Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/71 E. 2026/9940 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/71
- Karar No
- 2026/9940
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/884 E., 2025/1687 K. KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca uğranılan zararın tazmini ve ecrimisil istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., ... 1 14... parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin ve ecrimisilin davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil idareye husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkil idarenin el atmasının söz konusu olmadığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2023 tarihli ve 2022/102 Esas, 2023/94 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 02.04.2024 tarihli ve 2024/498 Esas, 2024/830 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın arsa kabul edilmesinde, arsa niteliğindeki taşınmazların zeminine emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslama yapılarak değer biçilmesinde yöntem olarak isabetsizlik görülmediği; ancak davacının dava konusu taşınmazının dava dışı ... Belediye Başkanlığı tarafından kafe ve restoran işletilmek suretiyle işgal edildiği İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olduğundan davalı ... Hazinesinin bu yönden bir sorumluluğunun bulunmadığı gözetilerek, davacının ecrimisil talebinin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği halde yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesinin sonucu itibarıyla doğru olduğu belirtilerek ve dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci madde uygulaması yapılamayacağı, imar planı kapsamına alınamadığı, düzenleme ortaklık payı uygulamasına tabi bir parsel olmadığı bildirildiğine göre, dava konusu taşınmazdan düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmaması gerekirken bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazdan %33,08 düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılarak hesaplanan tazminat bedeli esas alınarak eksik bedeli hükmedilmesi, hatalı olduğundan 04.10.2022 tarihli ve 31973 sayı ile Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesine ait 28.07.2022 tarihli ve 2018/32734 Başvuru numaralı ihlal kararında da açıklandığı üzere kamulaştırmasız el atma davalarının kısmen kabulü halinde, reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi mülkiyet hakkının ihlali olarak kabul edilmiş olmakla, el atma davasının reddedilen kısmı yönünden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olması, ayrıca yargılama giderlerinin de davalı üzerinde bırakılmasının doğru görülmediği gerekçeleriyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 02.04.2024 tarihli ve 2024/498 Esas, 2024/830 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; mahkemece, dava konusu taşınmazın 26.06.20 22... .01.2023 tarihli fen raporlarında, taşınmazın toplam yüz ölçümünün 7.166,31 m² olduğu, 283,18 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı tespit edilmiş olup mahkemece taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı kabul edilerek taşınmazın tamamının bedeline hükmedildiği anlaşılmakla ilgili raporda uygulanan kıyı kenar çizgisinin hangi idare tarafından, hangi kanun uyarınca, hangi yönteme uygun olarak, hangi tarihte yapılan çalışma sonucu oluştuğu, bu çalışmanın ne şekilde kesinleştiği ilgili idareden sorularak varsa kesinleşmeye ve çalışmalara esas belgelerin onaylı örneklerinin dosya içine getirtilmesi, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun (3621 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü bendinde yer alan ‘’Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur.’’ ve aynı Kanun'un kıyı kenar çizgisinin belirlenmesine ilişkin 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Komisyonca tespit edilip Valiliğin uygun görüşü ile birlikte gönderilen kıyı kenar çizgisi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylandıktan sonra yürürlüğe girer.” hükümleri uyarınca idarece belirlenmiş ve onaylı kıyı kenar çizgisi ya da mahkemece hükmen kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi bulunup bulunmadığı araştırılarak kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi var ise krokisinin getirtilerek kadastro paftası ile çakıştırılmak suretiyle taşınmazın pafta üzerinde kesinleşmiş kıyı kenar çizgisine göre konumu ve kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan alanını belirtir şekilde fen bilirkişisinden denetime elverişli rapor alındıktan sonra, kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölüm yönünden mülkiyet hakkının kısıtlanması nedeniyle 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinden kaynaklı tazminat koşullarının oluştuğunun kabulü ile hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmadığı gibi davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden, yargılama giderlerinin kabul ve ret oranına göre taraflar üzerinde bırakılması gerektiğinin ve reddedilen kısım üzerinden davalı ... lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi yerinde görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 04.11.2025 tarihli ve 2025/884 Esas, 2025/1687 Karar sayılı kararı ile bozma ilamı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, ecrimisil bedeline hükmedilmesi gerektiğini, bedelin düşük olduğunu, tespit edilen bedele kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil idareye husumet yöneltilemeyeceğini, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, bedelin fahiş olduğunu, faiz ve vekâlet ücretine ilişkin hükmün hatalı tesis edildiğini, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.