Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/5012 E. 2025/15097 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5012
- Karar No
- 2025/15097
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/441 Esas, 2024/859 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 146 parsel sayılı taşınmazın usulüne uygun kamulaştırılmaksızın davalı idarece taşınmaza fiilen el atıldığından bahisle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; kamulaştırma el atma nedeniyle tazminat davalarının sadece tapu malikleri tarafından açılabileceğini, tapu maliki olmayan davacıların davalarının ehliyet yönünden, dava dilekçesinde dava konusu taşınmazlara spor kompleksi yapılmak sureti ile fiilen el atıldığını, ancak dava konusu taşınmaza Belediyenin herhangi bir el atmasının olmadığını, bu nedenle husumet nedeni ile davanın reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/5 46... /806 Karar ve 22.01.1992 tarihli ilâma istinaden ... adına tescil edildiğini, kararın taraflara usulune uygun tebliğ edildiğini ve kesinleştiği bu nedenlerle davanın reddine yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 19.11.2015 tarih ve 2012/1117 Esas,2015/489 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibariyle doğru olduğunu, ancak tebligat tarihinde ölü olan ... 'den gelen paylar yönünden geçerli bir kamulaştırmadan söz edilemeyeceği gözetilerek bu pay içinde davanın kabulü gerektiği düşünülmeden yazılı gerekçelerle davanın sadece muris ..., ..., ... ile davacı ... paylarına göre davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi bilirkişi heyeti raporunda incelenen emsal satışlara Arsa Metrekare Rayiç bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas alan metrekare değerlerine uyan bir inceleme yapılmadığı gibi ikinci bilirkişi raporda farklı olarak incelenen 5 17... parselin dava konusuna uzak olduğu 6 96... parsellerin tapu kaydındaki yüzölçümlerinin bilirkişi raporunda yazılı davada daha fazla olması nedeniyle bilirkişi heyetince yapılan emsal incelenmesine göre hüküm kurulması mümkün olmadığından kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B.Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 11.11.2020 tarihli ve 2017/381 Esas, 2020/487 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C.İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece yapılan inceleme sonucunda; dosyada bulunan delil ve belgelere göre 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 16 ncı maddesi gereğince hakkında dava açılmış olan davacılar murisi tapu kayıt maliki ... den gelen paylar yönünden; 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 5 inci, 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3 ve Geçici 15 inci maddesi ile 09.06.2021 tarihinde kabul edilerek 19.06.2021 tarihli ve 31516 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7327 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'un Ek 3'üncü maddesine eklenen hüküm ve aynı Kanun'un 22 nci maddesi ile eklenen 17 nci maddesi gereğince mezkur Ek 3'üncü maddesinde açıklanan yöntemle kamulaştırmasız el atmaya dayanan bedelin tespiti için rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği ve tapu kayıt maliki ... ile muris ..., ..., ... mirasçıları olan davacılar yönünden ise 2942 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi gereğince haklarında açılmış dava olmadığı gözetildiğinde değerlendirme tarihinin dava tarihi olarak kabulu ile emsal incelemesi yapılarak değer biçilmesinin yöntem itibari ile kanun hükümlerine uygun olduğu, ancak bilirkişi heyeti raporunda incelenen emsal satışlara Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas alan metrekare değerlerine uygun bir inceleme yapılmadığı, kıyasi emsal olarak incelenen 692 parselin tapu kaydındaki yüzölçümünün bilirkişi raporunda belirtildiğinden daha fazla olduğu, diğer kıyasi emsal 5 38... parsel sayılı taşınmazın ise anonim şirkete yapılan özel amaçlı satış olduğu ve dava konusu taşınmaza yakın olan parsellere kesinleşmiş mahkeme kararları ile önceki değerlendirme tarihine göre daha yüksek metrekare birim fiyatlarının da Dairemiz denetiminden geçtiği gözetildiğinde bilirkişi heyetince yapılan emsal incelenmesi inandırıcı olmadığından bu rapora göre hüküm kurulması mümkün olmadığından kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 06.12.2024 tarihli ve 2022/441 Esas, 2024/859 Karar sayılı kararı ile Ek Madde 3'ün eldeki davalara uygulanacağına ilişkin Geçici 15 inci maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; aynı taşınmaz ile ilgili olarak aynı davacılar tarafından Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/192 Esas sayılı dava dosyası ile kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açılmış olup davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilerek kesinleştiğini, kesin hüküm sebebiyle işbu davanın reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın usulüne uygun kamulaştırıldığını,davaya konu 146 parsel sayılı taşınmaz mutlak koruma alanında kalmakta olduğunu, bu taşınmaza dair tüm tasarruf yetkisinin ... Genel Müdürlüğüne ait olduğunu, davacılar ya da murislerinin hükmen tescil olan taşınmaz için bedel arttırım davası açıp açmadıklarının araştırılmadığını, tespit edilen tazminat bedelinin de yüksek belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden; davacılar murisi tapu kayıt maliki ...'in dava konusu 146 parsel sayılı taşınmazdaki 36249600/579993600 payının davacı idarece kamulaştırıldığı kamulaştırma evrakının tebliği tarihinde murisin ölü olduğu, murisin 146 parseldeki payının Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/546 Esas, 1991/806 Karar sayılı karar ile davalı idare adına tesciline karar verildiği, aynı taşınmazda malik olan ..., ..., ..., ...'ın tapuda 27187200/579993600'şer payları olduğu, kamulaştırma evrakı kendilerine tebliğ edilmediği hâlde, paylarının davalı idare adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
3. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
4. Bu durumda; Kanun'nun yürürlük tarihinden önce açılan eldeki davada; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alınarak dava tarihi itibarıyla değerlendirme yapılması yerindedir.
5. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesine ve alınan rapor uyarınca tespit edilen bedele dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
6.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınarak Hazineye irat kaydedilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı).
Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.
Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez.
Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi.
2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır. Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden;
2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16... nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.
Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülmektedir.
Hâl böyle iken eldeki davada uygulanmasına yer olmayan, 2942 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi gerekçe gösterilerek onama cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 24.11.2025