Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4423 E. 2026/3267 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4423
Karar No
2026/3267
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/374 E., 2024/203 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2014/25 E., 2021/150 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve arkadaşları vekili ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kocaeli ili ... ilçesi ... ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, davacılar ... ve arkadaşları adına kayıtlı bulunan eski 10 21... parsel sayılı 629,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla ve 635,11 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalılar ... ve arkadaşları adına kayıtlı bulunan eski 1 01... parsel sayılı 600,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla ve 606,92 metrekare yüzölçümlü olarak ve tapuda davalılar ... ve arkadaşları adına kayıtlı bulunan eski 1 01... parsel sayılı 611,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 616,71 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkillerine ait 256 parsel sayılı taşınmazın sınırlarının değiştirildiğini, taşınmazın bir kısmının davalılara ait 2 61... parseller içerisinde bırakıldığını, davalı 261 parsel maliklerince açılan Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/278 Esas, 1994/681 Karar sayılı dosyası ile müvekkilleri lehine karar verildiğini; yine 257 parsel ile ara sınırlarını oluşturan duvarın doğru sınırları gösterip doğru ölçülmekle birlikte 2 56... parsellerin arasında bulunan duvarın ise zeminde hatalı ve malikleri arasında yıllardır ihtilaflı şekilde kullanıldığını, nitekim bu duvarın belediye encümen kararı ile 2009 yılında yıkıldığını ileri sürerek, uygulama kadastro tespitlerinin iptali ile müvekkillerine ait 256 parsel sayılı taşınmazın aplikasyon krokisi ve vaziyet planına uygun şekilde müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen dosya davacısı ... dava dilekçesinde 257 parsel sayılı taşınmaza dahil olması gereken bir bölümün 256 parsel sayılı taşınmaz içerisinde ölçüldüğü iddiasıyla Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltmek suretiyle dava açmış; yargılama sırasında ... ve arkadaşları 17.09.2014 harçlandırma ve havale tarihli dilekçeleriyle mülkiyeti kendilerine ait bulunan 257 parsel sayılı taşınmaza dahil olması gereken bir bölümün 256 parsel içerisinde bırakıldığı iddiasıyla davaya katılmışlar ve 256 parsel maliklerini davaya dahil etmişlerdir. II. CEVAP 1. Davalılar ... ve arkadaşları cevap dilekçesinde; 261 parsel ile davacılara ait 256 parsel arasındaki duvarın doğru ölçümleri yansıttığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır. 2. Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nin ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde; kendilerinin hissedar olduğu 257 parselin içerisinde bulunması gereken bir bölümün davacılara ait 256 parsel içerisinde tespit edildiğini, bu nedenle Mahkemenin 2014/26 Esas numarasında kayıtlı bulunan davaya asli müdahil olduklarını, Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/278 Esas, 1994/681 Karar sayılı dosyası ile sınır ihlali olmadığına karar verildiğini ve kesinleşen bu karardan sonra duvarların yapıldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... dava konusu taşınmazların tesis kadastrosundan sonra yapılan ifraz işlemleri ile oluştukları, paftalarında herhangi bir tersimat hatasının olmadığı, dava konusu taşınmazların doğusunda bulunan 121, 122, 1 23... parsel sınırlarının zeminle uyumlu olduğu, 257 parselin ... ve batı sınırlarının zemindeki duvarlar ile uyumlu olduğu, 2 56... parsellerin sabit sınırlarının olmadığı, uygulamada belirlenen çekişmeli sınırların zemin ile uyumlu olmadığı, taraflar arasında görülüp kesinleşen Kocaeli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/278-681 sayılı karar sayılı dosyasındaki çekme mesafeleri esas alınarak belirledikleri sınırların kadastro paftası ile daha uyumlu olduğu, buna göre uygulama kadastrosunda dava konusu parsellerin sınırların hatalı tespit edildiği, anılan mahkeme ilamındaki çekme mesafeleri esas alınarak belirlenen sınır ve yüz ölçümleri esas alınarak parsellerin tescil edilmesi gerektiğinin bilirkişi raporunda bildirildiği; daha önce taraflar arasında görülüp sonuçlanan çapa dayalı el atmanın önlenmesi davasının uygulama kadastrosunda kesin hüküm teşkil etmeyeceği dikkate alınarak bilirkişi heyetinden ek rapor talep edildiği, sunulan ek raporda Yargıtay ilamında belirtildiği gibi taraflar arasındaki daha önce görülüp sonuçlanan çapa dayalı el atmanın önlenmesi davasının uygulama kadastrosu çalışmalarında kesin hüküm teşkil etmeyeceği, ancak bu durumun kadastro paftasında teknik bir hata var ise, bu hatalı çap dayanak alınarak verilmiş yargı kararları için geçerli olduğu, yoksa herhangi bir hata bulunmayan kadastro paftası ve çapına uygun olarak verilmiş yargı kararlarına uyulmamasının söz konusu olmadığı, ayrıca Yargıtay ilamında ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili durumuna ulaşılmaya çalışılması gerektiğinin belirtildiği, eldeki davada, kök raporda belirtildiği gibi dava konusu taşınmazların tesis kadastrosundan sonra yapılan ifraz işlemleri ile oluştukları, tesis kadastrosunda zemindeki mevcut sınırların ölçülerek planlara çizilmesi sonucu kadastro paftaları oluşmakta iken, ifraz işlemi ile oluşan parsellerde öncelikle ifraz haritaları oluşturulmakta ve ifraz haritalarının zeminine aplike edilmesi ile fiiili zemin sınırları oluştuğu, dava konusu parseller ifraz işlemi ile oluşmuş parseller olduğu için, bu parsellerin zemindeki fiili sınırları da ifraz haritalarının zeminde uygulanmasından sonra oluştuğu, bu nedenle ifraz parsellerinin gerçek fiili zemin sınırlarının tespit edilmesi için zeminde mevcut olduğu anlaşılan sabit noktalar ile aynı döneme ya da öncesine ait farklı amaçlarla üretilmiş harita ve benzeri verilerden yararlanıldığı, bu verilerden birinin de Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.11.1994 tarihli ve 1994/278 Esas, 1994/681 Karar sayılı ilamı ve eki bilirkişi krokisi olduğu, bu nedenle kök raporun aynen geçerli olduğunun belirtildiği, sunulan ek ve kök raporun bilimsel verilere uygun, denetlenebilir ve gerekçeli olduğu, özellikle de ek raporda çapa dayalı kesinleşmiş hükümden uygulamada hatalı belirlenen sınırlar yönünden ne şekilde yararlanıldığının açıkça ve gerekçelendirilerek belirlendiği, bu nedenlerle alınan hüküm kurmaya elverişli teknik bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerektiği; ayrıca birleşen dosya davacısı ...'ın site yöneticisi sıfatı ile davayı açtığı, davacının parsel maliklerinden olmadığı..." gerekçesiyle birleşen dosya davacısı ...'ın açtığı davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine; davacılar ve asli müdahillerin davalarının kabulü ile 10 21... , 2 57... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin uygulama kadastro tespitlerinin iptaline, harita mühendisleri tarafından hazırlanan 04.06.2021 tarihli raporun 11. sayfasındaki ölçü krokisinde gösterilen koordinat ve yüzölçümlere göre 10 21... parselin 622.48 m² yüzölçümü ile 10 21... parselin yüzölçümü ile 632.89 m² ve 10 21... parselin 603.25 m² yüzölçümü ile tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı 261 parsel sayılı taşınmaz malikleri ... ve arkadaşları vekili ve birleşen dosyada davalı durumunda bulunan (Kadastro Müdürlüğünü temsilen) davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, miktar değişiklerinin tecviz sınırına yakın olduğunun 09.01.2018 tarihli ilk raporda da belirtildiğini, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini; 31.05.2021 tarihli raporun ise önceki bilirkişi raporundan farklı değerlendirmeler içerdiğini, uygulama kadastrosunun ada bazında yapılması nedeniyle bilirkişi değerlendirmesinin de ada bazında yapılması gerekirken sadece dava konusu parsellerle sınırlı inceleme yapıldığını; bilirkişi raporu ve eki krokide de görüleceği üzere Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.11.1994 tarihli ve 1994/278 Esas, 1994/681 kararında tespit edilen çekme mesafeleri esas alınarak 2 56... sayılı parsellerin arasındaki sınırın oluşturulduğunu ve ifraz krokisindeki cephe ölçüleri verilerek 256 sayılı parselin 257 sayılı parselle olan sınırının ve 257 sayılı parselin 262 sayılı parselle olan sınırının belirlendiğini; karara esas esas bilirkişi raporu incelendiğinde davalı sınırın tespitine esas koordinat değerlerinin olmadığını, zeminde mevcut sabit noktalardan röperlenen sınır noktalarının bulunmadığını, bu krokide yazan ölçülere göre dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırın oluşturulmasının doğru olmayacağının açık olduğunu; sadece davacılara ait 256 numaralı taşınmazın cephe ölçülerinin dikkate alındığını; bu nedenle rapordaki değerlendirmelerin uygulama kadastrosunda dikkate alınacak usul ve esaslara ilişkin yönetmelik hükümlerine uygun olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen karar usul ve esas yönünden kanun ve hukuka aykırı olarak verilmiş olup kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, öncelikle dava konusu taşınmazlarla ilgili Kadastro Müdürlüğünce 22/2-a uygulamasına yönelik askı ilan cetvelinin 14.02.2014 tarihinde askıya çıkmış olup davacı tarafından askı ilan süresinden 30 günlük dava açma süresi geçlikten sonra dava açıldığını, ayrıca tüm Kanun ve Yönetmeliklerle öngörülen bir ölçümün yapıldığını, Kocaeli Kadastro Müdürlüğünce yapılan işlemlerinin usul ve kanuna uygun olup davanın reddine karar verilmesini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ve arkadaşları vekili ile Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4423, K. 2026/3267, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4423-e-2026-3267-k-a76cf6684a79