Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1191 E. 2025/5977 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1191
Karar No
2025/5977
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/31 E., 2021/1 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ...'ün davasının feragat nedeniyle, davacılar ..., ..., ... ile asli müdahiller ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın davalarının sübuta ermediğinden reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalılar ... ile ... oğlu ...mirasçıları sıfatı ile ..., ... ve ...; ... oğlu ... mirasçıları sıfatı ile ... ve ...; müdahil davacılar ... mirasçıları ... ve müşterekleri ile ... oğlu ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz; dahili davalı (... mirasçılarından) ... vekili tarafından ise katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 352, 353, 3 54... parsel sayılı sırasıyla 26.250.00, 24.125.00, 14.125, 00... .750,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı nedeniyle ... oğlu ... mirasçıları, ... oğlu ... mirasçıları ile ... ... adlarına tespit edilmiştir. İtirazları kadastro komisyonunda reddedilen davacılar ... ve ..., tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak dava açmış, yargılama sırasında ise ... 354 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak, davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesince verilen önceki tarihli hüküm, Yagıtay (kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin 08.10.2018 tarihli ve 2015/18126 Esas, 2018/5503 Karar sayılı ilamı ile "... Taraflar arasındaki ihtilafın taşınmazların tutunulan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı, tapu kayıtlarının hukuki kıymetini yitirip yitirmediği ve kapsam dışında kalan bölümler yönünden ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplandığı, davacı tarafça tutunulan tapu kaydının taşınmazları kapsamadığına ilişkin mahkeme kabulünün doğru olduğu; yine tapu uygulamasına göre davalıların tutunduğu tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara ait olmakla birlikte kuzey hududunda okunan ve mevki ismi belirten "..." sınırı nedeniyle gayri sabit sınırlı olup, miktarıyla geçerli bulunduğu halde mahkemece sözü edilen kayda miktarı ile kapsam tayin edilmemesinin isabetsiz olduğu; yine kadastro tutanaklarında tapu kayıt maliklerinden (Şubat 1326 tarihli ve 231 sıra numaralı tapu kaydı maliki) ...’in 1939 yılında öldüğü belirtildiği halde tespit tarihi itibari ile tapu kaydının hukuki kıymetini yitirip yitirmediğinin de araştırılmadan ve miktar fazlası yönünden de yetersiz zilyetlik araştırması yapılmış olmasının isabetsiz olduğuna değinilerek; mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle; aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ve hayatta olmaları halinde tutanak bilirkişilerinin tümü ve fen bilirkişi huzuruyla yeniden keşif yapılması, keşif sırasında öncelikle davalı tarafın dayandığı tapu kaydına güneyde bulunan 356 parsel sayılı taşınmazdan başlanarak yüzölçümüyle (45.950,00 metrekare) sınırlı olarak kapsam tayin edilmesi; dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan tapu kaydının kapsamında kalan bölüm ile tapu kaydının kapsamı dışında kalan bölümler yönünden ayrı ayrı, taşınmazların kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, hangi tarihten itibaren tespite kadar kim ya da kimler tarafından ne şekilde kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, fen bilirkişisine uygulanan kaydın hudutları ile kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmesi, tapu kaydının kapsamında kalan bölüm yönünden kayıt maliklerinden ...’in nüfus kaydı dosyaya celbedilip ölüm tarihinin net olarak belirlenmesi ve bu kişi payı yönünden zilyetlik durumu da dikkate alınarak tespit tarihi itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13/b-c koşullarının davacı ve müdahil davacı taraf lehine gerçekleşip gerçekleşmediğinin üzerinde durulması; tapu kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz bölümleri yönünden ise uyuşmazlığın 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddesi hükümleri gereğince çözümlenmesi gerektiğinin düşünülmesi.." gereklerine işaret edilerek bozulmuştur. İşbu bozma ilamından sonra ... ve müşterekleri vekili 06.11.2019 havale tarihli dilekçeleri ile davaya konu 352 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile (... oğlu) ... mirasçıları olan vekil edenleri adına tescili talebiyle davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda "... Dava konusu 352, 353, 354, ... numaralı parsellerin tapulama tespitleri 15.07.1960 tarihinde tapu kaydına istinaden yapıldığı, tapu kayıt maliklerinden ...’un payı yönünden tapu kaydının hukuki kıymetini koruduğu; kaydının diğer yarı hissesinin maliki ...’in ise 06.06.1940 tarihinde vefat etmiş olup, ölümünden tapulama tespitinin yapıldığı tarihe kadar 20 yıllık sürenin geçtiği; bu sebeple tapu kaydının yarı hisse maliki ...'in payı yönünden hukuki kıymetini yitirip yitirmediğinin incelenmesi gerektiği; tapu kaydının hukuki niteliğini yitirebilmesi; bir başka ifade ile 3402 sayılı Kanun'un 13/b-c maddesinin uygulanabilmesi için Kayıt malikinin ölümünden itibaren tespit tarihine kadar 20 yıllık süre geçmiş olması halinde bu 20 yıllık süre içerisinde kayıt malikinin mirasçıları dışında bir üçüncü kişi yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiğinin ispatının gerektiği; ancak Somut olayda, tapulama tespit tarihinden 20 yıl öncesi olan 1940 yılı itibari ile ne davacıların ne de asli müdahillerin zilyetliklerinin maddi olaylara dayalı olarak ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığı; bu sebeple dava konusu taşınmazları kapsayan tespite esas alınan ve davalıların iddiasına da esas teşkil eden tapu kaydının ... payı da dahil olmak üzere hukuki kıymetini yitirdiğinden söz edilemeyeceği; dava konusu taşınmazların tapulama tespitlerine esas tapu kaydının gayrisabit hudutlu olup miktarı ile geçerli olduğu; kayıt miktar fazlasının ise ancak zilyetlikle elde edilebileceği; Miktarı 45.950 m² olan tapu kaydına dava dışı 356 numaralı parselden başlayarak kapsam tayin edildiğinde ... numaralı parselin (39.991,94 m²) tamamı, 354 numaralı parselin (14.396,49 m²) ise fen bilirkişisinin 08.12.2020 havale tarihli ek raporuna ekli 04.12.2020 tarihli krokisinde (A) harfi ile gösterilen 5.958, 96... 'si tapu kaydının kapsamında kaldığı; 354 numaralı parselin aynı krokide (B) harfi ile gösterilen 8.437,43 m²si, 3 53... numaralı parsellerin ise tamamı kayıt kapsamı dışında bulunduğu; somut olayda miktar fazlası için tespit malikleri lehine kadastro tespit gününe kadar zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunun ispat edilemediği, yukarıda özetlendiği üzere mahallinde icra edilen keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerce 1940 yılında dava konusu parseller üzerindeki zilyetlik kesin bir şekilde bilinemediğinden kayıt miktarı dışında kalan 352-353 parseller ile 354 parselin (B) ile gösterilen bölümlerinin Hazine adına; ... parsel ile 354 parselin (A) ile gösterilen bölümlerinin tapu kayıt maliklerinin mirasçıları adına tescili gerekeceği..” gerekçesiyle davacı ...'ün davasının feragat nedeniyle, davacılar ..., ..., ...'un ile asli müdahiller ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın davalarının sübuta ermediğinden reddine; ... ilçesi ... köyü eski 352, 3 53... numaralı parsellerin tapulama tespitlerinin iptali ile eski 352 parsel yeni 1 13... parsel numaralı 26.229,43 m² yüzölçümündeki; eski 353 parsel yeni 1 13... parsel numaralı 24.185,62 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ile eski 354 parsel yeni 1 13... parsel numaralı 14.396,49 m² yüzölçümündeki taşınmazın fen bilirkişisi ...'nin 08.12.2020 havale tarihli ek raporuna ekli 04.12.2020 tarihli krokisinde (B) harfi ile belirtilen 8.437,43 m²sinin tarla vasfı ile Hazine adına tapuya tescillerine; eski 354 parsel yeni 1 13... parsel numaralı taşınmazın aynı raporda (A) harfi ile belirtilen 5.958,06 m²sinin ve eski ... parsel yeni 1 13... parsel numaralı 39.991,94 m² yüzölçümündeki taşınmazın tarla vasfı ile tespit maliklerinden ... mirasçıları adına tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ile davacı taraftan ... oğlu ... mirasçıları sıfatı ile ..., ..., ... ve ... oğlu ... mirasçıları sıfatı ile ... ve ..., müdahil davacılar ... mirasçıları ... ile ... oğlu ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz; davalı ... mirasçılarından ... vekili tarafından ise katılma yoluyla temyiz edilmiştir. 1.Davacı taraftan ... oğlu ... mirasçıları sıfatı ile ..., ... ve ... ve ... oğlu ... mirasçıları sıfatı ile ... ve ... ve müdahil davacılar ... mirasçısı... ve arkadaşları ile ... oğlu ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, kadastro tespitine esas tapu kaydının hukuki kıymetini korumasına ve kayıt miktar fazlası üzerinde de kadastro tespit tarihine kadar zilyetlikle kazanım koşullarının davacı/müdahil taraflar yararına oluştuğu hususunun, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanamamasına göre adı geçenler vekilinin hükme yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalılar tespit maliki ... ... mirasçısı ... ile davalı ... mirasçılarından ... vekilinin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, miktarı 45.950 m² olan tapu kaydına dava dışı 356 numaralı parselden başlayarak kapsam tayin edildiğinde ... numaralı parselin (39.991,94 m²) tamamı, 354 numaralı parselin (14.396, 49... ) ise fen bilirkişisinin 08.12.2020 havale tarihli ek raporuna ekli 04.12.2020 tarihli krokisinde (A) harfi ile gösterilen 5.958,96 m²si tapu kaydının kapsamında; 354 numaralı parselin aynı krokide (B) harfi ile gösterilen 8.437,43 m²si ile 3 53... numaralı parsellerin ise tamamının kayıt kapsamı dışında kaldığına ilişkin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki İlk Derece Mahkemesince; tapu kaydının miktar fazlası yönünden de tespit tarihine kadar zilyetlikle kazanım koşullarının davalı tespit malikleri lehine de oluşmadığı gerekçesiyle; 3 52... numaralı parsellerin tamamının, 354 numaralı parselini ise 8.437, 43... 'sinin tapu kaydı miktar fazlası olarak 3402 sayılı Kanun'un madde 18. madde gereğince Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; somut olayda Hazine tarafından dava konusu taşınmazlara yönelik olarak açılan bir dava bulunmadığı gibi eldeki davanın; 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi uyarınca Re'sen araştırma yapılmasını zorunlu kılan dava niteliğinde de olmadığı anlaşıldığına ve davacı tarafların davasının da reddine karar verildiğine göre; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların, ayrı ayrı tespit gibi tescillerine karar verilmesi gerekirken yukarıda açıklandığı şekliyle 3 52... numaralı parsellerin tamamının, 354 numaralı parselin ise 8.437,43 m²sinin tapu kaydı miktar fazlası olarak 3402 sayılı Kanun'un 18. madde gereğince Hazine adına tesciline karar verilmesi isabetsizdir. Kabule göre de işbu tapu kaydı kapsamında kaldığı belirlenen taşınmaz bölümleri (... parselin tamamı ile 354 parselin (A) ile gösterilen 5958,96 m²) yönünden tespit maliklerinden birinin de (... oğlu) ... ... olduğu dikkate alınmadan ve bu kişinin mirasçılarına pay verilmeden hüküm kurulmuş olması isabetsiz olduğu gibi İlk Derece Mahkemesince işbu taşınmazların tamamı 403.200 pay kabul edildiği halde; hükümde gösterilen kişilere toplamda 404.400 hisse dağıtılmak suretiyle pay payda eşitliğini bozacak şekilde hüküm kurulmuş olması da ayrıca isabetsizdir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş; davanın genel mahkemeden aktarılan ve re'sen inceleme ve araştırmaya tabi olmayan davalardan olduğu; davanın gerçek kişi şahıslar arasında görüldüğü ve dava açan kişilerin davalarının reddine karar verildiği nazara alınarak; dava konusu taşınmazların tespit maliklerinin ölü oldukları dikkate alınarak belirlenecek mirasçıları adlarına pay payda eşitliği de dikkate alınmak suretiyle tesciline karar verilmesi gerektiğinin düşünülmesi; ancak karar verilirken, miktar fazlası olarak Hazine adına tesciline karar verilen (3 52... numaralı parsellerin tamamının, 354 numaralı parselin ise 8.437,43 m²si ) taşınmazlar/taşınmaz bölümleri yönünden tespit maliklerinden (... oğlu) ... mirasçılarınca hükmün temyiz edilmediği de dikkate alınarak bu hususun Hazine lehine usuli müktesep oluşturup oluşturmayacağı da ayrıca değerlendirilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacı taraftan ... oğlu ... mirasçıları sıfatı ile ..., ... ... ve ... oğlu ... mirasçıları sıfatı ile ... ve ... ve müdahil davacılar ... mirasçısı... ve arkadaşları ile ... oğlu ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar tespit maliki ... ... mirasçısı ... ile davalı ... mirasçılarından ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, 25.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1191, K. 2025/5977, T. 25.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1191-e-2025-5977-k-772e6c5212d0