Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1572 E. 2025/11896 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1572
- Karar No
- 2025/11896
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3366 Esas, 2024/3233 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/256 Esas, 2023/472 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, ..., köyü 2842 parsel sayılı taşınmaza fiilen el atıldığından bahisle kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; muris-malik adına gazete ilanı yapıldığını, bedelin 1963 yılında bloke edildiğini, tazminat talebinin haksız olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, taşınmazın kamulaştırma işlemlerinin yapılarak kesinleştiğini ve idare adına tescil edildiğini, bedelin yüksek belirlendiğini, tesislerin davalı idarece yapıldığını ve ihya edildiğini, bu hususun bedel belirlenirken dikkate alınmadığını, bedelin alınmadığının davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek eldeki dava dosyasına gerekse aynı kamulaştırma kapsamında açılan ve yargı denetiminden geçerek kesinleşen dava dosyalarındaki belgelerden, kamulaştırma kapsamında yapılaşmanın 1970 yılında başladığı, 1976 yılında Tarım Bakanlığına ait yapılaşmanın ilerlemiş olduğu, 1986 yılında yapılaşmanın tamamlandığı ve dava konusu taşınmazın 29173 ada 1 parselin içinde kaldığı, aynı kamulaştırma kapsamında açılan davalarda taşınmazların arsa olarak kabul edildiği ve yargı denetiminden geçerek kesinleştiği, taşınmazın paydaşlarınca açılan davada dosya içerisine celp edilen ve bir sureti iş bu eldeki dosyaya konulan tapu müdürlüğünce gönderilen belgelerden dava konusu 2849 parsel sayılı taşınmazın 60.000 m² alanlı kök 2808 parsel sayılı taşınmazdan özel ifraz krokisine göre 12.599 m² yola terk edildikten sonra 141 adet parçaya ifrazı sonucu oluşmuş tapuda arsa vasfı ile tescilli taşınmaz olduğu da dikkate alındığında, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak dava değerlendirme tarihindeki imar parseli olarak değerinin tespit edilmesinde, aynı idareye karşı açılan ve dava konusu taşınmaz ile aynı kamulaştırmaya tabi tutulmuş bulunan taşınmazlar yönünden Mart 2015 değerlendirme tarihi itibarıyla belirlenen 4.400 TL/m² birim bedelin Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 2016/19464 Esas, 2018/8686 Karar sayılı kararı ile Mayıs 2017 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 4.290 TL/m² birim bedelin Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2019/4765 Esas, 2020/8379 Karar sayılı kararı ile Haziran 2016 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 4.675 TL ve Mayıs 2017 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 5.180 TL/m² birim bedelin Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2020/5626 Esas, 2021/3937 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği de dikkate alındığında değerlendirme tarihi itibarıyla imar parseli olarak tespit edilen birim bedelde bir isabetsizlik görülmediği gibi Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak davanın ıslah gibi kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde aynı bölgeden Dairemize intikal eden ve denetimden geçerek kesinleşen dosyalar dikkate alındığında bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre; dava konusu taşınmazın davacılar murisi adına kayıtlı iken 1962 yılında kamulaştırma işlemlerinin yapıldığı, taşınmazın tamamının açılan dava sonucu 2942 sayılı Kanun'un (mülga) 17 nci maddesi uyarınca Hazine adına tesciline karar verildiği, işbu karar gereğince de taşınmazın 23.11.1965 tarihinde Hazine adına tescil edildiği, dosya kapsamına göre, taşınmaza fiilen el atılmış olduğu ve davacılar murisine usulüne uygun olarak kamulaştırma işlemi tebliğ edilmediği gibi bloke edilen bedelin hak sahiplerine ödendiğine dair bilgi ya da belgeye rastlanmadığı, bu itibarla da kamulaştırma işleminin kesinleşmemiş olduğu ve işbu davanın 24.12.2019 tarihinden önce açıldığı anlaşılmaktadır.
4. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 3’ün birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki; “...dava tarihi itibarıyla...” ibaresi ve 7201 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak..." ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu durumda; eldeki davanın 06.06.2017 tarihinde açıldığı gözetildiğinde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır" genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararı nazara alınarak, el atma tarihindeki niteliği gözetilerek dava tarihi itibarıyla değerlendirme yapılarak tazminat bedelinin belirlenmesi yerindedir.
5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.