Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2792 E. 2025/6977 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2792
Karar No
2025/6977
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1164 E., 2024/242 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/29 E., 2021/27 K.

Taraflar arasında orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun'la değişik hükümleri uyarınca yapılıp 1973 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, 1976 yılında yapılıp kesinleşen tesis kadastrosu, 6831 sayılı Kanun’un 2896 sayılı Orman Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Kanun'la değişik hükümleri uyarınca 1986 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması, 6831 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp 12.11.2020 tarihinde ilan edilen sınırlandırma sırasında orman olduğu halde orman sınırları dışında kalan ormanların kadastrosu, tüm ormanlarda aplikasyon ve 2/B uygulaması bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü eski 437 parsel (yeni 1 18... parsel) sayılı taşınmazın davacı adına tapuda kayıtlı olduğunu, orman kadastro komisyonunca yapılan aplikasyon krokisinde dava konusu taşınmazın (C) ile işaretlenen 7.916,78 m² yüzölçümlü kesiminin orman sınırları içinde gözüktüğünü, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirterek, orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin işlemin ve 2/B çalışma tutanaklarının iptaline, orman kısıtlamasının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman tahdit çalışmalarının 1973 yılında kesinleştiği, 2/B çalışmalarının ise 1986 yılında yapılarak kesinleştiği, orman ve fen bilirkişileri tarafından düzenlenen raporda taşınmazın (A) ile gösterilen 7.916,78 m² yüzölçümlü kısmının kesinleşmiş orman sınırları içinde olduğu, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında da orman olarak gözüktüğü, eylemli orman niteliğinde bulunduğu belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, keşifte dinlenen tanıkların dava konusu taşınmazın orman olmadığını, davacı ve babası tarafından kullanıldığını belirttikleri, hükme dayanak yapılan bilirkişilerin taşınmazdaki sık ağaçların bulunduğu alana ilişkin fotoğrafları dosyaya sunduğunu, düzlük alanların resimlerinin çekilmediği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi Kararının kaldırmasını talep etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; hükme dayanak yapılan orman yüksek mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişiler tarafından ortak düzenlenen raporda; 1 18... parsel sayılı taşınmazın (A) ile işaretlenen 7.916,78 m² yüzölçümlü kesiminin 1973 yılında yapılıp kesinleşmiş ... XV Devlet Ormanı sınırları içinde olduğunun, 19 86... yıllarında yapılan orman kadastroları sırasında da dava kınusu taşınmazın orman sınırında değişiklik yapılmadığının, 19 43... tarihli hava fotoğraflarında, 19 59... tarihli memleket haritalarında orman olarak gözüktüğünün, üzerinde %2-3 kapalılıkla oldukça sık halde 40-60 yaşlarında karaçam ve meşe ağaçlarının bulunduğunun, halen orman görünümünde olduğunun belirtildiği, dava konusu taşınmazın 1973 yılında 6831 sayılı Kanun’un 1744 sayılı Kanun’la değişik hükümleri uyarınca yapılıp kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı, daha sonra 6831 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 19 86... yıllarında yapılan aplikasyon sırasında orman sınırları içinde bırakıldığı, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre ve eylemli biçimde de orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edildiği, dava konusu taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması talebinin 40 numaralı orman kadastro komisyonunun 08.09.2020 tarihli kararıyla, taşınmazın tarım alanı olarak kullanılmadığı, üzerinde orman ağaçları bulunduğu gerekçesiyle reddedilmiş olduğu, dava konusu yere ilişkin 1973 yılında yapılan orman kadastrosunun kesinleşmiş olduğu, 6831 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp 12.11.2020 tarihinde ilan edilen aplikasyon, orman kadastrosu ve 2/B uygulaması sırasında davalı yere ilişkin orman kadastrosunun yapılmadığı, ilk orman kadastrosunun aplikasyonu yapılarak dava konusu taşınmazın orman sınırları içinde bırakıldığı, bu durumda orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü süre dolduktan sonra dava konusu taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması isteğiyle açılan davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, kesinleşen orman tahdidi içinde bulunan taşınmazların, hangi nedenle olursa olsun orman sınırları dışına çıkartılması isteğiyle orman idaresini zorlayıcı nitelikte davanın dinlenme olanağı bulunmadığı, dava konusu taşınmazın öncesi itibariyle ve eylemli biçimde orman sayılan yerlerden olduğu, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.3 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/2792, K. 2025/6977, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-2792-e-2025-6977-k-b4ecff726628