Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/664 E. 2026/9938 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/664
- Karar No
- 2026/9938
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1182 Esas, 2025/1687 Karar KARAR : Davanın reddi
Taraflar arasındaki mülkiyeti davacıya ait taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1054 parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; kamulaştırmasız el atma şartlarının oluşmadığını, davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.10.2021 tarihli ve 2021/78 Esas, 2021/570 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 11.09.2024 tarihli ve 2023/383 Esas, 2024/1561 Karar sayılı kararı ile sulu arazi niteliğindeki taşınmaza olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi, hükme esas alınan bilirkişi raporunda uygulanan %4 kapitalizasyon faiz oranının taşınmazın nitelik ve konumuna uygun düştüğü; ancak dava konusu taşınmaza 1969 yılında sedde inşa edildiği anlaşıldığından el atma tarihinin 04.11.1983 öncesi olması sebebiyle vekâlet ücretinin maktu şekilde takdir edilmesi gerektiği ve taşınmaz kaydında bulunan takyidatların bedele yansıtılmaması gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 11.09.2024 tarihli ve 2023/383 Esas, 2024/1561 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; her ne kadar davacı tarafça dava konusu taşınmazın ... Tüneli yapımı nedeniyle su seviyesinin yükselmesi suretiyle su altında kaldığını, taşınmazda tarım yapılmasının mümkün olmadığını belirterek el atma bedelinin davalı idareden tahsili isteminde bulunulmuşsa da yapılan incelemede; taşınmazın beyanlar hanesine 11.08.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı işlem ile "86 00... lik kısmı kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmaktadır." şeklinde şerh konulduğu 6100 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi gereğince hâkim Türk Hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir uyuşmazlıkta maddi vakıaları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir. Husumet ehliyeti ise mahkemece yargılamanın her aşamasında resen nazara alınması gereken dava şartlarından olup somut uyuşmazlık, mülkiyeti davacıya ait taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğundan davanın açıklanan niteliğine göre; davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı nitelendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda yazılı kararı ile bozma ilamı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.