Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1938 E. 2026/3258 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1938
Karar No
2026/3258
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3040 E., 2025/376 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/12 E., 2023/137 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, İstanbul ili ... ilçesi ...-... Mahallesi çalışma alanında bulunan 64 53... parsel sayılı 765,44 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bahçe vasfıyla davalı olduğu belirtilerek tespit edilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu İstanbul ili ... ilçesi ... mevki ... Mahallesi 57 25... parselin kuzeyinde kalan, ... Caddesinin kuzeyine bitişik taşınmazın 20 yılı aşkın bir süredir müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, bu yer üzerinde müvekkilinin ağaçları ve bahçesinin bulunduğunu, müvekkilinin bu yeri 20 yıl önce ...'dan satın aldığını, bu zamana kadar da malik sıfatıyla nizasız ve fazılasız olarak kullandığını, müvekkiline bu yeri satan ...'ın taşınmazın olduğu yere bitişik bölgede imar uygulaması yapılmadan önceki eski tapu kaydında ... 5 pafta 796 parselde kayıtlı taşınmazın da maliki olduğunu, ...'ın bu yerlerin eski tapusuna ait yer olduğunu düşünürken bu yerlerin tapulu alanda kalmadığını ve tescil harici alanda kaldığını imar uygulamasından çok sonra öğrendiğini, daha sonra bu alandan yol geçtiğini, taşınmazın bahçe vasfında olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiş; bilahare, yargılama sırasında 64 53... parsel olarak kadastro tutanağı düzenlenmiş ve dosya Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu parselin orman olduğunun tespit edilmesi halinde tescil talebine yönelik davanın reddine, orman olmadığının tespit edilmesi halinde ise idare aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresi içerisinde açılmadığını, dava konusu taşınmazın bir kısmının ... ... ve Çevresi Uygulama İmar Planında kaldığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın zilyetlikle tescilinin mümkün olmadığını, mezkur taşınmazın bulunduğu ... Mahallesinde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nce hazırlanmış 1980 tasdik tarihli İstanbul Metropoliten Alan Nazım İmar planı bulunduğunu, kamuya ait mallar üzerinde zilyetlik ve özel mülkiyet haklarının mümkün olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın usul ve esastan reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacının, dava konusu taşınmaz üzerinde 1980 yılı öncesinde ekonomik amaca hizmet eden zilyetlik kurmadığı, kazanım koşullarını sağlamadığı gerekçesiyle davanın reddine, 64 53... parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1980 tasdik tarihli 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropoliten Alan Nazım İmar Planı içerisinde kaldığı, taşınmazın 1942, 19 68... tarihli hava fotoğraflarına göre açıklık ve patika yol olduğu, 1974 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında orman olduğundan bahisle tescil harici bırakıldığı, taşınmazın imar planına alındığı 1980 yılına kadar taşınmazda herhangi bir kullanım bulunmadığı, keşifte dinlenen mahallli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre davacı ve akdi haleflerinin 1990'lı yıllardan sonra taşınmazı kullanılmaya başladıkları, taşınmazın imar planına alınmadan önce, imar ve ihyanın tamamlanmadığı ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı, İlk Derece Mahkemesinin dayandığı gerekçeye göre verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının tefrik edilen kısma ilişkin bulunduğu ve dava konusu taşınmaza ilişkin olmadığı gerekçesiyle, davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 15.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda, 1942 yılında dava konusu taşınmazın ziraat arazisi alanında kaldığının tespit edildiğini, 21.10.2022 tarihli ek raporda ve 19.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda, arazide kullanım olmadığı değerlendirmesi yapıldığını, bir taşınmazın tarım arazisi olarak kullanılırken bir anda tarım arazisi olarak kullanılmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını ve dava konusu parsel için bilirkişilerin değerlendirmelerini titizlikle yapmadıklarını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bilirkişi raporu ile tespit edilen hususlar dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, dava konusu taşınmazın (b) ve (c) harfleriyle gösterilen kısımlarının davalı belediyenin yetki alanında kalıp kalmadığının tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacı ve davalı ...'ndan ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1938, K. 2026/3258, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1938-e-2026-3258-k-4f3ce288e1c9