Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/188 E. 2026/3234 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/188
- Karar No
- 2026/3234
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/493 E., 2024/1340 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/13 E., 2023/61 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Samsun ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi gereğince 2019 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, temyize konu davacı adına tapuya kayıtlı eski 725 parsel numaralı 40.500 m² yüzölçümlü taşınmaz, yeni 1 40... parsel numarasıyla ve 39.190,21 m² yüzölçümlü olarak; davalı adına tapuya kayıtlı eski 731 parsel numaralı 11.350 m² yüzölçümlü taşınmaz, yeni 1 40... parsel numarasıyla ve 11.350 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosuyla taşınmazına komşu taşınmazların yüzölçümlerinin arttığını ve sınırlarının değiştiğini ileri sürerek, yapılan uygulama kadastrosunun iptaliyle taşınmazların uygulama kadastrosundan önceki sınır ve yüzölçümüyle tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen cevap vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Samsun ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 40... ve 10 parsellerin 22/a uygulamasının mevzuata uygun yapılması sebebiyle tespit gibi tescilinin, 1 41... ve 5 parselin 22/a uygulamasındaki ölçü, sınırlandırma ve tespitlerin iptal edilerek, 1 41... parselin (A) harfiyle gösterilen 821.71 m²lik ve (B) harfiyle gösterilen 47.362.88 m²lik iki kısma ayrılıp, (A) harfiyle gösterilen 821.71 m²lik kısmın, 1 41... parselle birleştirilerek oluşturulan 21.107.54 m²lik kısmın 1 41... parsel olarak, (B) harfiyle gösterilen 47.362.88 m²lik kısmın ise 1 41... parsel olarak sınırlandırılması, 1 41... parselin yüzölçümünün 47.362.88 m²lik olarak, 1 41... parselin yüzölçümünün 21.107.54 m²lik olarak tescil edilmesinin uygun olduğu kanaati ile raporlarını Mahkememize sunmuşlardır. Dava konusu taşınmaza ait 22/a kadastro tespit tutanakları ve tapulama tutanakları ve tapu kaydı, kadastro güncelleme çalışmaları başlayış, bitiş ve kesinleşme ilan tarihlerinin gösterir askı ilan sureti, memleket haritası ve amenajman planı, mahalli bilirkişi listesi, keşif, keşif sonrası alınan bilirkişi raporları Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı ve kaldırma sonrası mahallinde yapılan keşif, keşifte dinlenen davacı, davalı, mahalli bilirkişiler, tutanak tanıkları, keşif sonucunda alınan 3 harita (jeodezi) bilirkişisi teknik raporları, yapılan yargılama davacı vekili beyanları ile toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalının beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; dava 22-a uygulama kadastrosuna itiraz istemine ilişkindir. Davacının kendi kullanımında olan 1 40... parsel sayılı taşınmazın son kadastro uygulaması sonrasında yüzölçümünün azalarak 1 40... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün yükseldiğini, ayrıca yine kendi kullanımında olan 1 41... parsel sayılı taşınmazın son kadastro uygulaması sonrasında yüzölçümünün azalarak 1 41... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün yükseldiğini, kendi taşınmazlarının yüzölçümlerinin hatalı ölçüldüğünü bu sebeple taşınmazların eski yüzölçümlerine getirilmesine yönelik Mahkememize dava açtığının anlaşılmıştır. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 2023/458 Esas, 2023/420 Karar sayılı ilamıyla Mahkememizin 2019/21 Esas, 2022/50 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı öncesi ve sonrasında Mahkememizce bilirkişiler eşliğinde dava konusu edilen taşınmazlar başında keşif yapıldığı, keşif esnasında yapılan gözlemlere göre dava konusu 1 40... parsel ile 1 40... parselin sınır olduğu, 1 40... parselin bir kısmında orman ağaçlarının bulunduğu ayrıca bu parselin devamının da orman olduğu, hali hazırda 1 40... parsel üzerinde yer alan fındık ağaçlarının bir kısmının davacının iddiasına göre kendisine ait olduğu ve bu ağaçların 1 40... parselin içerisinde kalması gerektiği beyan ettiği, davacının taşınmazının 1 40... parsel ile olan sınırında orman içerisinden geçen kuru derenin yer aldığı, yine diğer taşınmaz olan 1 40... parsel üzerinde fındık ağaçlarının bulunduğu, 1 40... parsel ile 10 parsel arasında sabit sınır olarak değerlendirilebilecek kuru dere dışında her hangi bir sınırın olmadığının görüldüğü, diğer dava konusu olan taşınmazlardan 1 41... parsel üzerinde kapama fındık ağaçlarının bulunduğu, 1 41... parsel üzerinde de aynı şekilde fındık ağaçlarının bulunduğu bir kısmının ise boş olduğu, iki parsel arasında sınır olarak tonç (hafif yükseklik) olduğu, başkaca bir sınır belirtisinin olmadığının gözlemlendiği, keşif esnasında dinlenen tanıklar dava konusu 1 40... parsel ile 1 40... parsel sayılı taşınmazları sınırının aralarında yer alan kuru dere olarak bildiklerine dair beyanlarının olduğu, diğer 1 41... ve parsele ilişkin bilgilerinin olmadıklarına dair beyanda bulundukları, hem istinaf Mahkemesi kaldırma kararı öncesi hem de sonrasında yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarının incelenmesinde; 1 40... parsel ile 10 parsel sayılı taşınmazların ilk tesis kadastrosuna en yakın hava fotoğrafının 1966 yılına ait olduğu ve bu hava fotoğrafında dava konusu taşınmazların sınırlarının net olarak gözüktüğü, 22/a uygulaması sonrasında taşınmazlar arasındaki sınırın ada raporuna göre geçerli sınır olarak alındığı ve bu sınır uygulamasının mevzuatta belirlenen geçerli sınır uyumlu olduğu, taşınmazlar başında davacının gösterimi sonrasında ölçülen sınır hattının ilk tesis kadastrosu ile uyumlu olmadığı, ilk tesis kadastrosundan sonra taşınmazlar arasında eylemli bir sınır değişikliğinin meydana geldiği, ayrıca eylemli sınır değişikliği olmasa bile 1 40... parselin toprak tevzi haritası uygulanarak miktara itibar edilerek oluşturulduğundan bu sınıra uyulmasının gerektiğinin tespit edildiği, diğer dava konusu 1 41... ve 5 parsel arasındaki sınırın 22/a uygulaması sonrasında sabit sınır olarak alındığı ve mevzuatta belirlenen sabit sınır tanımına uygun olduğu ancak zeminde yapılan ölçümün hatalı olduğunun tespitinin yapıldığı, tüm dosya kapsamına göre 1 41... ve 5 parsel sayılı taşınmazların 22/a uygulamasının hatalı olarak tespit edildiğinin mahkememizce de anlaşıldığı zira taşınmazlar arasında tonç diye tabir edilen doğal ve sabit bir sınırın yer aldığının anlaşıldığı ancak 22/a uygulamasının bu sabit sınır doğrultusunda ölçülerek sonuca ulaşılmadığı, dava konusu taşınmazların sınırının ilk tesis kadastrosundan beri belirgin olan tonç olduğu bu sebeple taşınmazlar arasındaki sınırın tonç diye tabir edilen yükseklik kabul edilerek düzenlenmesinin gerektiğinden davacının davasının kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Diğer dava konusu 1 40... parsel ve 10 parsel sayılı taşınmazların 22/a uygulaması hususunda ise; her ne kadar keşif mahallinde dinlenen tanıklar, 12.05.2022 tarihli duruşmaya katılan ve beyanda bulunan davalılar ..., davacı ile sınırlarının davacının beyan ettiği gibi 1 40... parsel ile 10 parsel arasındaki kuru dere olduğuna dair beyanda bulunarak davacı ve vekilinin beyanlarını destekler mahiyette beyanda bulunmuş iseler de; dava konusu taşınmazların ilk tesis kadastrosuna en yakın hava fotoğrafı olan 1966 yılında sınırlarının beyan edildiği gibi kuru dere olmadığı, taşınmazların sınırlarının 1966 yılına dair hava fotoğraflarında açıkça belirgin olduğu, söz konusu sınırlarda hava fotoğraflarının incelenmesi üzerine ilk tesis kadastrosu sonrasında eylemli sınır değişikliğinin tespit edildiği, şu anki durum itibarıyla dava konusu taşınmazların sınırlarının geçerli sınır vasfında nitelendirileceği, ayrıca bilirkişi raporunda da tespiti yapıldığı üzere dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırda eylemli sınır değişikliği olmadığı kabul edilse dahi 1 40... parsel sayılı taşınmazın toprak tevzi haritası uygulandığında miktara itibar edilerek oluşturulduğu anlaşıldığından bu sınıra uyulmasının gerektiği yönünde tespitin de bulunması karşısında 22/a uygulaması sonrasında tespiti yapılan kadastro tutanaklarının mevzuata uygun yapılmaları, mevcut 22/a uygulamasının taşınmazlar arasındaki sınırları gerçeğe uygun bir şekilde belirlediği anlaşıldığından..." gerekçesiyle davacının, davalılar ... ve ...'a yönelik açılan davasının reddine, 1 40... ve 10 parsellerin kadastro tespitleri gibi tescillerine, davacının, davalılar ..., ..., ..., Kadriye Kurt, ..., ..., ... ve ...'a yönelik açılan davasının kabulüne, 1 41... ve 5 parsellerin kadastro güncelleme tutanaklarının iptaliyle; 1 41... parsel sayılı taşınmazın 02.11.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda şekil (8)'e ekli haritada (A) harfiyle gösterilen 821,71 m²'lik bölümünün bu parselden ifrazıyla 1 41... parsel sayılı taşınmaza eklenmesine, 1 41... parselin 47.362,88 m², 1 41... parselin 21.107,54 m² yüzölçümüyle tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dava, askı ilan süresinde açılan uygulama kadastrosuna itiraza ilişkindir. Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, İlk Derece Mahkemesince getirtilen belgeler ve sonrasında yapılan keşif ve uygulama sonucunda 29.03.20 23... .02.2023 tarihli bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde tesis kadastrosuna en yakın 1966 tarihli hava fotoğrafları incelenmek suretiyle alınan harita bilirkişi heyet raporu ile dava konusu ve istinafa konu 1 40... ve 10 parsel arasında ilk tesis kadastrosu sırasında orman ağaçları olduğu ve bu sınırın tesis kadastro paftası ile uyumlu olup, uygulama kadastrosu sırasında da bu sınırlara uyulduğunun anlaşılmasına göre, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama ekranından yapılan incelemede açık bir şekilde gözlemlenebildiği kadarıyla 1 40... parsel ile davalılara ait olan 10 parsel arasında sınır olarak değerlendirilebilecek tek orman ağaçlarının olduğu ve keşif sırasında bunun tutanağa geçtiğini, tanık anlatımlarına da yansıdığı üzere bu ormanlık yerden geçen derenin olduğunu, dinlenen tanıkların en büyüğünün 1954 doğumlu en küçüğü ise 1968 doğumlu olduğunu ve tanıkların tamamı tarafından bu iki taşınmazın arasındaki sınırın kuru dere olduğunun ifade edildiğini, bilirkişi raporunda ve Mahkemenin gerekçesinde ise bu taşınmazlara ait ilk tesis kadastrosuna en yakın hava fotoğrafının 1966 yılına ait olduğunu, bu fotoğraflarda sınırın net gözüktüğünü, parseller arasında sınırın geçerli sınır olarak alındığını ifade ederek yapılan kadastro tespitinde herhangi bir hatanın olmadığını ifade ettiklerini ancak bu tespitin fiili gerçeklikle örtüşmediğini, müvekkili ve ailesine ait taşınmazda 6.000 m²ye yakın bir azalma oluştuğunu ve bu durumun müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini, 1 40... ve 10 parsel arasındaki sınırın kuru dere olduğunu, her ne kadar bu durum keşif zaptında belirtilmiş olsa da İlk Derece Mahkemesince bu durum gözönünde bulundurulmadan eksik ve çelişkili bilirkişi raporu doğrultusunda karar vermesinin kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.