Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3063 E. 2026/228 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3063
Karar No
2026/228
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/344 E., 2025/679 K. HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Esastan Reddi - (HMK 353-1-b-1) İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/463 E., 2023/451 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile birlikte dava dışı ...ve ...'in davalı TOKİ Başkanlığında düzenlenen ihalede Diyarbakır ili .... ilçesi ... Mahallesi 14 90... parsel nolu taşınmazı en yüksek teklifi sunarak satın almaya hak kazandıklarını, ihale sonrasında müvekkili, diğer alıcılar ve davalı TOKİ arasında gayrimenkul satış sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin taksitlendirilen borç bakiyesi 22.925.000,00 TL tutarındaki borçtan 1/3 oranında 9.975.000,00 TL'den sorumlu olduğunu, müvekkilinin erken kapatma ile borçlarını ödediğini, vadeden önce kapatılan borç bakiyesine bileşik faiz uygulandığını, davalı idarenin bileşik faiz hükmünü ihlal ettiğini ileri sürerek; söz konusu bileşik faiz nedeniyle haksız yere ödenen 2.995.925,47 TL'nin iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın yasal dayanağı bulunmadığını, idarenin ihale yoluyla satışa sunduğu Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi 14 90... parsel nolu taşınmazın 39.900.000,00 TL bedelle 28.04.2020 tarihli arsa satış sözleşmesi ile %25'i peşin, kalanı 60 ay vadeli olarak satışı gerçekleştirilen söz konusu taşınmazın her yıl Ocak ve Temmuz aylarında kalan taksitler üzerinden bakiye borcun ÜFE oranı nispetinde artırılarak tahsili şartıyla davacı tarafça 1/3 hisse olarak satın alındığını, davacının hissesi ile ilgili borcunu 22 Mart- 14... tarihleri arasında erken ödeyerek tapusunu almak isteyen arsa alıcılarına yönelik düzenlenen %10 indirim kampanyasından yararlanarak kapattığını, idare ile imzalanan satış sözleşmesinde yer alan hüküm çerçevesinde işlem tesis edilerek peşin kapatma yapıldığını, sözleşmede yer alan düzenlemeye aykırı herhangi bir uygulama olmadığını, dolayısıyla davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; faizin hesaplanmasında davacı ile davalı arasında düzenlenen mevcut sözleşme içeriğinde TÜİK tarafından belirlenen aylık ÜFE uygulanır hükmünün yer aldığı, dolayısıyla bileşik faiz uygulamasını davacının kabul ederek imzaladığı, mahkemece alınan 13.09.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunun dosya kapsamına uygun, denetime ve hüküm vermeye elverişli bulunduğundan hükme esas alınması gerektiği, mevcut deliller ile iddianın davacı tarafından usulünce ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalının tek taraflı olarak hazırladığı sözleşme bileşik faiz yasağına aykırı olduğundan kesin olarak hükümsüz olduğu, emredici hükme aykırı sözleşme maddesini taraflar kabul etmiş olsa dahi geçersiz olduğunu, davacıya söz hakkı tanınmadığını, müzakere edilmediğini, bilirkişi raporu ile de bileşik faiz uygulandığının tespit edildiğini, sözleşmedeki bileşik faize ilişkin hükmün genel işlem şartı nedeni ile geçersiz olduğunu, bileşik faiz yasağına ilişkin emredici yasal hükümler değerlendirilmeden davanın reddine karar verildiği, yapılan sözleşmede bileşik faiz düzenlemesi olduğunu bilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, bileşik faiz uygulaması sebebiyle haksız yere alınan bedelin iadesi istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK 1 21... maddeleri ile 3095 sayılı Kanun 3. maddesi uyarınca adi işlerde bileşik faiz kesinlikle yasaktır 6102 sayılı TTK 8. maddesi gereği; yalnızca tarafların tacir olduğu, hesap devresi üç aydan kısa olmayan cari hesap sözleşmelerinde, ticari ödünç sözleşmelerinde ve kambiyo senetlerinde rücu ilişkisinde bileşik faiz uygulanabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesine göre; Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebilir. 6100 sayılı Kanun'un 281. maddesi uyarınca; taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri gibi, Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. Somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince görüşüne başvurulan bilirkişi heyetinde toplu konut kredileri konusunda uzmanlığı bulunan bankacı bilirkişinin yer almaması nedeniyle raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, özel ve teknik bilgiyi içermediği görülmüştür. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; dosyanın toplu konut kredileri konusunda uzmanlığı bulunan 2 bankacı bilirkişi ve önceki raporu hazırlayan bilirkişi haricinde mali müşavir bilirkişiden oluşan üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna tevdi elirek, davalının taksit ödemlerine yaptığı güncellemenin bileşik faize sebebiyet verip vermediği hususunda, ilgili sözleşme ve mevzuat hükümlerine göre tereddüte yer vermeyecek şekilde, ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli, taraf ve Yargıtay denetimine uygun bir rapor aldırılması ve sonucu dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi Kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3063, K. 2026/228, T. 19.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3063-e-2026-228-k-1d03fb9d2305