Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1393 E. 2026/10902 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1393
Karar No
2026/10902
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/762 Esas, 2025/1952 Karar KARAR : Karar verilmesine yer olmadığına

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 65 87... ve 50 parsel sayılı taşınmazlarda müvekkilinin hissedar olduğunu, taşınmazlara kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığını ve taşınmazların 101000 ölçekli Uygulama İmar Planında kamuya tahsisli olduğunu ileri sürerek belirlenecek tazminat bedelinin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Buyükşehir Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili idare aleyhine husumetin yöneltilmesinin yanlış olduğunu, dava konusu taşınmazların fiilen ana arter niteliğindeki cadde veya bulvarda kalıp kalmadığı hususunun tespitinin gerektiğini, taşınmazlardan "... Sokak" kapsamında asfalt yol geçirildiğini, dava konusu hisseli parsel için düzenlenmiş parselasyon planının var olup olmadığını ve bu planda dava konusu taşınmazların, yol olarak terk edilip edilmediği hususlarının Mahkemece araştırılması ve özel parselasyon planında "yol" olarak terkedilmiş ise 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 35 inci maddesi uyarınca malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamayacağını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; idari işlem ve eylemler nedeniyle kişilerin uğradıkları zararlardan dolayı açılacak tazminat davalarının idari yargının görev alanı içinde olduğunu, dava konusu taşınmazlarda kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının kabul edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar üzerinde müvekkili idarenin herhangi bir müdahalesi ya da herhangi bir işleminin mevcut olmadığını, taşınmazlar üzerine yapılan yolun bilgileri dahilinde olmadığını, proje bütünlüğü ilkesinin uygulanamayacağını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.05.2021 tarihli ve 2020/270 Esas, 2021/282 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2023 tarihli ve 2023/74 Esas, 2023/324 Karar sayılı kararı ile kamulaştırmasız el atılan arsa niteliğindeki taşınmazlara, mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı Belediyelerden tahsiline karar verilmesinde hukuken hata yapılmadığı gibi proje bütünlüğü bağlamında fiilen el atılmayan kısımlarda da bir kısım davalı belediyelerin sorumlu olması gerektiği, ancak 04.07.2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanun ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun (3194 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin bir çok fıkrasının yürürlükten kaldırıldığı ve yerlerine yeni hükümler getirildiği, Bölge Adliye Mahkemesince yazılan müzekkereye Bursa Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 10.10.2023 tarihli 86686525 sayılı yazısı ile verilen cevapta dava konusu taşınmazın eğitim alanı olarak kullanılması ihtiyacının bulunmadığının belirtildiği, davalı ... Bakanlığının 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı öncesinde dava konusu taşınmazın kurumlarına tahsisini talep etmediği göz önüne alınarak, 3194 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamında taşınmazın hukuken tasarrufunun kısıtlanmasından kaynaklanan sorumluluğun Milli Eğitim Bakanlığında olmayıp davalı ... Belediyesinde olduğu, davalı ... için öngörülen tazminat miktarından da davalı ... Başkanlığının sorumlu olması gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle ... aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Dairemiz geri çevirme kararı sonrası dosya içine giren belgeler değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazlarda 3194 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi uyarınca imar uygulaması yapıldığı, taşınmazların kayıtlarının kapatıldığı ve düzenleme ortaklık payı kesintisi sonrasında 117 38... , 3 ve 4 parsellerin oluştuğu anlaşıldığından, imar uygulaması sonucu yeni oluşan parselin imar planındaki özgülenme amacı ilgili Belediye Başkanlığından sorulduktan ve şuyulandırma öncesi ve sonrası çaplı krokiler ilgili Kadastro Müdürlüğünden getirildikten sonra, en son imar uygulamasına ait şuyulandırma cetvelleri ve güncel tapu kaydı, son alınan ek fen bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirilip, davacının yeni parselde malik olduğunun tespiti hâlinde mahallinde yeniden keşif yapılarak, imar uygulaması sonucu oluşan yeni parselin tapu kaydı zemine uygulanıp, yeni oluşan parsele davalı idarelerce fiilen el atılıp atılmadığı, fiilen el atılmasa bile, dava konusu taşınmazın imar planındaki konumu, kamuya tahsisli alan olarak ayrılıp ayrılmadığı, dava konusu kısımların tamamının düzenleme ortaklık payı olarak ayrılan kısımda olup olmadıkları tespit edilip, sorumlu idare belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve kabule göre de ... hakkında açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verildiği, ret kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesinin ikinci fıkrasının "Kamulaştırmasız el atma sebebine dayalı tazminat davaları" yönünden iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 2023/101 Esas, 2023/207 Karar sayılı kararı kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmeden ... lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına karar verilmek suretiyle, bozma ilamı öncesi geri çevirme kararlarıyla dosyamız içine alınan uygulama imar planı ve notları ile diğer bilgi ve belgelere göre, öncelikle fen bilirkişisinden ek rapor alındığı, 06.09.2025 tarihli fen bilirkişi ek raporunda, işbu dava sonrasında yeniden yapılan imar planı uygulaması revizyonu ile dava konusu taşınmazın tamamını da içine alacak şekilde yeni parselasyon işlemi yapıldığı, imar planı değişikliği ile dava konusu taşınmazın daha önceki uygulama imar planı özgülenmesinden farklı olarak E=1,25, Yençok:30,50 m. ayrık nizam konut alanı içine alındığı, taşınmazın kamusal fonksiyona özgülenecek hukuki pozisyonu kalmadığı, kamusal amaç ve işlevin ortada kalktığının anlaşıldığı, bu itibarla dava tarihi sonrası yapılan Revizyon İmar Planı ile dava konusu taşınmazların kamusal alana özgülenmesi unsuru sona erdiğinden işbu davanın da konusuz kaldığı, dava tarihinde geçerli koşulların yargılama aşamasında değiştiği ve kamulaştırmasız el atma davasının şartlarının somut olayda bulunmadığı anlaşıldığından konusuz kalan dava hakkında esasla ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin olarak karar vermek gerektiği, yargılama giderleri bakımından 6100 sayılı Kanun'un 3 31... ncı maddeleri bağlamında değerlendirme yapıldığı, dava tarihi itibarıyla imar revizyonu yapılmadığından ve taşınmazların kamusal amaç ve fonksiyonları devam ettiğinden davacı tarafın işbu davayı açmakta haklılığı dikkate alınarak aleyhine yargılama gideri ve dolayısıyla vekâlet ücretine hükmolunmaması gerektiği sonucuna varılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atıldığı sabit olduğuna göre müvekkili lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesini ve yargılama giderlerinden davanın açılmasına sebebiyet veren idarelerin sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı tespit edilen müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre; davanın açıldığı tarihten sonra yapılan imar uygulaması ile davacının payının şuyulandırıldığı yeni oluşan parselin imar planında kamusal alana özgülenmediği anlaşıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetlidir.

3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulaması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. Davanın açıldığı tarih itibarıyla davacının davayı açmakta haklı olduğu gözetildiğinde, davacı yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderinin davalı tarafa yükletilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (B) harfi ile gösterilen bendinin yargılama giderlerine ilişkin (2) numaralı alt bendinin hükümden tümüyle çıkartılması, yerine "Davacı tarafından sarf edilen 54,40 TL başvurma harcı, 384,90 TL keşif harcı, 2.000,00 TL bilirkişi ücretleri, 200,00 TL keşif araç ücreti, 241,00 TL posta ve tebligat giderleri olmak üzere toplam 2.880,30 TL'den 79,19 TL'nin davalı ... Başkanlığından, 2.801,11 TL'nin davalı ... Başkanlığından alınarak davacıya verilmesine" cümlesinin yazılması; hüküm fıkrasının (B) harfi ile gösterilen bendine ayrı bir alt bent olarak "Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri göz önüne alınarak hesap edilen 110.923,09 TL nispi vekâlet ücretinden 3.050,38 TL'lik kısmın davalı ... Başkanlığından, 107.872,71 TL'lik kısmın davalı ... Başkanlığından alınarak davacıya verilmesine" cümlesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1393, K. 2026/10902, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1393-e-2026-10902-k-13f0085e3283