Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/2406 E. 2026/11355 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2406
Karar No
2026/11355
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/888 Esas, 2025/2559 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çaycuma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/1058 Esas, 2024/800 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin maliki olduğu Zonguldak ili, Çaycuma ilçesi, ... köyü, ... mevkiinde kain arsa vasıflı 537 parsel sayılı taşınmazın (...-...) Ayr. ...- ... yolu yapımına rastlaması sebebiyle 1788 parsel, 1789 parsel ve 1790 parsel olarak ifrazen üç parçaya bölerek 1789 parseli yol haline getirdiklerini, davalı tarafından el konulan taşınmazın arsa olduğunu, tarımsal yönden yörenin en değerli vasıflarına sahip olduğunu, taşınmaza fiilen el konulduğunu ve halen yol olarak kullanılarak kapatılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin taşınmazı tasarruf etme imkanlarının kalmadığını, davaları ile fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere kamulaştırmasız el koymadan doğan 100,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden görev yönünden reddi gerektiğini, davacının dava açmadan önce müvekkil kuruma yazılı müracaatta bulunmalarının dava şartı olduğunu, davacıların müvekkil kurum nezdinde böyle bir başvurusunun tespit edilemediğini, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, davacıların talep ettiği tazminat ve ecrimisil bedellerinin zamanaşımına uğradığını, davanın esastan reddine, ecrimisil yönünden dava şartı yokluğu bulunduğunu belirterek işbu davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, görevsizlik nedeniyle reddine, devamında ise diğer itirazları doğrultusunda aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararında yazılı " Davanın konusu ve cevaplar " kısmının dava ile ilgili olmayıp, zuhulen geçmiş olabileceğinden karardan bu kısımların çıkarılmasını talep ettiklerini, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünü, davalı tarafından sunulan belgelerde ne müvekkile ve ne de müvekkilden önceki maliklere istimlak bedellerinin ödendiğine dair maliklerin imzaları bulunan banka dekont örneği olmadığını, hiç bir tapu malikine kamulaştırma işleminin de tebliğ edilmediğini, mahkeme tarafından kamulaştırma evraklarının tebliğ edilip edilmediğine ilişkin araştırma yapılmadığını, dava konusu taşınmazın usulüne uygun şekilde kamulaştırılmadığı halde mahkemece eksik araştırma ile hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu 537 kök parselde 18.08.1994 tarihinde malik olduğu, taşınmaza ilişkin tedavüllü tapu kayıtlarının incelenmesinde, taşınmazın "istimlaken ifraz" açıklaması ile 26.10.1995 tarihinde üçe ifraz edildiği; 1788, 17 89... parsel numaralarını aldığı, 1788 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tescil edildiği ve davacının 09.12.1998 tarihinde taşınmazı devrettiği, yine 1790 parsel sayılı taşınmazın, davacı adına tescil edildiği ve davacının bu taşınmazı da 13.05.1996 tarihinde devrettiği ve dava konusu olan 1789 parsel sayılı taşınmazın ise tapudan gelen cevabi yazıda "başvuru fişi" olarak düzenlenmiş ve davacının imzasını taşıyan belge esas alınarak 26.10.1995 tarihinde idarenin ibraz ettiği kamulaştırma ifraz krokisi ile yol olarak tapudan terkin edildiği ve terkin belgesinin de dosya arasında yer aldığı, davalı kurum tarafından sunulan belgelerden taşınmazın kamulaştırma bedellerinin davacıdan önceki malikler adına depo edildiğine ilişkin evrakların ibraz edildiği, paranın depo edilmesinden sonraki tarihte davacı tarafından taşınmazın satın alındığı ve tapuda rızaen terkin işlemi yapıldığı, taşınmaza yönelik terkin işlemlerinin 1995 yılında tamamlandığı ve bu tarihten itibaren bugüne kadar davacının taşınmaza yönelik herhangi bir talebinin olmadığı, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 35 nci maddesi uyarınca “İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez.” hükmü uyarınca davacı tarafından rızaen terke konu olan bu bölümlerin bedelinin istenilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın hatalı olduğu hususunu ilave edip istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak tapu maliki davacı ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/2406, K. 2026/11355, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-2406-e-2026-11355-k-bb8a33d894ab