Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/2262 E. 2025/13704 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2262
- Karar No
- 2025/13704
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2023/18 Esas, 2024/142 Karar KARAR: Kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılarak enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın irtifak hakkı karşılığının tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu Tekirdağ ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3 61... parsel sayılı taşınmaza davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmaksızın enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle fiilen el atıldığını, taşınmazın değer kaybettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup irtifak hakkı karşılığı olarak şimdilik 100,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza usulüne uygun yapılan kamulaştırma işlemi sonucunda fiilen el atıldığını, kamulaştırma konusu irtifak hakkının mahkeme kararı ile davalı idare adına tesciline karar verildiğini, kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.02.2016 tarihli ve 2015/290 Esas, 2016/89 Karar sayılı kararıyla; davaya konu edilen irtifak hakkının kesinleşen mahkeme kararına istinaden davalı idare adına tapuya tescil edildiği, kamulaştırma bedelinin taşınmaz malikleri adına bankaya yatırıldığı, kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olmadığı, taşınmazın yeni maliki davacının tazminat talep hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 24.02.2016 tarihli ve 2015/290 Esas, 2016/89 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmazda 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 17 nci maddesi uyarınca davalı idare lehine irtifak hakkı tescil edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de 13.03.2015 tarih ve 29294 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarih ve 2013/95-2014/176 sayılı kararı ile 6487 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddenin iptal edildiği, dolayısıyla bu maddenin uygulanmasının mümkün olmadığı, öte yandan, 2942 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işleminin mal sahibi açısından usulüne uygun yapılan tebligatla başlayacağı, yapılan incelemede; dava konusu taşınmazdan geçen nakil hattı nedeniyle taşınmazın 1984 yılında kamulaştırılmasına karar verildiği, davalı idare tarafından gönderilen 15.10.2018 tarihli cevabi yazıda, ..., 371 17... yevmiye numaralı tebliğ mazbataları ile kamulaştırma tarihindeki maliklere noter tebliğinin yapıldığının bildirildiğinin anlaşıldığı; bu durumda, öncelikle, idare tarafından bildirilen ilgili tebliğ mazbataları ilgili noterlikten istenip kamulaştırma işleminin kamulaştırma tarihindeki tapu malikine usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmediği, idare tarafından bildirilen çekişmesiz bedelin ödenip ödenmediği araştırılıp, kamulaştırma işlemi kamulaştırma tarihindeki maliklere ilanen tebliğ edilmiş ise, gazete ile ilanen tebliğinden önce adreslerinin 2942 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca Tapu Müdürlüğü, Nüfus Müdürlüğü ve Vergi Dairesinden sorulup sorulmadığı, zabıta marifeti ile haricen adres araştırması yapılıp yapılmadığı davalı idareden sorulup, bu husustaki tüm belgelerin aslının ya da onaylı birer suretinin ve gazete ilanının okunaklı bir örneği getirtildikten sonra, usulüne uygun bir tebligat yapılmadığının ve kamulaştırma işleminin tamamlanmadığının tespit edilmesi halinde, davacının kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat talep etme imkanı bulunduğu gözetilerek işin esasına girilip sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, kanuna uygun olmayan gerekçe ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 23.12.2021 tarihli ve 2019/58 Esas, 2021/410 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 23.12.2021 tarihli ve 2019/58 Esas, 2021/410 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmaz hakkında enerji nakil hattı nedeniyle irtifak tesisine dair kamulaştırma kararı alındığı, ancak kamulaştırma evrakının usulüne uygun tebliğ edilmediği, takdir edilen bedelin ilgili bankaya bloke edildiği, taşınmazın 19.776,00 m²'lik kısmında irtifak hakkı sebebi ile ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.01.1984 tarihli ve 1984/80 Esas, 1984/18 Karar sayılı kararı ile irtifak hakkının tesciline karar verildiğinin anlaşıldığı, 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 5 inci, 6 ncı ve 7 nci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen ek madde 3 ve geçici 15 inci maddesi ile; Ek madde 3: "Mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlâk Kanunu'nun 16... . maddeleri ile bu Kanun'un mülga 16... . maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski mâlikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılacak her türlü davada değer; taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerleme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan bedel hak sahibine ödenir." hükmünün getirildiği; yine 09.06.2021 tarihinde kabul edilerek 19.06.2021 tarihli ve 31516 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7327 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'un Ek 3 üncü maddesine “Bu hüküm, tebliği dâhil eksik veya hatalı kamulaştırma işlemleri bulunmasına rağmen idare adına tescil edilmiş olan taşınmazlar hakkında da uygulanır." cümlesinin eklendiği; Aynı Kanun'un 22 nci maddesi ile eklenen geçici 17 nci maddesi ile de ''Bu maddeyi ihdas eden Kanun'la bu Kanun'un ek 3 üncü maddesine eklenen cümle, bu cümleyi ihdas eden Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte Kanun yolu incelemesindekiler dâhil görülmekte olan davalarda da uygulanır." hükmünün getirildiği, bu durumda açıklanan hususta rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile eklenen geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “… ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi, 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, dava konusu taşınmaza dair kamulaştırma işleminin hak sahiplerine usulüne uygun tebliğ edildiği ispatlanamadığı gibi kamulaştırma bedelinin ödendiğinin de davalı idarece ispat edilemediği, bu durumda usulüne uygun yapılmış kamulaştırma işleminden söz edilemeyeceği, taşınmaz üzerindeki irtifak hakkının tapuya 25.04.1984 tarihinde tescil edilmiş olması nedeniyle taşınmaza fiilen 04.11.1983 tarihi sonrası el atıldığının kabulü gerekeceği, bu nedenle dava konusu taşınmaza dava tarihi itibarıyla değer biçilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne ve kamulaştırmasız el atma bedeli olarak tespit edilen 558.122,91 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza dair kamulaştırma işleminin usulüne uygun tamamlanarak kamulaştırma konusu irtifak hakkının tapuya davalı idare adına 25.04.1984 tarihinde tescil edildiğini, kesinleşen mahkeme kararı karşısında halen tebligat eksikliğinden ve kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceğini, dava konusu taşınmazın arsa değil arazi vasfında olduğunu, taşınmazın arazi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olup hükme esas alınmayacağını, emsal karşılaştırmasının da hatalı yapıldığını, Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararının eldeki davada uygulanamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı idare tarafından enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın irtifak hakkı karşılığının tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi ve yine aynı Kanun'un 11 inci maddesinin son fıkrası uyarınca taşınmaz malın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu ve enerji nakil hattı güzergâhı dikkate alınarak değer düşüklüğü oranı belirlenmek suretiyle irtifak hakkı karşılığının tespit edilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınmasına, 27.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY 2019 yılında 7201 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanunun 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16/01/2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı)
Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.
Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi. 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır. Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden;
2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16... nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.
Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda da eldeki davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesi, aynı Kanunun ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği,
Uygulama yapılırken de; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dava dosyaları yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden, davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin ... tarafından açıklanan ...Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “KARAR TARİHİ” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği, Kanaatinde olduğumuzdan, Sayın çoğunluğun “Onanma Kararına” katılmıyoruz. 27.10.2025