Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4833 E. 2026/3168 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4833
- Karar No
- 2026/3168
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/506 E., 2025/618 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Espiye Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/7 E., 2024/2 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Giresun ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 2 99... parsel sayılı 7.596,73 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve iş bu parsel ... kızı ...'nın 1981 yılından beri fiili kullanımındadır" şerhi yazılarak fındık bahçesi vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 30 yıldır tasarrufu ve zilyetliğinde olup adına yazılmadığını ancak davalı yaşlı annesini diğer kardeşi ...'nın yönlendirmesi ile annesinin adına yazdırdığını belirterek, tespitin iptal edilmesini ve kullanıcı olarak adının yazılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; idarenin yaptığı işlemlerin kanun gereği olduğunu, idarenin malik belirleme işlemi yapmadığını, davanın haksız ve hukuki yarar olmadan açıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından dava konusu taşınmazları bildikleri, dava konusu taşınmazın evveliyatının davacı ve davalının babası müteveffa ... ...'ya dayandığı, ...'ın sağlığında dava konusu yeri zilyetliğinde bulundurduğu, taşınmazı çocukları ile birlikte imar ihya ederek fındık bahçesi haline getirdiği, söz konusu yerin yaklaşık 40 seneyi aşkın bir süredir fındık bahçesi halinde olduğu, murisin sağlığında kendisine ait taşınmazları mirasçıları arasında paylaştırmadığı, kendisinin devamlı köyden uzakta yaylada yaşıyor olması nedeniyle çocukları tarafından taşınmazlarının kullanılmaya devam edildiği, dava konusu taşınmazın murisi sağlığında oğulları ... ve ... tarafından kullanıldığı, murisin sağlığında kendi iradesiyle taşınmazlarını çocukları arasında paylaştırmadığı, taşınmazlarının zilyetliğini iradesiyle devretmediği, yine murisin vefatı üzerine mirasçıları arasında muristen intikalen gelen yerleri kendi aralarında usulüne uygun bir şekilde tüm mirasçıların katılımıyla taksim edilmediği, bu hususun ilgili Tapu Müdürlüğünden getirtilen dosya tarafları adına kayıtlı taşınmazlara ait tapu kayıtları ile de desteklendiği, yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği gibi, kural olarak taksime dayanan taraf, Medeni Kanunun 6. maddesi gereğince, taksimin varlığını, taksim tarihini, taksime tüm mirasçıların katıldığını, taksimde hangi mirasçıya hangi taşınmazın isabet ettiğini, taksim neticesinde herhangi bir taşınmaz alınmamışsa, nasıl razı edildiğini ve kadastro tespitine kadar taksimin bozulmadığını ispat etmesi gerektiği, bunu, yazılı olarak ispat edebileceği gibi özellikle tapusuz taşınmazlarda her türlü delille ispat edebileceği, ayrıca yapılan taksime tüm mirasçıların dahilinin olması gerektiği, aski halde usulüne uygun bir taksimden söz etmek mümkün olmadığı, her ne kadar davacının davası ile ileri sürdüğü iddiası taşınmazın tamamının kullanımında olduğu olsa da, dosya kapsamında toplanan deliller neticesinde dava konusu yer yönünden davacının taşınmazın tamamıyla bir kullanım hakkının bulunmadığı, taşınmaz üzerinde yalnızca muris ... ...'dan gelen miras hissesinin bulunduğu, "çoğun içinde az da vardır" kuralı gereği uyuşmazlığın davacının miras payı ile sınırlı olarak çözümlenmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davalı ... İdaresi aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, dava konusu taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun ek 4. maddesine göre yapılan 22.11.2022 tarihli kadastro tespitinin iptaliyle taşınmazın beyanlar hanesine "Bu taşınmaz Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır ve iş bu parselin 12 hisse kabul edilmesi suretiyle; 11 hissesi ... kızı ..., 1 hissesi ... oğlu ...'nın kullanımındadır" şerhi yazılmak suretiyle taşınmazların fındık bahçesi vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... ve davalı Hazine tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına, istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere, ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Hazine vekilinin ve davacının sair istinaf itirazları yerinde görülmediği, buna karşılık; davalı idarelerinin harçtan muaf olmasına rağmen hükmün 4. ve 5. bendinde yer alan başvurma harcı ile peşin harç ve tedbir talebi harcının yargılama giderlerine dahil edilerek ve davalı idareleri de kapsar şekilde davalılardan tahsiline hükmedilerek hükmün infazında tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğunu" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun ek 4. maddesine göre yapılan 22.11.2022 tarihli kullanım kadastrosu tespitinin iptaliyle, taşınmazın beyanlar hanesine; "Bu taşınmaz Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır ve iş bu parselin 12 hisse kabul edilmesi suretiyle; 11 hissesi ... kızı ..., 1 hissesi ... oğlu ...'nın kullanımındadır" şerhi yazılmak suretiyle taşınmazların fındık bahçesi vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, davalı ... İdaresi aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... temyiz dilekçesinde: tüm dosya kapsamında haklılığının tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın muris ... ...'nın sağlığında tüm çocukları arasında taksim edildiğini, dava konusu taşınmazın kendisine kaldığını, bu hususun keşifte dinlenen bilirkişilerce de ispatlandığını ve yıllardır kendi zilyetliğinde olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine temyiz dilekçesinde: hükmün kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarıyla hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve davalı Hazine'nin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.