Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2024/441 E. 2025/727 K. – Kamulaştırma

Konu: Kamulaştırma Bedelinin Tespiti Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2024/441
Karar No
2025/727
Karar Tarihi
Konu
Kamulaştırma Bedelinin Tespiti Ve Tescil

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/294 E., 2023/85 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 15.06.2023 tarihli ve 2023/2316 Esas, 2023/6428 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın bir kısım davalılar ..., ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili ile fer'î müdahil ...Enerji Elektrik Üretim A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiş, direnme kararına karşı davacı idare vekili ile fer'î müdahil ...Enerji Elektrik Üretim A.Ş. vekilinin temyiz istemi üzerine Hukuk Genel Kurulunca yeni hüküm niteliğinde olan direnme kararına yönelik temyiz itirazlarının Özel Daire tarafından incelenmesi gerektiği belirtilerek dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiş, Özel Dairece önceki bozma kararında yer alan gerekçelerle hüküm bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı davacı idare vekili ile fer'î müdahil ...Enerji Elektrik Üretim A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun'un 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek fer'î müdahil ...Enerji Elektrik Üretim A.Ş. vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verilerek, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde; davalılar adına kayıtlı Balıkesir İli, Bandırma İlçesi, ... Mahallesi 132 parsel sayılı taşınmazın 8.331, 82... ’lik bölümü ve 133 parsel sayılı taşınmazın 378, 58... ’lik bölümü hakkında Enerji Piyasası Denetleme Kurulunca 29.01.2015 tarihinde kamu yararı kararı alındığını, Bakanlar Kurulunun 04.05.2015 tarihli ve 2015/7790 Karar sayılı kararı ile de acele kamulaştırma kararı verildiğini, Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.11.2015 tarihli kararı ile taşınmazlara Hazine adına acele el konulmasına karar verildiğini ileri sürerek kamulaştırma bedelinin tespiti ile dava konusu taşınmazların Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların ... Mahallesinin merkezine oldukça yakın, düz ve eğimsiz yapıda olduğunu, kamulaştırma bedelinin emsal taşınmaz satışları dikkate alınmak suretiyle hesap edilmesi ve gerçek değerin belirlenerek müvekkillerine ödenmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.09.2017 tarihli ve 2016/150 Esas, 2017/372 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların kamulaştırılan kısımlarına ait bedeli hesaplayan bilirkişi kurulu raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu 132 parsel sayılı taşınmazın 8331, 82... ’lik kısmının kamulaştırma bedelinin 139.768,92 TL, dava konusu 133 parsel sayılı taşınmazın 378, 58... ’lik kısmının kamulaştırma bedelinin ise 4.929,11 TL olduğunun tespitine, fen bilirkişisi rapor ve krokilerinde dava konusu taşınmazlarda A harfi ile taralı alan olarak gösterilen kısımların tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar ..., ..., ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2018 tarihli ve 2017/151 Esas, 2018/168 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazları da kapsayan Bakanlar Kurulunun 04.05.2015 tarihli ve 2015/7790 sayılı acele kamulaştırma kararının, Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) 25.10.2017 tarihli ve 2017/2807 Esas, 2017/3241 Karar sayılı kararıyla iptal edildiği, iptal davasının dava konusu taşınmazda paydaş olan davalı ... tarafından açıldığı, Danıştay İDDK'nın Bakanlar Kurulunun acele kamulaştırma kararının tamamına hasren iptal kararı verdiği, bu iptal kararının bütün paydaşları ve o bölgedeki tüm kamulaştırma işlemlerini etkileyeceği, kamulaştırma işlemi ve davaların dayanağını teşkil eden yegâne idarî işlemin Bakanlar Kurulunun 04.05.2015 tarihli acele kamulaştırma kararı olduğu, bu kararın iptal edilmiş olması karşısında eldeki davanın da görülebilme şartlarının istinaf aşamasında ortadan kalktığı gerekçesiyle bir kısım davalıların istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ile fer'î müdahil ...Enerji Elektrik Üretim A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 05.12.2019 tarihli ve 2018/5917 Esas, 2019/19765 Karar sayılı kararı ile; ''... Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; arazi niteliğindeki Bursa ili Bandırma ilçesi ... mahallesi 1 32... parsel sayılı taşınmazlara 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11/1-f maddesi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesine ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine ilişkin ilk derece mahkemesinden verilen karara karşı, bir kısım davalılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, iş bu kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasının açılmasını gerektiren ve kamulaştırma işlemlerinin dayanağını teşkil eden idari işlemin Bakanlar Kurulunun acele kamulaştırılma yapılmasına ilişkin 04.05.20 15... /7790 sayılı kararı olduğu ve bahsi geçen Bakanlar Kurulu kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2017/2807-32 41... .10.2017 günlü ilamıyla iptal edildiği, bu nedenle bu davanın görülebilme şartının iptal kararıyla ortadan kalktığı gerekçesiyle kamulaştırma kararının kesinleşmiş idari yargı kararıyla iptal edildiğinden bahisle açılan bedel tespit ve tescil davasının reddine karar verilmiştir. Yapılan incelemede; Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 29.01.20 15... -11 sayılı kararı ile Rüzgar Elektrik Santrali projesi kapsamında gerekli olan tesislerin kurulabilmesi için dava konusu taşınmazların 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 19. maddesi uyarınca kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğuna dair karar alındığı, bu karara 16.02.2015 tarihinde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından olur verildiği, 21.04.2015 tarihinde ise Maliye Bakanlığı tarafından söz konusu taşınmazlar için kamulaştırma kararı alındığı ve Maliye Bakanlığı'nın talebi üzerine, Bakanlar Kurulu tarafından taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin 04.05.2015 tarihli 2015/7790 sayılı acele kamulaştırma kararı alındığı, bahsi geçen Bakanlar Kurulu kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2017/2807E -32 41... .10.2017 günlü ilamıyla iptal edildiği anlaşılmış ise de; davaya konu kamulaştırma işleminin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun kamu yararı kararı, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının oluru ve Maliye Bakanlığının aldığı kamulaştırma kararı olduğu ve bu kararların iptaline yönelik herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığı hususları gözönünde bulundurulduğunda işin esasına girilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, Doğru görülmemiştir. ...'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin 14.10.2020 tarihli ve 2019/3901 Esas, 2020/1217 Karar sayılı kararı ile; eldeki davanın dayanağı olan Bakanlar Kurulunun 04.05.2015 tarihli ve 2015/7790 sayılı acele kamulaştırma kararı ve işlem evrakının davalı maliklere tebliğ edildiği, bu idari işleme karşı idari yargıda açılan dava sonucunda acele kamulaştırma kararının iptal edildiği, bozma kararında belirtilen Maliye Bakanlığının 21.04.2015 tarihli kamulaştırma kararının davalı tarafa tebliğ edilmediği, dava dilekçesinde bu kamulaştırma kararından dahi bahsedilmediği, davalı tarafın 21.04.2015 tarihli kamulaştırma kararından ve işlem evrakından bozma ilâmından sonra haberdar olduğu, davalı tarafın otuz günlük hak düşürücü sürede dava açma hakkının kullanılmasını engellemenin mülkiyet hakkını ihlal eden bir müdahale olduğu, Danıştay İDDK’nın 25.10.2017 tarihli ve 2017/2807 Esas, 2017/3241 Karar sayılı kararıyla Bakanlar Kurulunun acele kamulaştırma kararının tamamına hasren hüküm kurularak iptal edildiği, eldeki davanın dayanağı olan acele kamulaştırma kararının kesin bir idari yargı kararıyla iptal edilmesinin tüm davalı paydaşları ve o bölgedeki tüm projeyi etkileyeceği, İlk Derece Mahkemesinin karar verdiği tarih itibariyle mevcut olan davanın görülebilme şartlarının istinaf aşamasında ortadan kalktığı, bozma kararında belirtilen Maliye Bakanlığının 21.04.2015 tarihli kamulaştırma kararı davalı maliklere tebliğ edilmediğinden kamulaştırma işleminin davalı taraf bakımından idari anlamda kesinleşmemiş olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. 4. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen birinci kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ile fer'î müdahil ...Enerji Elektrik Üretim A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. 5. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.12.2022 tarihli ve 2021/5-470 Esas, 2022/1848 Karar sayılı kararı ile; bölge adliye mahkemesinin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozma konusu ile ilgili bozma kararı sonrası ortaya çıkan yeni delil ve yeni gerekçeye dayalı olarak oluşturulan yeni hüküm niteliğinde olduğu gerekçesiyle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiştir. 6. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''... Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 29.01.20 15... -11 sayılı kararı ile Rüzgar Elektrik Santrali projesi kapsamında gerekli olan tesislerin kurulabilmesi için dava konusu taşınmazların 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 19 uncu maddesi uyarınca kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğuna dair karar alındığı, bu karara 16.02.2015 tarihinde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından olur verildiği, 21.04.2015 tarihinde ise Maliye Bakanlığı tarafından söz konusu taşınmazlar için kamulaştırma kararı alındığı ve Maliye Bakanlığı'nın talebi üzerine, Bakanlar Kurulu tarafından taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin 04.05.2015 tarihli ve 2015/7790 sayılı acele kamulaştırma kararı alındığı, bahsi geçen Bakanlar Kurulu kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25.10.2017 tarihli ve 2017/2807 Esas, 2017/3241 Karar sayılı ilamıyla iptal edildiği anlaşılmış ise de; davaya konu kamulaştırma işleminin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun kamu yararı kararı, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının oluru ve Maliye Bakanlığının aldığı kamulaştırma kararı olduğu ve bu kararların iptaline yönelik herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığı hususları gözönünde bulundurulduğunda işin esasına girilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirir...'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karardaki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle yeniden direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ile fer'î müdahil ...Enerji Elektrik Üretim A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde; kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasının acele kamulaştırma kararına ihtiyacının olmadığını, kamu yararı kararının iptal edilmediğini, sadece acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptal edildiğini, taşınmazın kamulaştırma işlemlerine devam edilmesine hukuki bir engel bulunmadığını, davalı tarafın uzlaşma görüşmelerine davet edilip kamulaştırma işlemlerinden haberdar olduğu hâlde, sadece acele kamulaştırma işlemine karşı dava açtığını, kamulaştırma kararına karşı herhangi bir dava açmadığını, davalı taraf için hâlen bir dava açma hakkının bulunduğu gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Fer'î Müdahil vekili temyiz dilekçesinde; 2942 sayılı Kanun’un 10... . maddelerinin birbirinden tamamen farklı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin kesin nitelikte olan tescil hükmünü inceleyemeyeceğini, acele kamulaştırma kararının iptal edilmesinin bedel tespiti ve tescil davasına etkili olmadığını, kamu yararı kararının iptal edilmediğini, davalılar tarafından buna ilişkin herhangi bir dava açılmadığını, acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptal edilmiş olmasının kamulaştırma işlemlerine devam edilmesine engel olmadığını, direnme kararının gerekçesinde belirtilen Maliye Bakanlığının 21.04.2015 tarihli kamulaştırma kararının davalı maliklere tebliğ edilmediği hususunun gerçeği yansıtmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince bu hususun araştırılmadığını ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazların davacı idare adına tescili istemine ilişkin eldeki davada, Bakanlar Kurulunun 04.05.2015 tarihli ve 2015/7790 sayılı acele kamulaştırma kararının, Danıştay İDDK'nın 25.10.2017 tarihli kararı ile iptal edilmesi karşısında davanın esasının incelenmesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 3, 8, 10, 14, 25... . maddeleri, 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır. 2. Bilindiği üzere Kamulaştırma Kanunu, kamu yararının gerektirdiği hâllerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzel kişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler (2942 sayılı Kanun md. 1). 3. Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırma şartları” başlığını taşıyan ve uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 3. maddesinin 2. fıkrasına göre; “Bakanlar Kurulunca kabul olunan, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda, bir gerçek veya özel hukuk tüzelkişisine ödenecek kamulaştırma bedelinin o yıl Genel Bütçe Kanununda gösterilen miktarı, nakden ve peşin olarak ödenir. Bu miktar, kamulaştırma bedelinin altıda birinden az olamaz. Bu miktarın üstünde olan kamulaştırma bedelleri, peşin ödeme miktarından az olmamak ve en fazla beş yıl içinde faiziyle birlikte ödenmek üzere eşit taksitlere bağlanır. Taksitlere, peşin ödeme gününü takip eden günden itibaren, Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddi uygulanır.” 02.07.2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 86. maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir. 4. Bu noktada 2942 sayılı Kanun’un satın alma usulü ve bedel tespiti esaslarını düzenleyen 8 ve 10. maddelerinde 4650 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler ve bu bağlamda kamulaştırma bedelinin tespiti ile idare adına tesciline ilişkin davanın hukuki niteliğine değinmek gerekir. 2942 sayılı Kanun’un uygulanması sırasında ortaya çıkan sorunların süratli bir biçimde çözümlenmesi amacıyla ve Anayasanın 46. maddesinde öngörülen kamu yararının gerektirdiği hâllerde, karşılıklarının nakden ve peşin olarak ödenmesi koşuluyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların objektif esaslara göre hızlı, doğru ve sağlıklı bir şekilde kamulaştırılması esasının tam olarak uygulanmasının sağlanması için, 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun ile değişik hükümler getirilmiştir.

5. Görüldüğü gibi; 4650 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler ile getirilen yeni sistemde, anılan Kanunun 5. maddesinde sayılan mercilerce verilecek kamu yararı kararlarının 6. madde uyarınca onaylanması, 7. madde uyarınca kamulaştırılan taşınmaz malın sahiplerinin tespitinden sonra, 8. maddede belirtilen esaslar çerçevesinde idarenin kıymet takdir komisyonu ve uzlaşma komisyonu kurarak tespit edilen tahmini bedeli belirtmeksizin, taşınmazı pazarlıkla ve anlaşarak satın alma iradesini malike bildirmesi; tarafların anlaşamaması veya ferağ verilmemesi hâlinde 10. madde gereğince kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmazın idare adına tescili istemiyle asliye hukuk mahkemesine müracaat edilmesi öngörülmüştür. 6. Yine 4650 sayılı Kanun değişikliğiyle 10. maddede yapılan düzenleme sonucu mahkemeye, kamulaştırmayı sonuçlandırarak bedelin tespiti ve taşınmazın idare adına tesciline karar verilmesi ödev ve sorumluluğu yüklenmiştir. 7. Öte yandan, kamulaştırma işlemine karşı hak sahipleri tarafından idari yargıda dava açma hakkı, 2942 sayılı Kanun’un “Dava hakkı” başlığını taşıyan 14. maddesinde; “Kamulaştırmaya konu taşınmaz malın maliki tarafından 10 uncu madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli yargıda düzeltim davası açılabilir. İdari yargıda açılan davalar öncelikle görülür. İştirak halinde veya müşterek mülkiyette, paydaşların tek başına dava hakları vardır.…..” şeklinde düzenlenmiştir. 8. Açıklanan yasal durum çerçevesinde; 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca idarenin açacağı kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasının dava dilekçesi ve eklerinden birer sureti, asliye hukuk mahkemesince davalı malike 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na göre tebliğ edilecek, tebligatın yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde davalı malik tarafından kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açılabilecektir. 9. Kamulaştırma hâlinde mülkiyetin idareye ne zaman geçeceği hususuna gelince, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 705. maddesinin 2. fıkrasında tescilden önce mülkiyetin kazanılacağı durumlar gösterilmiş olup, bunlardan birisi de kamulaştırmadır. Ayrıca bu konuda 2942 sayılı Kanun’un “Hakların sınırlandırılması ve mülkiyetin idareye geçmesi” başlığını taşıyan 25. maddesinin 1. fıkrasında özel bir düzenlenmeye yer verilerek: “Hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi için 10 uncu madde uyarınca mahkemece yapılan tebligatla başlar. Mülkiyetin idareye geçmesi, mahkemece verilen tescil kararı ile olur” şeklindeki hüküm ile tescil kararı ile birlikte kamulaştırılan taşınmazın mülkiyetinin idareye geçeceği öngörülmüştür. 10. Bu düzenlemelere göre, olağan kamulaştırma usulünde idarenin taşınmaza el koyması ancak asliye hukuk mahkemesince taşınmazın idare adına tesciline karar verilmesinden sonra mümkün olabilmektedir. Bununla birlikte idare bazı durumlarda taşınmaza hemen ihtiyaç duyabilir. Bu durumda kamulaştırma sürecinin sonuçlanmasının beklenmesi kamu hizmetlerinin yürütülmesinde ciddi aksamalara yol açabilir. Kanun koyucu bu gibi sakıncaların belli ölçüde bertaraf edilmesi amacıyla acele kamulaştırma usulünü öngörmüştür. 11. Kamulaştırma Kanunu’nun “Acele kamulaştırma” başlığını taşıyan 27. maddesinde, acele hâllerde uygulanmak üzere istisnai ve farklı bir usul düzenlenmiş, 7. ve 8. maddelerdeki prosedür aranmaksızın kamulaştırma işleminin başlatılacağı ancak bu eksikliklerin her hâlde sonradan tamamlanması gerektiği ve bundan sonra 10. madde gereğince dava açılabileceği vurgulanmıştır. Anılan maddede; “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın (Değişik ibare: 24/4/2001 - 4650/15 md.) 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına (Değişik ibare: 24/4/2001 - 4650/15 md.) 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. (Ek fıkra: 19/4/2018-7139/29 md.) Mahkemece verilen taşınmaz mala el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir. Taşınmaz malın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilir. El koyma kararından sonra taşınmaz mal 20 nci madde uyarınca boşaltılır. Bu Kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedelidir” şeklinde düzenleme yapılmıştır. 12. Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesinin düzenleniş şeklinden acele kamulaştırma usulünün uygulanması hâlinde Kanun’un 7 ve 8. maddelerinin bertaraf edildiği, dolayısıyla bu maddelerde aranan prosedürün aranmayacağı anlamı çıkmamaktadır. Başka bir anlatımla, 27. maddeye göre taşınmaz bedelinin belirlenerek bankaya bloke edilmiş olması, 8. maddenin uygulanmasını bertaraf etmemektedir. 13. Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesine göre acele usulde kamulaştırma yönteminde idareler, malikleri pazarlık görüşmesine çağırmadan evvel adli yargı mahkemelerine başvurarak taşınmazların bedelinin belirlenmesini ve taşınmazlara el konulmasını talep etmektedir. Mahkemece taşınmaz malın bilirkişilerce tespit edilen bedeli idare tarafından mal sahibi adına yedi gün içinde bankaya yatırılmakta ve taşınmaz mala el konulmasına karar verilmektedir. Mahkemece verilen taşınmaz mala el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilmekte ve malın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilmektedir. Ayrıca el koyma kararından sonra taşınmaz icra memuru vasıtasıyla boşaltılmaktadır. Görüleceği üzere idareler, bu usulde bedel tespiti ve tescil davasında verilecek tescil kararından çok önce taşınmaz malı kamulaştırma amacına uygun kullanma hakkı elde etmekte ve malikin taşınmazı kullanması, taşınmazdan yararlanması ve tasarruf etme yetkisi ortadan kaldırılmaktadır (Ali Kömürcü ve diğerleri [GK], B. No: 2019/2890, 25/10/2023, § 90). 14. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) 29.01.2015 tarihli kararı ile, ...Enerji Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne 49 yıl süreyle üretim faaliyeti yapmak üzere verilen üretim lisansı çerçevesinde Bandırma 3 RES projesi kapsamında yer alan tesislerin kurulabilmesi için gerekli olan ve aralarında davalılara ait taşınmazların da olduğu taşınmazların kamulaştırılmasında 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 19. maddesine göre kamu yararı bulunduğuna karar verilmiştir. Bu karara 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 16.02.2015 tarihinde olur verilmiştir. Söz konusu taşınmazlar hakkında Maliye Bakanlığınca 21.04.2015 tarihinde kamulaştırma kararı alınmış, yine Maliye Bakanlığının 22.04.2015 tarihli talebi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından 04.05.2015 tarihli ve 2015/7790 sayılı karar ile 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca söz konusu taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. 15. Maliye Bakanlığı vekili tarafından 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi gereğince davalılara ait taşınmazlar hakkında acele el koyma kararı verilmesi talebiyle 09.09.2015 tarihinde asliye hukuk mahkemesine başvurulmuş, talep dilekçesi ekinde EPDK’nın 29.01.2015 tarihli kamu yararı kararı, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının 16.02.2015 tarihli oluru ve Bakanlar Kurulunun 04.05.2015 tarihli ve 2015/7790 sayılı acele kamulaştırma kararı suretleri eklenmiş ve bu belgeler mahkemece maliklere tebliğ edilmiştir. Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.11.2015 tarihli ve 2015/405 Esas, 2015/497 Karar sayılı kararıyla taşınmazlara acele el konulmasına karar verilmiştir. 16. Bu aşamada Maliye Bakanlığınca, maliklere 2942 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince satın alma usulünün işletilmesi için uzlaşma davetiyeleri tebliğ edilmiş, maliklerin bir kısmının katılmaması bir kısmının da uzlaşmak istememesi üzerine anlaşmazlık tutanakları düzenlenmiştir. Daha sonra davacı idare tarafından 26.02.2016 tarihinde taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili talebiyle eldeki dava açılmış, davalı maliklere, dava dilekçesi ve ekleri ile birlikte 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesi gereğince ihtar içeren belge tebliğ edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, taşınmazların Hazine adına tesciline ve belirlenen kamulaştırma bedellerinin ödenmesine karar verilmiştir. 17. Dava konusu taşınmazların paydaşı ... tarafından, Bakanlar Kurulunun 04.05.2015 tarihli acele kamulaştırma kararının iptali talebiyle EPDK, Maliye Bakanlığı ve Bakanlar Kuruluna izafeten Başbakanlık aleyhine açılan davada Danıştay Altıncı Dairesi, yürütmenin durdurulması talebini 21.09.2016 tarihinde reddetmiştir. 18. İptal davasının yargılaması sonunda Danıştay Altıncı Dairesinin 13.04.2017 tarihli ve 2016/343 Esas, 2017/2694 Karar sayılı kararıyla; “… mülkiyet hakkına kamu yararı amacı doğrultusunda müdahalede bulunularak kamulaştırma yapılmış olduğundan, enerji yatırımının bir an önce yapılabilmesi maksadıyla taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Uyuşmazlığa konu olayda, çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı bulunan elektrik enerji santralinin kurulması amacıyla verilen kamu yararı kararı üzerine kamulaştırma kararı alınan proje kapsamında tesis edilen kamulaştırma işleminde kamu yararı bulunduğu ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde belirtilen acele kamulaştırma şartının gerçekleştiği sonucuna varıldığından dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 19. Anılan kararın temyizi üzerine Danıştay İDDK’nın 25.10.2017 tarihli ve 2017/2807 Esas, 2017/3241 Karar sayılı kararıyla “davalı idareler tarafından proje kapsamında ihtiyaç duyulan taşınmazlara yönelik kamulaştırma işlemlerinin 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma usulü ile yürütülmesine ihtiyaç duyulduğu belirtilmekte ise de; hangi gerekçelerle acele kamulaştırma usulünün uygulanmasının istenildiği konusunda yeterince açıklamaya yer verilmediği, alanda rüzgar enerji santrali kurulacak olmasının tek başına acele kamulaştırma yapılması için yeterli olmadığı; öte yandan, Bakanlar Kurulu kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulmadığı görülmekte olup, acele kamulaştırmaya yönelik dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır” gerekçesiyle davacının temyiz isteminin kabulüne, Danıştay Altıncı Dairesi kararının bozulmasına ve söz konusu Bakanlar Kurulu kararının iptaline kesin olarak karar verilmiştir. 20. Danıştay İDDK’nın söz konusu iptal kararı, İlk Derece Mahkemesince bedel tespiti ve tescil davasının kabulüne karar verildikten sonra, dosyanın istinaf incelemesinde bulunduğu aşamada verilmiştir. 21. Anayasa Mahkemesinin, kamu yararı ve kamulaştırma kararlarının iptal edilmediği ancak acele kamulaştırma usulünün uygulanmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı iptal edildiği hâlde taşınmazların idare adına tescil edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin 2019/2890 başvuru numaralı bireysel başvuru kararında da belirtildiği üzere; İDDK Bakanlar Kurulunun acele kamulaştırma kararına dayanılarak EPDK tarafından yapılan acele kamulaştırma işlemlerini iptal etmiş ise de bu karar, asliye hukuk mahkemesinin tescil hükmünü kurduğu tarihten sonra verilmiştir. Diğer bir ifadeyle mahkemece taşınmazın idare adına tesciline karar verildiği tarihte kamulaştırma kararı hukuk âleminde varlığını henüz sürdürmektedir. Öte yandan İDDK’nın kararı incelendiğinde şeklî bir gerekçeyle acele kamulaştırma kararı iptal edilmiştir. İDDK, 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulmadığı gerekçesine dayanmıştır. İDDK’nın kamulaştırma işleminin esasına yani taşınmazın kamulaştırılmasının gerekli olup olmadığına veya kamu yararı amacı taşıyıp taşımadığına yönelik herhangi bir hukuka aykırılık tespiti bulunmamaktadır. İDDK’nın hukuka aykırılık tespiti kamulaştırmanın acele usulle yapılmış olmasına yöneliktir (Ali Kömürcü ve diğerleri, § 40). 22. Anayasa Mahkemesi, iki yargı kolu arasında acele kamulaştırmada idarenin taşınmaza el koymasından sonraki sürecin mahiyetine ilişkin tartışma bulunduğunu ancak acele kamulaştırmanın amacının kamulaştırma sürecinin bitmesi beklenmeden idarenin kamulaştırılan taşınmaza el koyabilmesine imkân tanımak olduğunu ve taşınmaza el konulmasından sonraki sürecin her iki kamulaştırma usulünde de aynı olduğunu ifade etmiştir. Acele kamulaştırma usulünün doğurduğu tek sonucun kamulaştırma süreci tamamlanmadan idarenin taşınmaza el koyabilmesi olduğuna işaret etmiştir. Dolayısıyla İDDK’nın hukuka aykırılık tespitinin olsa olsa EPDK’nın taşınmaza el koymuş olmasını kusurlandırdığını belirtmiştir. El koyma sürecinin kusurlandırılmasıyla sınırlı etki doğuran bu hukuka aykırılık tespitinin tescil kararını da hukuka aykırı hâle getireceğini söylemenin hukuk kurallarının yorumuyla ilgili bir mesele olduğunu ve Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında bulunmadığını ifade etmiştir (Ali Kömürcü ve diğerleri, § 41). 23. Anayasa Mahkemesine göre kamulaştırma kararının esasının hukuka aykırı olduğunu tespit eden bir yargı kararının olmadığı ve tescil kararının kanuni dayanağının bulunduğu gözetildiğinde başvurucuların taşınmazının idare adına tesciline hükmedilmesi suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahale kanunilik kriterini taşımaktadır (Ali Kömürcü ve diğerleri, § 42). 24. Bu itibarla; Danıştay İDDK kararı ile acele kamulaştırma kararının iptal edilmiş olmasının kamulaştırma işlemlerinin tümünü hukuka aykırı hâle getirmeyeceği, kamu yararı kararı ve kamulaştırma işleminin iptaline dair bir karar verilinceye kadar ortada hukuken geçerli bir kamulaştırma kararının mevcut olduğu, 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesi çerçevesinde olağan kamulaştırma işlemlerine devam edilmesinin önünde hukuki bir engel olmadığı kuşkusuzdur. 25. Açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre, somut olayda Bakanlar Kurulu tarafından taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin 04.05.2015 tarihli ve 2015/7790 sayılı acele kamulaştırma kararının Danıştay İDDK’nın 25.10.2017 tarihli ve 2017/2807 Esas, 2017/3241 Karar sayılı ilâmıyla iptal edildiği anlaşılmış ise de; davaya konu kamulaştırma işleminin dayanağı olan EPDK’nın 29.01.2015 tarihli kamu yararı kararı, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının 16.02.2015 tarihli oluru ve Maliye Bakanlığının aldığı 21.04.215 tarihli kamulaştırma kararının iptal edilmemiş olması karşısında, Bölge Adliye Mahkemesince eldeki kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında yargılamaya devam edilip işin esasına girilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; yerinde olmayan gerekçe ile davanın görülebilme şartlarının ortadan kalktığından bahisle davanın reddine karar verilmesi ve bu kararda direnilmesi doğru görülmemiştir. 26. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, davanın acele kamulaştırma kararına dayanılarak açıldığı, acele kamulaştırma kararı iptal edildiği için olağan kamulaştırma sürecinin işletilmesi ve 2942 sayılı Kanun’un 7 ve 8. maddeleri gereklerinin yerine getirildikten sonra 10. maddeye göre mahkemeye müracaat edilmesi gerektiği, dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

27. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 28. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekili ile fer'î müdahil ...Enerji Elektrik Üretim A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı HMK'nın 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

''K A R Ş I O Y''

Davacı İdari vekili tarafından Balıkesir, Bandırma ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1 32... parsel sayılı taşınmazların acele kamulaştırma kararı verilen kısımlarının kamulaştırma bedelinin tespiti ile Hazine adına tescili için açılan davada Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince; dava konusu taşınmazları da kapsayan Bakanlar Kurulunun 04.05.2015 tarihli acele kamulaştırma kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, 25.10.2017 tarihli kararı ile iptal edildiği, iptal davasının dava konusu 132, 133 parsel sayılı taşınmaz paydaşlarından ... tarafından açıldığı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun iptal kararının bölgedeki tüm kamulaştırma işlemlerini etkileyeceği, Danıştay, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra istinaf aşamasında iptal kararı verdiğinden davanın görülebilme şartlarının ele alınması gerektiği, açılan davanın dayanağını teşkil eden işlemin iptal edilmiş olması nedeniyle davanın görülebilme şartının istinaf aşamasında ortadan kalktığı gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece, Bakanlar Kurulunun acele kamulaştırma kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararıyla iptal edildiği anlaşılmış ise de; Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun kamu yararı kararı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının oluru ve Maliye Bakanlığının aldığı kamulaştırma kararlarının iptaline yönelik mahkeme kararı bulunmadığından, işin esasının incelenmesi ve sonucuna karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyulmayarak direnme kararı verilmiştir. Danıştay 6. Dairenin 21.09.2016 tarihli 2016/343 Esas, 2017/2694 Karar sayılı kararının tetkikinde; Balıkesir, Bandırma, ... Mahallesinde bulunan 132, 133 parsel sayılı taşınmaz paydaşlarından ... tarafından, Bakanlar Kurulunun 04.05.2015 tarihli acele kamulaştırma kararının kendi taşınmazlarıyla ilgili kısmının iptali için açtığı davanın reddine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25.10.2017 tarihli 2017/2807 Esas, 2017/3241 Karar sayılı kararı ile Danıştay 6. Dairesi kararının bozulmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 25.10.1923 tarihli 2019/2890 başvuru numaralı kararında acele kamulaştırma usulünün, istisnai bir kamulaştırma usulü olup olağan dışı şartların varlığı hâlinde başvurulabilecek kamulaştırma yöntemi olduğu, kamulaştırma işleminde asıl olanın taşınmazın satın alma usulü ile edinilmesi, satış konusunda uzlaşmanın sağlanmaması hâlinde ise kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılması olduğunun açık olduğu, kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin sonucunda kişinin mülkünden yoksun kaldığı, bu bağlamda kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde istisnai şartların varlığı dışında öngörülmüş olan kamulaştırma usulüne bağlı kalınması ve buna uygun olarak kamulaştırmanın gerçekleştirilmesinin Anayasanın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesi ışığında Anayasanın 35... . maddesinin gerekliliklerine uygun düşeceği belirtilmiştir. Acele kamulaştırma kararının iptal edilmesi nedeniyle, idarece olağan kamulaştırma usulüne dönülmesi gerekir. Aksi takdirde yargı kararının uygulanmaması ve olağan kamulaştırmanın sağladığı güvencelerden taşınmaz maliklerinin yararlanmaması gibi sonuçlara yol açılır. Acele kamulaştırma kararının iptali hâlinde idarenin bu kararı uygulamasının yolu olağan kamulaştırma usulüne girişmektir. (Acele Kamulaştırmanın Mülkiyet Hakkı Bakımından Yol Açtığı Meseleler-Yunus Emre Yılmazoğlu ve Özgür Duman) Somut uyuşmazlıkta; davacı İdare acele kamulaştırma kararına dayalı olarak işbu davayı açmıştır. Davanın olağan kamulaştırma kararına dayalı olduğu kabul edilemez. Olağan kamulaştırma sürecine ilişkin Kamulaştırma Kanunu 10. maddesinde kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması hâlinde idarenin 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle, 8. madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek asliye hukuk mahkemesine müracaat edeceği belirtilmiştir. Davacı İdare vekili dava dilekçesinde, acele kamulaştırma kararına dayalı olarak dava açmaları nedeniyle 2942 sayılı Kanun’un 7 ve 8. maddelerinin açtıkları davada ön şart olmadığını, anılan madde gereklerinin yerine getirilmiş olduğunun kabulü gerektiğini belirtmiştir. Acele kamulaştırma kararı iptal edildiği için artık normal kamulaştırma sürecinin işletilmesi gerekir. 2942 sayılı Kanun’da olağan kamulaştırma sürecine ilişkin 7 ve 8. madde gerekleri yerine getirildikten sonra 10. maddeye dayalı olarak mahkemeye müracaat edilmesi gerekir. İşbu dava önceki süreçler yerine gelmeden açıldığı için devam edemeyeceği, direnme kararının belirttiğim nedenlerle onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/441, K. 2025/727, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2024-441-e-2025-727-k-ec3fefea5752