Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/5132 E. 2026/3132 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/5132
- Karar No
- 2026/3132
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1064 Esas, 2018/1454 Karar SUÇLAR : Rüşvet alma ve rüşvet verme (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında), nitelikli dolandırıcılık (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında), resmi belgede sahtecilik (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında) HÜKÜM : Hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında rüşvet alma ve verme suçlarından), istinaf başvurularının esastan reddi (resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından) EK KARAR : Temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 14.05.2018 tarihli kararın katılan Hazineye usulüne uygun şekilde tebliği sonrası vekilinin 30.05.2018 havale tarihli dilekçesinde sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma ile rüşvet verme suçlarından kurulan hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine dair kararlara yönelik temyiz talebinde bulunmadığı, temyiz isteminin İlk Derece Mahkemesince dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümlerine ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi kararına yönelik olduğu, bu nedenle temyiz talebinin reddine dair ek kararının tebliği üzerine sunduğu 12.10.2018 tarihli dilekçede adı geçen sanıklar hakkında rüşvet alma ile rüşvet verme suçundan kurulan hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararına yönelik temyiz talebinde bulunmuşsa da bu karara ilişkin yasal süre geçtikten sonraki temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının katılan ... Bakanlığına tebliğ edilmediği, bu itibarla Bakanlığa izafeten Hazine vekilinin 12.10.2018 havale tarihli dilekçesiyle vaki temyiz talebini öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilmiş ancak Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre kamu görevlisi olmayan sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'e isnat edilen rüşvet verme suçundan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının anılan suçtan açılan kamu davalarına katılma ve hükümleri temyiz hakkının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır. Başvurularının kapsamına göre incelemenin katılan Hazine vekilinin 01.10.2018 tarihli ek karara, İçişleri Bakanlığı adına Hazine vekilinin sanıklardan ... ve ... hakkında rüşvet alma suçundan, ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin ise müvekkilleri hakkında rüşvet alma ile rüşvet verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verilmiştir. Sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma ile rüşvet verme suçlarından kurulan hükümlerin ve ek kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin yukarıda belirtilen sınırlama doğrultusunda hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin anılan hususlar dışında başkaca reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Tayin olunan ceza miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece ... Ağır Ceza Mahkemesinin 08.06.2017 tarihli ve 2013/196 Esas, 2017/206 sayılı Kararı ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine; sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 252/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası, sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan aynı uygulama maddeleri uyarınca, sanıklar ... ile ... hakkında ise rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 252/2. maddesi delaletiyle 252/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, haklarında mahkumiyet kararı verilen sanıklar hakkında ayrıca aynı Kanun'un 53/1. maddesi gereğince hak yoksunluklarına hükmolunmuştur. B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 14.05.2018 tarihli ve 2018/1064 Esas, 2018/1454 sayılı Kararı ile nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma ile rüşvet verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının ise hükümlerin düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 01.10.2018 tarihli ve 2018/1064 Esas, 2018/1454 sayılı ek Kararı ile Hazine vekilinin dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından verilen kararlara ilişkin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi gereğince kararların temyizi kabil nitelikte olmadığından reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılanlar Hazine ve İçişleri Bakanlığı Vekilinin Temyiz İstemi Sanıklara isnat edilen suçların unsurlarının oluştuğuna, sanıkların suç işleme kastı ile hareket ettiklerine, sanıkların oluşan kamu zararını karşılamadıklarına, tüm sanıklar hakkında kurulan tüm hükümlerden dolayı temyiz talebinde bulunulduğuna, bu nedenle temyiz isteminin reddine dair verilen ek kararın yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın eyleminin rüşvet suçunu oluşturmayacağına, suçun oluşabilmesi için işlemi yapan kamu görevlisinin o iş ile görevli olması gerektiğine ancak dosyadaki sanık kamu görevlisinin suça konu eyleme ilişkin görevinin bulunmadığına, sanığın kamu görevlilerine ya da başka kişilere menfaat sağlamadığına, doğrudan trafik görevlileri ile irtibatı olmadığına, zincirleme suç hükümlerinin hatalı uygulandığına, temel cezanın hatalı şekilde teşdit uygulanarak belirlendiğine ilişkindir.
Sanık ... ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın bahsi geçen işlemlere ilişkin görevi olmadığına, görev yaptığı birimin teknik bilgiye ihtiyaç duyulan bir birim olması nedeniyle sehven hata yapılmış olabileceğine, diğer sanıkların gerçeğe aykırı beyanları haricinde atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığına, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan beraat kararı verildiğinden atılı rüşvet suçunun da oluşmayacağına, sanığın eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceğine ancak bu suç yönünden de zamanaşımı süresinin gerçekleştiğine, hükmün gerekçesiz olduğuna, teşdit gerekçesinin yeterli olmadığına ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın Trafik Tescil ve Denetleme Büro Amirliğinde görevli polis memuru olduğu sabit ise de bu büroda tescil biriminde değil denetleme biriminde görevli olduğuna, tescil büroda görevli olmaması nedeniyle rüşvet suçunun oluşmayacağına, sanığa para verildiğine dair dosyada delil veya beyan bulunmadığına, isnat edilen suç tarihlerinde tescil büroda görevli olmaması sebebiyle şifresi olmadığından bu büroda görevli diğer polis memurlarının şifresiyle işlem yaptığına, bu durumun dahi sanığın tescil ile görevli olmadığını gösterdiğine ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın diğer sanık ...'un yanında çalışan olduğuna ve trafik takipçiliği işi yaptığına, suça konu işlemleri Şevket'in talimatları doğrultusunda gerçekleştirdiğine, araç sahiplerinden yalnızca işlemler için gereken masraf tutarını aldığına, bu tutarın üzerinde bir para almadığına, iş yerinde evrak getirip götürme ve imza işleri ile ilgilendiğine, konunun detayına vakıf olmadığına, işlemlerin hukuka uygun olarak yapıldığını düşündüğüne, para alış verişine ilişkin herhangi bir eylemi olmadığından atılı suçun oluşmadığına ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Rüşvet verdiği iddia edilen diğer sanıkların soruşturma aşamasında mağdur veya müşteki olarak ifade verdiklerine, bu nedenle kime suç isnat ettiklerine bakmaksızın ifadelerini okumadan imzaladıklarına, ifadeleri alınırken ifadeyi alanlar tarafından kendilerine telkinde bulunulduğuna, sanığın da soruşturmayı yürüten polis memuru tarafından bu polis memurunun eşinin de soruşturmada isminin geçiyor olması sebebiyle kendi dediği yönünden ifade vermesi için ikna edilmeye çalışıldığına, sanığın trafik takipçiliği yaptığı ve yasal işlem ücretlerine ek olarak rayiç bedel üzerinden takip işlemleri için ücret aldığına, bunun dışında kimseden herhangi bir ücret almadığı gibi ödeme de yapmadığına, ismi geçen polis memurlarının sehven işlemlerde hata yapmış olabileceğine, bu nedenle polis memurlarına isnat edilen suçun dolayısıyla sanığa isnat edilen suçun da oluşmayacağına ilişkindir. Sanıklar ... ve ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanık ...'ın evrak işlerini bilmemesi nedeniyle trafik takip işlemlerini sanık ...'a yaptırdığına, ...'ın işlemlerin usule aykırı olduğuna ilişkin bilgisinin bulunmadığına, ...'in işlem ücreti olarak ...'dan para aldığına, sanık ...'ın ise oğlu ...'ın iş yerindeki araçların tamir ve bakımını yaptığına, bunun dışında olaylarla ilgili hiçbir ilgi ve bilgisi olmadığına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Hazine vekilinin dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından verilen hükümlere ilişkin temyiz isteminin reddine dair ek Karar yönünden Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 237/1. maddesine göre resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından doğrudan zarar görmeyen Hazinenin kamu davalarına katılma ve aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği bu suçlardan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği, diğer taraftan 5271 sayılı Kanun'un 286/2-g maddesinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun'un 286/3. maddesinde belirtilen suçlar ve aynı Kanun'un 296/1. maddesinin ilgili bölümünde yer alan; “... temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş [ise] …, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder” şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde Hazine vekilinin sonucu itibarıyla doğru olan ek Karara yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir. 2. Sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan kurulan hüküm yönünden Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin edilen güncel nüfus kayıt örneğine göre sanığın hükümden sonra 03.08.2019 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. 3. Sanıklardan ... ve ... hakkında rüşvet alma, ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme suçlarından kurulan hükümler yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre ... dışındaki diğer sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Suç tarihinde oğlu olan sanık ... ile birlikte araç alım satımı yapan sanık ...'ın, sanık ... vasıtasıyla alım satımını yaptıkları araçlara usule aykırı olarak çeki kancası taktırdıkları ve bunun karşılığında polis memuru sanık ... ...'a ... vasıtasıyla menfaat temin ettiği kabul edilen somut olayda; sanığın aşamalarındaki beyanlarında oğlu ...'ın alım satımını yaptığı araçların tamir ve bakım işleri ile ilgilendiğini, bunun dışında araçlarla ilgili herhangi bir işe dahil olmadığını beyan ederek isnat edilen suçu inkar etmesi, ...'ın bu savunmayı destekler nitelikteki beyanları, menfaat teminine aracılık ettiği kabul edilen ...'in ise kovuşturma beyanında Bekir ile araçlardaki değişikliklere ilişkin herhangi bir görüşmesinin olmadığını beyan etmesi karşısında, sanık ...'ın atılı rüşvet verme suçunu işlediğine dair, savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı gözetilerek, "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi gereğince beraati yerine yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kabule göre de; Rüşvet suçu henüz resmi makamlarca öğrenilmeden anlatımları ile suçun ortaya çıkmasını sağlayan sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 254/2. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin nazara alınmaması, Sanıklar ... ve ...'ın beyanlarında; beş adet aracın çeki kancasında değişiklik yapılması konusunda tüm araçlar için aynı tarihte anlaşma sağlandığını belirtmeleri karşısında, aynı rüşvet anlaşmasına bağlı olarak farklı zamanlarda aynı kişiden rüşvete konu menfaatin temin edilmesinin zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirmediği, yapılan tek bir anlaşma ile suçun oluşacağı, sonradan farklı zamanlarda sağlanan veya elde edilen menfaatlerin, 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesine göre temel cezanın belirlenmesinde esas alınabileceği, aynı sanıklar arasında farklı tarihlerdeki rüşvet anlaşmaları kapsamında menfaat sağlanması durumunda ise 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca rüşvet alma ve verme fiillerinin zincirleme tek suç olarak kabul edilmesi gerekeceği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirmeler sonucu sanık ... hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ve belirtilen husus yönünden sanık ... için belirlenen cezada bu duruma göre yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanunun 3/1. maddesindeki "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerekirken, belirtilen ilkelere ve 5237 sayılı Kanun'un 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olarak hangi somut verilere dayanıldığı da gösterilmeden, kanundaki ifadelerin aynen tekrarı sonucu temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılıp, yine 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinde suçun zincirleme şekilde işlenmesi halinde cezanın 1/4'ten 3/4'üne kadar artırılabileceği öngörülmüş olup, zincirleme suç nedeniyle artırım yapılırken, orantılılık ilkesi uyarınca mağdur ve/veya fiil sayısı nazara alınıp, fiillerin süresi de gözetilerek benzer olaylarla karşılaştırıldığında suç ile ceza arasındaki dengeyi bozmayacak ve denetime imkan verecek biçimde yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşacak bir artırım oranı belirlenerek ceza tayin edilmesi gerekirken, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması sırasında bir miktar artırıma gidilmesi isabetli olacak ise de eylemlerine ilişkin olarak 1/2 oranında artırım yapılması suretiyle sanık ... hakkında fazla ceza tayini, İddianamede 5237 sayılı Kanunu'nun 53/1. maddesinin uygulanması talep edildiği halde sanıklar ... ve ...'a ek savunma hakkı tanınmadan aynı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR 1.Ön inceleme bölümünün birinci ve ikinci paragrafında açıklanan nedenlerle Hazine vekilinin katılan Hazine adına sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma ile rüşvet verme suçlarından, katılan ... adına da sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2.Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 01.10.2018 tarihli ve 2018/1064 Esas, 2018/1454 sayılı ek Kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmediğinden, Hazine vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 296/2. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,
3.Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle sanık ... müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303/1-a ile 5237 sayılı Kanun'un 64... sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının ölüm nedeniyle Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 4.Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ile ... müdafiilerinin ve İçişleri Bakanlığı adına Hazine vekilinin temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden, hükümlerin sanıklardan ..., ..., ... ve ...'in kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, 5271 sayılı Kanun’un 302/2 ve 307/5. maddeleri uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi gereği ... Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2026 tarihinde karar verildi.