalı şirket ticari defterlerinde, davaya konu çeklerin kayıtlarının yapıldığı, dava tarihi itibariyle dava dışı şirket ....Şti’nin 280.447,64 TL borçlu olduğu,Davalı şirket ticari defterlerinde davaya konu 2 adet çekin verildiğine dair kayıt yapılmış olsa da çeklerin karşılıksız olması sebebiyle ters kaydının yapılmadığı, davalı şirket ticari defterlerinde görünen bakiyeden karşılıksız çıkan çek bedellerinin düşülmesi halinde (280.447,64-42.225,00-162.144,00= 76.078,64) dava dışı şirketin davalı şirkete 76.078,64 TL borçlu olacağı, dava dışı şirket ticari defterlerinde davaya konu 2 adet çek kaydının yapıldığı, dava dışı şirket ticari defterlerinde; dava tarihi itibariyle davalı şirketin borç ve/veya alacağının bulunmadığı, karşılıksız çıkan çeklerin dava dışı şirket ticari defterlerinde görünen bakiyeden mahsubu halinde davalı şirketin 204.369,00 TL alacaklı olacağı, Bakiye farklılığının; davalı şirket ticari defterlerinde kayıt altına alınmış olmasına rağmen dava dışı şirket ticari defterlerinde kayıt altına alınmayan aşağıda listelenen kayıtlardan kaynaklandığı, sözleşme hususunda değerlendirmeler hukuki yönde değerlendirme gerektirmekte olup uzmanlık alanıma girmediğinden dolayı takdirin Mahkemeye ait oluğu, Sayın mahkemeniz tarafından gecikme cezası ve işin bitirilmediğinden dolayı davalı şirket tarafından düzenlenen ISG ihlalleri –Gecikme cezası ve idarece düzenlenen uygunsuzluk formları doğrultusunda eksik ve ayıplı imalatlar ile ilgili nefaset bedeli faturalarının kesilebileceği kanaatine varıldığı takdirde; davalı şirketin dava dışı şirketten 76.078,64 TL alacaklı olacağı, davalı şirketin dava dışı şirkete karşılıksız çıkan çekler yönünden borcunun bulunmadığı, Mahkeme tarafından gecikme cezası ve işin bitirilmediğinden dolayı davalı şirket tarafından düzenlenen ISG ihlalleri –Gecikme cezası ve idarece düzenlenen uygunsuzluk formları doğrultusunda eksik ve ayıplı imalatlar ile ilgili nefaset bedeli faturalarının dava dışı şirkete kesilemeyeceği kanaatine varıldığı takdirde; davalı şirketin karşılıksız çek tutarı olan 204.369,00 TL’den kayıt altına alınmayan 5.000,00 TL’nin düşülmesi halinde (204.369,00-5.000,00=199.369,00) 199.369,00 TL dava dışı şirkete borçlu olacağı sonucuna varıldığı tespitlerine yer verilmiştir. Mahkememizce dosya kök rapor bilirkişi ile dosyaya yeni görevlendirilen ticaret hukuku alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek ek rapor aldırılmıştır. 23/02/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Dosyanın incelenip değerlendirilmesi sonucunda, önceki bölümde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, .... A.Ş ile .... arasında faktoring sözleşmesinin olduğu, bu sözleşme çerçevesinde Faktoring şirketine 01/04/2018 tarihli 114804 sıra numaralı 162.144,00 TL bedelli fatura ile 01/04/2018 tarihli 114805 sıra numaralı 42.225,00 TL bedelli fatura alacağı temlik edildiği, çeklerin avans çeki olarak kabul edildiği, somut olayda 6361 sayılı Kanunun m.9/2'nin uygulama alanı bulması gerektiği, bu nedenle temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilecek şahsi defilerin temlik alana da ileri sürülebileceği, uygunsuzluk raporları ile ISG cezalarının delil olarak değerlendirilmesi mahkemenin takdirinde olduğu sonucuna varıldığı tespitlerine yer verilmiştir. Dosyada toplanan tüm deliller, bilirkişiler tarafından taraflara ait defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme ve tespitler ile; davalı şirket ile dava dışı ...Şti. arasında İnşaat İşleri için Genel Hizmet Alım Çerçeve Sözleşmesi kurulduğu kabul edilmiştir. Dava konusu çeklerin davalı ile dava dışı ....Şti. arasındaki ilgili sözleşme uyarınca verildiği ihtilaf konusu değildir. Uyuşmazlık konusu husus davalı şirketin söz konusu sözleşme uyarınca temlik eden dava dışı ....Şti. 'ye ve dolayısıyla temlik alan davacıya borçlu olup olmadığından kaynaklanmakta olup davalı ve dava dışı .. ..Şti. 'ye ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi suretiyle düzenlenen bilirkişi raporları kapsamında, davacının davalı şirketten alacağının bulunmadığının belirlendiği dikkate alındığında, davacının davasını ispatlayamadığı kanaatine varılmakla açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "Davanın REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının gerekçelendirilmediğini, bilirkişilerin mahkemenin takdirine bıraktığı nefaset ve gecikme cezası faturalarına itibar edildiyse neden itibar edildiğinin belirtilmediğini, bilirkişi raporlarına ilişkin verdikleri beyanlarda da görüleceği üzere nefaset ve gecikme cezası faturalarının dava dışı şirket ticari defterlerinde yer almamakta olup tek taraflı kesildiğini, bunların usule uygun olup olmadığı eksik ayıplı imalat yapılıp yapılmadığının araştırılmamış olup tek yanlı kesilen ve her zaman düzenlenmesi mümkün olan bu faturalara itibar edilmesinin mümkün olmadığını, dosyada mevcut bilirkişi raporları kapsamında dava dışı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu dolayısıyla davalı şirketten alacaklı olduklarının ispatlandığını, davanın konusuz kaldığı yönünde hüküm kurulmaması halinde davanın kabulü yönünde hüküm kurulması gerektiğini, kesilen nefaset faturaları ve gecikme cezalarının neye göre kesildiği belli olmadığından her zaman düzenlenmesi mümkün olduğundan dava dışı ... firmasının ticari defterlerinde de bu faturalar bulunmadığından bu faturalar dava dışı şirket tarafından kabul edilmiş olmadığından mahkemece bu faturalara itibar edilmesi mümkün olmayıp bu faturalara itibar edilmemesi halinde dava dışı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunun bilirkişi raporları ile açıkça ispatlandığını, huzurdaki davada davalının konkordato kapsamında alacaklarına itiraz etmesi ve alacaklarının çekişmeli alacak haline gelmesi üzerine İİK 308/b kapsamında alacağın konkordato kapsamına alınması için açılan bir dava olup davacının konkordato başvurusunun reddedildiğini, dolayısıyla huzurdaki davanın konusunun kalmadığını, davalı tarafın da aynı gerekçeyle davanın konusuz kaldığına hükmedilmesini talep ettiğini, dava açılmasına davalı taraf sebebiyet verdiğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasının gerektiğini, konkordatonun reddi gerekçelerinin de haklılıklarını ispatlamakta olup davanın açılmasına sebebiyet veren tarafın davalı olduğunu gösterdiğini, borçlunun borca batık olmadığını ve bütün borçları belirli bir süre içinde tam olarak ödeme gücüne sahip olduğunu, oysa borçlu şirketin borçlarını 3 yıllık, 36 aylık ödeme sürecinde faiz de vermeyerek borçlarını indirdiğini, borca batık olmayan borçlunun makul bir tenzilatla borçlarını derhal ya da 2-3 ay içinde ödemeyi önerebilir ya da vade istiyorsa oluşan enflasyon riskini makul bir faizle giderebileceğini, oysa eldeki dosyada alacaklıları koruyacak hiçbir önerinin sunulmadığını, gelinen noktada konkordatonun istemci borçlu tarafından borçların ödenmesi ve işletmeye hayatiyet kazandırılmasından öte bir finansal enstrüman olarak kullandığı izleniminin uyandığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, İİK'nın 308/b.maddesi uyarınca konkordato yargılaması sırasında çekişmeli hale gelen alacak miktarının konkordato nisabına dahil edilmesi istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/ 100 esas sayılı dosyasından davalı şirket hakkında 17/07/2020 tarihinde tasdikine karar verilen konkordato projesinde alacaklı listesine ve ödeme planına dahil edilmeyen ve .. / İZMİR şubesi, 11/10/2018 tarihli , 0510476 numaralı, İzmir keşide yerli, 162.144 TL bedelli çeklerinden kaynaklı olarak alacaklı olduklarına karar verilerek alacaklarının ödeme listesine dahil edilmesine karar verilmesi istendiği, Dairemizin 2020/1508 esas, 2020/1341 karar sayılı kararı ile İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2018/1100 Esas 2020/361 Karar sayılı tasdik kararının eksik inceleme nedeniyle kaldırıldığı, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/02/2022 tarih ve 2021/971 Esas, 2022/104 Karar sayılı tasdik kararının Dairemizin 13/09/2022 tarih 2022/562 Esas 2022/1270 Karar sayılı karar ile kaldırılarak konkordato isteminin reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2022/5037 Esas, 2023/518 Karar sayılı kararı ile 09/02/2023 tarihinde onandığı görülmüştür. Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2026/1557 Esas, 2026/1629 Karar sayılı emsal ilamında " Dosya kapsamından, mahkemece verilen davalı şirketin konkordatosunun tasdikine ilişkin karar, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 19.07.2022 tarihli ve 2022/562 E., 2022/1270 K. sayılı kararı ile kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilerek tasdiki talebinin reddine karar verdiği, verilen kararın Dairemizin 09.02.2023 tarihli ve 2022/5037 E., 2023/518 K. sayılı ilamı ile onanarak 09.02.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece eldeki dava konusuz kaldığından konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." şeklinde gerekçe bulunmaktadır. İİK'nın 308/B maddesi; "Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilânı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilirler. Tasdik kararını veren mahkeme, konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın, kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından, mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebilir. Süresi içinde dava açmamış olan alacaklılar, bu paydan ödeme yapılmasını talep edemezler; bu durumda yatırılan pay borçluya iade edilir." şeklindedir. Bu hüküm uyarınca açılan dava, niteliği itibariyle konkordato projesinin tasdiki kararı ile sıkı bağlantı içerisindedir. Çünkü, çekişmeli alacak davasında davanın kabulü yahut kısmen kabulü halinde verilecek karar eda hükmü içermeyip alacağın projeye eklenmesi şeklinde olacaktır. Bu nedenle İİK'nın 308/b maddesi uyarınca uyuşmazlığın karara bağlanabilmesi için mahkeme tarafından tasdik edilmiş bir konkordato projesi bulunması gerekir. İİK'nın 308-(b) maddesinde düzenlenen çekişmeli alacak davası açıklanan niteliği gereği konkordato tasdik kararı kaldırıldığında konusuz kalacaktır ve dava kendiliğinden alacak davasına dönüşmeyecektir. Davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi halinde, mahkemece; esas (asıl talep) hakkında "Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Bu tür kararlar hükümler gibi (eda, tespit, inşai) nihai kararlardandır. Mahkeme kararı aynı zamanda dava konusu hakkın mevcut olmadığınıda tespit ettiği için tespit hükmü niteliğindedir. Dava açıldığı tarih itibariyle haklılık durumuna göre yapılan yargılama giderlerinin hangi tarafa yükleneceğine de karar verilmesi gerekmektedir. Somut olayda ; davanın İİK'nın 308/b.maddesi uyarınca açılmasına, konkordato tasdik kararının istinaf incelemesi sonunda 13/09/2022 tarihinde kaldırılarak davalının konkordato talebinin reddine karar verilmesine ve söz konusu kararın 09/02/2023 tarihinde kesinleşmiş olması nedeniyle eldeki dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerine 23/03/2023 tarihinde yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Bu nedenle davacı istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararı kaldırılarak aşağıdaki şekilde yeniden hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 1-Davacı vekilinin yatırmış olduğu 179,90 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine, 2-Davacı vekilinin yatırdığı 492,00 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafın yapmış olduğu 30,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/03/2023 tarih, 2020/375 Esas ve 2023/188 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; 1-Konusuz kalan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 3.490,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.758,12 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, dava açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 6. maddesi uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan 54,40 TL başvuru harcı, 2.298,50 TL posta ve tebligat giderinden oluşan toplam 2.352,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/10/2026