Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/17486 E. 2026/8675 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/17486
- Karar No
- 2026/8675
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/42 Esas, 2025/2000 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 17... parsel sayılı taşınmazın paydaşı olduğunu, müvekkilinin maliki bulunduğu taşınmazın orman sınırları içerisinde kaldığını, bu nedenle Orman Genel Müdürlüğünce taşınmazın müvekkili adına kayıtlı olan tapusunun iptali ile ... adına tesciline karar verilmesi için dava açıldığını, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/560 Esas sayılı dosyasında, 27.10.2021 tarihinde taşınmazın tapu kaydının iptali ile ... adına tesciline karar verildiğini, müvekkilinin tapu siciline güvenerek dava konusu taşınmazı edindiğini, müvekkiline ait taşınmazın tescil edildiğinde üzerinde orman olduğuna dair herhangi bir şerh ya da takyidat bulunmadığını, dava konusu taşınmaza ait tapu kaydı tetkik edildiğinde çok uzun süre sonra taşınmaz kaydına orman tahdidi şerhi konulduğunu ve devlet ormanı sınırlarında olduğunun belirtildiğini ve mahkemece tapunun iptali için de talepte bulunulduğunu, 4721 sayılı 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca devletin tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan kusursuz sorumlu olduğunu belirterek oluşan zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; yanlış veya hatalı tutulan bir tapu sicili bulunmadığından Maliye Hazinesinin tazminat sorumluluğunun olmadığını, esasında davacıların tazminat talebinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine girmediğini, devletin davacıların taşınmazına ilişkin tapu sicilini tutarken herhangi bir yanlışlığa sebebiyet vermediğini, kendilerini maddi olarak bir zarara uğratmadığını, tazminat talep edilebilmesi için ya sözleşmeye aykırılığın ya haksız bir fiilin yahut sebepsiz zenginleşmenin bulunması gerektiğini, bunların hiçbirinin işbu davada söz konusu olmadığını, haksız fiil teşkil eden kamulaştırmasız el atma unsurunun şartlarının oluşmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, taşınmazın bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; 16.03.2021 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulü ile 2.161.960,00 TL tazminata hükmedildiğini, eksik inceleme ile usul ve kanuna aykırı mahkeme kararının istinaf incelenmesi neticesinde ortadan kaldırılmasını, gerekçeli kararın 1. maddesinde kabul edilen miktara dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verildiğini, 100.000 TL tazminat talebi ile açıldığını, daha sonra davayı ıslah ederek talebin kararda hükmedilen bedele yükselttiğini, harca esas değer olan 100.00 TL'ye dava tarihi kalan kısmına ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, tazminat miktarının tümüne faiz işletilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, iş bu davanın açılmasında müvekkili Hazinenin kasdi, hatalı bir tasarrufu bulunmadığı hâlde; müvekkili aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, iş bu davada müvekkili Maliye Hazinesinin yasal hasım olarak bulunmadığını, mahkeme hükmünün bu nedenle bozulması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın tapu kaydına orman şerhi işlendikten sonra davacının dava konusu taşınmazı satış yoluyla edindiği anlaşıldığından iyiniyetli olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğundan davalı Hazine vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar vermek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/560 Esas sayılı dosyasında tapunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin mevzuata ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. ... ili, ... ilçesi, ... köyü 1 17... parsel sayılı, 5527,95 m² yüzölçümlü taşınmazın tapu kaydına 08.05.2008 tarihinde tamamen orman sınırı içindedir şerhinin işlendiği, davacının payını 15.02.2016 tarihinde satış yoluyla edindiği anlaşılmıştır.
3. Dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine şerh konulması ile Devlet tapu sicil kaydındaki şerhin tesisini sağlayarak kaydın bu hâli ile değerlendirilmesi gerektiği hususunu aleniyete intikal ettirmiştir.4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesinin; "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.'' hükmü nazara alındığında tapunun beyanlar hanesine şerh işlendikten sonra bu şerhi tapuda görmesine rağmen taşınmazı devir alan davacının iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemez. Hâl böyle olunca, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davacının uğradığı zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.