Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1158 E. 2026/2280 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1158
- Karar No
- 2026/2280
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1158 KARAR NO : 2026/2280
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/03/2023 NUMARASI : 2021/308 Esas 2023/216 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 15/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/10/2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/308 Esas ve 2023/216 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekilinin Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunduğu dava dilekçesinde özetle;Davacı vekili 15.10.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalının borcuna ilişkin Selçuk İcra Müdürlüğünün 2020/700 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığın, bu icra takibine davalı taraf haksız olarak borca itiraz etttiğini ve takibin durdurulduğunu, yapılan itirazın haksız ve yersiz olduğunu, davalı ... Şti'nin müvekkilin işyeri için gerekli olan bir takım malzemeler satın aldığını, alınan bu malzemelere karşı fatura kesildiğini ancak davalı tarafın herhangi bir ödeme yapmadığını, müvekkilinin alacağını tahsil edebilmek için icraya konu ilgili faturalar ile icra yoluna başvurduğunu, davalının icra takibine itiraz ettiğini ve itiraz dilekçesinde borcu olmadığını belirttiğini, davalının bu beyanının gerçeği yansıtmadığını, ödeme yaptığını gösterir herhangi bir belgeyi itiraz dilekçesine eklemediğini ve müvekkiline bir ödeme yapılmadığını, 07.08.2020 tarihinde İzmir Arabuluculuk Bürosuna ticari dava şartı olması sebebiyle arabuluculuk başvurusu yapıldığını, 19.08.2020 tarihinde telekonferans yöntemi ile toplantı yapıldığını ve anlaşamama yönünde tutanak tutulduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına alacağın tahsiline, haksız yapılan itiraz nedeniyle %20 dan aşağı olmamak şartıyla tazminata hükmedilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davacı ... tarafından Selçuk İcra Müdürlüğü'nün 2020/700 E. sayılı dosyasıyla müvekkile karşı icra takibi başlatıldığını, iş bu takiple talep edildiği üzere bir borcu bulunmadığından söz konusu takibe tarafımızca itiraz edildiğini, dava dilekçesi ve eklerini rahatlıkla inceleyememekte, karşı yanın neye dayanarak söz konusu borcun varlığını ileri sürdüğünü anlayamadıklarını, karşı yanın dava dilekçesi ekinde yer aldığını iddia ettiği deliller resmi tebligatla tarafımıza gönderilmediği gibi dosyaya da sunulmadığını, ne borcun dayandırıldığının iddia edildiği faturalar ne başkaca bir delil ve/veya dayanak belge sunulamadığını, Buna göre karşı yanın söz de alacaklı olduğu meblağı herhangi bir hukuki geçerliliği olan evraka dayandıramadığını, dava dilekçesi ekinde belirtilen evrakın üzerinde müvekkili şirket yetkilisinin ismi bulunmadığı gibi aynı zamanda imzanın kime ait olduğu, kim tarafından atıldığı da anlaşılmadığını, evrak içeriğini inceleyemediğinden söz konusu evrakı kabul etmediklerini, zira davanın dayanağı icra takibine dayanak olarak gösterilen belgeler de düzgün ve okunaklı bir şekilde sunulmadığı ve müvekkil şirketin alacaklı olduğunu iddia eden tarafa karşı bir borcu bulunmadığı için icra takibine de itiraz edildiğini, yapılacak olan yargılamanın her iki taraf için de eşit ve adil yargılanma ilkelerine uygun şekilde ilerlemesi için dava dilekçesinin ekinde yer alan evrakın, okunaklı örneklerinin tebliğ edilmesi gerektiğin hukuki dinlenilme hakkı, Anayasa m. 36'da ve AİHS m. 6'da düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olduğunu, bu minvalde tarafların, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahip olduklarını, silahların eşitliği ilkesi olarak da anılan bu hak ile taraflara talep ve açıklamalarını diğer tarafa nazaran dezavantajlı olmayacak şekilde ileri sürebilmeleri için fırsat verilmesini gerektirdiğini, normal bir ticari ilişkide düzenlenen makbuzların üzerinde teslim edilen kişinin imzasının bulunması gerektiğini, somut olayda şayet tarafımıza makbuzlarda yer alan malların teslimi yapılmış ise müvekkil şirkette imzaya yetkili olan şirket temsilcisi tarafından makbuzların bizzat imzalanmış olması gerektiğini, dava dilekçesinde ve icra takibinin dayanağı olarak bir ticari alışverişin yapıldığını iddia eden karşı yan tarafından somut olayda söz konusu malların teslim edilmediğini, dolayısıyla teslim edilmemiş mallara ilişkin olarak, düzenlendiği ileri sürülen evrakların da müvekkil şirket temsilcisi tarafından imzalanmış olmasının mümkün olmadığını, bu nedenlerle sunulma ihtimali olan iş bu evrakların ve icra takibine dayanak belgenin varsa üzerindeki imzaya itiraz ettiklerini, zira söz konusu tarihlerde herhangi bir mal teslimi yapılmadığını, davaya konu makbuzlar da şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığını, borcun varlığını kabul etmemekle beraber nitekim karşı yan da söz konusu alacak-borç ilişkisinde kendi edimini yerine getirdiğini (mal teslimini yaptığını) ispatlayacak nitelikte herhangi bir delil sunamadığını, Bu durumda ispat külfetinin davacı yan üzerinde olduğu sayın mahkemenin de takdirinde olduğunu, müvekkil şirketin Selçuk İcra Müdürlüğü'nün 2021/300 E. sayılı icra takibine konu edilen miktarda bir borcu bulunmadığını, Selçuk İcra Müdürlüğü'nün 2020/700 E. sayılı dosyasından müvekkile karşı başlatılmış olan icra takibi haksız ve hukuka aykırı olduğundan yapmış olduğumuz haklı itirazımız nedeniyle iş bu davanın reddine, %20'den az olmamak üzere davacı yan aleyhine icra kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretini karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Selçuk İcra Müdürlüğü 2020/700 Esas sayılı icra dosyası Konya Vergi Dairesi Başkanlığı, Selçuk Vergi Dairesi, İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü, Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Konya Ticaret Odası yazı cevapları, SMMM Bağımsız Denetçi bilirkişi tarafından düzenlenen 07.12.2021 tarihli bilirkişi raporu, SMMM Bilirkişi tarafından düzenlenen 20.04.2022 tarihli bilirkişi raporu ve 03.08.2022 tarihli ek raporu, SMMM Bilirkişisi tarafından düzenlenen 26.12.2022 tarihli bilirkişi raporu, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Selçuk İcra Dairesi'nin 2020/700 Esas sayılı dosyasında, Konya 3. İcra Dairesi tarafından yetkisizlik kararı ile gönderilen icra takibine ilişkin ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiş, ödeme emrine borçlu tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine takibin durmasına karar verilmiş, itiraz alacaklıya tebliğ edilmemiş ve süresinde itirazın iptali davası açılmıştır. Dava Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesi'nde asliye ticaret mahkemesi sıfatı ile açılmış, yapılan yargılama sonucunda Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/338 Esas ve 2020/309 Karar sayılı kararı ile Selçuk İlçe sınırlarında İzmir Ticaret Mahkemeleri yetkili ve görevli olduğundan görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir. Davacı hakkında yapılan tacir araştırmasında vergi kayıtlarına göre davacının bilanço esasına göre defter tuttuğu, tacir olduğu anlaşılmıştır. Dava, taraflar arasındaki satım akdine ilişkin yapılan satış işlemi nedeni ile davacı tarafından davalıya gönderilen bir takım faturaya konu satılan ürünlerin bedelinin ödenmediği iddiası ile ilgili fatura bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali davasıdır. Uyuşmazlık döneminde davacının tacir olduğu ve davalının tüzel kişi tacir olduğu dikkate alınarak, taraflara ticari defterlerini sunmaları için 2 haftalık süre verilmiş ve taraflar ticari defterlerin bulunduğu yeri bildirmiştir. Davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede; davacının ticari defterlerinin açılış ve kapanış onayının süresinde yapıldığı, defterlerin kendi içerisinde birbirini teyit eder nitelikte olduğu ve ticari defterlerin davacı lehine delil niteliğinin bulunduğu, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan faturadan kaynaklanan 44.064,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Davalının ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda; davalının uyuşmazlık dönemi olan 2019 ve 2020 yılına ilişkin e-defter ortamında defter tuttuğu, defter beratlarının yasal süre içerisinde gerçekleştirildiği, ticari defterlerin muhasebe usul ve esaslarına uygun şekilde tutulduğu, bu haliyle davalının ticari defterlerinin davalı lehine delil niteliğinin bulunduğu dava konusu 44.064,00 TL tutarındaki faturanın davalının defterlerine kaydedildiği, davalı tarafça bu fatura nedeni ile davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, taraflar arasında cari hesap mutabakatı bulunmadığı, taraflar arasındaki mutabakatsızlığın nedeninin davalı tarafından davacı adına düzenlenen 13.12.2019 tarihli 11.016.00 TL tutarındaki e-faturadan ve davacı tarafından 31.12.2019 tarihinde yapılan 23.575,55 TL tutarındaki virman işleminden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Dava konusu faturanın Ba-Bs olarak ilgili vergi dairesine bildirilip bildirilmediği hususunun tespiti bakımından ilgili vergi dairesinden davacı ve davalı yönünden Ba-Bs formları istenilmiş ve davalının ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde mutabakatsızlığın tespiti yönünden rapor denetime elverişli olmadığı değerlendirilerek davalının ticari defterleri üzerinde Ba-Bs formları da değerlendirilerek tarafların alacak ve borç durumuna ilişkin yeni bir bilirkişiden rapor düzenlenmesi istenilmiş bilirkişi tarafından düzenlenen 26.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafça düzenlenen dava konusu 44.064,00 TL'Lik faturanın davalının yasal defterlerinde kayıt altına alındığı, davalı tarafça bu faturaya istinaden 13.12.2019 tarihinde 11.016,00 TL tutarındaki bir adet fiyat farkı faturası düzenlendiği, ancak bu faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının düzenlemiş olduğu 11.016,00 TL'lik fiyat farkı faturasının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmaması nedeni ile kayıtlar arasında fark bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibari ile davacıya 33.033,55 TL borçlu olduğu, her iki tarafın ticari defter kayıtlarından da anlaşılacağı üzere, dava konusu 44.064,00 TL'lik faturaya konu malların davalının da ticari defterlerine kaydedilmesi nedeni ile satım akdine konu malların davalıya teslim edildiği, dava konusu 44.064,00 TL'lik faturaya konu mal ve hizmet alımına ilişkin KDV hariç 40.800,00 TL tutarındaki bildirimin davalı tarafça 2019/12 dönemine ilişkin Ba bildirim formu ile 31.01.2020 tarihinde elektronik ortamda beyan edildiği, faturaya konu malın teslim edildiği ve teslim alındığının Ba-Bs formları ile de sabit olduğu, malın teslim edildiği ve faturanın davalının ticari defterlerine kaydedilerek Ba olarak bildirildiği hususu dikkate alındığında, davalının malı teslim aldığı ve bedelini ödemediğinin sabit olduğu, davalı tarafça iddia edildiği üzere taraflarca malın fiyatında bir anlaşma bulunmaması durumunda bu hususun fiyat farkı faturası düzenlenerek ileri sürülemeyeceği, davalı tarafça herhangi bir iade faturası düzenlenmediği, davalının faturayı ve malı teslim alıp iade faturası da düzenlemediğinden teslim almış olduğu malın fatura bedeli dışındaki bir fiyattan satın aldığını ispat edemediği, fatura konusu malın fiyatında uyuşulmadığına yönelik herhangi bir iade faturasının da bulunmadığı, bu nedenle icra takip tarihi itibari ile davacı tarafından davalıya teslim edilen malların karşılığı icra takibine konu fatura tutarı olan 44.064,00 TL tutarında davacının davalıdan alacaklı olduğu, takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürüldüğüne yönelik herhangi bir temerrüt ihtarı bulunmadığından davalı tarafın icra takip tarihi itibari ile temerrüde düştüğü, bu sebeple davacının icra takibinden önce işlemiş faiz talep edemeyeceği, alacak likit olduğundan ve davalı icra takibine itirazında haksız olduğundan davacı lehine hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davacı icra takibinde kötü niyetli olmadığından reddedilen kısım yönünden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerektiği..." gerekçesi ile, davanın kısmen KABULÜ İLE; Selçuk İcra Dairesi'nin 2020/700 Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile 44.064,00.TL asıl alacak yönünden, takip tarihinden itibaren asıl alacağın yıllık %9 ve değişen oranlardan yasal faiz uygulanmak sureti ile takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hüküm altına alınan 44.064,00.TL alacağın %20'si oranında 8.812,80.TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı ve davalı vekillerinin fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesiyle birlikte sunduğu iddia edilen eklerin dosyaya yer almadığını bu durumun usule, hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu, davacının teslime ilişkin müvekkili şirketin yetkili temsilcisinden sadır olan belgeleri sunması gerektiğini, ispat yükü üzerinde olan davacının iddiasını ispat edemediğini, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, hükme esas alınamayacağını, taraflar arasındaki defter kayıtlarındaki farklılıkların giderilmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacı tarafından kesilen faturaların davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmasına, davalı tarafından kesilen fiyat farkı faturasının davacı da kayıtlı olmamasına, davalı şirket tarafından fatura bedelinin ödendiğinin ispatlanamamasına, alacağın likit ve belirlenebilir olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/03/2023 tarih ve 2021/308 Esas 2023/216 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 3.010,01.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 752,50.TL harcın mahsubu ile bakiye 2.257,51.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 15/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.