Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1331 E. 2025/11741 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1331
Karar No
2025/11741
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/150 Esas, 2024/7 Karar KARAR : Ret/Karar verilmesine yer olmadığına/ Usulden ret

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davalarda davacı ... yönünden aktif husumet yokluğundan reddine, davacılar ... mirasçıları, ..., ..., ,...................., ..., ..., ... ve .... tarafından açılan davada tarafların sulh oldukları anlaşıldığından bu davacılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacılar...,...,...ile ... tarafından açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, diğer davacılar ile asli müdahiller yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı ..., asli müdahil ... ve davalı ... vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

I. DAVA 1.Davacılar vekilleri asıl ve birleştirilen davada dava dilekçelerinde özetle; müvekkillerinin tapu maliki oldukları ... ili, .... ilçesi, (eski ...), ... Mahallesi 931 parsel sayılı 300,600 m² miktarlı taşınmazın ... Belediye Başkanlığı tarafından kamulaştırıldığını, ancak müvekkileri adına tebligat yapılmadığını ve müvekkilerine herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu anlamda davalı tarafından söz konusu taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atıldığını, dava konusu taşınmazın oldukça değerli olduğunu, bu nedenlerle davalı tarafından yapılan el atmanın tespiti ile fazlaya ait hakları saklı kalmak kayı ile şimdilik 8.000,00 TL bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Asli Müdahiller ... ve ... vekili dava dilekçesinde özetle; ... ve ...'ün davacılar ...,...., ... ve....'na miras yoluyla gelen dava konusu taşınmazdaki 30/5760 hisseye ait hak ve yetkileri temellük ettiklerini, ...'ın ...., ... ve .... adına belirlenen veya belirlenecek olan kamulaştırma bedellerine ilişkin tüm hak ve alacakları temlikname gereğince temellük ettiğini, ...'ün de ... adına belirlenen veya belirlenecek olan kamulaştırma bedellerine ilişkin tüm hak ve alacakları temlikname gereğince temellük ettiğini, bu nedenlerle söz konusu davacıların hissesine düşecek bedelin ... ve ...'e ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, kamulaştırma karının ... Belediye Başkanlığı tarafından alındığını, gerekli işlemlerin de ... Belediye Başkanlığı tarafından yapıldığını, bu nedenle husumetin ... Belediye Başkanlığına yöneltilmesi gerektiğini, müvekkili kurum tarafından taşınmaza el atılmadığını, dava konusu taşınmazdaki yolların ana arterde kalıp kalmadığının araştırılarak ana arterde kalması halinde husumetin .... Büyükşehir Belediye Başkanlığına yöneltilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın imar parseli mi, kadastral parsel mi olduğu hususunun araştırılması gerektiğini, taşınmaza el atma var ise ne kadarlık kısmına el atıldığının tespiti ile bu kısım üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.01.2016 tarihli ve 2010/338 Esas, 2016/62 Karar sayılı kararı ile ... mirasçıları yönünden davanın kesin hüküm ve feragat nedeniyle reddine, diğer davacıların davasının kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 27.01.2016 tarihli ve 2010/338 Esas, 2016/62 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare ve davacı ... vd. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davacı vekili ...'nun 09.10.2010 tarihli temliknamedeki imzasını inkar ettiğini, bu nedenle uzman bilirkişi marifetiyle imzanın davacı ...'na ait olup olmadığı kesin olarak tespit edilip, eğer davacıya ait ise alacağı temlik edenin temlikle birlikte borçlu ile hukuki ilişkisi kesildiğinden alacağın tahsiline ilişkin hakları temellük edene geçmesi alacağın temlikinin doğal bir sonucu olacağı kabul edilerek karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olduğu gibi davacı vekilinin dosya içindeki beyan ve dilekçelerden ... mirasçıları olan davacılar yönünden daha önce muris tarafından bedel artırım davası açıldığından bahisle kesin hüküm nedeniyle davanın reddini talep ettiği anlaşıldığından, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi ile yetinilmesi gerekirken davacılar vekilinin irade beyanının feragat olarak yorumlayarak davanın ayrıca feragat nedeniyle de reddine karar verilmesi, doğru olmadığı gibi davacılardan ... mirasçıları yönünden davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan reddi nedeniyle aleyhlerine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2 nci maddesi gereğince vekâlet ücretinin maktu olarak hüküm altına alması gerekirken, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi ve davacılardan ..., bu davadaki alacağının 3.000,00 TL'lik kısmını ...'e temlik ettiği hâlde, asli müdahil ... hakkında 4.000,00 TL'ye karar verilmesi yerinde olmadığından kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 09.07.2021 tarihli ve 2019/316 Esas, 2021/434 Karar sayılı kararı ile davacılardan ... hakkında açılan davanın aktif husumetten reddine, muris .... mirasçıları davacılar hakkında açılan davanın kesin hüküm nedeniyle, davacılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., .......................'nin sulh olduklarından karar verilmesine yer olmadığına, davacılardan ..., ..., ..., asli müdahil ..., asli müdahil ... yönünden de davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 09.07.2021 tarihli ve 2019/316 Esas, 2021/434 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare ile davacılardan ... vd. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dosya içindeki bilgi ve belgelerden; ... Tapulama Mahkemesinde mülkiyeti ihtilaflı olan dava konusu 931 parsel sayılı taşınmazın maliklerinin haklarının korunması amacıyla kayyım olarak atanan Av. .... hakkında açılan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/140 Esas , 1989/ 116 Karar sayılı dosyasında dava konusu taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun ( 2942 sayılı Kanun) 16 ncı maddesi gereğince ... Belediye Başkanlığı adına tesciline karar verildiği, tapuda parselin sayfasının kapatıldığı, kamulaştırma evrakının usulüne uygun davacı ve murislerine tebliğ edilmediği anlaşılmış olup, bu itibarla; 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 6 ncı ve 7 nci maddesi ve 19.06.2021 tarihli ve 31516 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7327 sayılı Kanun'un 20 ve 22 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 3 ile; “Mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlâk Kanunu'nun 16 ve 17 nci maddeleri ile bu Kanun'un mülga 16 ve 17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılacak her türlü davada değer; taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerleme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan bedel hak sahibine ödenir. (Ek cümle:9/6/2021- 7327/20 md.) Bu hüküm, tebliği dâhil eksik veya hatalı kamulaştırma işlemleri bulunmasına rağmen idare adına tescil edilmiş olan taşınmazlar hakkında da uygulanır.” Geçici 15 inci maddesi ile; “Mülga 6830 sayılı Kanun'un 16 ve 17 nci maddeleri ile bu Kanun'un mülga 16 ve 17’nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılmış ve devam eden davalar, ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılır.” Geçici 17 nci maddesi ile; “Bu maddeyi ihdas eden Kanun'la bu Kanun'un ek 3 üncü maddesine eklenen cümle, bu cümleyi ihdas eden Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte kanun yolu incelemesindekiler dâhil görülmekte olan davalarda da uygulanır.” hükümleri uyarınca kamulaştırmasız el atmaya dayanan bedelin tespiti için rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin ilâm başlığında belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davalarda davacı ... yönünden aktif husumet yokluğundan reddine, davacılar ... mirasçıları, ..., ..., ...., ..., ..., ... ve.... tarafından açılan davada tarafların sulh oldukları anlaşıldığından bu davacılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacılar....., ..., ..., .... ile ... tarafından açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, diğer davacılar ile asli müdahiller yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ..., asli müdahil ... ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinden alınan temliknamelerin haksız kazanç sağlamaya çalışan kişilerce alındığını, suç duyurusunda bulunulduğunu, temlik alanların vekilinin ikinci ıslah yasağına aykırı olarak ıslah ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Asli Müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; temliknamenin yanlış yorumlandığını, tüm alacağın temlik edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; emsal karşılaştırmasının uygun olmadığını, bedelin yüksek olduğunu, ayrıca idare adına tescil kararı verilen taşınmaz için kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmış olduğunu, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara emsal incelemesi yapılarak dava tarihi itibarıyla değer biçilmesinde ve alınan rapora uyarınca tespit edilen bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli 30988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak..." ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas. 2023/87 karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

4. Bu durumda Kanun'un yürürlük tarihinden önce açılan eldeki davada; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine... " gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır." genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3 , 990 Esas, 2017/954 karar sayılı kararları nazara alınarak Ek Madde 3'ün uygulanma imkanı kalmadığından davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

5.Dosya içinde ...'nun 19.01.2010 tarihli noterden düzenlenen ve dava konusu taşınmazda kamulaştırmasız el atmaya dayanan davanın sonucu elde edilecek alacağın 3.000,00 TL kısmını ...'a temlik etmesi ve gerekse dava konusu taşınmaza ilişkin açılacak olan davada elde edilecek gelirin tamamını temlik ettiğini belirtir 09.10.2010 tarihli yazılı şekilde yeni bir temlikname daha düzenlenmesi geçerli olduğundan davacı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.

6. Davacılardan ...'in bu davadaki alacağının 3.000,00 TL'lik kısmını ...'e temlik ettiği anlaşıldığından verilen karar doğrudur.

7. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dosya içindeki bilgi ve belgelere,bilirkişi raporunda yazılı gerekçelere göre bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeple; Davacı ..., davalı ... ve asli müdahil ... vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, aşağıdaki yazılı kalan harcın davalı ... Başkanlığından alınmasına,

22.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y

2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı).

Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.

Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez.

Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi.

2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır.

Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden;

2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16 ve 17 nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.

Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülmektedir.

Hâl böyle iken eldeki davada uygulanmasına yer olmayan, 2942 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi gerekçe gösterilerek onama cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 22.09.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1331, K. 2025/11741, T. 22.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-1331-e-2025-11741-k-cad596b5417c